İçeriğe geç

القادر

69. isim

el-Kâdir

Güç yetiren

İsim dersi · 69. isim

el-Kâdir: Güç Yetiren

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Kâdir, dilediği her şeye güç yetiren, dilediğini yapan, dilemediğini yapmayan ve hiçbir işte aciz kalmayan demektir. İnsan her gün gücünün sınırıyla karşılaşır: Bir işe gücü yeter, bir başkasına yetmez; bugün yapabildiğini yarın yapamaz. "Elimden gelmez" cümlesi, insanın en dürüst itiraflarından biridir. Kâdir ismi, bu cümlenin hiçbir zaman söylenmediği kudreti anlatır. Kelime, Türkçede çok sık kullanılan "kader", "takdir" ve "kadir" kelimeleriyle aynı köktendir; bu bağ, dersin de ana izlerinden biridir. Bu ders ismi, parmak uçlarına kadar yeniden yaratılacak insanla, "Biz ne güzel güç yetireniz" diyen bir ayetle, bir karar öncesinde okunan istihâre duasıyla ve "keşke" demeyi yasaklayan bir öğütle okur.

Temel

Kelime. Kâdir, k-d-r kökünden gelir. Kökün iki temel anlamı vardır: "bir şeye güç yetirmek" ve "bir şeyin ölçüsünü, miktarını belirlemek." Türkçede bu kökten gelen kelimeler günlük hayatın içindedir: kudret (güç), kader (ölçü, belirlenmiş pay), takdir (değer biçmek, ölçüsünü belirlemek), kadir (değer, kıymet; "kadir bilmek"), iktidar (güç sahibi olmak), mukadder (takdir edilmiş) ve kadir gecesi. Allah'ın isimleri arasında aynı kökten üç isim vardır: Kâdir, Kadîr ve bir sonraki isim olan Muktedir. Kâdir, ism-i fâil kalıbındadır; Kur'an'da Allah için hem isim olarak hem de sık tekrarlanan "Allah her şeye kadirdir" (alâ külli şey'in kadîr) kalıbında geçer.

Üstünüzden ve altınızdan. Kâdir isminin açıkça geçtiği ayetlerden biri, gücün iki yüzünü birlikte gösterir:

Ayet, Allah'ın gökten ve yerden azap göndermeye kadir olduğunu söyler; ama üçüncü bir azabı da sayar: insanları gruplara bölüp birbirine düşürmek. Âlimler bu üçüncüsünün insanların kendi elleriyle yaşadığı bir azap olduğuna dikkat çekmiştir. Kâdir'in gücü yalnız doğa olaylarında değil, toplumların birliğinde ve dağılmasında da görünür.

Parmak uçlarına kadar. Kur'an, dirilişi inkâr edenlere Kâdir'in kudretinin inceliğini hatırlatır:

İnsan, dağılmış kemiklerin toplanamayacağını sanır. Cevap yalnız kemiklerin toplanacağını değil, parmak uçlarının bile en ince ayrıntısıyla yeniden yapılacağını söyler. Müfessirler bu ifadenin, yaratılışın en küçük ve en ince parçalarına kadar uzanan bir kudreti anlattığına dikkat çekmiştir. Kâdir'in gücü, büyük işlerde olduğu kadar en küçük ayrıntıda da tamdır.

Kadir olan ve takdir eden. Mürselât sûresi, kök içindeki iki anlamı bir arada kullanır:

Ayetteki fiil (kadernâ), hem "güç yetirdik" hem de "ölçüsünü belirledik" diye anlaşılabilir. İnsan bayağı bir sudan yaratılmış, belli bir süreye kadar sağlam bir yerde tutulmuştur. Bunu yapan hem güç yetiren hem de ölçüyü koyandır: "Biz ne güzel güç yetireniz!"

