İçeriğe geç

العزيز

9. isim

el-Azîz

İzzet sahibi, yenilmez

İsim dersi · 9. isim

el-Azîz: İzzetin Sahibi

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Azîz, izzet sahibi, galip ve yenilmez olan demektir. İzzet, bir varlığın hem güçlü hem değerli hem de ulaşılmaz olmasıdır. Bu ders ismi kelimesiyle, Kur'an'daki izzet kavramıyla ve insanın izzeti nerede araması gerektiği sorusuyla okur.

Temel

Kelime. Azîz, a-z-z kökünden gelir. Kök üç anlamı birlikte taşır: galip gelmek ve yenilmemek, güçlü ve sağlam olmak, nadir ve değerli olmak. Arapçada "azze'ş-şey'ü" denildiğinde bir şeyin bulunmaz, kıymetli hâle geldiği anlatılır. Türkçede "aziz" kelimesi daha çok "sevgili, değerli" anlamında kullanılır: "aziz dostum" deriz. Arapçadaki anlam daha geniştir; değerin yanında gücü ve yenilmezliği de taşır. İzzet ise bu niteliğin adıdır: şeref, onur, güç.

İsimler dizisinde. Azîz, Haşr sûresinde Müheymin'den sonra gelir:

Diyanet meali bu ismi "güçlü" diye verir. Haşr'ın son ayeti de isimleri sayarken "O güçlüdür, Hakîm'dir" diye biter. Azîz ismi Kur'an'da en sık Hakîm ile çift gelir: Güç, hikmetle birlikte anılır. Gücün hikmetsiz olması zulme, hikmetin güçsüz olması acze varır; iki isim birbirini tamamlar.

İzzet kimindir? Kur'an izzetin kaynağını açıkça söyler:

Diyanet meali "izzet" kelimesini burada "kudret" diye çevirir. Ayet izzet isteyen insana bir yol gösterir: İzzet bütünüyle Allah'ındır; onu isteyen, O'na yönelmelidir. Ayetin devamı da bu yönelişin nasıl olduğunu söyler: Güzel sözler O'na yükselir ve onları salih amel yükseltir. İzzet, bir makamla değil, güzel söz ve iyi amelle kazanılır.

Yanlış yerde aranan izzet. Kur'an, izzeti yanlış yerde arayanları uyarır:

Ayet, inananları bırakıp inkârcıların yanında şeref arayanlara bir soru sorar ve cevabını verir: İzzet bütünüyle Allah'ındır. İnsanın değeri, kendisinden güçlü görünenlerin yanında durmakla artmaz.

Mü'minin izzeti. İzzet Allah'a aittir, ama Allah onu inananlara da verir:

Diyanet meali "izzet"i burada "şeref" diye verir. Münafıkların "şerefli olanlar, alçakları Medine'den çıkaracak" sözüne karşı ayet, şerefin Allah'a, Peygambere ve inananlara ait olduğunu bildirir. Mü'minin izzeti kendinden değil, Allah'a bağlılığından gelir.

İzzetin yolu: affetmek ve alçakgönüllülük. Hz. Peygamber izzetin şaşırtıcı yollarını şöyle göstermiştir:

Hadis, insanın izzeti kaybedeceğini sandığı iki davranışı izzetin sebebi olarak gösterir: affetmek ve alçakgönüllü olmak. İnsan affettiğinde küçüleceğini, tevazu gösterdiğinde değerinin düşeceğini sanır; hadise göre tam tersi olur.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Azîz'i üç şartla tanımlar: benzeri çok az bulunan, kendisine çok ihtiyaç duyulan ve kendisine ulaşılması zor olan. Bu üç şart ancak Allah'ta tam olarak bulunur. Kula düşen pay, bu şartlara kendi ölçüsünde yaklaşmaktır: İnsanların dinî ve ahlâkî ihtiyaçlarını karşılayan, benzeri az bulunan bir erdem sahibi olmak. Gazâlî'ye göre peygamberler, âlimler ve salih insanlar bu ismin kullardaki en yüksek örnekleridir.

