Selâm, her türlü kusurdan salim olan ve esenliği veren demektir. Müslümanlar birbirini her gün bu isimle selamlar; "es-selâmu aleyküm" derken farkında olarak ya da olmayarak bir ilahî ismi anarlar. Bu ders ismi kelimesiyle, Kur'an'daki esenlik kavramıyla ve insanın dilinde, elinde ve kalbinde bıraktığı izle okur.
Temel
Kelime. Selâm, s-l-m kökünden gelir. Kökün temel anlamı zarardan, kusurdan ve tehlikeden uzak olmaktır. Aynı kökten selâmet (esenlik, kurtuluş), selîm (sağlam, kusursuz), teslîm (teslim etmek, esenliğe bırakmak) ve İslâm (teslimiyet) kelimeleri türer. Türkçedeki "selamet", "sağ salim" ve "teslim" kelimeleri de bu köktendir. Selâm ismi kökün iki yüzünü birlikte taşır: Kendisi her kusurdan salim olan ve başkalarına esenlik veren.
İsimler dizisinde. Selâm, Haşr sûresinde Kuddûs'ten hemen sonra gelir:
Kuddûs her eksiklikten arınmışlığı, Selâm ise bu arınmışlığın dışarıya taşan sonucunu, yani esenliği anlatır. Arınmış olan, esenlik de verir.
Esenlik yurdu. Kur'an cenneti bu isimle anar:
Diyanet meali ayeti "Allah, cennete çağırır" diye verir; Arapçasında cennetin adı dâru's-selâm, yani "esenlik yurdu"dur. Müfessirler bu adı iki yönde açıklamıştır: Her türlü korkudan, hastalıktan ve kederden salim bir yurt; ya da Selâm isimli Allah'ın yurdu. Allah insanı bir esenlik yurduna çağırır.
Rabbin selâmı. Cennet ehline yapılan en büyük ikram da bir selâmdır:
Selâm burada bir söz olarak gelir ve kaynağı "merhametli Rab"tir. Cennetin en yüce anı, bir yerin ya da bir nimetin değil, bu selâmın anlatılmasıyla verilir.
Selâmla karşılamak. Kur'an Hz. Peygamber'e, kendisine gelen mü'minleri selâmla karşılamasını emreder:
Ayet selâmı bir rahmet haberine bağlar: Önce "Size selâm olsun" denir, sonra Allah'ın rahmeti kendi üzerine yazdığı hatırlatılır. Selâm, karşıdakine güven veren bir başlangıçtır.
Dilinden ve elinden. Hz. Peygamber Müslümanı bu kökün anlamıyla tarif etmiştir:
Tarif, İslâm kelimesini kendi kökünün anlamına geri götürür. Müslüman olmak, başkalarının kendisinden emin olduğu biri olmaktır.
Selâmı yaymak. Bir başka hadiste Hz. Peygamber, sevginin yolunu selâma bağlar:
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Selâm'ı Zâtı ayıptan, nitelikleri eksiklikten, fiilleri şerden salim olan diye açıklar. Kula düşen payı ise kalbin selâmetidir: Kalbi hileden, kinden, kıskançlıktan ve kötü niyetten arınmış olan, bu isimden payını almış olur. Bu, Kur'an'daki "kalb-i selîm" kavramıyla birleşir:
İbrahim'in duasındaki bu ifade, kıyamet gününde fayda verecek tek şeyi "temiz bir kalp" diye tanımlar; Arapçasında kelime selîmdir, yani selâm kökündendir.
Kâinattaki izi. Kursun "görmek" basamağında Selâm ismi, kâinatta tehlikenin içinde bile işleyen korumayı fark etmeye çağırır. Kur'an İbrahim'in ateşe atıldığı anı şöyle anlatır:
Diyanet meali "zararsız" der; Arapçasında kelime "selâmen"dir. Yakıcı olan ateş, İbrahim için bir esenliğe döner. Tefekkür için kıssa bir soru bırakır: Hayatımızda yakacağını sandığımız hangi şey, beklemediğimiz bir esenliğe dönüştü?
