İçeriğe geç

المتكبر

11. isim

el-Mütekebbir

Büyüklükte eşi olmayan

İsim dersi · 11. isim

el-Mütekebbir: Büyüklük Yalnız O'nun

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Mütekebbir, büyüklükte eşi olmayan, büyüklüğü yalnız kendisine ait olan demektir. Aynı kök insanda en ağır kusurlardan birinin, kibrin adıdır; Allah'a isim olduğunda ise hakikatin kendisini anlatır. Bu ders, büyüklüğün neden yalnız O'na yakıştığını ve "Allâhu ekber" cümlesinin ne söylediğini okur.

Temel

Kelime. Mütekebbir, k-b-r kökünden gelir. Kökün temel anlamı büyüklüktür. Aynı kökten kebîr (büyük), kibriyâ (yücelik, büyüklük), tekbîr (büyüklüğünü ilan etmek) ve kibir (kendini büyük görmek) kelimeleri türer. Türkçede "kibir", "tekbir" ve "Allâhu ekber" hep bu köktendir. Tefe''ul kalıbındaki Mütekebbir, büyüklüğün kendisine ait olduğunu açığa vuran demektir.

İsimler dizisinde. Mütekebbir, Haşr sûresinin isimleri saydığı ayette en sonda gelir ve hemen ardından bir tesbih cümlesi gelir:

Diyanet meali bu ismi "ulu olan" diye verir. Ayetin sonundaki "Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir" cümlesi, büyüklüğün paylaşılamaz olduğunu hatırlatır. Büyüklükte ortak kabul etmek, büyüklüğü bölmektir.

Büyüklük O'nundur. Kur'an bu ismin anlamını bir ayette açıkça söyler:

Diyanet meali Arapçadaki kibriyâ kelimesini "azamet" diye çevirir. Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. Ayet bunu hamd ile birlikte anar: Övgü de büyüklük de aynı yere aittir.

Aynı kelime, iki anlam. Mütekebbir kelimesi Allah'a isim olduğunda övgü, insana sıfat olduğunda yergidir. Sebebi basittir: Büyüklük gerçekte kime aitse ona yakışır. Allah'ın büyüklüğü hakikattir; kendini büyük gösterirken gerçeği gösterir. İnsan ise kendini büyük gösterirken kendisine ait olmayanı sahiplenir. Kur'an bu yüzden insandaki kibri, kendini Allah'ın yerine koymanın ilk adımı olarak anlatır.

İlk kibir. Kur'an'da kibrin ilk örneği İblis'tir:

İblis'in secdeden kaçınmasının sebebi "büyüklük taslamak"tır. Başka ayetlerde onun gerekçesi de aktarılır: Kendisini ateşten, Âdem'i topraktan yaratılmış görür ve kendini üstün sayar. İlk isyan bir bilgi eksikliğinden değil, bir kibirden doğar.

Kibrin tarifi. Hz. Peygamber kibri iki cümleyle tarif etmiştir:

Tarif kibri dış görünüşten ayırır: Güzel giyinmek kibir değildir. Kibir iki şeydir: hakkı reddetmek ve insanları hor görmek.

Tekbir. Kur'an Hz. Peygamber'e ilk emirlerinden birinde şöyle der:

Arapçasında emir "fe-kebbir"dir, yani "Rabbinin büyüklüğünü ilan et". Namazın "Allâhu ekber" ile başlaması bu emrin günlük karşılığıdır. "Allâhu ekber", "Allah en büyüktür" ya da "Allah her şeyden büyüktür" demektir: Namaza giren kişi, o anda aklını meşgul eden her şeyin Allah'tan küçük olduğunu ilan eder.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Mütekebbir'i, kendi zâtı dışındaki her şeyi kendi büyüklüğü karşısında küçük gören ve bu görüşünde haklı olan diye açıklar. Kula düşen pay, bu anlamın insana yakışan tek biçimidir: Kalbini Allah'tan alıkoyan her şeyi küçük görmek, dünyanın süsleri ve nefsin istekleri karşısında büyüklenmek. Gazâlî'ye göre kulun kibri insanlara değil, onu Allah'tan uzaklaştıran şeylere yönelmelidir.

Kâinattaki izi. Kursun "görmek" basamağında Mütekebbir ismi, insanın kendi küçüklüğünü fark etmesine çağırır: Gece gökyüzüne bakan biri, sayamayacağı kadar yıldız görür; her biri bizim güneşimiz gibi bir güneştir. Bu manzara insanın büyüklük iddiasını sessizce düzeltir.

Derin

Derin

Kibrin sonucu: Görememek. Kur'an kibrin bilgiye de zarar verdiğini söyler:

Ayete göre haksız yere büyüklük taslayanlar ayetleri görseler de inanmaz, doğru yolu görseler de benimsemez. Kibir bir perde gibidir: Kendini büyük gören, kendisinden büyük olanı göremez. Hakkı kabul etmemek, hadisteki tarifin ilk parçasıdır.