Kâinattaki izi. Kursun "görmek" basamağında Azîz ismi, kâinattaki yenilmez düzeni fark etmeye çağırır: Dağların ağırlığı, denizin sınırını aşmaması, yıldızların yörüngesinden çıkmaması. İnsan bu düzeni değiştiremez; yalnız onun içinde yaşamayı öğrenir.

Derin

Derin

Güçlü ve merhametli. Şuarâ sûresinde bir cümle sekiz kez tekrarlanır:

Cümle, peygamber kıssalarının her birinin sonunda gelir. Her kıssada bir kavim uyarılır, uyarıyı reddeder ve helak olur; ardından "Rabbin güçlüdür, merhametlidir" denir. Azîz ismi helakin kudretini, Rahîm ismi ise uyarının ve mühletin rahmetini anlatır. İki isim yan yana geldiğinde bir denge kurulur: Güç, merhametle birlikte kullanılır.

Dilediğini aziz kılar. Âl-i İmrân'daki bilinen dua izzetin kimin elinde olduğunu hatırlatır:

Duadaki "dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın" ifadesi, izzet ile zilletin (alçalmanın) kaynağını aynı yere bağlar. Tirmizî listesinde bu iki fiilin isimleri de vardır: el-Muizz (izzet veren) ve el-Müzill (zillete düşüren). Azîz izzetin sahibi, Muizz ise onu verendir.

İki yöne izzet. Kur'an, Allah'ın sevdiği bir topluluğu tarif ederken izzeti bir ahlâk dengesi olarak anlatır:

Diyanet meali ayetteki iki kelimeyi "alçak gönüllü" ve "güçlü" diye çevirir; Arapçasında ikincisi eizze, yani izzet kökündendir. Topluluk inananlara karşı alçakgönüllü, inkârcılara karşı ise onurlu ve eğilmezdir. İzzet burada kibir değildir; yalnız hakkın karşısında eğilmeyen bir onurdur. Aynı insanlar kardeşleri önünde tevazu gösterir.

Sahte izzet. Kur'an, Firavun'un sarayındaki bir sahnede insan elinde kurulan izzetin ne kadar çabuk çöktüğünü gösterir. Mûsâ ile yarışmaya çağrılan sihirbazlar işe şöyle başlar:

Diyanet meali yemini "Firavun hakkı için" diye verir; Arapçasında sihirbazlar "Firavun'un izzetine andolsun" der. Firavun'un izzetine yemin ederek iplerini ve değneklerini atarlar. Birkaç ayet sonra aynı insanlar, Mûsâ'nın asasının onların uydurduklarını yuttuğunu görünce secdeye kapanır:

Sahne, izzetin iki kaynağını karşı karşıya getirir: bir hükümdarın izzeti ve Âlemlerin Rabbinin izzeti. Birincisine yemin edenler, ikincisini görünce ona boyun eğer. İnsanın elinde kurulan izzet, hakikat karşısında bir anda dağılır.

Ana rahminde şekil veren. Azîz isminin Kur'an'daki bir başka bağlamı yaratmadır:

Ayet, insanı ana rahminde dilediği gibi şekillendireni "güçlü ve hikmet sahibi" diye anar. İzzet burada bir savaşın ya da hükümranlığın değil, yaratmanın gücüdür; insanın kendi bedeni bu gücün ilk eseridir.

İlmî

İlmî

Kökün üç anlamı ve ismin yorumları. Âlimler Azîz isminin anlamını kökün üç anlamına göre açıklamıştır:

  • Galip olan: Hiçbir şeyin ona karşı koyamadığı, yenilmeyen.
  • Güçlü olan: Kudreti eksilmeyen, zayıflığa düşmeyen.
  • Eşsiz olan: Benzeri bulunmayan, değeri ölçülemeyen. Gazâlî'nin üç şartlı tanımı bu anlama yakındır.