Derin
Derin
Namazın son sözü. Namaz selâmla biter; Hz. Peygamber namazdan sonra bu isimle dua ederdi:
Dua, ismin iki yüzünü ayırır: "Selâm sensin" ismin Zâta ait yüzüdür, "esenlik sendendir" ise onun yaratılmışlara taşan yüzü. Namazın kendisi de sağa ve sola verilen iki selâmla biter: Kul ibadetten çıkarken ilk sözü, çevresindekilere esenlik dilemek olur. Böylece namazın sonunda kul, esenliğin nereden geldiğini hatırlayarak ve onu çevresine dağıtarak gündelik hayata döner.
Cahile selâm. Kur'an "Rahmân'ın kulları"nı tarif ederken selâmı bir ahlâk olarak anar:
Diyanet meali ayetin sonunu "güzel ve yumuşak söz söylerler" diye verir; Arapçasında kelime "selâmâ"dır. Müfessirler bunu, cahillerin sataşmasına aynı dille karşılık vermeyip esenlik dileyerek geçmek diye açıklamıştır. Selâm burada bir kavga kesicidir.
Esenlik yolları. Kur'an vahyi, insanı esenliğe götüren yolların rehberi olarak tanıtır:
"Selâmet yolları" çoğul gelir: Esenliğe tek bir kapıdan değil, birçok yoldan varılır. Ayet bu yolları Allah'ın rızasını gözetmeye ve karanlıktan aydınlığa çıkmaya bağlar.
Barışa yönelmek. Aynı kökten gelen selm kelimesi Kur'an'da barış anlamında kullanılır ve toplumlar arası ilişkiye bir ölçü koyar:
Ayet, karşı tarafın barışa yönelmesini bir fırsat olarak görmeyi ve güveni Allah'a bırakarak barışa yanaşmayı emreder. Selâm ismi burada bireysel bir erdemden bir toplum ahlâkına genişler: Esenlik, imkân doğduğunda ertelenmeden tercih edilen yoldur; bu tercih bir zaaf değil, ayetin de söylediği gibi Allah'a güvenin ifadesidir.
Anlaşmazlıkta selâm. Kur'an'ın en çarpıcı selâm sahnelerinden biri, İbrahim ile putperest babası arasında geçer. Babası onu taşlamakla tehdit edip evden kovunca İbrahim şöyle karşılık verir:
İbrahim babasının inancını paylaşmaz, ondan ayrılır, ama ayrılırken ona zarar dilemez; selâm verir ve onun için bağışlanma dileyeceğini söyler. Selâm burada bir onay değil, bir tavırdır: İnsan, yolunu ayırdığı birine de esenlik dileyebilir.
İlmî
İlmî
İsmin anlamı üzerine görüşler. Âlimler Selâm isminin anlamını birkaç yönde açıklamıştır:
- Her türlü ayıptan, eksiklikten ve sonradan olma niteliklerden salim olan.
- Yaratılmışlara esenlik veren, onları zarardan koruyan.
- Cennette mü'minlere selâm veren; Yâsîn 58'deki selâm bu anlamın dayanağıdır.
Görüşler birbirini dışlamaz; ismin geniş anlamı hepsini kapsar. Birinci anlam Zâta, ikinci ve üçüncü anlam fiillere yöneliktir.
Selâm ile Kuddûs. Haşr 23'te yan yana gelen iki isim arasındaki fark tartışılmıştır. Yaygın bir ayrıma göre Kuddûs, Zâtın ve niteliklerin bütün eksikliklerden arınmışlığını; Selâm ise bu arınmışlığın hem kendi varlığında hem de fiillerinde bir esenlik olarak ortaya çıkmasını anlatır. Bu ayrım kesin bir kural değil, iki ismin vurgusunu ayırt etmeye yarayan bir yorumdur.
