Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Gösterimin sürdüğü her an, sınıfın izlenmediği bir andır.
İki iş arasında gidip gelmenin bir bedeli vardır; bu bedel uyarıyla bile tamamen kalkmaz.
Göz ucu hareketi yakalar, ayrıntıyı ve rengi kaçırır; koyu bir tende renk değişimi daha da zor görünür.
Gösterim ve gözlem aynı ana sıkıştırılmaz, sıraya konur: önce göster, sonra göstermeyi bırakıp izle.
Bir ikinci göz, bir asistan ya da bir meslektaş, gösterimin kör anını kapatabilir.
Açılış sahnesi
Bir öğretmen, akşam dersinde bir denge duruşu öğretiyor. Salonun önünde tek ayağı üstünde duruyor, kollarını yukarı uzatmış, bakışını yerde bir noktaya sabitlemiş. Duruşu anlatırken sesi sakin; her ayrıntıyı söylüyor, ağırlığın ayak tabanında nereye gideceğini, kalçanın nasıl hizalanacağını.
Duruştan çıkıp başını kaldırdığında, salonun ortasındaki bir öğrencinin minderine oturmuş, elleriyle başını tuttuğunu görüyor. Yanındaki öğrenci ona bir süredir baktığını, bir şey sormak isteyip sormadığını fark ettiğini söylüyor. Öğretmen o dakika boyunca salonun tam karşısında duruyordu; ama gözü, kendi dengesini tutmak için yerdeki bir noktadaydı.
Aynı hafta çevrim içi dersinde de benzer bir şey oluyor. Gösterim için kamerasının önüne geçip yanını dönüyor; ekrandaki küçük karelerin hiçbiri artık görüş alanında değil. Gösterim bitip ekrana döndüğünde, bir öğrencinin karesi boş: öğrenci çıkmış mı, yere mi uzanmış, bilgisayarın arkasında mı, bilmiyor.
Bu derste ne olacak
Bu derste bir öğretmenin iki işi aynı anda yapamamasının, gösterimle gözlemin birbirini dışlamasının sonuçlarını ele alıyoruz. Önce gösterim sırasında dikkatin neden kendi bedene çekildiğine ve iki iş arasında gidip gelmenin bir bedeli olduğuna, görev değiştirme maliyeti kavramıyla bakacağız. Sonra gösterim sırasında öğrencilere göz ucuyla bakmanın neyi yakalayıp neyi kaçırdığını, çevresel görmenin sınırlarıyla tartışacağız. Ardından gösterim ile gözlemi aynı ana sıkıştırmak yerine sıraya koymanın yolunu, kademeli sorumluluk devri modeliyle kuracağız. En sonda ikinci bir gözün, bir asistanın ya da bir meslektaşın, bu boşluğu nasıl doldurabileceğini ortak öğretim modelleriyle konuşacağız.
Sıfır noktası
Y5.18'de gösterimin yararını ve sınırını gördük: gösterimin gözlem yoluyla öğrenmeye dayandığını, ama öğrencinin öğretmenin görüntüsünü bir hedef olarak kopyalayabileceğini. Y5.19'da çift görev girişimini tanımladık: iki görev birlikte yapıldığında, en az birinin performansının düştüğünü. Y5.58'de bir öğretmenin gözlem kapasitesinin sınırlarını, Y5.59'da da çevrim içi bir derste kameraların açıyı nasıl belirlediğini konuştuk.
Bu ders bu iki çizgiyi birleştiriyor. Gösterim, öğretmenin bedenini bir örneğe dönüştürür; o sırada öğretmenin dikkati de, çoğu zaman gözü de, kendi bedeninin içindedir. Gösterimin sürdüğü her an, sınıfın izlenmediği bir andır; ve bu an, gösterim ne kadar uzunsa o kadar uzar.
Mekanizma
Gösterim sırasında dikkat nereye gider?
Y5.19'da tanımladığımız çift görev girişimi, burada bir öğretmenin bedeninde yaşanır. Bir öğretmen bir denge duruşunu gösterirken kendi dengesini tutmak, yönergeyi söylemek ve sınıfı izlemek zorundadır. İlk ikisi zaten dikkat ister; üçüncüsü, çoğu zaman sessizce düşer.