Üç anlam birbirini tamamlar: Eşsiz olan yenilmez, yenilmez olan güçlüdür.

Üç şartın birlikteliği. Gazâlî'nin tanımında üç şartın birlikte aranması bir inceliğe dayanır: Tek başına hiçbiri izzet için yetmez. Gazâlî bunu güneş örneğiyle açıklar: Güneşin benzeri yoktur ve ona duyulan ihtiyaç büyüktür, ama ona bakmak ve onu görmek herkes için kolaydır; bu yüzden güneşe "azîz" denmez. Benzeri olmayan ve çok ihtiyaç duyulan bir şeyin azîz sayılması için, ona ulaşmanın da zor olması gerekir. Allah'ın izzeti bu üç şartın en yüksek derecede birleştiği yerdir: Benzeri yoktur, her şey O'na muhtaçtır ve hakikatine ulaşmak insan aklının gücünü aşar.

İnsana aziz denmesi. Kur'an'da "azîz" kelimesi bir insan için de kullanılmıştır:

Diyanet meali "imraetü'l-azîz" ifadesini "vezirin karısı" diye çevirir; Arapçada Mısır'ın yüksek yöneticisine "el-Azîz" denirdi. Aynı kelime bir insan unvanı olarak da kullanılabildiğine göre, ilahî isimdeki anlam kelimenin kendisinden değil, onun Allah'a nispet edilmesinden doğar: İnsanın izzeti bir makama bağlıdır ve elden çıkar, Allah'ın izzeti ise zâtîdir.

İzzet ile kibir. Ahlâk kitaplarında izzet ile kibir birbirinden özenle ayrılmıştır. İzzet, insanın kendi değerini bilip onu alçaltacak şeylerden uzak durmasıdır; kibir ise kendini başkalarından üstün görüp onları küçümsemektir. İzzetli insan kimseyi küçümsemez ama kimsenin önünde de haksız yere eğilmez. Mâide 54'teki denge bu ayrımın Kur'an'daki karşılığı olarak okunabilir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Azîz

el-Azîz, Kur'an'da isim kalıbıyla en sık geçen isimlerden biridir: Bu sayfanın Kur'an'da bölümüne göre kelime 101 kez, 42 sûrede geçer ve bu geçişlerin 47'sinde aynı ayette Hakîm ismi de bulunur. Bu dersin Temel ve İlmî seviyeleri Gazâlî'nin üç şartlı tanımını ve izzet ile kibir ayrımını anlattı. Bu bölüm, aynı ismin öbür şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: kökün Kur'an'daki fiil kullanımları
Beyhakî (ö. 458/1066)el-Esmâ ve's-sıfâtDelil: izzet bir sıfat mıdır
Kuşeyrî (ö. 465/1072)et-Tahbîr fi't-tezkîrZikir: kulun izzeti nerede
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Levâmiu'l-beyyinâtKelâm: Azîz ile Hakîm çifti

Zeccâc: Fiilden isme. Dilci şârihler ismin anlamını, kökün fiil olarak kullanıldığı yerlerden kurar. Dersin İlmî seviyesinde anlatılan üç anlamın ikisi Kur'an'daki iki fiilde açıkça görülür. Sâd 23'te Dâvûd'un huzurunda davacı, kardeşinin tartışmada kendisini yendiğini söyler; buradaki fiil galip gelmek anlamındadır. Yâsîn 14'te iki elçinin üçüncü biriyle desteklendiği anlatılır; buradaki fiil sağlamlaştırmak ve güçlendirmek anlamındadır. Dilcinin çıkardığı sonuç şudur: Azîz, hem yenilmeyen hem de başkasını güçlendirebilen demektir. İsim yalnız bir direnişi değil, bir desteği de anlatır.

