İçeriğe geç

الخالق

12. isim

el-Hâlık

Takdir edip yaratan

İsim dersi · 12. isim

el-Hâlık: Ölçüp Yaratan

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Hâlık, her şeyi bir ölçüyle takdir edip yaratan demektir. Yaratmak yalnız yoktan var etmek değil, var edileni bir ölçüye, bir plana göre var etmektir. Bu ders ismi kelimesiyle, Kur'an'daki "yaratma ve ölçü" kavramlarıyla ve kâinata bir eser olarak bakmayı öğreten tefekkürle okur.

Temel

Kelime. Hâlık, h-l-k kökünden gelir. Kökün en eski anlamı ölçüp biçmek, bir şeyi yapmadan önce ölçüsünü tayin etmektir; Araplar bir deriyi kesmeden önce ölçülendirmeye de bu kökten bir fiille işaret ederdi. Buradan "yaratmak" anlamı gelişmiştir. Aynı kökten halk (yaratma, yaratılmışlar), mahlûk (yaratılmış) ve hulk (huy, ahlâk) kelimeleri türer. Türkçedeki "halk", "mahlûk" ve "ahlâk" kelimeleri de bu köktendir. Ahlâkın yaratmayla aynı kökten gelmesi dikkat çekicidir: İnsanın huyu da onun "yaratılışının" bir parçası sayılmıştır.

Üç ismin ilki. Hâlık, Haşr sûresinin son ayetinde birbirine bağlı üç isimle gelir:

Diyanet meali üç ismi "vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren" diye verir: el-Hâlık, el-Bâri' ve el-Musavvir. Üç isim yaratmanın üç aşamasını anlatır. Hâlık ilk aşamadır: ölçüyü takdir etmek ve var etmek.

Her şeyi yaratan. Kur'an yaratmanın bütünüyle Allah'a ait olduğunu söyler:

Ayet bir soruyla başlar ve yaratmayı tevhidin delili yapar: Allah gibi yaratan ortaklar olsaydı, yaratılanlar birbirine karışırdı. Oysa "her şeyi yaratan Allah'tır." Yaratıcının bir olması, kâinattaki düzenin tek bir elden çıktığını gösterir.

Ölçüyle yaratmak. Kur'an yaratmayı hep bir ölçüyle birlikte anar:

Kısa ayet, Hâlık isminin özünü söyler: Her şey bir ölçüyle yaratılmıştır. Bu ölçü kader kelimesiyle anılır; kader burada her şeyin miktarını, zamanını ve yerini belirleyen ilahî tasarım demektir.

Sinek bile. Kur'an yaratma gücünün eşsizliğini çarpıcı bir misalle anlatır:

Allah'tan başka tapılanlar bir araya gelseler bir sinek bile yaratamaz; sinek onlardan bir şey kapsa onu geri alamazlar. Misal, yaratmanın küçük görünen örneğinde bile bir aczi gösterir.

Tefekkür: Yaratılışı düşünmek. Kur'an, yaratılışı düşünmeyi akıl sahiplerinin işi olarak tarif eder:

Akıl sahipleri göklerin ve yerin yaratılışını düşünür ve bir sonuca varır: "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın." Hâlık ismini tanımak, yaratılışta bir amaç görmektir.

Allah vardı. Hz. Peygamber yaratılışın başlangıcını şöyle anlatmıştır:

Hadis, yaratılışın bir başlangıcı olduğunu ve bu başlangıçtan önce yalnız Allah'ın bulunduğunu bildirir. Hâlık ismi, bu ilk "yok"tan her şeyin var edilişinin ismidir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Hâlık, Bâri' ve Musavvir isimlerini bir bina benzetmesiyle açıklar: Önce binanın planı ve ölçüleri tayin edilir, sonra bina yapılır, en son süslenip şekillendirilir. Hâlık plan ve ölçünün, Bâri' var etmenin, Musavvir şekil vermenin ismidir. Kula düşen pay, kendi dünyasını da ölçüyle kurmaktır: İşine başlamadan önce düşünmek, planlamak, hedefini ve sınırını bilmek.

