Berr, iyiliği bol ve geniş olan, kullarına karşılıksız ihsan eden, vaadine sadık kalan ve iyilikte bulunmayı seven demektir. İnsanın iyiliği çoğu zaman sınırlıdır: Sevdiğine iyilik eder, sevmediğinden esirger; karşılık bekler, bulamazsa geri çekilir. Berr isminin anlattığı iyilik ise geniş bir kara parçası gibi uzanır; herkese ulaşır, karşılık beklemez. Türkçede anne babaya iyilik için kullanılan "birr" kelimesi de, hacı için söylenen "haccın mebrur olsun" duası da bu köktendir. Bu ders ismi, cennet ehlinin "O, iyilik yapandır, acıyandır" diyen sözüyle, iyiliğin ne olduğunu tarif eden bir ayetle, sevdiği bahçeyi bağışlayan bir sahâbîyle ve "iyilik güzel ahlâktır" diyen bir hadisle okur.
Temel
Kelime. Berr, b-r-r kökünden gelir. Kökün temel anlamları "iyilik etmek, sözünde durmak, doğru olmak"tır. Türkçede birr (iyilik), ebrâr (iyiler), mebrûr (kabul edilmiş, iyilikle karşılanmış), bârr (iyiliksever) ve birrü'l-vâlideyn (anne babaya iyilik) bu köktendir. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât'ta birr kelimesini aynı harflerden oluşan berr (kara, geniş toprak) kelimesiyle ilişkilendirir: İyilik, karanın genişliği gibi geniş bir hayırdır. Berr ismi Kur'an'da Allah için bir kez, Tûr sûresinde geçer.
Cennet ehlinin sözü. Berr isminin geçtiği ayet, cennete girenlerin birbirleriyle konuşmasını aktarır:
Cennet ehli birbirine dönüp dünyadaki hâllerini anlatır: Aileleri arasında bile korku içinde yaşamışlardır. Allah onlara lütfetmiş ve onları azaptan korumuştur. Konuşmanın sonu, bu lütfun gerekçesini söyler: "Şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır." Cennete giren, oraya kendi ameliyle değil, Berr'in iyiliğiyle girdiğini bilir. Hz. Peygamber de "Hiçbirinizi ameli cennete sokmaz" buyurmuş; "Seni de mi?" diye sorulunca, "Beni de; ancak Allah beni rahmetiyle kuşatırsa" demiştir (Buhârî, Rikâk). Berr ismi, Kur'an'da cennetteki bir teşekkürün içinde geçer.
İyilik nedir? Kur'an, iyiliğin görünen şekillerde değil, derin bir bütünlükte olduğunu söyler:
Ayet, kıble tartışmalarının yapıldığı bir dönemde iner. Yüzü doğuya ya da batıya çevirmek iyiliğin kendisi değildir. İyilik; imanı, sevilen maldan vermeyi, namazı, zekâtı, sözde durmayı ve zorlukta sabrı birlikte kapsar. Âlimler bu ayeti, "birr" kelimesinin Kur'an'daki en kapsamlı tanımı saymıştır.
İyilik ve günah. Hz. Peygamber, iyiliğin ne olduğunu kısa bir cümleyle tarif etmiştir:
Annen, sonra annen. Hz. Peygamber, iyiliğin ilk hak sahibini şöyle göstermiştir:
Hadis, anneyi üç kez, babayı bir kez anar. Birrin ilk kapısı annedir. Onu taşıyan, doğuran, emziren ve büyüten kişiye iyilik, bütün iyiliklerin başlangıcıdır.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Berr'i iyilik yapan ve ihsanda bulunan diye tanımlar: Mutlak iyilik yapan, her iyiliğin ve ihsanın kaynağı olandır. Kulun bu isimden payı, iyilik yapmaktır; bunun ilk basamağı da anne babaya iyiliktir. Gazâlî, kulun bu isimden payının, iyiliği başkalarına kendi menfaati için değil, iyiliğin kendisi için yapması ölçüsünde olduğunu söyler.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Berr ismi, karşılık beklemeden verilen iyiliklerde okunur. Güneş ışığını kimseyi ayırmadan verir; yağmur hem iyinin hem kötünün tarlasına yağar; toprak ekeni ayırmadan filiz çıkarır. Kâinat, sınırları görünmeyen geniş bir iyilik alanıdır ve bu iyiliğin kaynağı Berr'dir.
Derin
Derin
Sevdiğinizden vermedikçe. Kur'an, iyiliğe ulaşmanın yolunu bir şarta bağlar:
Enes b. Mâlik anlatır: Bu ayet inince Ebû Talha Hz. Peygamber'e gelmiş ve mallarının içinde en çok sevdiği Beyrühâ bahçesini Allah için bağışladığını söylemiştir. Hz. Peygamber de onu, bahçeyi akrabaları arasında paylaştırmaya yönlendirmiştir (Buhârî, Zekât). Birr, insanın elinden kolayca çıkan fazlalıklarla değil, kalbin bağlandığı şeylerden vermekle elde edilir.