Beyhakî: Yemin ve sığınma. Delil derleyicisinin sorusu, izzetin Allah'ın bir sıfatı olup olmadığıdır. Bu soruya iki tür delil getirilir. Birincisi yemindir: Sâd 82'de İblis, Allah'ın izzetine yemin ederek insanları azdıracağını söyler; Diyanet meali bu kelimeyi kudret diye verir. Hadis kitaplarında Allah'ın izzetiyle ve sıfatlarıyla yemin etmeye ayrılmış bablar vardır. İkincisi sığınmadır: Hadislerde ağrı çeken kişiye, Allah'ın izzetine ve kudretine sığınarak dua etmesi öğretilir. Delil derleyicisi için çıkarım açıktır: Yaratılmış bir şeye yemin edilmez ve sığınılmaz; o halde izzet, Allah'ın kendisine ait bir sıfattır.

Kuşeyrî: Kulun izzeti. Sûfî şârihler bu ismin kulda nasıl göründüğünü sorar. Münâfikûn 8'in izzeti Allah'a, Resûlüne ve müminlere vermesi dersin Temel seviyesinde anlatıldı. Kuşeyrî geleneğinde bu ayet bir ahlâk ölçüsü olarak okunur: Kulun izzeti Allah'a itaat ettiği ölçüdedir, isyan ettiği ölçüde de zillete düşer. İzzeti insanların önünde arayan onu kaybeder; Allah'ın önünde eğilen ise insanların önünde eğilmek zorunda kalmaz. Gazâlî'nin üçüncü şartı da bu gelenekte ilk sırada durur: Azîz, akılların hakikatine ulaşamadığıdır.

Râzî: Hikmetle birlikte. Kelâmcı şârih, ismin Kur'an'daki sık eşini bir soru olarak ele alır. Râzî isimleri işaret ettikleri sıfatlara göre sınıflandırır. Bu yaklaşımda izzetin iki yüzü vardır: Bir yüzü acizliğin ve yenilmenin nefyidir, öbür yüzü kudretin varlığıdır. Azîz'in Hakîm ile bu kadar sık birlikte anılması bu yüzden anlam taşır: Yenilmeyen bir güç, hikmetle birlikte anılmadığında insan zihninde keyfî bir zorbalığa benzeyebilir. İki isim birlikte, gücün yerli yerinde kullanıldığını bildirir.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci fiillerden yenilmeyen ve güçlendiren anlamını, delil derleyici yeminden ve sığınmadan sıfatın varlığını, sûfî kulun izzetinin itaatte olduğunu, kelâmcı ise gücün hikmetle birlikte anıldığını çıkarır. Kök verisi bir uyarıyı da gösterir: Necm 19'da adı geçen el-Uzzâ putunun adı da bu köktendir. İzzeti yanlış yerde arayan insan, onu bir putun adına bile koyabilmiştir; dört şârihin ortak cevabı, izzetin kaynağının tek olduğudur.

Durup düşün

  • Hayatında izzeti, yani onuru ve değeri, en çok nerede arıyorsun: bir makamda, bir çevrede, bir onayda?

  • Affettiğin için küçüldüğünü hissettiğin bir an oldu mu? Hadise göre o an aslında ne oldu?

  • İzzet ile kibir arasındaki çizgi senin hayatında en çok nerede bulanıyor?

Uygulama

Bugün seni küçük düşüreceğini düşündüğün bir iyiliği yap: bir özür, bir af, beklenmedik bir tevazu. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bu davranışın ardından içinde küçülme mi yoksa bir tür genişleme mi hissettiğini yaz.

Kendini sına

  1. A-z-z kökünün taşıdığı üç anlam nedir?
    Cevabı göster

    Galip gelmek ve yenilmemek, güçlü ve sağlam olmak, nadir ve değerli olmak.

  2. Gazâlî Azîz ismini hangi üç şartla tanımlar?
    Cevabı göster

    Benzeri çok az bulunan, kendisine çok ihtiyaç duyulan ve kendisine ulaşılması zor olan.

