Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir salonun düzeni, öğretmenin sözlerinden önce konuşur.
Öğrenci yerini kendisi seçebildiğinde, derste sahip olabileceği en basit kontrollerden birini korur.
Çıkma izni, kapıya giden açık bir yolla birlikte anlam kazanır.
Öğretmen öğrencilere, onların göremediği taraftan yaklaşmaz.
Kimsenin yazmadığı yer tutma alışkanlıkları, salonun en iyi yerlerini hep aynı kişilere bırakabilir.
Açılış sahnesi
Yeni açılmış bir stüdyoda salon uzun ve dar. Kapı arka duvarın köşesinde. Öğretmen minderleri önceden, düzgün sıralar hâlinde sermiş ve her mindere bir isim kartı koymuş: gelen herkes kendi yerini bulsun, ders zamanında başlasın diye. Kapıya en yakın minder bir düzenli öğrenciye ayrılmış, çünkü o hep erken geliyor.
İlk kez gelen bir öğrenci kendi kartını salonun en önünde, ayna duvarının dibinde buluyor. Arkasında on beş kişi, onların arkasında kapı. Ders boyunca kapıyı göremiyor; her açılışında başını çeviriyor. Son dinlenmede sırtüstü yatarken arkasından gelen ayak seslerini sayıyor. Bir sonraki hafta gelmiyor.
Öğretmen düzen kurmak istedi ve kurdu. Ama o düzende kimin nerede duracağına, dolayısıyla kimin kapıyı görüp kimin görmeyeceğine, öğrenciler değil kartlar karar veriyordu.
Bu derste ne olacak
Önceki ders gözleri açık kalan öğrencinin çevresini izleme olanağını korudu. Bu ders o izlemenin nereden yapıldığına bakıyor: salondaki yere. Önce insanların neden hem görebilecekleri hem de korunabilecekleri yerleri tercih edebileceğini, Jay Appleton'ın manzara ve sığınak kuramıyla tartışacağız. Sonra bir kişinin çevresi üzerinde kontrolü olduğuna inanmasının neden önemli olabileceğini, algılanan kontrol kavramı ve onun kültürel sınırlarıyla birlikte göreceğiz. Ardından bir salonun somut düzenine geçeceğiz: yer seçimini kimin yaptığı, kapıya giden yolun açık kalıp kalmadığı, öğrencilerin arkasındaki alanın nasıl kullanıldığı. En sonda bu kararların farklı öğrencileri salonun farklı yerlerine nasıl itebildiğine bakacağız.
Sıfır noktası
Salonun düzeni daha önce parça parça konuşuldu. Kapıyı görebilen bir köşeye yatmak, Y3.61'in yoga-nidrā seçenekleri arasındaydı; Y5.36'da bir stüdyonun öğretmenlerinin öğrencilere arkadan sessizce yaklaşmayı bıraktığını; önceki derste de öğretmenin yer değiştireceğini önceden söylemesini. Bu ders bu kararları bir ilkeye bağlıyor: bir öğrencinin salondaki yeri, onun o derste ne kadar dikkatini uygulamaya verebileceğini etkileyebilir, ve o yeri seçme hakkı mümkün olduğunca öğrencinin kendisinde kalmalıdır.
Bu bir mimari dersi değil. Öğretmen çoğu zaman salonu seçemez; kapının yerini, pencereleri, aynayı değiştiremez. Ama minderlerin yönünü, sıraların arasındaki boşluğu, kimin nereye yerleşeceğine kimin karar verdiğini ve kendisinin nerede duracağını değiştirebilir.
Mekanizma
Görmek ve korunmak
Jay Appleton maddesi, Appleton'ın bin dokuz yüz yetmiş beşte yayımladığı "Manzaranın Deneyimi" kitabında insan estetiği için manzara ve sığınak kuramını önerdiğini yazıyor. Madde kuramı, sanattaki beğeninin doğuştan gelen istekleri karşılamanın belirli yollarına yönelik edinilmiş bir tercih olduğu fikri üzerine kuruyor ve iki isteği adlandırıyor: manzara, yani görme olanağı; ve sığınak, yani korunma, saklanabilme olanağı.
Bir yoga salonunda bu iki isteğin karşılığını bulmak zor değil. Kapıyı ve salonu görebilen bir yer bir manzara sunar; arkası duvara dayalı bir köşe bir sığınak sunar. Açılış sahnesindeki öğrencinin yeri ikisini birden elinden almıştı: önünde yalnızca ayna, arkasında görmediği on beş kişi ve bir kapı vardı.
Kontrol duygusu
Algılanan kontrol maddesi bu kavramı, bir kişinin kendisi ve çevresindeki yer, insanlar, nesneler, duygular ve etkinlikler üzerinde ne ölçüde kontrolü olduğuna inanması olarak tanımlıyor. Madde, bin dokuz yüz yetmiş sekiz tarihli bir huzurevi çalışmasını aktarıyor: ziyaretçilerinin ne zaman geleceğine kendileri karar verebilen yaşlı sakinler, bu konuda hiçbir etkisi olmayanlara göre kendilerini daha iyi hissetmişti.
Bir öğrencinin salondaki yerini seçmesi, bir derste çevresi üzerinde sahip olabileceği en basit kontrollerden biridir. Açılış sahnesindeki isim kartları bu kontrolü, iyi niyetle ve düzen adına, öğrencinin elinden almıştı.
Kapıya giden yol
Yer seçimi bir hak ise, o hakkın fiziksel bir karşılığı da vardır: bir öğrencinin yerinden kalkıp salondan çıkabilmesi için önünde açık bir yol bulunmalıdır. Kalabalık bir derste minderler öyle sıkışık serilebilir ki salonun ortasındaki bir öğrenci, çıkmak için birkaç kişinin minderinin üzerinden geçmek zorunda kalır. Bu, çıkmayı bir eyleme, hatta bir gösteriye dönüştürür.
