Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Pitch bir satış değil bir aktarma işidir; sınavı odada değil, karşındakinin projeni başkasına anlattığı anda yapılır.
Dört uzunluk — bir cümle, bir dakika, beş dakika, yirmi dakika — birbirinin kısaltması değildir; ayrı yazılır ve ayrı prova edilir.
Altı bilgi taşınır: hikâye, seyirci, biçim, ekip, uygulanabilirlik ve ihtiyaç — ve en çok atlanan sonuncusudur.
Merkez değişmez, sıra değişir: aynı proje yapımcıya, oyuncuya, fona ve yatırımcıya farklı sırayla anlatılır.
Savunmak gerekçe açıklamaktır, direnmek gerekçesiz tekrar etmektir — ve her toplantıda bir şeyden vazgeçmek kırmızı çizgileri korur.
Açılış sahnesi
Bir asansördesin. Yanındaki kişi bir yapımcı ve sekizinci kata çıkıyorsunuz.
"Ne üzerinde çalışıyorsun?"
Kırk saniyen var.
Bu klişe bir örnek ama gerçek bir beceriyi ölçüyor: projeni ne kadar iyi biliyorsun? Çünkü kırk saniyede anlatamamak bir sunum sorunu değildir. Neredeyse her zaman şu anlama gelir: filmin ne olduğuna henüz karar vermemişsin.
Ve mesleğin en can sıkıcı gerçeği burada: bir film yapmak için önce onu anlatmak zorundasın — üstelik henüz var olmayan bir şeyi, ona senden daha az inanan insanlara.
Pitch bir satış işi değil, bir aktarma işidir. Kafandaki filmi karşındakinin kafasına taşıyorsun. Taşınmıyorsa sorun onun ilgisizliğinde değil, senin cümlelerindedir.
Bu ders o aktarmanın nasıl yapıldığını anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önce dört pitch uzunluğunu kuracağız: bir cümle, bir dakika, beş dakika, yirmi dakika. Sonra her pitchin taşıması gereken altı bilgiyi göreceğiz. Ardından görsel sunumun sınırını çalışacağız. Sonra muhataba göre vurgu değiştirmeyi ele alacağız. Ardından zor soruları karşılamayı göreceğiz — dersin en pratik parçası budur. Sonra savunmakla direnmek arasındaki farkı çalışacağız. En sonda toplantı sonrası takip paketini konuşacağız. Yirmi beş eserden örneklerle bunları okuyacağız.
Sıfır noktası
Birine gördüğün bir rüyayı anlatmayı dene.
Sen içindeyken her şey nettir. Anlatmaya başladığında dağılır: "sonra bir yere gittik, orası hem evimizdi hem değildi..."
Dinleyen kişi sıkılır. Ve sıkılmasının sebebi rüyanın kötü olması değildir; onda bir merkez olmamasıdır.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Rüyanı anlatırken dinleyen kişi kibarlık eder; pitch'te karşındaki kişi karar veriyordur. Ve o kişi günde beş proje dinliyor olabilir. Bu yüzden pitch, iyi anlatmakla ilgili olduğu kadar hatırlanmakla ilgilidir: toplantıdan iki gün sonra o kişi başkasına senin projeni anlatabiliyor mu? Anlatabiliyorsa pitch işini yapmıştır. Bu yüzden asıl hedef ikna değil, aktarılabilirliktir.
Bu kadarı temel. Şimdi asıl mesele başlıyor.
Mekanizma
Dört uzunluk
Her yönetmen projesini dört ayrı uzunlukta anlatabilmelidir ve bunlar birbirinin kısaltması değildir.
Bir cümle. Filmin ne olduğu. Tür, kahraman ve merkezî gerilim. Bu cümle kurulamıyorsa proje henüz kurulmamıştır.
Bir dakika. Cümle, bir durum örneğiyle açılır ve tek bir "neden şimdi" eklenir. Asansör, sohbet, ilk tanışma.