Selâmlaşmanın anlamı. "Es-selâmu aleyküm" cümlesindeki "selâm" kelimesi de iki yönde anlaşılmıştır. Bir yoruma göre cümle "esenlik üzerinize olsun" bir dilektir; başka bir yoruma göre "Selâm olan Allah sizinle olsun, sizi korusun" anlamına gelir ve ilahî ismi anar. İki yorum da selâmlaşmayı sıradan bir nezaket sözünden daha fazlası sayar: Selâm veren, karşısındakine bir güvence verir.
Silm'e girmek. Aynı kökten gelen bir başka kelime, Bakara sûresinde mü'minlere yöneltilen bir çağrıda geçer:
Diyanet meali "silm" kelimesini barış diye çevirir. Müfessirler kelimeyi iki yönde anlamıştır: Bir görüşe göre silm burada İslâm'ın kendisidir ve ayet, dinin bütün hükümlerine topluca girmeyi emreder. Başka bir görüşe göre silm barış ve esenlik demektir ve ayet, mü'minler arasında tam bir barış hâlini ister. İki anlamın aynı kelimede buluşması tesadüf değildir: İslâm, kökü itibarıyla esenliğe girmek demektir.
Kadir gecesinin tarifi. Kur'an, Kadir gecesini tek kelimeyle bu kökten tanımlar:
Gecenin bütünü "selâm"dır: Başından tan yeri ağarana kadar süren bir esenlik. Ayet, zamanın da bu isimle nitelenebileceğini gösterir; bir gece bile esenliğin yeri olabilir.
İlmî
Klasik şerhlerde es-Selâm
es-Selâm, şerh geleneğinde iki yöne birden bakan bir isim olarak ele alınır: Allah'ın kendi arınmışlığına ve O'ndan yaratılmışlara ulaşan esenliğe. Bu dersin İlmî seviyesi ismin anlamı üzerine üç görüşü ve Kuddûs ile farkını özetler. Bu bölüm o özeti tekrarlamaz; aynı ismin beş şârihin elinde hangi soruya cevap olduğunu gösterir. Dilci kelimenin biçimini, hadisçi ismin namazdaki kullanımını, delil derleyici ayet ve rivayetleri, sûfî kalbin hâlini, kelâmcı ise ismin hangi tür sıfata döndüğünü sorar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Zeccâc (ö. 311/923) | Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâ | Dil: masdarla nitelemenin yoğunluğu |
| Hattâbî (ö. 388/998) | Şe'nü'd-duâ | Dua: namazdaki selâmın düzeltilmesi |
| Beyhakî (ö. 458/1066) | el-Esmâ ve's-sıfât | Delil: ismin ayet ve rivayetteki dayanakları |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | et-Tahbîr fi't-tezkîr | Zikir: kalbin kinden ve hasetten salim olması |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Levâmiu'l-beyyinât | Kelâm: zâtî sıfat mı, fiilî sıfat mı |
Zeccâc: Bir masdarın isim olması. Dilci şârihler es-Selâm'ın biçimine dikkat çeker. Kelime bir sıfat kalıbında değil, masdar, yani fiilin adı biçimindedir. Arapçada bir şeyi masdarla nitelemek, o niteliğin onda son derece yoğun olduğunu anlatır: Bir kişiye adaletli demek yerine adalet denmesi gibi. Bu gelenekte es-Selâm, esenlik sahibi olmaktan öte esenliğin kendisi demektir. Aynı açıklama, Tirmizî listesindeki el-Adl ismi için de yapılır.
Hattâbî: Namazdaki düzeltme. Hadis merkezli şerhlerde es-Selâm ismi, Buhârî'nin rivayet ettiği teşehhüd hadisiyle birlikte anılır. Bu rivayete göre sahabe namazda Allah'a selâm olsun der, Hz. Peygamber de onları Allah'ın Selâm'ın ta kendisi olduğunu söyleyerek düzeltir ve teşehhüdü öğretir. Hattâbî gibi hadisçi şârihler bu rivayetten ismin anlamını çıkarır: Esenliğin kaynağı olana esenlik dilenmez; esenlik O'ndan kullara dilenir. Dersin Derin seviyesinde anlatılan namaz sonu duası ayrı bir rivayettir; ama aynı ismi aynı yönde kullanır: Esenlik O'ndandır ve O'ndan istenir.
