İçeriğe geç

الجبار

10. isim

el-Cebbâr

İradesini yürüten, kırılanı onaran

İsim dersi · 10. isim

el-Cebbâr: İradesini Yürüten, Kırılanı Onaran

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Cebbâr, iradesini her şeye geçiren ve kırılanı onaran demektir. Aynı kelime insan için kullanıldığında "zorba" anlamına gelir ve Kur'an'da kınanır; Allah'a isim olduğunda ise hem kudreti hem şefkati birlikte taşır. Bu ders, bir kelimenin insanda kusur, Allah'ta kemal olmasının nasıl mümkün olduğunu okur.

Temel

Kelime. Cebbâr, c-b-r kökünden gelir. Kökün iki temel anlamı vardır ve ikisi de bu isimde yaşar:

  • Onarmak: Kırık bir kemiği sarıp düzeltmek cebr diye anılır; kırık kemiğe sarılan tahtaya cebîre denir. Kırılanı onaran, eksiği tamamlayan anlamı buradan gelir.
  • Zorlamak, iradeyi yürütmek: Bir şeyi istenen hâle getirmek, iradeyi geçirmek. Türkçedeki "cebren" (zorla) kelimesi ve hukuk dilindeki "cebir" (zor kullanma) bu anlamdan gelir.

Matematikteki "cebir" ise kökün öbür anlamına, onarmaya bağlanır: Hârizmî'nin kitabının adındaki el-cebr, bir denklemdeki eksiği tamamlayarak onu dengeye getirmek anlamında kullanılmıştır. Onarmak ve tamamlamak, kökün en eski anlamıdır.

İsimler dizisinde. Cebbâr, Haşr sûresinde Azîz'den hemen sonra gelir:

Diyanet meali bu ismi "buyruğunu her şeye geçiren" diye verir. Azîz yenilmezliği, Cebbâr ise o yenilmezliğin iradesini yürütmesini anlatır. İkisinin ardından gelen Mütekebbir ile üç isim birlikte kudretin üç yüzünü oluşturur.

İnsanda kusur. Kur'an cebbâr kelimesini insanlar için kullandığında onu hep kınar. Yahyâ'yı överken onun zorba olmadığını özellikle söyler:

Diyanet meali kelimeyi "baş kaldıran bir zorba" diye çevirir. Yahyâ'nın övülen nitelikleri, zorbalığın tam karşısındadır: kalp yumuşaklığı, safiyet, anne babaya iyilik. İnsanda cebbârlık, gücünü başkalarını ezmek için kullanmaktır.

Peygamber zorba değildir. Kur'an Hz. Peygamber'e de aynı sınırı hatırlatır:

Peygamberin görevi insanları zorlamak değil, Kur'an'la öğüt vermektir. Bu ayet, dinde zorlama olmadığı ilkesinin bir başka ifadesidir. İnsanın elindeki güç ne kadar büyük olursa olsun, başkasının kalbine zorla girme yetkisi yoktur.

Allah'ta kemal. Aynı kelime Allah'a nispet edildiğinde anlamı değişir. İnsanın zorbalığı haksızdır, çünkü başkasının hakkını çiğner ve kendi sınırını aşar. Allah'ın iradesini yürütmesi ise hak ve hikmetle olur, çünkü her şey zaten O'nundur ve O'nun iradesi adaletten ayrı değildir. Aynı kelimenin bir yerde kusur, öbür yerde kemal olmasının sebebi budur: Sınırı olan birinin sınırı aşması zulümdür; sınırı olmayanın iradesini yürütmesi ise hakkıdır.