İstihâre. Hz. Peygamber, ashabına önemli bir işe karar vermeden önce şu duayı öğretirdi:

Duanın merkezinde bir itiraf vardır: "Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem." Kul, kararını Kâdir'in kudretine emanet ederek verir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Kâdir'i "dilerse yapan, dilerse yapmayan" diye tanımlar. Kudretin tamlığı, hem yapmaya hem de yapmamaya güç yetirmektir. Kulun bu isimden payı, kendisine verilen gücü tanımak ve onu doğru yerde kullanmaktır. Gazâlî'ye göre kulun kudreti de Allah'ın yaratmasıyla vardır; kul, gücünü kendinden bildiğinde yanılır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Kâdir ismi, göklerin ve yerin genişliğinde okunur:

Yedi gök ve yer, Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve ilminin her şeyi kuşattığını bilmemiz için yaratılmıştır. Bir tohumdan dev bir ağacın, bir damladan bir insanın çıkması, kudretin her gün tekrarlanan örnekleridir.

Derin

Derin

Yorulmadan yaratan. Kur'an, göklerin ve yerin yaratılışından dirilişe bir akıl yürütme kurar:

Gökleri ve yeri yaratmaktan yorulmayan, ölüleri diriltmekten de yorulmaz. İnsanın gücü yorgunlukla sınırlıdır; bir işi yaptıktan sonra dinlenmeye muhtaçtır. Kâdir'in kudreti ise yorgunluk tanımaz. İsrâ sûresi de aynı akıl yürütmeyi kullanır:

Ayet, benzerlerini yaratmayı göklerin ve yerin yaratılışıyla karşılaştırır. Göklerin ve yerin büyüklüğünü gören, insanın yeniden yaratılmasını zor bulmamalıdır. Kıyâme sûresi ise bu soruyu sûrenin son cümlesi yapar:

Ebû Dâvûd'un Sünen'inde (Salât) aktarılan bir rivayete göre Hz. Peygamber bu ayeti okuduğunda "Seni tesbih ederim; elbette gücün yeter" diye karşılık verirdi. Ayetin sorusu, dinleyene bir cevap bekleyen soru olarak okunmuştur.

"Keşke" deme. el-Kaviyy dersinde "güçlü mümin" hadisinin ilk yarısı okunmuştu. Hadisin devamı Kâdir ismine bağlanır:

Hadis çabayı yasaklamaz; önceki cümlesinde "Sana fayda verecek şeye sarıl, Allah'tan yardım iste ve aciz olma" der. Yasaklanan, olup bitenden sonra kendini "keşke" ile yıpratmaktır. Kul elinden geleni yapar; sonucu ise Kâdir'in takdirine bırakır.

Senin üzerindeki kudreti. Ebû Mes'ûd el-Ensârî, bir gün kölesini dövdüğünü, arkasından bir ses duyduğunu anlatır. Dönüp baktığında Hz. Peygamber'i görmüştür:

Ebû Mes'ûd köleyi hemen azat etmiş, Hz. Peygamber de "Bunu yapmasaydın ateş seni yakardı" buyurmuştur. Kâdir ismini bilen, elindeki gücü kullanırken üzerinde daha büyük bir kudretin olduğunu unutmaz. Güç, zayıf olanın karşısında bir sınavdır.

Kadere iman. Cibrîl hadisinde imanın esasları sayılırken, en sonda kadere iman anılır: kaderin hayrına da şerrine de inanmak (Müslim, Îmân). Kader ve kudret aynı köktendir: Allah'ın her şeyi bir ölçüyle takdir etmesi, O'nun her şeye güç yetirmesinin bir sonucudur. Âlimler, kadere imanın kulun sorumluluğunu kaldırmadığını; olup bitene rıza ile gelecek için çaba arasındaki dengeyi kurduğunu belirtmiştir.

İlmî

İlmî

Kâdir, Kadîr ve Muktedir. Aynı kökten gelen üç isim farklı vurgular taşır. Kâdir, ism-i fâildir ve güç yetirmenin kendisini anlatır. Kadîr, mübalağa kalıbındadır ve bu gücün her şeyi kapsamasını, sürekliliğini vurgular; Kur'an'da "her şeye kadir" kalıbında en çok bu kelime geçer. Kâdir ise daha çok belirli bir işe güç yetirmeyi anlatan cümlelerde kullanılır: En'âm 65, Ahkâf 33 ve Kıyâme 40'ta olduğu gibi. Muktedir ise iftiâl kalıbındadır ve gücün tam olarak uygulanmasını, eksiksiz sonuç vermesini anlatır. Gazâlî, Muktedir'in Kâdir'e göre daha güçlü bir mübalağa taşıdığını söyler.

