Samed, her ihtiyaç sahibinin kendisine yöneldiği, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan demektir. İnsan hayatı boyunca bir şeylere yönelir: acıkınca yiyeceğe, üşüyünce ateşe, korkunca birine, üzülünce bir dosta. Bu yönelişlerin her biri geçici bir kapıya çıkar; kapı bazen açılır, bazen kapanır. Samed ismi, bütün yönelişlerin sonunda vardığı kapıyı anlatır: Kendisi hiçbir kapıya muhtaç olmadan, herkesin kapısına geldiği. İsim, Kur'an'da yalnız bir kez, İhlâs sûresinde geçer. Bu ders ismi, Kur'an'ın üçte birine denk sayılan bu kısa sûreyle, onu her rekâtta okuyan bir sahâbîyle, "beslenmeyen ama besleyen" Rabbin tarifiyle ve darlıkta yalnız O'na yalvaran insanla okur.
Temel
Kelime. Samed, s-m-d kökünden gelir. Kökün temel anlamı "bir şeye yönelmek, bir amaçla ona gitmek"tir. Arapçada bir kavmin ihtiyaç anında başvurduğu, sözü dinlenen ve kendisine yönelinen efendiye samed denirdi. Kelimenin ikinci bir anlamı da "içi dolu, boşluğu olmayan, sağlam" demektir; içi boş olmayan kayaya da bu ad verilirdi. Türkçede bu kök fazla yaşamaz; ama "Samed" ve "Abdüssamed" adları yaygındır. Abdüssamed, "Samed'in kulu" demektir; bu ad, taşıyanına her ihtiyacında kime yöneleceğini hatırlatır. Samed ismi Kur'an'da yalnız bir kez geçer ve bu geçiş, Kur'an'ın en çok okunan sûrelerinden birindedir:
Diyanet meali Samed'i "her şeyden müstağni ve her şey O'na muhtaç" diye çevirir. Bu çeviri, kelimenin iki yönünü birlikte verir: O, hiçbir şeye muhtaç değildir; her şey ise O'na muhtaçtır ve O'na yönelir.
Kur'an'ın üçte biri. Hz. Peygamber, bu kısa sûrenin değerini şöyle anlatmıştır:
Âlimler bu denkliği, Kur'an'ın konularının üç ana başlıkta toplanmasıyla açıklamıştır: tevhîd, hükümler ve kıssalar. İhlâs sûresi, bunlardan tevhîdi eksiksiz bir biçimde özetler. Sûrenin adı da dikkat çekicidir: İhlâs, "arındırmak, samimi kılmak" demektir. Sûre, Allah'ı her türlü eş, ortak, soy ve benzerden arındırarak anlatır; onu anlayarak okuyan da kalbini O'nun dışındaki yönelişlerden arındırır.
Her gece yatarken. Hz. Peygamber bu sûreyi günlük hayatının bir parçası yapmıştı:
Günün sonunda, uykuya dalmadan önce kul kendini ve bedenini yeniden Samed'e emanet eder.
Rahmân'ın sıfatı. Hz. Âişe, bir sahâbînin imamlık yaptığı her namazda kıraatini İhlâs sûresiyle bitirdiğini anlatır. Durum Hz. Peygamber'e bildirilince, ona bunu neden yaptığını sormalarını istemiştir. Sahâbî, "Çünkü bu, Rahmân'ın sıfatıdır; onu okumayı seviyorum" demiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Samed'i "ihtiyaçlarda kendisine yönelinen ve istenen" diye tanımlar. Kulun bu isimden payı, insanların ihtiyaçlarında başvurduğu biri olmaktır: Kendi ihtiyaçlarını Allah'a götüren, başkalarının ihtiyaçlarına da yardım eden. Gazâlî'ye göre Allah, bir kulu insanların dünya ve din işlerinde başvurduğu kişi kıldığında, ona bu isimden bir pay vermiş olur.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Samed ismi, bütün varlıkların bir yöne dönmesinde okunur:
Göklerde ve yerde olan her şey O'ndan ister. Bir bitki kökünü suya, yaprağını güneşe uzatır; bir yavru annesine, bir hasta ilaca yönelir. Her canlının bir ihtiyacı ve bir yönelişi vardır. Bu yönelişlerin hepsi, sonunda Samed'e varır. Ayetin ikinci yarısı, bu isteklerin karşılıksız kalmadığını söyler: O her an kâinatta tasarruf etmektedir; her an bir isteği karşılayan, bir işi yürütendir. Sûrede bu ayetten hemen önce yeryüzündeki her şeyin yok olacağı söylenir: Yönelenler geçicidir, yönelinen kalıcıdır.
