Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Birlikte görmek, neden bulmak değildir.
Bir ilişki ters yönden, ortak bir üçüncü nedenden ya da tesadüften doğabilir.
Hill'in dokuz bakış açısı bir ilişkiye farklı yönlerden bakmayı sağlar; hiçbiri tek başına kanıt değildir.
Doz–yanıt ilişkisi güçlü bir işarettir, ama doz kişilerin kendi seçimiyse temkinle okunur.
Ten ya da köken ile bir sonuç arasındaki ilişki, çoğu zaman onlarla birlikte gelen koşulların vekilidir.
Açılış sahnesi
Bir öğretmen, stüdyosunun bir yıllık kayıtlarına bakıyor. Bir örüntü dikkatini çekiyor: haftada üç kez ya da daha sık derse gelen öğrenciler, yıl sonunda yapılan kısa ankette daha az bel ağrısı bildirmiş. Az gelenler daha çok. Öğretmen bunu bir afişe yazmak istiyor: "Ne kadar sık gelirseniz, beliniz o kadar az ağrır."
Afişi asmadan önce bir meslektaşına gösteriyor. Meslektaşı birkaç soru soruyor. Beli çok ağrıyanlar, belki de ağrıları yüzünden seyrek geliyordu; sık gelenler, zaten ağrısı az olduğu için sık gelebiliyordu. Sık gelenlerin çoğu, stüdyoya yürüyerek gelebilen, esnek çalışma saatleri olan, belki de başka bir spor da yapan kişilerdi.
Öğretmen kayıtlara yeniden bakıyor. Sayılar değişmemiş; ama sayıların ne söylediği birden çok daha az belirgin görünüyor. Yan yana duran iki sayıdan birinin ötekini doğurduğunu ne zaman söyleyebiliriz?
Bu derste ne olacak
Bu derste araştırma okuryazarlığının belki de en temel sorusunu ele alıyoruz: iki şeyin birlikte görülmesi ile birinin ötekine yol açması arasındaki farkı. Önce bu farkı gözden kaçıran akıl yürütmenin adını ve bir ilişkinin neden ilişkisi olmadan ortaya çıkabileceği yolları göreceğiz: ters yön ve ortak bir üçüncü neden. Sonra bir bağın gerçekten doğurucu olup olmadığını tartmak için kullanılan bakış açılarına, Bradford Hill'in dokuz bakış açısına geçeceğiz. Ardından bu bakış açılarından birini, doz ile yanıt arasındaki ilişkiyi, bir yoga iddiasına uygulayacağız. En sonda bir grubun bir özelliğinin bir sağlık sorunuyla yan yana çıktığı durumlara bakacağız; burada ten tonu, bir özelliğin kendisinin mi, yoksa onunla birlikte gelen koşulların mı sonuca yol açtığını ayırt etmeyi öğretecek.
Sıfır noktası
Bu birimin birkaç dersinde bu soruyu ileriye bırakmıştık. Y5.68'de kesitsel bir ankette hangisinin önce geldiğinin bilinemediğini, zaman sırası belirsizliğini gördük. Y5.69'da kohortun zaman sırasını bildiğini ama katılımcıların seçimlerinin karıştırıcı değişkenler taşıdığını gördük. Y5.70'te kuranın karıştırıcıları gruplar arasında dengeleyebildiğini gördük.
Bu ders bu parçaları bir araya getiriyor. Tasarımlar, bir ilişkinin neden ilişkisi olup olmadığını ayırt etmenin araçlarıdır; ama bir öğretmen çoğu zaman bir tasarımla değil, bir cümleyle karşılaşır: "yoga iyi geliyor", "düzenli gelenler daha az ağrıyor". Bu ders, böyle bir cümlenin bir neden iddiası taşıyıp taşımadığını sormayı öğretiyor.
Mekanizma
Birlikte görülmek, yol açmak değildir
Korelasyon nedensellik değildir maddesi, bu ifadenin, iki olay ya da değişken arasında gözlenen bir ilişkiden ya da korelasyondan, yalnızca buna dayanarak bir neden–sonuç ilişkisi çıkarmanın meşru olmadığını anlattığını yazıyor. Madde, korelasyonun nedensellik anlamına geldiği düşüncesinin, birlikte ortaya çıkan iki olayın bir neden–sonuç ilişkisi kurduğunu varsayan bir mantık yanılgısı olduğunu ve bu yanılgının Latince "bununla, dolayısıyla bundan dolayı" anlamına gelen bir ifadeyle de anıldığını belirtiyor. Madde, bunun bir olayın bir başkasından sonra gelmesini onun zorunlu sonucu sayan yanılgıdan farklı olduğunu da ekliyor.