Kudret neye taalluk eder? Kelâm âlimleri, Allah'ın kudretinin yalnız mümkün olan şeylere taalluk ettiğini söylemiştir; imkânsız olanlar (muhâl), kudretin konusu değildir. Bu bir acizlik değil, mantıkî bir zorunluluktur: "Hem var hem yok olan bir şey" ya da "kendi benzerini yaratan bir ilah" bir şey değil, çelişkili bir ifadedir. Kudret, var olabilecek şeylerin hepsine uzanır; çelişkiye uzanmaması, kudretin eksikliği değil, çelişkinin hiçliğidir.

Kulun kudreti. Ehl-i sünnet içinde de kulun kudretinin mahiyeti tartışılmıştır. Eş'arî kelâmcılar, kulun fiil anındaki kudretinin fiilin meydana gelmesinde bir etkisi olmadığını, fiilin Allah tarafından yaratıldığını ve kulun onu kazandığını söylemiştir. Mâtürîdî kelâmcılar ise kula, fiilini seçmesinde etkili olan bir cüz'î irade tanımış ve sorumluluğu bu iradeye bağlamıştır. İki okul da kudretin gerçek sahibinin Allah olduğunda birleşir.

Kader ve kesb. Kader meselesinde üç ana görüş tartışılmıştır. Cebriye, insanın hiçbir iradesi olmadığını; Kaderiyye, insanın kendi fiillerini yarattığını savunmuştur. Ehl-i sünnet ise orta bir yol tutmuş: Fiilleri yaratan Allah'tır, ama insan onları iradesiyle kazanır (kesb) ve bu yüzden sorumludur. Kâdir isminin kula yansıması, bu "kazanma" alanındaki sorumluluktur.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Kâdir

el-Kâdir kalıbı Kur'an'da 14 ayette, 11 sûrede geçer; bu sayfanın Kur'an'da bölümü hepsini gösterir. Kök ve dil bölümü k-d-r kökünün Kur'an'da 132 kez geçtiğini gösterir: kadîr 45, kader ve kadr birlikte 18, takdîr 5, muktedir 4 kez. Bu dersin İlmî seviyesi Kâdir, Kadîr ve Muktedir farkını, kudretin neye taalluk ettiğini, kulun kudretini ve kader ile kesb meselesini anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: gücü yeten neden indirmez
Kurtubî (ö. 671/1273)el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ânTefsir: güç yettiğini sananlar
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: neyi geri döndürmeye kadir
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: ölçülü inen, giderilebilen

Taberî: Gücü yeten neden indirmez. En'âm 37'de müşrikler, Peygamber'e Rabbinden bir belge indirilmesini ister. Cevap iki parçalıdır: Allah bir belge indirmeye kadirdir, fakat çoğu bilmezler. Taberî'nin aktardığı açıklamalara göre bilmedikleri şey şudur: İstenen türden bir mucize indirilir de ardından yalanlanırsa, önceki ümmetlerde olduğu gibi azap gecikmez. Bu okumada Kâdir'in bir şeyi yapmaması, gücünün yetmemesinden değil, onu yapmamayı seçmesindendir. Dersin Temel seviyesinde Gazâlî'nin tanımı okunmuştu: Kudretin tamlığı hem yapmaya hem yapmamaya güç yetirmektir. Taberî'nin ayeti bu tanımın bir örneğidir: İstenen belge indirilmez, çünkü indirilmemesi onları dinleyenler için bir mühlettir.

Kurtubî: Güç yettiğini sananlar. Kalem sûresi 17–33. ayetlerde bir bahçenin sahiplerini anlatır. Sahipler, ürünü sabah erkenden toplayacaklarına istisna payı bırakmadan yemin ederler; yani bunu Allah'ın dilemesine bağlamazlar. Düşkünlerin yanlarına sokulmaması için gizlice konuşarak yola çıkarlar. Kâdir kalıbı burada insan için kullanılır: Kalem 25'te onlar kâdirîn olarak erkenden giderler. Kurtubî'nin tefsirinde bu kelime ve yanındaki hard kelimesi için birden çok açıklama aktarılır: Kimine göre bahçeye kendi kudretleriyle ulaşacaklarını sanarak, kimine göre yoksulları engellemeye kesin kararlı olarak gitmişlerdir. Diyanet meali ayeti yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken diye çevirir. Her açıklamada aynı şey görünür: Güçlerinin yettiğini sandılar, oysa bahçe onlar uyurken kapkara kesilmişti. İnsanın kâdir oluşu, istisnasız bir yeminle güvence altına alınamaz.