Kibir ve sevgi. Kur'an kibirli insanlarla ilgili yargısını sevgi üzerinden verir:

Ayet, Allah'ın gizlediklerini de açığa vurduklarını da bildiğini söyledikten sonra büyüklük taslayanları sevmediğini bildirir. Kibir çoğu zaman gizlenir; insan onu kendinden bile saklar. Ayetin ilk yarısı bu gizliliği hatırlatır.

Lokmân'ın öğüdü. Kur'an, bir babanın oğluna verdiği öğütler arasında kibrin gündelik biçimlerini sayar:

İnsanları küçümseyip yüz çevirmek, yeryüzünde böbürlenerek yürümek. Kibir burada bir fikir değil, bir yüz ifadesi ve bir yürüyüştür. Lokmân'ın öğüdü, kibrin bedende nasıl göründüğünü tarif eder. Hemen ardından gelen ayet, kibrin karşısına somut bir ölçü koyar:

Öğüt yasaklamakla kalmaz, bir alternatif de gösterir: ölçülü bir yürüyüş ve alçak bir ses. Tevazu da kibir gibi bedende görünür.

Duadan kaçınmak. Kur'an kibrin en ince biçimlerinden birini dua ile ilişkilendirir:

Ayet önce duaya çağırır, sonra ona kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenleri uyarır. Dua etmek bir ihtiyacı kabul etmektir; kibirli insan ihtiyacını kabul etmekte zorlanır. Bu yüzden dua, kibrin ilacı olarak da okunabilir.

Kibriyâ elbisesi. Hz. Peygamber, büyüklüğün yalnız Allah'a ait olduğunu bir kudsî hadiste şöyle bildirmiştir:

İzâr ve ridâ, Arapların giydiği iki parçalı giysinin adlarıdır. Benzetme, izzet ve büyüklüğün Allah'ın kendisine ait bir örtüsü olduğunu anlatır: Başkasının elbisesini giymeye çalışmak, hem haksız hem gülünçtür.

İlmî

İlmî

Tefe''ul kalıbı. Arapçada tefe''ul kalıbı çoğu zaman bir niteliği taklit etmek, olmadığı hâlde öyle görünmek anlamına gelir: tekebbür (büyüklük taslamak), teşeccu' (cesur görünmek) gibi. Âlimler bu kalıbın Allah için nasıl kullanılabildiğini tartışmıştır. Yaygın açıklamaya göre kalıp burada taklit değil, açığa vurma anlamındadır: Mütekebbir, büyüklüğü gerçekte kendisine ait olan ve bunu açığa vuran demektir. İnsan için aynı kalıp "kendisinde olmayanı taslamak" anlamına döner; bu yüzden insanda kusurdur.

Kebîr, Mütekebbir ve Ekber. Tirmizî listesinde bu kökten iki isim vardır: el-Mütekebbir (11. isim) ve el-Kebîr (38. isim). Kebîr büyüklüğün kendisini, Mütekebbir büyüklüğün açığa vurulmasını ve paylaşılmazlığını öne çıkarır. "Allâhu ekber" ifadesindeki ekber ise bir karşılaştırma kalıbıdır ve dilciler onun "her şeyden daha büyük" mü yoksa "büyüklüğü akla gelen her şeyden daha büyük" mü anlamına geldiğini tartışmıştır. İkinci yoruma göre tekbir, insanın zihninde kurduğu her "büyük" kavramını da aşan bir ilandır.

Kibir ve ucb. Ahlâk kitapları kibri ona yakın bir kusurdan, ucbtan (kendini beğenme) ayırır. Gazâlî İhyâ'da bu ikisine birlikte ayrı bir kitap ayırır. Ayrıma göre ucb, insanın kendi niteliklerine hayran olmasıdır ve bir başkasına ihtiyaç duymaz; insan ıssız bir adada da kendini beğenebilir. Kibir ise bir karşılaştırma içerir: Kendini başkalarından üstün görmek ve onları küçümsemek. Ucb kibrin tohumu gibidir; kendini beğenen, bir gün başkalarını küçümsemeye başlar.