  3. Müslim'deki hadise göre izzet hangi iki davranışla artar?
    Cevabı göster

    Affetmek ve Allah için alçakgönüllü olmak. Affedenin izzeti artar, tevazu göstereni Allah yükseltir.

  4. Şuarâ sûresinde sekiz kez tekrarlanan cümle hangi iki ismi birleştirir ve ne anlatır?
    Cevabı göster

    Azîz ve Rahîm'i birleştirir. Helakin kudretini ve uyarının rahmetini birlikte anlatarak güç ile merhamet arasında bir denge kurar.

Kur'an'da el-Azîz

Kelime (عَزِيز) Kur'an'da 101 kez, 101 ayette ve 42 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Şuarâ9
  • Bakara6
  • Âl-i İmrân5
  • Mâide4
  • Enfâl4
  • Yûsuf4
  • İbrâhîm4
  • Nisâ3

ve 34 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Bakara 129

    رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    "Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin".

  2. Bakara 209

    فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah güçlüdür, Hakim'dir.

  3. Bakara 220

    فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ ۖ قُلْ إِصْلَاحٌۭ لَّهُمْ خَيْرٌۭ ۖ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ

    Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır". Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir.

  4. Bakara 228

    وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍۢ ۚ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۚ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًۭا ۚ وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

    Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.

  5. Bakara 240

    وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًۭا وَصِيَّةًۭ لِّأَزْوَٰجِهِم مَّتَٰعًا إِلَى ٱلْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍۢ ۚ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِى مَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍۢ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ

    İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

  6. Bakara 260

    وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ ۖ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن ۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى ۖ قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةًۭ مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍۢ مِّنْهُنَّ جُزْءًۭا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًۭا ۚ وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ

    İbrahim: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" dediğinde, "İnanmıyor musun?" deyince de, "Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın" demişti. "Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah'ın güçlü ve Hakim olduğunu bil" demişti.

  7. Âl-i İmrân 4

    مِن قَبْلُ هُدًۭى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ ۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍ

    Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi. Doğrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır.

  8. Âl-i İmrân 6Derste işleniyor

    هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim'dir.

  9. Âl-i İmrân 18

    شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Allah, melekler ve adaleti yerine getiren ilim sahibleri, O'ndan başka tanrı olmadığına şahidlik etmişlerdir. O'ndan başka tanrı yoktur, O güçlüdür, Hakim'dir.

  10. Âl-i İmrân 62

    إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    Şüphesiz bu anlatılanlar gerçek olaylardır. Allah'tan başka tanrı yoktur. Doğrusu Allah güçlüdür, Hakim'dir.

  11. Âl-i İmrân 126

    وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ ۗ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

    Allah bunu, ancak size müjde olsun ve böylece kalbleriniz yatışsın diye yapmıştır. İnkar edenlerin bir kısmını kesmek veya ümidsiz olarak geri dönecek şekilde bozguna uğratmak için gereken yardım, ancak Güçlü ve Hakim olan Allah katından olur.

  12. Nisâ 56

    إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًۭا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًۭا

    Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

Bütün geçişler (101 ayet)

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ع-ز-زKur'an'da 120 kelime, 8 farklı türev

İlk resim: Sertlik ve güç; çiğnenmesi zor, sert toprağa “arz-ı azâz” denir.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
عَزِيزisim kalıbıgüçlü, yenilmez; değerli; ağır gelenİsim101Bakara 129
عِزَّةizzet: güç ve onurİsim11Bakara 206
أَعَزّdaha güçlü, daha azizİsim3Hûd 92
تُعِزُّaziz kılarsınFiil1Âl-i İmrân 26
عِزّizzet; güç kaynağıİsim1Meryem 81
عَزَّزْdestekleyip güçlendirdikFiil1Yâsîn 14
عَزَّbaskın geldiFiil1Sâd 23
الْعُزَّىUzzâ: cahiliye putunun adıİsim1Necm 19

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.