Râzî: Neyi geri döndürmeye kadir. Târık 5–8, insana neden yaratıldığına bakmasını söyler ve ardından O'nun onu geri döndürmeye kadir olduğunu bildirir. Ayetteki rec' kelimesinin neye döndüğü tefsirde tartışılmıştır. Bir görüşe göre kastedilen, insanı öldükten sonra tekrar yaratmaktır; Diyanet meali de bu görüşle çevirir. Başka bir görüşe göre kastedilen, atılan suyu geldiği yere geri döndürmektir. Râzî bu görüşleri tartar ve sonraki ayetin, gizliliklerin ortaya çıkacağı günü anmasını birinci görüşün lehine bir karine olarak görür. Akıl yürütme dersin Derin seviyesindeki ayetlerle aynı çizgidedir: Bir damladan insanı yaratan, onu ikinci kez yaratmaya da kadirdir. Râzî'nin katkısı, bu sonucun ayetin kendi bağlamından nasıl okunduğunu göstermesidir.

Kuşeyrî: Ölçülü inen, giderilebilen. Mü'minûn 18, kökün iki anlamını aynı ayette taşır: Gökten su ölçülü (bi-kader) indirilmiştir ve onu gidermeye de kadirdir (kâdirûn). Kuşeyrî'nin işârî okumasında ayetin ikinci yarısı bir uyarıdır: Kula verilen her nimet ölçüyle verilmiştir ve verenin onu geri almaya gücü yeter. Mülk 30 aynı soruyu doğrudan sorar: Suyunuz yere batarsa, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir? Bu okumada Kâdir'i tanımak, elde olanı garanti saymamaktır. Dersin Temel seviyesindeki kadir bilmek deyimi buraya bağlanır: Geri alınabileceğini bilen, verilenin kıymetini bilir.

Karşılaştırma. Dört şârih Kâdir'e dört yönden bakar. Taberî kudretin yapmamayı da kapsadığını, Kurtubî insanın kendi kudretine duyduğu güvenin boşluğunu, Râzî diriliş delilinin ayet bağlamından nasıl okunduğunu, Kuşeyrî ise verilen nimetin geri alınabilirliğini öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Kâdir'in kudreti hem yapmada hem yapmamada, hem vermede hem geri almada tamdır; kulun gücü ise her an bu kudrete bağlı bir emanettir.

Durup düşün

  • "Elimden gelmez" dediğin en son şey neydi? Onu Kâdir'e emanet ettin mi?

  • Bir karardan sonra "keşke" diyerek kendini yıprattığın bir anı hatırla. Müslim'deki hadis o ana ne söylerdi?

  • Sana verilen güçlerin (sağlık, zaman, imkân) "kadrini" biliyor musun?

Uygulama

Bu hafta vereceğin önemli bir karar varsa, iki rekât namaz kılıp istihâre duasını oku. Bugün başına gelen bir şey için "keşke" demek yerine "Allah takdir etti ve dilediğini yaptı" de ve bir sonraki adımına odaklan. Akşam Tefekkür Defteri'ne, gücünün yettiği ve yetmediği şeyleri iki ayrı liste hâlinde yaz.

Kendini sına

  1. k-d-r kökünün iki temel anlamı nedir ve Türkçede hangi kelimelerde yaşar?
    Cevabı göster

    Güç yetirmek ve ölçüsünü belirlemek; kudret, kader, takdir, kadir, iktidar ve mukadder kelimelerinde yaşar.

  2. Kıyâme 4'te Allah insanı neye kadar yeniden yapmaya kadir olduğunu söyler?
    Cevabı göster

    Parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle.

  3. İstihâre duasındaki itiraf cümlesi nedir?
    Cevabı göster

    "Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem; Sen bilirsin, ben bilemem."

  4. Müslim'deki hadise göre başına bir şey gelen kişi "keşke" yerine ne demelidir?
    Cevabı göster

    "Allah takdir etti ve dilediğini yaptı."