Kâinattaki izi. Kursun "görmek" basamağında Hâlık ismi, kâinattaki ölçüyü fark etmeye çağırır: Dünyanın güneşe uzaklığı, suyun donduğu ve kaynadığı sıcaklıklar, havadaki gazların oranı. Bu ölçülerden biri biraz değişse hayat bildiğimiz hâliyle sürmezdi. Kamer 49'un "her şeyi bir ölçüyle yarattık" cümlesi, bu ölçülerin her birinde yeniden okunabilir.

Derin

Derin

Yaratmak ve takdir etmek. Kur'an yaratmayı takdirle, yani ölçüp düzenlemekle birlikte anar:

Ayet iki fiili ardı ardına kullanır: "Her şeyi yarattı ve onu bir ölçüye göre düzenledi." Yaratmak ile takdir etmek birbirinden ayrılmaz; var edilen her şey, var edildiği anda bir ölçü, bir sınır ve bir görev de almıştır.

Yaratmak, düzenlemek, yol göstermek. A'lâ sûresi yaratmanın bir süreç olduğunu üç fiille anlatır:

Yaratmak, şekil vermek, ölçüyle yapmak ve yol göstermek. Süreç yaratmakla bitmez; yaratılan her şeye bir yol da gösterilir. Arı petek yapmayı, kuş göç etmeyi, bebek emmeyi öğretilmeden bilir. Hâlık isminin işi, yarattığını yolsuz bırakmamaktır.

İnsanın yaratılışı. Kur'an insanın ana rahmindeki gelişimini aşama aşama anlatır ve bir övgüyle bitirir:

Diyanet meali ayetin sonundaki ahsenü'l-hâlikîn ifadesini "biçim verenlerin en güzeli" diye çevirir; kelime-kelime anlamı "yaratıcıların en güzeli"dir. Ayet, yaratmanın bir aşamalar zinciri olduğunu ve her aşamanın bir öncekinden doğduğunu gösterir. Süreç bir "başka yaratılışla", yani insana ruh verilmesiyle tamamlanır.

Hâlık ve Hallâk. Kur'an aynı kökten ikinci bir kalıp da kullanır: el-Hallâk. Arapçada bu kalıp çokluğu ve sürekliliği anlatır; Hallâk, bir kez yaratıp bırakan değil, durmadan ve sayısız şeyi yaratandır. Kur'an bu kalıbı iki yerde, her ikisinde de "bilen" (el-Alîm) ismiyle birlikte kullanır:

İki ismin yan yana gelmesi bir bağ kurar: Yaratmak bilgi ister. Ölçüyle yaratmak, yaratılanın her ayrıntısını bilmeyi gerektirir. Yâsîn 81 bu bağı ahiret inancına bağlar: Gökleri ve yeri yaratan, insanı yeniden yaratmaya da kadirdir.

Başlatmak ve tekrarlamak. Kur'an yaratmayı bir defalık bir olay olarak değil, başlatılan ve yeniden yapılan bir iş olarak da anlatır:

Ayet muhatabın kendi ölçüsüyle konuşur: İlk kez yapmak zordur, tekrar etmek kolaydır. Yoktan yaratan için yeniden yaratmak, insanın aklına göre "daha kolay"dır. Diyanet meali ayetteki "tekrarlamak" fiilini "ölümünden sonra tekrar dirilten" diye açar. Hâlık ismi böylece yalnız geçmişe, âlemin başlangıcına değil, geleceğe, yeniden dirilişe de bakar.

İlmî

İlmî

"Yaratıcıların en güzeli" ne demek? Mü'minûn 14'teki çoğul ifade bir soru doğurur: Allah'tan başka yaratıcılar mı vardır? Müfessirler bu soruya şöyle cevap vermiştir: Halk kelimesi Arapçada yalnız yoktan var etmek anlamında değil, "ölçüp biçmek, şekil vermek" anlamında da kullanılır. İnsanlar da bu ikinci anlamda bir şeyi "halk" edebilir, yani biçimlendirebilir. Kur'an Îsâ'nın mucizesini anlatırken aynı kelimeyi kullanır:

Îsâ çamurdan kuş biçiminde bir şey "yapar" (Arapçasında ahluku); ona hayat veren ise Allah'ın iznidir. Buna göre insanın "yaratması" şekil vermekten ibarettir; yoktan var etmek ve hayat vermek yalnız Allah'a aittir.