Gereği gibi büyüklemek. Kur'an İsrâ sûresini bir tekbir emriyle bitirir:

Ayetin sonundaki "O'nu gereği gibi büyükle" emri, tekbirin yalnız bir söz olmadığını hatırlatır: Allah'ı büyüklemek, O'na çocuk, ortak ya da yardımcı isnat etmemekle birlikte olur. Tekbirin içeriği, tevhidin kendisidir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Mütekebbir

el-Mütekebbir kelimesi Kur'an'da yedi ayette geçer. Bu sayfanın Kur'an'da bölümüne göre bunlardan yalnız biri, Haşr 23, kelimeyi Allah'ın ismi olarak kullanır. Öbür altısı büyüklenen insanlar hakkındadır; dördünde aynı kalıp cümle tekrarlanır: Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür. Cebbâr'da görülen tablo burada daha da keskindir. Bu dersin İlmî seviyesi tefe''ul kalıbını, Kebîr ile farkı ve kibir ile ucb ayrımını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: kökün Kur'an'daki fiil kalıpları
Hattâbî (ö. 388/998)Şe'nü'd-duâAnlam: iki yorum
Beyhakî (ö. 458/1066)el-Esmâ ve's-sıfâtDelil: kibriyânın iki geçişi
Kuşeyrî (ö. 465/1072)er-RisâleZikir: tevazu
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Levâmiu'l-beyyinâtKelâm: ismin türü

Zeccâc: İki kalıp. Dilci şârihler ismin kalıbını kökün öbür kalıplarıyla birlikte okur. Bu sayfanın Kök ve dil bölümü kökün Kur'an'daki bütün kelimelerini sayar ve dikkat çekici bir sonuç verir: İnsanın büyüklenmesini anlatan en sık fiil istekberedir ve 40 kez geçer. Bu kalıp bir şeyi istemeyi, ona talip olmayı bildirir: İnsan büyüklüğe sahip değildir, onu ister ve kendine mal etmeye çalışır. İblis'in secdeden kaçınışı da Bakara 34'te bu fiille anlatılır. Mütekebbir ise ismin kalıbıdır ve dersin İlmî seviyesinde anlatıldığı gibi Allah için açığa vurmayı bildirir. Dilci için ayrım açıktır: Biri olmayanı ister, öbürü olanı gösterir.

Hattâbî: İki yorum. Hattâbî'nin dua şerhinde bu isim için iki yorum aktarılır. Birincisine göre Mütekebbir, yaratılmışların niteliklerinden yüce ve uzak olandır. İkincisine göre ise yaratılmışlardan azgınlık edenlere karşı büyüklüğünü gösteren, onların büyüklenmesini kıran demektir. Birinci yorum ismi Kuddûs'a yaklaştırır, ikincisi Cebbâr'a. İsmin Haşr 23'te bu ikisinin ardından gelmesi iki yorumun da dizide bir karşılığı olduğunu gösterir.

Beyhakî: Kibriyânın iki geçişi. Delil derleyicisi ismin dayanağını Haşr 23'te ve dersin Derin seviyesindeki kudsî hadiste bulur. Kök verisi bu delile bir karşılaştırma ekler: Kibriyâ kelimesi Kur'an'da yalnız iki kez geçer. Câsiye 37'de göklerde ve yerde büyüklüğün Allah'a ait olduğu bildirilir. Yûnus 78'de ise Firavun'un adamları Mûsâ ile Hârûn'u, yeryüzünün büyükleri olmak istemekle suçlar. Aynı kelime bir ayette Allah'ın sıfatı, öbüründe insanların birbirinden kıskandığı dünya üstünlüğüdür. Kudsî hadisin dediği de budur: Bu elbiseyi paylaşmaya kalkan, ona sahip olmayanı ister.

Kuşeyrî: Tevazu. Kuşeyrî er-Risâle'de huşû ve tevazua ayrı bir bab ayırır. Sûfî gelenekte bu ismin kuldaki payı, ismin kendisini taklit etmek değil, karşısında doğru durmaktır. Büyüklük Allah'a ait olduğuna göre kula düşen, kendini olduğundan büyük görmemektir. Bu gelenekte tevazu, insanın kendini küçük düşürmesi değil, hakikati kabul etmesidir: Kul, sahip olmadığı büyüklüğü bırakınca rahatlar. Ğâfir 27'de Mûsâ'nın büyüklenen herkesten Allah'a sığınması da bu yönden okunur.

Râzî: İsmin türü. Kelâmcı şârih isimleri işaret ettikleri anlamın türüne göre sınıflandırır. Hattâbî'nin birinci yorumu Mütekebbir'i bir nefy ismi yapar: Yaratılmışların eksikliklerinin Allah'tan nefyi. İkinci yorum ise onu fiil ve ilişki bildiren bir isme çevirir: Büyüklenenlere karşı büyüklüğün gösterilmesi. Râzî'nin sınıflama yöntemi bu iki okumanın birbirini dışlamadığını gösterir; aynı isim, bir yönüyle Allah'ın zâtını tenzih eder, öbür yönüyle yaratılmışlarla ilişkisini anlatır.