Anneme iyilik. Kur'an, beşikteki Îsâ'nın sözlerini aktarır:
Îsâ kendisine emredilenleri sayarken namaz ve zekâtla birlikte annesine iyilik etmeyi (berran bi-vâlidetî) anar. Aynı ifade Meryem 14'te Yahyâ için de kullanılır: anne babasına iyilik eden. İki peygamberin tanıtımında anne babaya iyiliğin yer alması, birrin dinin temel işlerinden biri olduğunu gösterir.
Savaşmayanlara iyilik. Kur'an, iyiliğin inanç sınırlarını da aşabileceğini söyler:
Din yüzünden müslümanlarla savaşmayan ve onları yurtlarından çıkarmayanlara iyilik etmek ve adil davranmak yasaklanmamıştır. Ayetteki "iyilik yapmak" fiili (teberrûhüm) Berr ile aynı köktendir. Berr'in iyiliği geniştir; kulun iyiliği de dar tutulmamalıdır.
Müşrik anneye iyilik. Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ anlatır: Müşrik olan annesi, Hz. Peygamber'le Kureyş arasındaki anlaşma döneminde onu ziyarete gelmişti. Esmâ, Hz. Peygamber'e annesine iyilik edip etmeyeceğini sormuş, o da "Evet, annene iyilik et" demiştir (Buhârî, Hibe). Bazı müfessirler Mümtehine 8'in bu olayla ilgili indiğini aktarır. Kur'an, anne babaya iyiliğin onların inancına bağlı olmadığını açıkça söyler:
Anne baba insanı Allah'a ortak koşmaya zorlarsa itaat edilmez; ama dünyada onlarla güzel geçinilir. İnançta ayrılık, iyilikte ayrılığa dönüşmez.
Doğruluk iyiliğe götürür. Hz. Peygamber, iyiliğin kaynağını da göstermiştir:
İlmî
İlmî
Birr ve takvâ. Kur'an'da birr ile takvâ sık sık birlikte anılır. Mâide 2'de müminlere "iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın" denir. Âlimler bu iki kavramı şöyle ayırmıştır: Birr, yapılması gereken iyilikleri; takvâ ise kaçınılması gereken kötülüklerden korunmayı anlatır. Biri yapmak, öbürü sakınmaktır. Bakara 189'da da, câhiliye âdeti olarak evlere arka taraflarından girmenin iyilik olmadığı, asıl iyiliğin Allah'tan sakınmak olduğu söylenir. İyilik, bir biçim değil, bir hâldir.
Mebrur hac. Aynı kökten gelen mebrûr kelimesi, "iyilikle karşılanmış, kabul edilmiş" demektir. Hz. Peygamber "Mebrur haccın karşılığı ancak cennettir" buyurmuştur (Buhârî, Umre). Âlimler mebrur haccı, içine günah karışmamış ve iyilikle tamamlanmış hac diye açıklamıştır. Hacılara "Haccınız mebrur olsun" diye dua edilmesi, bu hadisten gelir.
Ebrâr. Kur'an, iyilerin (ebrâr) ahiretteki hâlini birçok yerde anlatır: "İyiler naim cennetindedir" (İnfitâr 13). İnsân sûresi ise onların dünyadaki iyiliğini tarif eder: Yiyeceğe kendileri de muhtaçken onu yoksula, yetime ve esire yedirirler (İnsân 8); el-Mukît dersinde bu ayet işlenmişti. Ardından gelen ayet, iyiliklerinin niyetini söyler:
"Bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz." Ebrârın iyiliği, Berr'in iyiliğinden bir yansımadır: Karşılık beklemeyen, teşekkür bile istemeyen bir iyilik. Âlimler bu ayeti, iyiliğin en saf biçiminin tarifi saymış; iyiliği yalnız Allah rızasına bağlamanın, karşılık beklemeyi de teşekkür beklemeyi de ortadan kaldırdığını söylemiştir.
Berr'in iyiliği ve adalet. Kelâm âlimleri, Berr isminin Allah'ın iyiliğinin bir borç ya da zorunluluk olmadığını, bir ihsan olduğunu gösterdiğini belirtmiştir. Tûr 28'de cennet ehlinin kendi amellerini değil, Allah'ın iyiliğini ve rahmetini anması, bu anlamın Kur'an'daki izidir.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Berr
Berr kalıbı Kur'an'da 22 ayette, 15 sûrede geçer; ama bunların çoğunda kelime Allah'ın ismi değil, kara demektir: karada ve denizde ifadesindeki kara. İsim olarak yalnız Tûr 28'de, er-Rahîm ile yan yana gelir. Kalıbın öbür kullanımları ise iyileri (berara, ebrâr) ve anne babasına iyilik edeni anlatır. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi b-r-r kökü Kur'an'da 32 kez geçer: berr 22, birr 8 kez. Bu dersin İlmî seviyesi birr ile takvâyı, mebrur haccı, ebrârı ve Berr'in iyiliği ile adaleti anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Zeccâc (ö. 311/923) | Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâ | Dil: kara ile iyiliğin ortak kökü |
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: saygıdeğer ve iyi yazıcılar |
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Ahkâm: yemin iyiliğe engel olmaz |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: iyilerle beraber |
Zeccâc: Kara ile iyiliğin ortak kökü. Dilci şârihlerin sorusu, aynı kelimenin hem kara hem iyilik anlamına nasıl geldiğidir. Zeccâc ve onu izleyen dilcilerin açıklamasına göre kökün ortak anlamı genişliktir: Kara, denize göre insanın üzerinde rahatça yürüyebildiği geniş yerdir; birr de iyilikte genişlik, iyiliği bol ve kesintisiz yapmaktır. Bu açıklamaya göre Berr, iyiliği geniş olan, kullarına iyiliği bir kara gibi yayan demektir. Kur'an'daki kullanım bu bağı görünür kılar: İsrâ 67'de insan denizde sıkıntıya düştüğünde Allah'a yalvarır, O da onu karaya çıkararak kurtarır. Karaya çıkmak bir kurtuluştur; iyilik de insanı darlıktan genişliğe çıkarır.