Beş dakika. Hikâyenin akışı, kahramanın yolculuğu, tonun tarifi, bir görsel fikir ve senin bağın. Çoğu ilk toplantı bu uzunluktadır.
Ve yirmi dakika. Yukarıdakiler artı yapı, ekip, bütçe aralığı, seyirci ve takvim. Fon sunumları ve yatırımcı toplantıları buradadır.
Ve bir kural: her uzunluk ayrı prova edilir. Beş dakikalık anlatımı hızlandırarak bir dakika elde edilmez; bir dakikalık anlatım kendi başına yazılır ve ezberlenir.
Altı bilgi
Uzunluk ne olursa olsun, iyi bir pitch şu altı sorunun cevabını taşır — bazılarını tek kelimeyle.
Hikâye. Ne oluyor? Kime oluyor?
Seyirci. Kim izleyecek ve neden?
Biçim. Bu film neye benziyor? Ton, ritim, görsel dünya.
Ekip. Kim var? Bir görüntü yönetmeni, bir yapımcı, bağlanmış bir oyuncu.
Uygulanabilirlik. Bu film çekilebilir mi? Ölçek ve zorluklar konusunda gerçekçilik.
Ve ihtiyaç. Bu toplantıdan ne istiyorsun? Para mı, ortak mı, tavsiye mi, bir isim mi?
Ve en çok atlanan madde sonuncusudur. İstediğini söylemeyen bir pitch, karşındakini boşlukta bırakır. Toplantı bittiğinde kişi ne yapacağını bilmiyorsa, hiçbir şey yapmaz.
Görselin sınırı
Sunum dosyası ve görseller yardımcıdır; anlatının yerini alamaz.
Görsel, söylediğini doğrular. Söylemediğin bir şeyi görsel söylemez.
Az sayıda görsel kullan. Kırk görselli bir sunum, kırk kararsızlığın kanıtıdır.
Ekrana bakma. Anlatırken karşındaki kişiye bak; dosya arkanda durur.
Ve dosyayı okuma. Yazılanı tekrar etmek, toplantıdaki tek gerçek kaynağı — seni — devre dışı bırakır.
Ve bir gözlem: en iyi pitch'ler ekransız yapılabilir. Görselini kaybettiğinde projen anlatılamaz hâle geliyorsa, projeyi görsel taşıyor demektir — ve görseller sonradan değişir.
Muhataba göre vurgu
Aynı proje farklı kişilere farklı sırayla anlatılır. Bu bir manipülasyon değil, karşındakinin gerçekten sorumlu olduğu şeye cevap vermektir.
Yapımcı uygulanabilirliği ve ekibi dinler. Bütçe aralığını erken söyle.
Oyuncu rolü dinler. Karakterin ne yaşadığını ve neyi oynayacağını anlat; filmin tamamını değil.
Fon kültürel ve toplumsal gerekçeyi, özgünlüğü ve yönetmenin bağını dinler.
Yatırımcı geri dönüşü ve riski dinler. Karşılaştırılabilir işleri anmak burada işe yarar.
Marka ve ajans hedefi ve markanın konumunu dinler.
Ve dağıtımcı seyirciyi ve gösterim yolunu dinler.
Ve tek bir ilke bunların hepsini yönetir: merkez değişmez, sıra değişir. Filmin ne olduğu her toplantıda aynıdır; önce hangi bilgiyi verdiğin değişir.
Zor soruları karşılamak
Toplantının gerçek sınavı sunum değil, sorulardır.
Ve dört tür soru gelir.
Bilgi sorusu. "Kaç günde çekilecek?" Cevabı biliyorsan söyle; bilmiyorsan "henüz hesaplamadım, şu tarihte netleşecek" de. Uydurulmuş bir sayı, bütün toplantıyı geçersiz kılar.