Beyhakî: Delillerin derlenmesi. Beyhakî'nin eseri, isimleri tek tek ele alıp her biri için Kur'an'daki ve hadislerdeki dayanakları bir araya getiren bir derleme yöntemi izler. Bu yöntemin es-Selâm için önemi, ismin hem Haşr 23'teki isim dizisinde hem de cennetin adı ve cennet ehline söylenen söz olarak geçmesidir. Delil derleyicisi bu geçişleri yan yana koyarak ismin tek bir anlama sıkıştırılamayacağını gösterir. Bu sayfanın Kur'an'da bölümü, aynı derlemenin bugünkü bir benzeridir.
Kuşeyrî: Selim kalp. Kuşeyrî'nin şerh geleneğinde es-Selâm ismini anan kul, kendi kalbinin esenliğine çağrılır. Bu dersin işlediği Şuarâ 88–89, ahirette yalnız selim bir kalple gelenin kurtulacağını söyler. Sûfî şerhlerde selim kalp, kinden, hasetten ve Allah'tan başkasına bağlanmaktan arınmış kalp diye açıklanır. Kuşeyrî'nin vurgusu, bu arınmanın selâm vermekle başlamasıdır: Dilinden ve elinden insanların emin olduğu kişi, kalbini de onlara karşı salim tutmaya çalışır.
Râzî: Hangi sıfat? Kelâmcı şârihler es-Selâm'ı, dersin İlmî seviyesinde sayılan anlamlar üzerinden tartışır. Eğer isim Allah'ın her eksiklikten salim olması demekse, zâtı niteleyen ve ezelî olan bir sıfata döner. Eğer kullarına esenlik vermesi demekse, fiilleriyle ilgili bir sıfattır. Râzî'nin de içinde bulunduğu kelâm geleneği bu iki yorumu ayırır ve her birinin sonuçlarını tartışır; iki yorumu birlikte kabul etmek de bu gelenekte mümkün görülmüştür.
Karşılaştırma. Beş şârihin ortak noktası, es-Selâm'ın iki yüzünü birlikte tutmalarıdır: Allah'taki arınmışlık ve kullara ulaşan esenlik. Dilci bu birliği kelimenin biçiminde, hadisçi namazdaki bir düzeltmede, delil derleyici ayet ve rivayetlerin çeşitliliğinde, sûfî kalbin hâlinde, kelâmcı ise sıfatların sınıflandırılmasında görür.
Durup düşün
- Bugün verdiğin selâmlardan hangisini gerçekten "esenlik dilerim" anlamıyla verdin?
- Dilinden ve elinden emin olmadığın biri var mı? Senin dilinden ve elinden emin olmayan biri var mı?
- Kalbinde selîm olmayan, sana ağırlık veren bir kin ya da kırgınlık var mı?
Uygulama
Bugün karşılaştığın insanlara selâmı acele etmeden, anlamını düşünerek ver. İçlerinden biri, arasının soğuk olduğu biri olsun. Akşam Tefekkür Defteri'ne, o selâmın karşıdakinde ve sende ne değiştirdiğini yaz.
Kendini sına
- Selâm kelimesinin kökü ve temel anlamı nedir? Bu kökten türeyen iki kelime say.
- Namazdan sonra okunan "Allâhümme ente's-selâm ve minke's-selâm" duası ismin hangi iki yüzünü ayırır?
- Gazâlî'ye göre kulun Selâm isminden payı nedir ve Kur'an'daki hangi kavramla birleşir?
- Hz. Peygamber Müslümanı nasıl tarif etmiştir?