Taberî: Saygıdeğer ve iyi yazıcılar. Abese 15–16'da Kur'an sayfalarının saygıdeğer ve iyi (kirâmin berara) yazıcıların eliyle yazıldığı söylenir; Diyanet meali bu iki ayeti birlikte çevirir. Taberî bu yazıcıların kim olduğu hakkındaki açıklamaları aktarır: Çoğunluğa göre bunlar vahyi taşıyan ve yazan meleklerdir; bir görüşe göre de Kur'an'ı okuyup yazanlardır. Berara kelimesi berr'in çoğuludur ve itaatli, iyi olanlar demektir. Bu okumada vahyin yolculuğu baştan sona iyilikle çevrilidir: Berr olan Allah'tan gelir, iyi elçilerin eliyle taşınır ve iyilere ulaşır.
Kurtubî: Yemin iyiliğe engel olmaz. Bakara 224 şöyle der: İnsanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakınmanız ve iyi olmanız (en teberrû) için Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın. Kurtubî bir ahkâm müfessiri olarak ayetin sebebini ve hükmünü tartışır. Aktarılan açıklamaya göre bazı kişiler bir akrabalarına iyilik etmemeye ya da küs birilerini barıştırmamaya yemin eder, sonra yeminlerini gerekçe göstererek iyilikten geri dururlardı. Ayet bunu yasaklar. Kurtubî bu ayeti, Müslim'de aktarılan, bir şeye yemin edip başkasını daha hayırlı gören kişinin yemininin kefaretini verip hayırlı olanı yapmasını emreden hadisle birlikte okur. Bu hükümde iyilik, kulun kendine koyduğu bir engelden daha güçlüdür.
Râzî: İyilerle beraber. Âl-i İmrân 193'teki dua şöyle biter: Canımızı iyilerle beraber al. Râzî'nin tefsirinde bu ifadenin inceliği üzerinde durulur: Dua edenler, canımızı iyiler olarak al demez; iyilerle beraber al der. Bu açıklamaya göre kul kendini iyi diye nitelemekten çekinir ve iyilerin arasında sayılmayı, onların topluluğuna katılmayı ister. Dersin Temel seviyesindeki Tûr 28 aynı tavrı gösterir: Cennet ehli kendi amellerini değil, Berr olanın iyiliğini anar. Kulun iyiliği bir iddia değil, bir umut olarak dile gelir.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı kökün dört yüzüne bakar. Zeccâc kara ile iyiliği genişlik anlamında buluşturur, Taberî vahyi taşıyan iyi yazıcıları, Kurtubî yeminin iyiliğe engel olamayacağını, Râzî ise kulun kendini iyi saymayıp iyilerin arasında olmayı istemesini öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: İyiliğin genişliği Berr'den gelir; kulun payı onu daraltmamak ve kendine mal etmeden ona katılmaktır.
Durup düşün
- Âl-i İmrân 92'ye göre, "sevdiğin şeylerden" en son ne zaman verdin?
- Müslim'deki hadise göre gönlünü tırmalayan ve başkalarının bilmesini istemediğin bir şey var mı?
- Anne babana, hayattaysa ya da değilse, bugün hangi iyiliği yapabilirsin?
Uygulama
Bugün anne babana bir iyilik yap: bir telefon, bir ziyaret, bir dua ya da onlar adına bir sadaka. Sevdiğin bir şeyden, küçük de olsa, birine ver. Seninle aynı inancı paylaşmayan bir komşuna ya da tanıdığına bir iyilik et. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bugün yaptığın iyiliği ve onu yaparken kalbinde ne hissettiğini yaz.
Kendini sına
- Râgıb el-İsfahânî'ye göre birr kelimesi hangi kelimeyle ilişkilidir?
- Tûr 28'de Berr ismi kimlerin sözünde geçer?
- Âl-i İmrân 92'ye göre iyiliğe nasıl erişilir?
- Müslim'deki hadise göre iyilik ve günah nedir?