Karşılaştırma. Beş şârih aynı ismin beş yüzüne bakar. Dilci istemek ile göstermek arasındaki kalıp farkını, Hattâbî iki yorumu, delil derleyici kibriyânın iki geçişini, sûfî tevazuyu, kelâmcı ise ismin türünü öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Büyüklük bir kişiye aitse ona yakışır; ait olmayana taslandığında kusurun ta kendisi olur.

Durup düşün

  • Hadisteki tarife göre kibir iki şeydir: hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemek. Bu ikisinden hangisi sende daha gizli duruyor?

  • Namaza "Allâhu ekber" diyerek başladığında, o anda zihnini meşgul eden hangi "büyük" şey küçülüyor?

  • Lokmân'ın öğüdündeki gibi, bedeninde kibrin göründüğü bir yer var mı: bir bakış, bir ses tonu, bir yürüyüş?

Uygulama

Bugün bir konuşmada haklı olmadığını fark ettiğin bir an olursa bunu açıkça kabul et. Ya da genellikle küçümsediğin birinin bir iyiliğini fark edip ona söyle. Akşam Tefekkür Defteri'ne, hakkı kabul etmenin ya da birini takdir etmenin içinde neye dokunduğunu yaz.

Kendini sına

  1. Mütekebbir kelimesi Allah için neden övgü, insan için neden yergidir?
    Cevabı göster

    Büyüklük gerçekte Allah'a aittir; O kendini büyük gösterirken hakikati gösterir. İnsan ise kendini büyük gösterirken kendisine ait olmayanı sahiplenir.

  2. Hz. Peygamber kibri nasıl tarif etmiştir?
    Cevabı göster

    Hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemek (Müslim, Îmân). Güzel giyinmek kibir sayılmamıştır.

  3. Kur'an'da kibrin ilk örneği kimdir ve kibri neye yol açmıştır?
    Cevabı göster

    İblis'tir; secdeden kaçınmış, büyüklük taslamış ve inkâr edenlerden olmuştur (Bakara 34).

  4. Gazâlî'ye göre kulun Mütekebbir isminden payı nedir?
    Cevabı göster

    İnsanlara karşı değil, kalbini Allah'tan alıkoyan dünyanın süslerine ve nefsin isteklerine karşı büyüklenmek, onları küçük görmektir.

Kur'an'da el-Mütekebbir

Kelime (مُتَكَبِّر) Kur'an'da 7 kez, 7 ayette ve 4 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Ğâfir3
  • Zümer2
  • Nahl1
  • Haşr1

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Nahl 29

    فَٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَلَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

    Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!

  2. Zümer 60

    وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ ۚ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًۭى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ

    Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görürsün. Böbürlenenler için cehennemde bir durak olmaz olur mu?

  3. Zümer 72

    قِيلَ ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

    Onlara: "Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!" denir.

  4. Ğâfir 27

    وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍۢ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ

    Musa: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.

  5. Ğâfir 35

    ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۖ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍۢ جَبَّارٍۢ

    "Bunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler."

  6. Ğâfir 76

    ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ

    Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!

  7. Haşr 23Derste işleniyor

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْمَلِكُ ٱلْقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلْمُؤْمِنُ ٱلْمُهَيْمِنُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْجَبَّارُ ٱلْمُتَكَبِّرُ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ك-ب-رKur'an'da 161 kelime, 18 farklı türev

İlk resim: Büyüklük: hacimce, yaşça ya da değerce büyük olmak.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
اسْتَكْبَرَbüyüklük tasladıFiil40Bakara 34
كَبِيرbüyük; yaşlıİsim40Bakara 217
أَكْبَرdaha büyük, en büyükİsim24Bakara 217
كَبُرَbüyük geldi, ağır geldiFiil8Nisâ 6
كَبِيرَةbüyük (günah); ağır gelenİsim7Bakara 45
مُتَكَبِّرisim kalıbıbüyüklük taslayan; Allah için azamette eşsizİsim7Nahl 29
كُبْرَىen büyükİsim7Tâhâ 23
كِبَرyaşlılıkİsim6Bakara 266
مُسْتَكْبِرbüyüklenenİsim6Nahl 22
كَبِّرْyücelt, tekbir getirFiil4Bakara 185
يَتَكَبَّرُbüyüklenirFiil2A'râf 13
كِبْرِياءazamet, büyüklükİsim2Yûnus 78
كِبْرkibir; bir işin asıl yüküİsim2Nûr 11
اسْتِكْبارbüyüklenmeİsim2Fâtır 43
أَكْبَرْgözünde büyüttüFiil1Yûsuf 31
تَكْبِيرyüceltmeİsim1İsrâ 111
كُبَراءbüyükler, ileri gelenlerİsim1Ahzâb 67
كُبّارpek büyük (tuzak)İsim1Nûh 22

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.