Derin
Derin
Beslenmeyip besleyen. Kur'an, Samed isminin "hiçbir şeye muhtaç olmayan" anlamını somut bir örnekle anlatır:
"Beslenmeyip besleyen" ifadesi, Samed'in iki yönünü bir araya getirir. Allah, kimseye muhtaç olmadan her şeyi besler. Fâtır 15 aynı dengeyi insanlara hitapla kurar: "Siz Allah'a muhtaçsınız, Allah ise müstağnidir, övülmeğe layık olandır." el-Hamîd dersinde bu ayet Hamîd yönüyle işlenmişti; burada ise muhtaçlığın yönü öne çıkar. Kur'an, bir peygamber ile annesinin ilah olamayacağını da aynı ölçüyle gösterir:
"Her ikisi de yemek yerlerdi." Yemeğe muhtaç olan, ihtiyaç sahibidir; ihtiyaç sahibi ise Samed olamaz. Müfessirler bu ayetle İhlâs sûresi arasındaki bağa dikkat çekmiştir: Samed, hiçbir şeye muhtaç olmayan, doğmayan ve doğurmayandır.
Bana sövmesi. Buhârî'de aktarılan bir kudsî hadis, İhlâs sûresinin ayetlerini doğrudan Allah'ın ağzından verir. el-Muîd dersinde bu hadisin "yalanlama" ile ilgili ilk yarısı okunmuştu; ikinci yarısı Samed ismini anlatır:
Allah'a çocuk nispet etmek, O'nu ihtiyaç sahibi bir varlığa benzetmektir. Samed ismi bu benzetmeyi kökünden reddeder.
Darlıkta ve genişlikte. Kur'an, insanın Samed'e yönelişinin çoğu zaman sıkıntı anında olduğunu söyler:
Her nimet O'ndandır; sıkıntı gelince insan yalnız O'na yalvarır. Ama sıkıntı geçince bazıları yeniden başka kapılara döner. Yûnus sûresi aynı insan hâlini daha ayrıntılı anlatır:
İnsan darlıkta yatarken, otururken, ayakta dururken yalvarır; darlık geçince yalvarmamış gibi olur. Samed ismi, yönelişin yalnız darlıkta değil, genişlikte de sürmesine çağırır. Kapısına ancak ihtiyaç anında gidilen, dost değil, yalnızca bir çare olarak görülmüştür.
İlmî
İlmî
Samed'in anlamları. Taberî, Câmi'u'l-beyân'da İhlâs 2'yi tefsir ederken sahâbe ve tâbiûndan gelen farklı açıklamaları toplar. Bir grup, Samed'i "içi boş olmayan, yemeyen ve içmeyen" diye açıklamıştır. Bir başka grup, "efendiliği tam olan, ihtiyaçlarda kendisine yönelinen" diye açıklamış; bu açıklama İbn Abbâs'a nispet edilmiştir. Bazıları da "yok olmayan, baki olan" anlamını öne sürmüştür. Taberî, kelimenin Arap dilindeki kullanımına dayanarak "ihtiyaçlarda kendisine yönelinen efendi" anlamını öne çıkarır; ama diğer anlamların da ismin kapsamına girdiğini kabul eden âlimler olmuştur.
İnişi. Tirmizî'nin Sünen'inde (Tefsîr) aktarılan bir rivayete göre müşrikler Hz. Peygamber'e "Bize Rabbinin soyunu anlat" demiş, bunun üzerine İhlâs sûresi inmiştir. Rivayet, sûrenin neden "doğurmamış ve doğmamıştır" cümlesini içerdiğini açıklar: Soy sorusuna verilen cevap, soyun kendisinin reddidir. İhtiyaç sahibi olan doğar ve doğurur; Samed ise bunlardan münezzehtir.