Kırılanı onaran. Kökün "onarmak" anlamı, bu ismin en şefkatli yüzüdür. Hz. Peygamber'in iki secde arasında okuduğu rivayet edilen duada bu anlam yaşar:

Duadaki "ve'cburnî" kelimesi, Cebbâr isminin kökündendir: "Kırığımı onar, eksiğimi tamamla." Kul Cebbâr ismine yalnız kudretinden korkarak değil, kırıklarını onarması için de sığınır.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Cebbâr'ı, iradesi herkese geçen, kimsenin iradesi kendisine geçmeyen diye açıklar. Kula düşen pay ise zorbalık değil, sağlam bir duruştur: Başkalarının kötü etkisine kapılmayan, aksine iyiliğiyle çevresini etkileyen biri olmak. Gazâlî'ye göre bu payın en yüksek örneği peygamberlerdir: İnsanlar onları örnek alır, onlar ise insanların heveslerine uymaz.

Derin

Derin

Kalbi mühürlenen zorba. Kur'an, zorbalığın kalpte bıraktığı izi anlatır:

Ayette "büyüklük taslayan" (mütekebbir) ve "zorba" (cebbâr) kelimeleri insan için birlikte kullanılır ve ikisinin de kalbin mühürlenmesine yol açtığı söylenir. Aynı iki kelime Haşr 23'te Allah'ın isimleri olarak yan yana gelir. Kur'an bu karşıtlıkla bir ölçü verir: Bu nitelikler yalnız Allah'a yakışır; insanın onlara talip olması, kendini O'nun yerine koymaktır.

Dinde zorlama yok. Peygambere "sen onların üzerinde bir zorba değilsin" diyen Kur'an, aynı ilkeyi genel bir hüküm olarak da koyar:

Ayet zorlamayı reddeder, çünkü doğru ile yanlış açıkça ortaya çıkmıştır. İnanç zorla elde edilmez; zorla elde edilen şey inanç değil, korkudur. Cebbâr isminin insana bıraktığı ahlâkî ders burada kesinleşir: İradeyi yürütmek Allah'a aittir, insanın işi göstermek ve davet etmektir.

Zorbalar nerede? Hz. Peygamber, kıyamet gününde bütün zorbalıkların sona ereceğini şöyle anlatmıştır:

Hadiste sorulan iki soru, Haşr 23'te yan yana gelen Cebbâr ve Mütekebbir isimlerinin insandaki taklitlerine yöneliktir. Dünyada bu nitelikleri kendine yakıştıranların hiçbiri o gün ortada yoktur.

Kırıkları onarmak: Bir örnek. Kur'an Hz. Peygamber'e, hayatının zor dönemlerinde nasıl desteklendiğini şöyle hatırlatır:

Bu ayetlerde cebr kelimesi geçmez, ama anlattıkları kökün "onarmak" anlamının en canlı örneklerindendir: Yetimlik, şaşkınlık ve yoksulluk, her biri bir kırıklıktır ve her biri onarılmıştır.

Kâinattaki izi. Kursun "görmek" basamağında Cebbâr ismi, kâinattaki onarımı fark etmeye çağırır: Kırılan kemik yeniden kaynar, kesilen deri kapanır, yangından sonra orman yeniden filizlenir. Canlıların içinde, kırılanı onaran bir düzen işler. İnsan bu düzeni başlatmaz; yalnız ona yardım eder. Hekimin sardığı kemiği kaynaştıran, hekimin kendisi değildir.

İlmî

İlmî

İsmin üç anlamı. Âlimler Cebbâr isminin anlamını kökün kullanımlarına göre üç yönde açıklamıştır:

  • İradesini yürüten: Hiçbir şeyin karşı koyamadığı, dilediğini geçiren.
  • Onaran ve tamamlayan: Kırılanı saran, eksiği gideren, fakiri zengin eden.
  • Yüce ve ulaşılmaz: Arapçada boyu uzun olduğu için meyvesine el yetişmeyen hurma ağacına nahle cebbâre denir. Bu anlama göre Cebbâr, idrakin erişemeyeceği kadar yüce olandır.

Üç anlam birbirini dışlamaz; ismin geniş anlamı hepsini kapsar: Yüce olan iradesini yürütür ve o iradeyle kırılanı onarır.