Fiillerin yaratılması. Kelâm tarihinin en büyük tartışmalarından biri, insanın fiillerini kimin yarattığı sorusudur. Ehl-i Sünnet âlimleri bu konuda şu ayete dayanmıştır:

Ayet İbrahim'in putperestlere söylediği bir sözü aktarır: "Sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır." Ehl-i Sünnet'e göre insanın fiilleri de Allah tarafından yaratılır, ama insan o fiili seçer ve kazanır (kesb); sorumluluk bu seçimden doğar. Mu'tezile ise insanın kendi fiillerini kendisinin yarattığını savunmuş, aksi hâlde sorumluluğun anlamsızlaşacağını söylemiştir. Ayetteki "yaptıklarınız" ifadesinin fiilleri mi yoksa yontulan putları mı kastettiği de bu tartışmanın bir parçası olmuştur.

Takdir mi, var etme mi? İsmin iki anlamı iki ayrı sıfata bağlanabilir. Hâlık "ölçüyü takdir eden" diye anlaşılırsa, isim ilim ve irade sıfatlarına döner: Ölçüyü bilen ve dileyen. "Yoktan var eden" diye anlaşılırsa, kudret sıfatına döner. Birinci anlamda yaratılan şey henüz var olmadan önce de Hâlık'ın bilgisinde vardır; ikinci anlamda Hâlık ismi, o bilginin varlığa çıkışını anlatır. Bu ders iki anlamı birlikte okur, çünkü Furkân 2 ve A'lâ 2–3 yaratmayı ve takdiri aynı cümlede birleştirir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Hâlık

Hâlık kalıbı Kur'an'da on dört ayette geçer: on iki ayette Hâlık, iki ayette Hallâk. Bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Dördünde aynı cümle tekrarlanır: Allah her şeyin yaratanıdır (En'âm 102, Ra'd 16, Zümer 62, Ğâfir 62). İkisinde ise kelime insanın yaratılışının ilanıdır: Hicr 28 ve Sâd 71'de Allah meleklere bir insan yaratacağını bildirir. Bu dersin İlmî seviyesi "yaratıcıların en güzeli" ifadesini, fiillerin yaratılması tartışmasını ve takdir ile var etme ayrımını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: kökün ölçü anlamı
Beyhakî (ö. 458/1066)el-Esmâ ve's-sıfâtDelil: tekrarlanan cümle
Gazâlî (ö. 505/1111)İhyâu ulûmi'd-dînAhlâk: halk ve huluk
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybKelâm: Tûr 35'teki delil

Zeccâc: Ölçünün izi. Dilci şârihler ismin anlamını kökün en eski kullanımından kurar; dersin Temel seviyesinde anlatılan deri ölçme örneği bu kullanımdır. Bu sayfanın Kök ve dil bölümü aynı kökten başka kelimeleri de gösterir ve onlar bu anlamı destekler. Halâk kelimesi Kur'an'da pay anlamında geçer; Bakara 200 ve Âl-i İmrân 77'de ahirette payı olmayanlardan söz edilir. Pay, ölçülüp ayrılmış bir şeydir. İhtilâk ise Sâd 7'de uydurma anlamındadır: Aslı olmayan bir sözü kendi ölçüsüyle biçimlendirmek. Diyanet meali Sâffât 125'teki ahsenü'l-hâlikîn ifadesini de "biçim verenlerin en iyisi" diye çevirir. Dilci için sonuç şudur: Bu kökün her kullanımında bir ölçü ve biçim vardır.

Beyhakî: Tekrarlanan cümle. Delil derleyicisi bu ismin dayanağını hem Haşr 24'te hem de dört kez tekrarlanan "her şeyin yaratanı" cümlesinde bulur. Bu cümlenin dört geçişinin dördünde de yakınında tevhid vardır: O'ndan başka tanrı olmadığı, kulluğun O'na yapılacağı ya da O'nun her şeye vekil olduğu söylenir. Delil derleyicisi için bu yan yanalık bir hüküm taşır: Yaratmak, ibadete layık olmanın gerekçesidir. Yaratmayan kulluğa da layık değildir; dersin Hac 73 kutusu aynı sonucu sinek misaliyle verir.