Görev değiştirme maddesi bu durumun ikinci bir yüzünü anlatıyor. Madde, dikkati bir görevden ötekine kaydırmanın laboratuvarda ilk kez Jersild tarafından, bin dokuz yüz yirmi yedide incelendiğini yazıyor. Madde, bir görevden başka bir göreve geçilen denemelerde performansın yavaşladığını ve doğruluğun düştüğünü, bu farka geçiş maliyeti dendiğini ve bu maliyetin, geçişten önce yeterli uyarı verildiğinde bile ortadan kalkmadığını aktarıyor. Madde Rogers ile Monsell'in bin dokuz yüz doksan beş tarihli çalışmasını da anıyor: bu çalışmaya göre görevler arasında gidip gelmek, çalışma belleğine tek bir görevi tekrarlamaktan daha çok yük bindiriyor.
Göz ucuyla bakmak: çevresel görmenin sınırı
Gösterim sırasında bir öğretmen, gözünü kendi bedeninden ayırmadan sınıfı "göz ucuyla" izlediğini düşünebilir. Çevresel görme maddesi bu tür görmenin neyi yakalayıp neyi kaçırdığını anlatıyor. Madde, insanlarda çevresel görmenin özellikle ayrıntıyı, rengi ve biçimi ayırt etmekte zayıf olduğunu, buna karşılık hareketi fark etmekte görece iyi olduğunu yazıyor.
Bu, gösterim sırasındaki bir göz ucu bakışının neyi görebileceğini belirler: bir öğrencinin düşmesi ya da ani bir hareketi fark edilebilir; ama bir yüzdeki zorlanma, bir dizin konumu, bir ten renginin değişmesi fark edilemez. Açılış sahnesindeki öğrenci sessizce oturup başını tutmuştu. Bu yavaş ve küçük bir hareketti, çevresel görmenin yakalamakta en zorlandığı türden.
Ten tonu burada bir kez daha önem kazanıyor. Y5.53'te kalkış sonrası solgunluğu konuşurken, yüzdeki renk çekilmesinin koyu tenli öğrencilerde çoğu zaman gözle seçilemediğini görmüştük. Solgunluk maddesi bunu açıkça yazıyor: koyu tenli kişilerde solgunluk daha belirsizdir ve daha zor fark edilir; çok koyu kahverengi tende daha grimsi ya da küllü, daha açık kahverengi tende daha sarımsı bir renk olarak görünebilir. Madde, bu durumlarda uygun ışıkla avuç içlerine, ayak tabanlarına ve mukozalara bakmanın fark etmeyi kolaylaştırabileceğini ekliyor; ama bu bir sağlık muayenesinin işidir, bir yoga öğretmeninin değil. Rengi zaten zayıf ayırt eden bir göz ucu bakışı, koyu bir tende ikinci bir sınıra çarpar.
Gösterimi ve gözlemi sıraya koymak
Gösterim ile gözlem aynı anda iyi yapılamıyorsa, bir öğretmen onları aynı ana sıkıştırmak yerine sıraya koyabilir. Kademeli sorumluluk devri maddesi, böyle bir sıranın eğitimde nasıl kurulduğunu anlatıyor.
Madde, terimin P. David Pearson ve Margaret C. Gallagher tarafından bin dokuz yüz seksen üçte konduğunu ve modelin, açık bir örneklemeden rehberli bir uygulamaya, oradan da öğrenciyi adım adım bağımsız hâle getiren etkinliklere doğru ilerlediğini yazıyor. Madde, Fisher ve Frey'in iki bin altıda tanımladığı dört evreyi de aktarıyor: "ben yapıyorum", "birlikte yapıyoruz", "siz birlikte yapıyorsunuz" ve "sen tek başına yapıyorsun". Madde son evre için önemli bir ayrıntı veriyor: öğrenciler çalışırken öğretmenin rolü, salonda dolaşıp dinlemek ve gözlem yapmaktır.
Bu model bir yoga dersine taşındığında, gösterimin yerini de belirler: gösterim ilk evrenin, "ben yapıyorum" evresinin işidir. Öğrenciler duruşa girip onu kendi başlarına tuttuklarında ise öğretmenin işi değişir; artık göstermez, izler.
İkinci göz
Bir öğretmen tek başına gösterim ile gözlemi aynı anda yapamıyorsa, bir ikinci kişi bu boşluğu doldurabilir. Ortak öğretim maddesi, iki öğretmenin aynı grup öğrenciyi birlikte planlayıp öğrettiği modelleri anlatıyor ve Friend ile Cook'un bin dokuz yüz doksan altıda tanımladığı modelleri sıralıyor. Bunlardan birinde bir öğretmen dersi yürütürken öteki ek yardıma ihtiyaç duyan öğrencilere destek verir, gözlem verisi toplar ya da sınıf yönetimini üstlenir.