Cebr ve kader tartışması. Kelâm tarihinde bu kökten gelen bir terim önemli bir tartışmanın adıdır. Cebriyye diye anılan görüşe göre insanın fiillerinde hiçbir seçimi yoktur; insan, rüzgârda sallanan bir yaprak gibi zorlanır. Ehl-i Sünnet âlimleri bu görüşü reddetmiştir: Fiilleri yaratan Allah'tır, ama insanın da bir seçimi (cüz'î irade) ve bu seçimden doğan bir sorumluluğu vardır. Ehl-i Sünnet içinde bu seçim farklı kavramlarla açıklanmıştır: Eş'arîler daha çok kesb (kazanma) kavramını, Mâtürîdîler ise insanın seçme gücünü (ihtiyâr) ve cüz'î iradeyi öne çıkarmıştır. Açıklamalar farklı olsa da ikisi de insanın yaptığından sorumlu olduğunda birleşir. Bu tartışma, Cebbâr isminin insanı sorumluluktan kurtaran bir mazeret olarak anlaşılmaması gerektiğini gösterir: Allah iradesini yürütür, ama insanı iradesiz bırakmaz.

Ceberût. Aynı kökten gelen ceberût kelimesi, rükûda okunduğu rivayet edilen bir tesbihte geçer: "Sübhâne zi'l-ceberûti ve'l-melekûti ve'l-kibriyâi ve'l-azame" (ceberût, melekût, kibriyâ ve azamet sahibi Allah'ı tesbih ederim). Bu rivayet Ebû Dâvûd ve Nesâî'nin eserlerinde yer alır. Gazâlî gibi âlimler ceberût kelimesini bir varlık mertebesinin adı olarak da kullanmıştır: Görünen mülk âlemi ile görünmeyen melekût âlemi arasında ya da ikisinin üstünde yer alan bir mertebe. Bu terminolojinin ayrıntıları tasavvuf yazarları arasında farklılık gösterir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Cebbâr

el-Cebbâr kelimesi Kur'an'da on ayette geçer. Bu sayfanın Kur'an'da bölümüne göre bunlardan yalnız biri, Haşr 23, kelimeyi Allah'ın ismi olarak kullanır; öbür dokuzu insanlar hakkındadır ve hepsi kınama bağlamındadır. Aynı kelimenin bir yerde en yüce isim, dokuz yerde ağır bir kusur olması şârihlerin bu isimdeki ortak sorusunu belirlemiştir. Bu dersin İlmî seviyesi ismin üç anlamını, cebr tartışmasını ve ceberût terimini anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: kalıbın hangi fiilden geldiği
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: insan için kullanılan cebbâr
Beyhakî (ö. 458/1066)el-Esmâ ve's-sıfâtDelil: tek ayetlik isim
Kuşeyrî (ö. 465/1072)et-Tahbîr fi't-tezkîrZikir: kulun zorlayacağı tek şey
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Levâmiu'l-beyyinâtKelâm: kulda kusur, Allah'ta kemal

Zeccâc: Kalıbın kaynağı. Dilci şârihler bu isimde ince bir kalıp sorusu tartışır. Cebbâr, mübalağa bildiren bir kalıptır ve bu kalıp genellikle üç harfli yalın fiilden türer. Yalın fiil onarmak anlamını taşır; zorlamak anlamı ise daha çok fiilin başka bir biçimiyle ifade edilir. Bu yüzden dilciler, ismin zorlamak anlamına hangi yoldan bağlandığını tartışmıştır. Dilcilerden Ferrâ'ya nispet edilen bir gözleme göre bu kalıbın o fiil biçiminden türediği örnekler Arapçada çok azdır. Bu küçük tartışmanın sonucu büyüktür: İsmin dildeki ilk kökü onarmaktır ve zorlamak anlamı ona sonradan eklenmiş bir yön gibi durur.