Kur'an'da el-Kâdir

Kelime (قادِر) Kur'an'da 14 kez, 14 ayette ve 11 sûrede geçer. Bunlar kelimenin bütün geçişleridir; hepsi ismin Allah için kullanıldığı yer değildir. Hangisinin Allah'ı nitelediğini ders metni ve şerhler ele alır.

En çok geçtiği sûreler
  • En'âm2
  • Mü'minûn2
  • Kıyâme2
  • Yûnus1
  • İsrâ1
  • Yâsîn1
  • Ahkâf1
  • Kalem1

ve 3 sûre daha

Aynı ayette birlikte geçtiği isimler

Sayı, iki kelimenin aynı ayette geçtiği ayet sayısıdır. Kur'an'daki isim çiftleri (Gafûr ile Rahîm gibi) çoğunlukla ayet sonlarında gelir.

  1. En'âm 37

    وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۚ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةًۭ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    "Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: "Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu bilmezler."

  2. En'âm 65Derste işleniyor

    قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًۭا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًۭا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ۗ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

    De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.

  3. Yûnus 24

    إِنَّمَا مَثَلُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ ٱلنَّاسُ وَٱلْأَنْعَٰمُ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذَتِ ٱلْأَرْضُ زُخْرُفَهَا وَٱزَّيَّنَتْ وَظَنَّ أَهْلُهَآ أَنَّهُمْ قَٰدِرُونَ عَلَيْهَآ أَتَىٰهَآ أَمْرُنَا لَيْلًا أَوْ نَهَارًۭا فَجَعَلْنَٰهَا حَصِيدًۭا كَأَن لَّمْ تَغْنَ بِٱلْأَمْسِ ۚ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَتَفَكَّرُونَ

    Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.

  4. İsrâ 99Derste işleniyor

    ۞ أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ أَجَلًۭا لَّا رَيْبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًۭا

    Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.

  5. Mü'minûn 18

    وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍۢ فَأَسْكَنَّٰهُ فِى ٱلْأَرْضِ ۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابٍۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

    Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.

  6. Mü'minûn 95

    وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمْ لَقَٰدِرُونَ

    Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

  7. Yâsîn 81

    أَوَلَيْسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُم ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلْخَلَّٰقُ ٱلْعَلِيمُ

    Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.

  8. Ahkâf 33Derste işleniyor

    أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَلَمْ يَعْىَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ ۚ بَلَىٰٓ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

    Gökleri, yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah'ın, ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmezler mi? Evet; O her şeye Kadir'dir.

  9. Kalem 25

    وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍۢ قَٰدِرِينَ

    Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.

  10. Meâric 40

    فَلَآ أُقْسِمُ بِرَبِّ ٱلْمَشَٰرِقِ وَٱلْمَغَٰرِبِ إِنَّا لَقَٰدِرُونَ

    Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

  11. Kıyâme 4Derste işleniyor

    بَلَىٰ قَٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ

    Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

  12. Kıyâme 40Derste işleniyor

    أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحْۦِىَ ٱلْمَوْتَىٰ

    Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

Bütün geçişler (14 ayet)

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ق-د-رKur'an'da 132 kelime, 11 farklı türev

İlk resim: Bir şeyin ölçüsü, miktarı; bir şeye gücü yetmek de bu kökten söylenir.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
قَدِيرher şeye gücü yetenİsim45Bakara 20
قَدَرَgüç yetirdi; ölçtü; daralttıFiil25Bakara 264
قَدَّرَtakdir etti, ölçüsünü belirlediFiil16Yûnus 5
قادِرisim kalıbıgücü yetenİsim14En'âm 37
قَدَرkader, ölçüİsim11Bakara 236
قَدْرdeğer, kıymet; ölçüİsim7En'âm 91
تَقْدِيرölçüyle belirleme, takdirİsim5En'âm 96
مُقْتَدِرkudretini dilediği gibi kullananİsim4Kehf 45
مِقْدارmiktar, ölçüİsim3Ra'd 8
مَقْدُورtakdir edilmişİsim1Ahzâb 38
قُدُورkazanlarİsim1Sebe' 13

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.