Y3.61'de açık çıkışı, izin istemeden ve açıklama yapmadan çıkabilmeyi bir ilke olarak tanımıştık. Açık yol, o ilkenin zemindeki karşılığıdır. Bir öğretmen dersin başında "istediğin an çıkabilirsin" diyebilir; ama minderler kapıya giden yolu kapatmışsa, bu cümle salonun her yerinde aynı ağırlığı taşımaz.
Arkadaki alan
Bir öğrencinin göremediği alan, arkasında kalan alandır. Sırtüstü yatarken bu alan başının ucudur; ayakta öne eğilirken arkasıdır; oturarak bir nefes çalışmasında ise sırtının gerisidir. Öğretmenin, asistanın ya da geç gelen bir öğrencinin o alandan geçmesi, öğrencinin görmediği bir hareket olur.
Öğretmen bu alanı üç yolla gözetebilir. Kendi dolaşma yolunu öğrencilerin görebileceği yerlerden, minderlerin önünden ve yanlarından kurar. Asistanlara aynı ilkeyi öğretir. Geç gelenlerin salonun arkasından değil, kapıya en yakın ve herkesin görebileceği boş yerlere yönlendirilmesini sağlar.
Yerler kimlere düşüyor
Yer seçimi hakkı, ancak herkes için gerçekten açık olduğunda işler. Bir salonda düzenli öğrencilerin her hafta aynı yerleri tutması, yeni gelenlerin kalan yerlere, çoğu zaman en az istenen yerlere yerleşmesi anlamına gelebilir. Bu bir kural değildir; kimse onu yazmamıştır. Ama sonucu, salondaki en iyi manzara ve sığınak yerlerinin hep aynı kişilere kalmasıdır.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir salonun düzeni, öğretmenin sözlerinden önce konuşur. Bir öğretmen seçenek sunan bir dil kullanabilir, ama öğrencinin yeri önceden belirlenmiş, kapısı arkasında kalmış ve çıkış yolu kapalıysa, o dil salonun kendisiyle çelişir.
Usta bir öğretmen düzenin estetiğinden çok işlevine bakar. Düzgün sıralar, isim kartları ve simetrik bir yerleşim göze hoş görünebilir ve bir derse başlamayı kolaylaştırabilir. Ama her düzen bir soruya cevap verir: kimin nereyi göreceği, kimin nereden çıkabileceği, kimin arkasında ne kalacağı. Bu soruların cevabı, düzeni kuran kişinin değil, o düzende bir saat geçirecek kişinin deneyimine göre verilmelidir.
Ve yer seçimi hakkı, bir öğretmenin hiçbir yeri düzenlemediği anlamına gelmez. Öğretmen açık yolu korur, görünmeyen alandan geçmez, yer tutma alışkanlıklarını fark eder ve gerekirse kaldırır. Kontrolü öğrenciye bırakmak, öğretmenin sorumluluğunu bırakması değil, onu başka bir yere taşımasıdır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışMinderleri önceden sermek ve her öğrenciye bir yer ayırmak, düzeni ve eşitliği sağlar.
Algılanan kontrol maddesi, kişinin çevresi üzerindeki kontrol inancının iyi oluşla ilişkilendirildiği çalışmaları aktarıyor; yeri önceden belirlemek, öğrencinin derste sahip olabileceği en basit kontrollerden birini elinden alabilir.
Yaygın yanlış"İstediğin an çıkabilirsin" demek, çıkışı herkes için mümkün kılar.
Minderler kapıya giden yolu kapatmışsa, çıkmak başkalarından yer istemeyi ve bir gösteri yapmayı gerektirir; sözle verilen izin, açık bir yolla birlikte anlam kazanır.
Yaygın yanlışSalonun arka köşelerine yerleşen öğrenciler çekingendir ya da derse tam katılmak istemiyordur.
Jay Appleton maddesine göre Appleton, insanların beğenisinin görebilme ve korunabilme olanağı sunan ortamlara yöneldiğini önerdi; bir köşeyi seçmek, bir kişinin kendisi için en rahat yeri bulması olabilir.
Yaygın yanlışYer seçimi herkese açıksa, salonun dağılımı adildir.
Düzenli öğrencilerin yerleri minderle tutması gibi kimsenin yazmadığı alışkanlıklar, en iyi yerlerin hep aynı kişilere kalmasına ve yeni gelenlerin kalan yerlere itilmesine yol açabilir.
Uygulama
Aklında kalsın
Bir salonun düzeni, öğretmenin sözlerinden önce konuşur.
Öğrenci yerini kendisi seçebildiğinde, derste sahip olabileceği en basit kontrollerden birini korur.
Çıkma izni, kapıya giden açık bir yolla birlikte anlam kazanır.
Öğretmen öğrencilere, onların göremediği taraftan yaklaşmaz.
Kimsenin yazmadığı yer tutma alışkanlıkları, salonun en iyi yerlerini hep aynı kişilere bırakabilir.
Sonraki derse köprü
Bu derste salonun düzeninin, öğretmenin seçenek sunan diliyle çelişebileceğini gördük. Sıradaki ders o dilin kendisine dönüyor.
Sıradaki ders, Y5.15'te adını koyduğumuz davet dilini bu birimin gözüyle ele alıyor.
Soru şu: "istersen" ile başlayan her cümle gerçekten bir davet midir, yoksa bir davet cümlesi de tonuyla, tekrarıyla ya da tek bir seçenek sunmasıyla sessizce bir emre dönüşebilir mi?