Gazâlî: Halk ve huluk. Gazâlî'nin el-Maksad'daki bina benzetmesi dersin Temel seviyesinde anlatıldı. İhyâ'nın nefis terbiyesine ayrılmış kitabında ise aynı kökten iki kelimeyi yan yana koyar: halk dış görünüşü, huluk iç yapıyı anlatır. Kalem 4'te Hz. Peygamber'in büyük bir ahlâka sahip olduğu bildirilir ve buradaki kelime huluktur. Gazâlî'ye göre dış biçim gibi iç biçimin de güzeli ve çirkini vardır; dış biçim insanın elinde değildir, ama iç biçim terbiyeyle değişebilir. Böylece Hâlık ismi kul için bir sorumluluğa dönüşür: Allah'ın verdiği dış biçimi kabul etmek, iç biçimi ise güzelleştirmeye çalışmak.

Râzî: Tûr 35'teki delil. Kelâmcı şârih bu ismin Kur'an'daki bir geçişini bir delil olarak okur. Tûr 35'te bir soru sorulur: İnsanlar yaratan olmaksızın mı yaratıldılar, yoksa yaratanlar kendileri midir? Râzî'nin tefsirinde bu soru bir ayırma delili olarak açıklanır. İnsan ya hiçbir sebep olmadan var olmuştur, ya kendini yaratmıştır, ya da onu bir yaratan var etmiştir. İlk ikisi akla aykırıdır, çünkü yok olan bir şey ne kendiliğinden var olabilir ne de kendini var edebilir. Geriye üçüncüsü kalır. Vâkıa 59'daki "yaratan siz misiniz" sorusu da aynı yolu izler.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci kökteki ölçüyü, delil derleyici yaratmak ile ibadet arasındaki bağı, Gazâlî dış biçim ile iç biçimin ayrımını, kelâmcı ise yaratanın varlığına giden akli yolu öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Hâlık yalnız bir başlangıcın adı değil, ölçünün, sorumluluğun ve kulluğun da kaynağıdır.

Durup düşün

  • Hayatında "boşuna" olduğunu düşündüğün bir şey var mı? Âl-i İmrân 191'deki "sen bunu boşuna yaratmadın" cümlesi ona nasıl bakmanı ister?

  • Kendi huylarından hangisini "ölçüsüz" buluyorsun? Onu nasıl ölçüye getirebilirsin?

  • Bugün seni hayran bırakan bir yaratılış ayrıntısı oldu mu: bir yaprak, bir yüz, bir ses?

Uygulama

Bugün bir canlıyı ya da doğal bir nesneyi (bir yaprak, bir taş, elin) beş dakika boyunca dikkatle incele. Ölçüsünü, düzenini, simetrisini ya da kusur gibi görünen yerlerini fark et. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bu incelemenin sende uyandırdığı soruyu ve Kamer 49'u yan yana yaz.

Kendini sına

  1. H-l-k kökünün en eski anlamı nedir ve bu kökten Türkçeye hangi kelimeler geçmiştir?
    Cevabı göster

    Ölçüp biçmek, bir şeyi yapmadan önce ölçüsünü tayin etmek. Halk, mahlûk ve ahlâk kelimeleri bu köktendir.

  2. Gazâlî Hâlık, Bâri' ve Musavvir isimlerini hangi benzetmeyle açıklar?
    Cevabı göster

    Bir bina benzetmesiyle. Hâlık plan ve ölçüyü tayin etmenin, Bâri' var etmenin, Musavvir şekil vermenin ismidir.

  3. Mü'minûn 14'teki "yaratıcıların en güzeli" ifadesi Allah'tan başka yaratıcı olduğunu mu gösterir?
    Cevabı göster

    Hayır. Halk kelimesi "şekil vermek" anlamında insanlar için de kullanılabilir; yoktan var etmek ve hayat vermek yalnız Allah'a aittir. Îsâ'nın çamurdan kuş yapması (Âl-i İmrân 49) bunun örneğidir.