Endişe sorusu. "Bu konu zor satılır." Cevap savunma değil, kabul ve çözümdür: "evet, o yüzden şu yolu düşünüyoruz."
Yaratıcı itiraz. "Sonu neden böyle?" Bu bir tehdit değil, bir ilgi işaretidir. Gerekçeni söyle; ikna olmazlarsa tartışmayı uzatma.
Ve gizli soru. "Daha önce ne çektin?" Sorulan şey filmografi değil, bu işi bitirip bitiremeyeceğindir. Cevap, geçmiş işlerini saymak değil, nasıl çalıştığını anlatmaktır.
Ve genel bir teknik: soruyu tekrarla, sonra cevapla. Bu, hem düşünmek için zaman kazandırır hem sorunun doğru anlaşıldığını gösterir.
Ve bir dürüstlük notu: "bilmiyorum" cevabı bir zayıflık değildir — arkasına "ne zaman bileceğim" eklendiğinde. Eklenmediğinde zayıflıktır.
Savunmak ve direnmek
Bu ayrım, bir yönetmenin olgunluk ölçüsüdür.
Savunmak, bir kararın gerekçesini açıklamaktır. Karşındaki kişi gerekçeyi duyunca ikna olabilir ya da olmayabilir; ama tartışma ilerler.
Direnmek, gerekçe olmadan aynı şeyi tekrarlamaktır. Tartışma durur ve ilişki yıpranır.
Pratik ayrım şu sorudadır: hangi koşulda fikrimi değiştiririm? Cevabı olmayan bir konum, bir konum değil bir kilittir.
Ve üç kategoriye ayırmak işe yarar.
Kırmızı çizgiler. Değişirse film başka bir film olur. Bunlar az sayıda olmalıdır — üç, dört madde. Ve baştan söylenmelidir.
Pazarlık edilebilirler. Tercih ederim ama vazgeçebilirim.
Ve fark etmezler. Karşı tarafa bırakılabilir; bırakmak iyi niyet üretir ve kırmızı çizgileri korur.
Ve deneyimli yönetmenlerin bildiği bir şey: her toplantıda bir şeyden vazgeçmek, kırmızı çizgileri savunulabilir kılar. Hiçbir şeyden vazgeçmeyen bir yönetmen, sonunda her şeyi kaybeder.
Toplantı sonrası
Toplantı bittiğinde iş bitmemiştir ve bu aşama çoğu zaman atlanır.
Aynı gün kısa bir teşekkür ve özet gönder. Üç madde: konuştuğumuz şey, benim üstlendiğim adım, senden beklediğim adım.
Talep edilen belgeyi hızlı gönder. Gecikme, ilgiyi soğutur.
Bir tarih koy. "İki hafta içinde tekrar yazacağım" cümlesi, takibi sana bağlar.
Ve reddi kaydet. Kim, ne zaman, hangi gerekçeyle. Bu kayıt bir hesap defteri değil; iki yıl sonra aynı kişiye başka bir projeyle gittiğinde neyin değiştiğini bilmeni sağlar.
Ve bir gerçek: çoğu toplantı hiçbir şeyle sonuçlanmaz ve bu normaldir. Bir projenin finansmanı genellikle onlarca toplantının sonunda kurulur. Sonuçsuz toplantıyı başarısızlık saymak, üçüncü toplantıda vazgeçmeye yol açar.
Filmlerden okuma
Tek cümlede duran fikirler
Anlatılması zor projeler
Kırmızı çizgi ve pazarlık
Muhataba göre anlatmak
Sinemada anlatmanın kendisi
Türkiye'den
Animasyonda öneri
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım pitch'in alfabesiydi. Şimdi ince tarafa gelelim.