Madde, bir ilişkinin neden ilişkisi olmadan ortaya çıkabileceği iki yolu ayrıca anlatıyor. İlki, neden ile sonucun yer değiştirmesi: ters nedensellik.
İkincisi, iki değişkenin de gözlenmeyen üçüncü bir etkenin sonucu olması. Madde bu durumu, bir ortak nedenin göz ardı edilmesi olarak anlatıyor ve bilinen bir örnek veriyor: dondurma satışları arttıkça boğulma ölümlerinin de arttığı, ama bunun dondurmanın boğulmaya yol açtığını göstermediği; ikisi de sıcak havayla birlikte artar. Sahte ilişki maddesi bu tür ilişkiye bir ad veriyor: iki ya da daha fazla olayın ya da değişkenin, bir tesadüf ya da görünmeyen üçüncü bir etken yüzünden ilişkili olup neden ilişkisi taşımaması.
Hill'in dokuz bakış açısı
Bir ilişkinin neden ilişkisi olup olmadığını değerlendirmek için sık anılan bir çerçeve var. Bradford Hill ölçütleri maddesi, İngiliz istatistikçi Austin Bradford Hill'in bin dokuz yüz altmış beşte, bir maruziyet ile bir sonuç arasındaki bir neden ilişkisinin epidemiyolojik kanıtını değerlendirirken göz önünde bulundurulacak dokuz ilke sıraladığını yazıyor. Madde, bunların sık sık yanlış biçimde "ölçütler" olarak anıldığını, Hill'in kendi ifadesinin ise "neden diye bağırmadan önce ilişkiyi incelememiz gereken dokuz ayrı bakış açısı" olduğunu belirtiyor. Madde, Hill'in dokuz bakış açısının hiçbirinin neden–sonuç hipotezi lehine ya da aleyhine tartışılmaz bir kanıt getiremeyeceğini ve hiçbirinin vazgeçilmez bir koşul sayılamayacağını söylediğini aktarıyor.
Madde, bu bakış açılarını tek tek açıklıyor. Güç: daha güçlü bir ilişkinin neden ilişkisi olma olasılığı daha yüksektir, ama küçük bir ilişki bir neden etkisinin olmadığı anlamına gelmez. Tutarlılık: farklı kişilerin farklı yerlerde farklı örneklemlerle gözlediği tutarlı bulgular bir etkinin olasılığını güçlendirir. Zaman sırası: sonuç nedenden sonra ortaya çıkmalıdır. Akla yatkınlık: neden ile sonuç arasında akla yatkın bir mekanizma yardımcıdır, ama Hill mekanizma bilgisinin o günkü bilgiyle sınırlı olduğunu not etmiştir. Deney: zaman zaman deneysel kanıta başvurmak mümkündür.
Doz ve yanıt
Hill'in bakış açılarından biri, bir yoga öğretmeni için özellikle kullanışlıdır. Bradford Hill ölçütleri maddesi bunu biyolojik eğim ya da doz–yanıt ilişkisi olarak adlandırıyor: daha fazla maruziyetin genellikle etkinin daha sık görülmesine yol açması beklenir. Madde, bazı durumlarda etkenin yalnızca var olmasının etkiyi tetikleyebildiğini, bazı durumlarda ise ters bir orantı görülebildiğini de ekliyor. Doz–yanıt ilişkisi maddesi, bu kavramı bir uyarının maruziyet düzeyindeki değişimin, bir organizmadaki tepkinin büyüklüğündeki değişimle ilişkisi olarak tanımlıyor.
Açılış sahnesindeki afiş, farkında olmadan bir doz–yanıt iddiası kuruyordu: "ne kadar sık gelirseniz". Ama ters nedensellik bu örüntüyü de üretebilirdi: ağrı ne kadar azsa, kişi o kadar sık gelebilir. Doz–yanıt ilişkisinin bir neden işareti olabilmesi için, dozun kişiler tarafından değil, bir tasarımla belirlenmesi en güçlü kanıtı verir.
Bir özellik ve onunla gelenler
Bir grubun bir özelliği ile bir sağlık sonucu arasında bir ilişki görüldüğünde, aynı soru daha da önemli hâle gelir. Ten tonu burada bu dersin en hassas uygulamasıdır. Irk ve sağlık maddesi, ırksal sağlık farklarının genel olarak, örtük kalıp yargılar ve sosyoekonomik durumdaki ortalama farklar gibi ırkla ilişkili toplumsal dezavantajlara dayandığını yazıyor. Madde, ırkın kısmen, sağlığı etkilediği bilinen sosyoekonomik durum farkları gibi çevresel etkenlerin bir vekili olduğunu ve bazı yaklaşımların, ırkın vekili olduğu eğitim niteliği ve sosyoekonomik durum gibi etkenlerin doğrudan ölçülmesini önerdiğini aktarıyor.