Taberî: Mâide 22'deki millet. Kelimenin Kur'an'daki ilk geçişi, Mûsâ'nın kavminin girmekten korktuğu topraklardaki millettir. Diyanet meali onları zorba bir millet diye verir. Taberî'nin aktardığı tefsir görüşlerinde bu millet, gövdesi ve gücü büyük olduğu için kimsenin baş edemediği bir topluluk olarak anlatılır. Bu yorum dersin İlmî seviyesindeki uzun hurma ağacı anlamına bağlanır: Burada cebbâr, eli yetişilmeyecek kadar büyük ve güçlü olandır. Kelime insan için kullanıldığında bile önce bir büyüklüğü, sonra o büyüklüğün kötüye kullanımını anlatır.

Beyhakî: Tek ayetlik isim. Delil derleyicisi için bu ismin Kur'an'daki dayanağı yalnız Haşr 23'tür. Ama bu tek ayet, ismin hangi bağlamda yüce olduğunu da gösterir: Cebbâr orada Melik, Kuddûs, Selâm, Mü'min, Müheymin ve Azîz'in ardından, Mütekebbir'den önce gelir. Kök verisi de bu iki ismin iki ayette birlikte geçtiğini gösterir: Haşr 23'te Allah için, Ğâfir 35'te kalbi mühürlenen insan için. Aynı çift, bir ayette övgü, öbüründe kınamadır. Dersin hadis kutuları ise ismin onarma yüzünü iki secde arasındaki duayla ve kıyamet sahnesiyle tamamlar.

Kuşeyrî: Kulun zorlayacağı tek şey. Sûfî şârihler bu ismin kuldaki payını ararken bir yön değişikliği yapar. Başkasını zorlamak kul için kusurdur; ama nefsini zorlamak, onu arzularının peşinden çekip itaate getirmek övgüye değer bir çabadır. Bu gelenekte cebbâr ahlâkı dışa değil içe yöneltilir. Kuşeyrî geleneğinde ismin onarma anlamı da öne çıkar: Kalbi kırılan kul, bu ismi anarak kırığının sarılmasını ister.

Râzî: Kusur ile kemal. Kelâmcı şârihin sorusu, aynı kelimenin nasıl hem kusur hem kemal olabileceğidir. Bu soruya verilen cevap, sıfatın kime ait olduğuna bakar. Zorbalık insanda kusurdur, çünkü insan sahip olmadığı bir hakkı iddia eder ve başkasının hakkını çiğner. Allah'ın iradesini yürütmesi ise kendi mülkünde tasarruftur; ortada çiğnenecek başka bir hak yoktur. Sıradaki isim Mütekebbir de aynı kurala tâbidir. Kök verisinin gösterdiği bir ayrıntı bu cevabı destekler: Meryem 14 ve 32'de Yahyâ ve Îsâ zorba değil, anne babalarına iyi davranan kimseler olarak anılır. Kur'an zorbalığın karşısına ilk önce iyiliği koyar.

Karşılaştırma. Beş şârih aynı ismin beş yüzüne bakar. Dilci kökün onarmak anlamını, müfessir kelimenin insandaki büyüklük çağrışımını, delil derleyici tek ayetlik dayanağın bağlamını, sûfî zorlamanın içe dönmesini, kelâmcı ise kusurla kemal arasındaki sınırı öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Bu isim, insana taklit edilecek bir güç değil, sığınılacak bir onarıcı olarak öğretilir.

Durup düşün

  • Hayatında "kırılan" ve sonradan onarılan bir şey var mı: bir ilişki, bir inanç, bir sağlık? Onu kim onardı?

  • Gücün olduğu bir alanda (evde, işte, bir toplulukta) o gücü hiç zorbaca kullandın mı?

  • "Eksiğimi tamamla" diye dua etsen, ilk hangi eksiğini söylerdin?

Uygulama

Bugün birinin "kırığını onarmaya" çalış: kırdığın birinden özür dile, kırgın birini ara ya da bir eksiğini fark ettiğin birine yardım et. Akşam Tefekkür Defteri'ne, onarmanın kırmaktan ne kadar daha fazla emek istediğini yaz.