Madde, ortak öğretimin etkililiği üzerine araştırmaların karışık sonuçlar verdiğini de yazıyor; bu yüzden burada bir etki iddiası değil, bir iş bölümü olarak anılıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Gösterim ile gözlem aynı anda iyi yapılamaz. Çift görev girişimi, iki işin birlikte yapıldığında en az birinin düştüğünü; görev değiştirme maliyeti, iki iş arasında gidip gelmenin de bir bedeli olduğunu gösterir. Göz ucuyla bakmak bu boşluğu kapatmaz: çevresel görme hareketi yakalar, ama ayrıntıyı ve rengi kaçırır.
Usta bir öğretmen bu yüzden gösterimi ve gözlemi aynı ana sıkıştırmaz; onları sıraya koyar. Gösterimi kısa ve seyrek tutar, tanıdık duruşları sözle yönetir, yeni bir duruşu bir kez gösterip sonra izler. Kademeli sorumluluk devri gibi bir modelle, gösterimi ilk evreye bırakır ve öğrenciler duruştayken göstermeyi bırakır.
Ustalığın son parçası ikinci bir gözü kullanabilmektir: bir asistan, bir meslektaş ya da deneyimli bir öğrenci, gösterim sırasında sınıfı izleyebilir. Bunların hiçbiri yoksa, öğrencilerin kendilerini göstermesi için bir yol açar: bir el işareti, bir soru, gösterimden sonraki kısa bir yoklama.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışDeneyimli bir öğretmen gösterim yaparken aynı anda sınıfı da izleyebilir.
Çift görev girişimi ve görev değiştirme maliyeti, iki işin aynı anda ya da hızla dönüşümlü yapıldığında en az birinin niteliğinin düştüğünü gösteriyor; deneyim bu sınırı azaltabilir, ama ortadan kaldırmaz.
Yaygın yanlışGösterim sırasında göz ucuyla bakmak, sınıfı izlemeye yeter.
Çevresel görme hareketi fark etmekte görece iyi, ama ayrıntıyı, rengi ve biçimi ayırt etmekte zayıftır; sessizce oturan bir öğrenci ya da bir yüzdeki zorlanma göz ucunda kaybolabilir.
Yaygın yanlışBir öğrencinin zorlanıp zorlanmadığı yüzünün renginden anlaşılır.
Solgunluk maddesi, solgunluğun koyu tende daha belirsiz olduğunu ve daha zor fark edildiğini yazıyor; öğretmen yüzleri okumak yerine sözle sorar ve seçenekleri herkese sunar.
Yaygın yanlışİyi bir öğretmen her duruşu öğrencileriyle birlikte yapar.
Birlikte yapmak bir evredir; öğrenciler duruşu kendi başlarına tuttuklarında öğretmenin işi göstermek değil, izlemektir.
Uygulama
Aklında kalsın
Gösterimin sürdüğü her an, sınıfın izlenmediği bir andır.
İki iş arasında gidip gelmenin bir bedeli vardır; bu bedel uyarıyla bile tamamen kalkmaz.
Göz ucu hareketi yakalar, ayrıntıyı ve rengi kaçırır; koyu bir tende renk değişimi daha da zor görünür.
Gösterim ve gözlem aynı ana sıkıştırılmaz, sıraya konur: önce göster, sonra göstermeyi bırakıp izle.
Bir ikinci göz, bir asistan ya da bir meslektaş, gösterimin kör anını kapatabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste gösterim sırasında öğretmenin göremediği anları konuştuk. Ekranın öbür ucunda başka bir görünmezlik daha var: öğretmen, ekranın karşısındaki öğrenciyi ders başlamadan önce de tanımaz; salonda bir bakışla fark edeceği şeyler, bir kameranın arkasında kalır.
Sıradaki dersin konusu bu tanımanın çevrim içi biçimi: çevrim içi sağlık taraması.
Soru şu: bir öğretmen, hiç yüz yüze görmediği bir öğrenci hakkında ders öncesinde neyi sorabilir, neyi sormamalıdır ve bir formun göremediğini ders boyunca nasıl tamamlar?