Bir çalışma, koyu tenli katılımcılarda bir sağlık sorununun daha sık görüldüğünü bulduğunda, bu bir ilişkidir; ama bu ilişkinin teni bir neden yaptığını düşünmek, bir sahte ilişkiyi bir neden ilişkisi sanmak olabilir. Aynı ilke yoga için de geçerlidir: bir yoga programının belirli bir grupta daha az etkili görünmesi, o grubun bedeninden değil, derse erişimden, ders saatlerinden, ulaşım olanaklarından ya da stüdyoda kendini ne kadar rahat hissettiğinden gelebilir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Yan yana duran iki şey, aralarında bir doğurma bağı olduğunu kanıtlamaz. Bir ilişki ters yönden gelebilir, ikisini birden etkileyen üçüncü bir etkenden doğabilir ya da yalnızca bir tesadüf olabilir. Bu yüzden "düzenli gelenler daha az ağrıyor" gibi bir cümle, bir neden iddiası değil, bir ilişki bildirimidir.
Usta bir öğretmen bir ilişkiye Hill'in bakış açılarıyla, farklı yönlerden bakar: ilişki ne kadar güçlü, farklı yerlerde ve gruplarda tutarlı mı, sonuç nedenden sonra mı geliyor, daha fazla doz daha büyük bir etkiyle mi geliyor, deneysel bir kanıt var mı? Hill'in uyardığı gibi, bu bakış açılarından hiçbirini tek başına bir kanıt ya da bir koşul saymaz.
Usta bir öğretmen, bir grubun özelliği ile bir sonuç arasındaki ilişkiyi özellikle dikkatle okur. Tenin, kökenin ya da başka bir özelliğin, çoğu zaman onunla birlikte gelen toplumsal ve ekonomik koşulların vekili olduğunu bilir; bir farkı bedene yüklemeden önce erişimi, saatleri, ulaşımı ve stüdyodaki temsili sorar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışİki şey birlikte artıyorsa, biri ötekine yol açıyordur.
Korelasyon nedensellik değildir maddesi, bir ilişkinin ters nedensellikten, ortak bir üçüncü nedenden ya da tesadüften doğabileceğini yazıyor.
Yaygın yanlışHill'in ölçütleri karşılanırsa neden ilişkisi kanıtlanmış olur.
Bradford Hill ölçütleri maddesi, Hill'in bunları ölçüt değil bakış açısı olarak sunduğunu ve hiçbirinin tartışılmaz bir kanıt ya da vazgeçilmez bir koşul olmadığını söylediğini yazıyor.
Yaygın yanlışDaha fazla pratik daha büyük bir etkiyle geliyorsa, pratik bu etkiye yol açıyordur.
Doz–yanıt ilişkisi bir neden işaretidir, ama doz kişilerin kendi seçimiyse ters nedensellik ve üçüncü etkenler aynı örüntüyü üretebilir.
Yaygın yanlışBir grubun özelliği bir sağlık sonucuyla ilişkiliyse, o özellik sonucun nedenidir.
Irk ve sağlık maddesi, ırkın çoğu zaman sağlığı etkileyen sosyoekonomik ve çevresel etkenlerin bir vekili olduğunu yazıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Birlikte görmek, neden bulmak değildir.
Bir ilişki ters yönden, ortak bir üçüncü nedenden ya da tesadüften doğabilir.
Hill'in dokuz bakış açısı bir ilişkiye farklı yönlerden bakmayı sağlar; hiçbiri tek başına kanıt değildir.
Doz–yanıt ilişkisi güçlü bir işarettir, ama doz kişilerin kendi seçimiyse temkinle okunur.
Ten ya da köken ile bir sonuç arasındaki ilişki, çoğu zaman onlarla birlikte gelen koşulların vekilidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir ilişkinin neden ilişkisi olup olmadığını sormayı öğrendik. Ama bir çalışmanın hangi ilişkiyi asıl soru olarak sorduğu da önemlidir: bir çalışma pek çok şey ölçer, ama bunlardan yalnızca biri, çalışmanın asıl sorusunun cevabıdır.
Sıradaki dersin konusu bu ayrım: birincil ve ikincil sonuç.
Soru şu: bir çalışmanın asıl ölçtüğü sonuç ile yan ölçümleri arasındaki fark neden önemlidir ve bir makalede asıl sonucun sessizce değiştirilip değiştirilmediği nasıl anlaşılır?