Üçte birin açıklaması. Gazâlî, Cevâhirü'l-Kur'ân'da İhlâs sûresinin Kur'an'ın üçte birine denk oluşunu, Kur'an'ın temel amaçlarından birini, yani Allah'ı tanımayı özlü biçimde toplamasıyla açıklar. Ona göre Kur'an'ın üç ana amacı Allah'ı tanımak, ahireti tanımak ve dosdoğru yolu tanımaktır; İhlâs birincisinin özüdür.
Hiçbir şey denk değildir. Sûrenin son ayetindeki küfüv kelimesi "denk, eş, benzer" demektir. Kelâmcılar, Allah'ın selbî sıfatlarından muhâlefetün li'l-havâdis (yaratılmışlara benzememe) sıfatını bu ayete de dayandırmıştır. Samed'in hiçbir şeye muhtaç olmaması ile hiçbir şeyin O'na denk olmaması birbirine bağlıdır: Muhtaç olan, muhtaç olmayana denk olamaz.
Ehad ve Samed. Sûrenin ilk iki ayeti, iki isim getirir: Ehad ve Samed. Âlimler bu iki ismin birbirini tamamladığını belirtmiştir. Ehad, O'nun zâtında tek ve bölünmez oluşunu; Samed ise O'nun başka her şeyle ilişkisini, yani her şeyin O'na yönelip muhtaç olmasını anlatır. İlki zâta, ikincisi ilişkiye bakar. el-Hayy ve el-Kayyûm ikilisinde görülen aynı yapı, burada da görülür.
İlmî
Klasik şerhlerde es-Samed
es-Samed Kur'an'da yalnız bir ayette geçer: İhlâs 2. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi s-m-d kökü Kur'an'da başka hiçbir kalıpla yer almaz; ismin bütün Kur'anî bağlamı dört kısa ayetten ibarettir. Bu dersin İlmî seviyesi Taberî'nin topladığı anlamları, sûrenin inişini, üçte birin açıklamasını, küfüv kelimesini ve Ehad ile Samed ayrımını anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Tefsir: ismi sonraki ayet açıklar |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Kelâm: içi boş olmayan anlamı nasıl okunur |
| Hattâbî (ö. 388/998) | Şe'nü'd-duâ | Dua: Ehad ve Samed ile istemek |
| Kuşeyrî (ö. 465/1072) | Letâifü'l-işârât | İşârî tefsir: ihtiyacı kime arz etmeli |
Kurtubî: İsmi sonraki ayet açıklar. Dersin İlmî seviyesi, müşriklerin soy sorusu üzerine sûrenin indiğini bildiren rivayeti okudu. Kurtubî'nin tefsirinde aktarılan, Übey b. Ka'b'a dayanan rivayetin bir devamı da vardır: Samed, doğurmamış ve doğmamış olandır; çünkü doğan her şey ölür, ölen her şey de geride miras bırakır, Allah ise ne ölür ne de miras bırakılır. Bu açıklamaya göre üçüncü ayet, ikinci ayetteki ismin tefsiridir. Sûre kendi ismini kendisi açıklar: Samed'in ne olduğu, hemen ardından gelen doğurmamış ve doğmamıştır cümlesiyle söylenir. Doğum ve ölüm bir zincirin halkalarıdır; o zincire giren, bir öncekine muhtaç olarak gelir ve bir sonrakine yer bırakarak gider.