Kendini sına

  1. C-b-r kökünün iki temel anlamı nedir?
    Cevabı göster

    Kırılanı onarmak (kırık kemiği sarmak) ve iradeyi yürütmek, zorlamak.

  2. Cebbâr kelimesi insan için kullanıldığında neden kusur, Allah için kullanıldığında neden kemaldir?
    Cevabı göster

    İnsanın zorbalığı sınırını aşıp başkasının hakkını çiğnemektir. Allah'ın iradesini yürütmesi ise her şey O'nun olduğu için haktır ve hikmetle, adaletle olur.

  3. İki secde arasında okunan duadaki "ve'cburnî" ne demektir?
    Cevabı göster

    "Eksiğimi tamamla, kırığımı onar" demektir; Cebbâr isminin kökündendir.

  4. Ehl-i Sünnet, Cebriyye'nin hangi görüşünü reddetmiştir?
    Cevabı göster

    İnsanın fiillerinde hiçbir seçimi olmadığı görüşünü. Ehl-i Sünnet'e göre fiilleri yaratan Allah'tır, ama insanın seçimi ve sorumluluğu vardır.

Kur'an'da el-Cebbâr

Kelime (جَبّار) Kur'an'da 10 kez, 10 ayette ve 9 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • Meryem2
  • Mâide1
  • Hûd1
  • İbrâhîm1
  • Şuarâ1
  • Kasas1
  • Ğâfir1
  • Kâf1

ve 1 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. Mâide 22

    قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوْمًۭا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدْخُلَهَا حَتَّىٰ يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِن يَخْرُجُوا۟ مِنْهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ

    "Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi.

  2. Hûd 59

    وَتِلْكَ عَادٌۭ ۖ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

    İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.

  3. İbrâhîm 15

    وَٱسْتَفْتَحُوا۟ وَخَابَ كُلُّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

    Peygamberler yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı.

  4. Meryem 14Derste işleniyor

    وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَيْهِ وَلَمْ يَكُن جَبَّارًا عَصِيًّۭا

    "Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

  5. Meryem 32

    وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًۭا شَقِيًّۭا

    Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.

  6. Şuarâ 130

    وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

    Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

  7. Kasas 19

    فَلَمَّآ أَنْ أَرَادَ أَن يَبْطِشَ بِٱلَّذِى هُوَ عَدُوٌّۭ لَّهُمَا قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ أَتُرِيدُ أَن تَقْتُلَنِى كَمَا قَتَلْتَ نَفْسًۢا بِٱلْأَمْسِ ۖ إِن تُرِيدُ إِلَّآ أَن تَكُونَ جَبَّارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا تُرِيدُ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِينَ

    Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun" dedi.

  8. Ğâfir 35Derste işleniyor

    ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۖ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍۢ جَبَّارٍۢ

    "Bunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler."

  9. Kâf 45Derste işleniyor

    نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِجَبَّارٍۢ ۖ فَذَكِّرْ بِٱلْقُرْءَانِ مَن يَخَافُ وَعِيدِ

    Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran'la öğüt ver.

  10. Haşr 23Derste işleniyor

    هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْمَلِكُ ٱلْقُدُّوسُ ٱلسَّلَٰمُ ٱلْمُؤْمِنُ ٱلْمُهَيْمِنُ ٱلْعَزِيزُ ٱلْجَبَّارُ ٱلْمُتَكَبِّرُ ۚ سُبْحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

    O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ج-ب-رKur'an'da 10 kelime, 1 farklı türev

İlk resim: Kırık kemiği sarıp düzeltmek; kırığa bağlanan tahtaya “cebîre” denir.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
جَبّارisim kalıbıAllah için iradesini geçiren, onaran; insan için zorbaİsim10Mâide 22

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.