Az önce "hedef aktarılabilirliktir" dedim. İşin aslı şu: pitch'in gerçek sınavı odada değil, odadan sonra yapılır. Karşındaki kişi projeni ortağına, patronuna ya da kuruluna anlatmak zorunda kalacak — ve o anlatımı sen yapmayacaksın. Bu yüzden iyi bir pitch, karşındakine anlatabileceği cümleleri verir. Toplantıdan çıkarken kafasında üç cümle kalıyorsa iş görmüştür; on beş cümle kalıyorsa hiçbiri kalmamıştır.
İkinci nüans: heyecan aktarılır, taklit edilemez. Kendi projesine gerçekten meraklı olan bir yönetmen, kötü kurulmuş cümlelerle bile ilgi uyandırır. Yorgun ve kendinden emin olmayan bir anlatım ise kusursuz bir dosyayla bile soğuk durur. Bu, karizma meselesi değil — projenin senin için gerçekten canlı olup olmadığı meselesidir. Anlatırken sıkılıyorsan, mesele sunum tekniği değildir.
Üçüncü nüans, ve en pratiği: ilk toplantıda satmaya çalışmak, çoğu zaman ikinci toplantıyı kaybettirir. İlk görüşmenin amacı anlaşma değil, ilgi ve bir sonraki adımdır. Aceleci bir kapanış talebi, karşı tarafı savunmaya iter. "Bunu düşünmeniz için ne göndereyim" cümlesi, "ne zaman karar verirsiniz" cümlesinden çok daha çok kapı açar.
Dördüncüsü: reddin gerekçesini sorabilirsin ve çoğu zaman söylenir. "Neden olmadı" sorusu, kısa ve yargısız sorulduğunda değerli bilgi getirir — ve bir sonraki pitch'i doğrudan iyileştirir. Bu soruyu sormamak, aynı hatayı on toplantı boyunca tekrarlamak demektir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Pitch bir satış işidir."
Pitch bir aktarma işidir; hedef ikna değil, karşındakinin projeyi başkasına anlatabilmesidir.
Yaygın yanlış"Kısa anlatım, uzun anlatımın hızlandırılmış hâlidir."
Dört uzunluk ayrı ayrı yazılır ve ayrı ayrı prova edilir.
Yaygın yanlış"Sunum dosyası anlatının yerini alır."
Görsel, söylediğini doğrular. En iyi pitch'ler ekransız da yapılabilir.
Yaygın yanlış"Bilmediğini söylemek zayıflıktır."
'Bilmiyorum' cevabı, arkasına 'ne zaman bileceğim' eklendiğinde güç verir; eklenmediğinde zayıflıktır.
Yaygın yanlış"Her şeyi savunmak kararlılıktır."
Gerekçesiz tekrar direnmektir. Her toplantıda bir şeyden vazgeçmek, kırmızı çizgileri savunulabilir kılar.
Uygulama
Kilit özet
Pitch bir satış değil bir aktarma işidir; sınavı odada değil, karşındakinin projeni başkasına anlattığı anda yapılır.
Dört uzunluk — bir cümle, bir dakika, beş dakika, yirmi dakika — birbirinin kısaltması değildir; ayrı yazılır ve ayrı prova edilir.
Altı bilgi taşınır: hikâye, seyirci, biçim, ekip, uygulanabilirlik ve ihtiyaç — ve en çok atlanan sonuncusudur.
Merkez değişmez, sıra değişir: aynı proje yapımcıya, oyuncuya, fona ve yatırımcıya farklı sırayla anlatılır.
Savunmak gerekçe açıklamaktır, direnmek gerekçesiz tekrar etmektir — ve her toplantıda bir şeyden vazgeçmek kırmızı çizgileri korur.
Sonraki ders
Bu derste projeyi anlattık. Şimdi kendini anlatmaya geçiyoruz. Bir sonraki derste yönetmen portfolyosunu çalışacağız: reelin amacı ve açılışı, hangi işin gösterileceği, kişisel site ve proje sayfaları, yönetmen açıklaması ve farklı alanlar için farklı portfolyolar.