  4. Ehl-i Sünnet ile Mu'tezile insanın fiillerinin yaratılması konusunda nasıl ayrılır?
    Cevabı göster

    Ehl-i Sünnet'e göre fiilleri Allah yaratır, insan seçer ve kazanır (kesb). Mu'tezile'ye göre insan kendi fiillerini kendisi yaratır.

Kur'an'da el-Hâlık

Kelimeler (خالِق, خَلّاق) Kur'an'da 14 kez, 14 ayette ve 13 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Hicr2
  • En'âm1
  • Ra'd1
  • Mü'minûn1
  • Fâtır1
  • Yâsîn1
  • Sâffât1
  • Sâd1

ve 5 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. En'âm 102

    ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ فَٱعْبُدُوهُ ۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ وَكِيلٌۭ

    İşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O'na kulluk edin; O her şeye de vekildir.

  2. Ra'd 16Derste işleniyor

    قُلْ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ قُلِ ٱللَّهُ ۚ قُلْ أَفَٱتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ لَا يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعًۭا وَلَا ضَرًّۭا ۚ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِى ٱلظُّلُمَٰتُ وَٱلنُّورُ ۗ أَمْ جَعَلُوا۟ لِلَّهِ شُرَكَآءَ خَلَقُوا۟ كَخَلْقِهِۦ فَتَشَٰبَهَ ٱلْخَلْقُ عَلَيْهِمْ ۚ قُلِ ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ وَهُوَ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّٰرُ

    De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?", "Allah'tır" de. "Onu bırakıp, kendilerine bir fayda ve zararı olmayan dostlar mı edindiniz?" de. "Kör ile gören bir olur mu? Veya karanlıkla aydınlık bir midir?" de. Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler? De ki: "Her şeyi yaratan Allah'tır. O, her şeye üstün gelen tek Tanrı'dır."

  3. Hicr 28

    وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن صَلْصَٰلٍۢ مِّنْ حَمَإٍۢ مَّسْنُونٍۢ

    'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

  4. Hicr 86Derste işleniyor

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.

  5. Mü'minûn 14Derste işleniyor

    ثُمَّ خَلَقْنَا ٱلنُّطْفَةَ عَلَقَةًۭ فَخَلَقْنَا ٱلْعَلَقَةَ مُضْغَةًۭ فَخَلَقْنَا ٱلْمُضْغَةَ عِظَٰمًۭا فَكَسَوْنَا ٱلْعِظَٰمَ لَحْمًۭا ثُمَّ أَنشَأْنَٰهُ خَلْقًا ءَاخَرَ ۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحْسَنُ ٱلْخَٰلِقِينَ

    Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!

  6. Fâtır 3

    يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ هَلْ مِنْ خَٰلِقٍ غَيْرُ ٱللَّهِ يَرْزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?

  7. Yâsîn 81Derste işleniyor

    أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.

  8. Sâffât 125

    أَتَدْعُونَ بَعْلًۭا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَٰلِقِينَ

    Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.

  9. Sâd 71

    إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن طِينٍۢ

    Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."

  10. Zümer 62

    ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ وَكِيلٌۭ

    Allah her şeyin yaratanıdır. O her şeye Vekil'dir.

  11. Ğâfir 62

    ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ

    İşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz?

  12. Tûr 35

    أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَٰلِقُونَ

    Onlar, yaratan olmaksızın mı yaratıldılar yoksa yaratanlar kendileri midir?

Bütün geçişler (14 ayet)

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

خ-ل-قKur'an'da 261 kelime, 8 farklı türev

İlk resim: Bir şeyi ölçüp biçmek (takdir); deriyi kesmeden önce ölçmek.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
خَلَقَyarattıFiil184Bakara 21
خَلْقyaratma; yaratılış; yaratılmışlarİsim52Bakara 164
خالِقisim kalıbıyaratan; ölçüsünü takdir edenİsim12En'âm 102
خَلاقpay, nasipİsim6Bakara 102
خَلّاقisim kalıbıdurmadan yaratanİsim2Hicr 86
مُخَلَّقَةşekli tamamlanmış (cenin)İsim2Hac 5
خُلُقhuy, ahlak; âdetİsim2Şuarâ 137
اخْتِلاقuydurmaİsim1Sâd 7

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.