Râzî: İçi boş olmayan anlamı nasıl okunur. Taberî'nin aktardığı anlamlardan biri, Samed'in içi boş olmayan demek olduğuydu. Râzî İhlâs tefsirinde bu anlamın kelimenin cisimler için kullanılışından geldiğine dikkat çeker: İçi dolu ya da boş olmak, ancak parçaları olan bir varlık için söylenebilir. Allah cisim olmadığına göre bu anlam, olduğu gibi değil, sonucu bakımından alınmalıdır: Yemeye, içmeye, dışarıdan bir şeyle tamamlanmaya ihtiyacı olmamak. Râzî bu yüzden sûredeki iki ismi birlikte okur. Ehad parçalardan oluşmayı reddeder, Samed de ihtiyacı reddeder; ikisi birlikte, Allah'ın bir cisim gibi düşünülemeyeceğini gösterir. Kelâmcının sorusu, bir kelimenin dildeki ilk anlamının Allah'a nasıl uygulanacağıdır.
Hattâbî: Ehad ve Samed ile istemek. Hattâbî'nin eseri isimleri duanın içinde ele alır. Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin Büreyde'den aktardığı bir rivayete göre Hz. Peygamber, duasında Allah'ı doğurmamış, doğmamış, hiçbir şeyin kendisine denk olmadığı Ehad ve Samed diye anarak isteyen birini duymuş ve onun Allah'tan, kendisiyle istendiğinde verilen, kendisiyle dua edildiğinde kabul edilen ismiyle istediğini söylemiştir. Allah ismi dersinde ism-i a'zam rivayetlerinden biri okunmuştu; bu rivayet aynı soruyu İhlâs'ın cümlelerine bağlar. Hattâbî'nin bakışında bunun bir anlamı vardır: Duacı, kendisini dinleyenin hiçbir şeye muhtaç olmadığını ve her şeyin O'na muhtaç olduğunu söyleyerek ister. İstemenin en uygun girişi, istenenin kim olduğunu doğru anmaktır.
Kuşeyrî: İhtiyacı kime arz etmeli. Kuşeyrî Letâifü'l-işârât'ta İhlâs'ı bir işaret diliyle okur. Onun okumasında Samed'i tanımanın kul tarafındaki karşılığı, ihtiyacını yaratılmışların kapısında dolaştırmamaktır. Bu, insanlardan yardım istememek demek değildir; yardımın gerçek kaynağını bilmektir. İnsana başvuran kul, o insanı da Samed'e muhtaç bir aracı olarak görür; böylece hem eline uzananı küçümsemez, hem de onu bir ilah yerine koymaz. Dersin Derin seviyesindeki Nahl 53–54 bu okumanın tersini gösterir: Darlıkta yalnız O'na yönelen, genişlikte başka kapılara döner.
Karşılaştırma. Dört şârih tek bir ayete dört soru sorar. Kurtubî ismin anlamını sûrenin içinde arar ve onu sonraki ayette bulur; Râzî kelimenin dildeki ilk anlamını Allah'a uygun biçimde nasıl okuyacağını sorar; Hattâbî ismin dua içindeki yerine bakar; Kuşeyrî ise ihtiyaç anında kulun kalbinin nereye döndüğünü sorar. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Samed, muhtaç olmayan ve kendisine yönelinendir; bu iki yön, ismin hem Allah hakkında söylediğini hem de kula düşen tavrı belirler.
Durup düşün
- Bir sıkıntın olduğunda ilk olarak kime ya da neye yöneliyorsun?
- Nahl 54'teki gibi, sıkıntı geçtikten sonra yönelişini unuttuğun bir an oldu mu?
- Çevrende insanların ihtiyaç anında başvurduğu biri misin? Olmak ister misin?
Uygulama
Bugün İhlâs sûresini anlamını düşünerek üç kez oku. Bir ihtiyacını, kimseye söylemeden önce Rabbine söyle. Sonra senden yardım isteyen birinin ihtiyacını karşılamaya çalış. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bugün kendine yönelen bir ihtiyacı ve senin Samed'e yöneldiğin bir anı yaz.
Kendini sına
- Samed kelimesinin Arapçadaki iki temel anlamı nedir?
- Buhârî'deki hadise göre İhlâs sûresi Kur'an'ın ne kadarına denktir?
- İhlâs sûresini her namazda okuyan sahâbî gerekçesini nasıl açıklamış ve Hz. Peygamber ne buyurmuştur?
- En'âm 14'te Allah nasıl nitelendirilir ve bu Samed ismiyle nasıl ilişkilidir?