İçeriğe geç

Y5.31·Rıza, dokunma ve güç ilişkisi

Sessizlik neden onay değildir?

sıfırdan ileri2.142 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sessizlik bir onay değildir; arkasında bir düşünce, bir çekinme, bir baskı ya da bir donma olabilir.

Geçerli bir onay açıklama, yeterlik ve gönüllülük ister.

Bir "evet" bile her zaman bir karar değildir; "hayır" demeyi kolaylaştır.

Örtük onay bir aciliyetin kavramıdır; bir yoga dokunuşuna uymaz.

Dokunmanın varsayılanı "hayır"dır; dokunmadan öğretmek her zaman eşit bir seçenektir.

Açılış sahnesi

Bir öğretmen sınıfın arasında dolaşıyor. Oturarak öne katlanmadaki bir öğrencinin arkasına geçiyor ve soruyor: "Sırtına biraz bastırabilir miyim?" Öğrenci cevap vermiyor. Başını kaldırmıyor, bir şey söylemiyor. Öğretmen bunu bir evet olarak alıyor ve ellerini öğrencinin sırtına koyup bastırıyor. Öğrenci duruşta kalıyor.

Dersten sonra öğrenci, stüdyonun sahibine kısa bir mesaj yazıyor. Öğretmenin sorusunu duyduğunu, ama ne diyeceğini bilemediğini, bedeninin bir an donduğunu yazıyor. Hayır demek istemiş, ama öğretmenin eli çoktan sırtındaymış. Bir daha o derse gelmeyeceğini ekliyor.

Öğretmen sordu. Bu doğru bir adımdı. Ama cevabı beklemedi; cevabın yokluğunu bir cevap saydı.

Bu derste ne olacak

Bu ders rıza, dokunma ve güç ilişkisi birimini açıyor. Birimin sonunda bir öğretmen, yenilenebilir bir rıza düzeni kurabilecek ve dokunmadan öğretmeyi bir seçenek olarak sunabilecek. Bu ilk ders, düzenin temelindeki soruyla başlıyor: sessizlik neden bir evet değildir? Önce geçerli bir onayın hangi koşulları taşıması gerektiğini, bilgilendirilmiş onay ilkesinden göreceğiz. Sonra onayın dışarıdan görünüp içeride verilmemiş olabileceğini ve sessizliğin arkasında neler bulunabileceğini, bir tehdit karşısındaki donma tepkisiyle birlikte tartışacağız. Ardından bir onayın eylemlerden ya da sessizlikten çıkarılmasının, yani örtük onayın, neden bir yoga sınıfında dokunma için uygun olmadığını ele alacağız. En sonda dokunmanın varsayılanını "hayır" olarak kurmanın ne anlama geldiğine bakacağız.

Sıfır noktası

Y5.30'daki varsayılan etkisi, seçim yapmayan kişinin kendiliğinden varsayılana düşmesini anlatıyordu. Bir seçenek sunarken, sessiz kalan öğrenci varsayılanı almış olur ve bu çoğu zaman masumdur. Bu ders aynı mekanizmayı dokunmaya taşıyor ve orada varsayılanın ters çevrilmesi gerektiğini söylüyor.

Y3.61'de temas rızasını, dokunmadan önce alınan ve her an geri alınabilen izin olarak tanımladık. Y4.120'de dokunma iznini, dokunmadan önce açık izin istemek olarak gördük ve travmaya duyarlı yogada dokunmanın kullanılmadığını öğrendik. Aynı derste sessizlik kültürünü, bir topluluğun istismarı konuşmamayı ortak bir tutum yapması olarak tanımladık. Y5.05'te de açık rızayı, belirli bir amaç için özgürce ve açıkça verilen onay olarak, varsayılan olarak işaretlenmiş bir kutunun rıza sayılmadığını görmüştük. Y5.22'de ise onaylama yanlılığını, kişinin sorunun içeriğine bakmadan olumlu cevaba eğilimi olarak incelemiştik. Bu ders bu kavramları bir araya getiriyor.

Mekanizma

Geçerli bir onayın koşulları

Tıpta ve araştırmada onay üzerine uzun bir düşünce birikimi vardır. Bilgilendirilmiş onay maddesi bu ilkeyi, bir kişinin risk kabul etmeye dair kararlar vermeden önce yeterli bilgiye ve anlayışa sahip olması gerektiğini söyleyen bir uygulamalı etik ilkesi olarak tanımlıyor. Madde, bu ilkenin sağlık müdahalelerinden daha geniş bir alana, örneğin araştırmalara ve yüksek riskli spor ve eğlence etkinliklerine katılmaya da uygulandığını yazıyor.

Madde, geçerli bir bilgilendirilmiş onay için üç bileşenin bulunması gerektiğini söylüyor: açıklama, karar verme yeterliği ve gönüllülük. Gönüllülüğü, kişinin zorlama, manipülasyon ya da uygunsuz etki gibi dış baskılara maruz kalmadan kararını özgürce verme hakkı olarak tanımlıyor.

Açılış sahnesindeki öğretmenin sorusu bu koşulların ilkini yarı yarıya karşıladı: "sırtına bastırabilir miyim?" diye sordu, ama ne kadar, ne kadar süre, neden sorusunu yanıtlamadı. Asıl eksik olan ise üçüncü koşuldu. Öğrencinin cevabı hiç gelmedi; bir cevabın yokluğu, bir kararın varlığı değildir.

Dile getirilmiş ama verilmemiş onay

Bilgilendirilmiş onay maddesi, onayı değerlendirmenin neden karmaşık olabileceğini de anlatıyor. Madde, bir kişinin korku, algılanan sosyal baskı ya da gerçek duygularını dile getirmede yaşadığı psikolojik güçlük nedeniyle bir şeyi sözlü olarak kabul edebileceğini yazıyor. Madde, eylemi isteyen kişinin bunun farkında olmayabileceğini, onayın gerçek olduğuna içtenlikle inanıp ona dayanabileceğini ekliyor ve durumu şöyle özetliyor: onay dile getirilmiştir, ama içten verilmemiştir.

Bu, bir yoga öğretmeni için rahatsız edici ama önemli bir bulgudur. Bir öğrenci "evet" dese bile, o evet her zaman bir karar değildir. Y5.22'deki onaylama yanlılığı ve yüz yüze sorulan sorunun baskısı, bir dokunuş sorusunda da çalışır. Bir "evet" bile tek başına yeterli değilse, bir sessizlik hiç yeterli değildir.

Sessizliğin arkasında ne olabilir

Açılış sahnesindeki öğrenci, sorudan sonra bedeninin bir an donduğunu yazdı. Bu, bir tehdit karşısında tanımlanmış tepkilerden biridir. Savaş ya da kaç tepkisi maddesi, bu tepkinin ilk kez Walter Bradford Cannon tarafından bin dokuz yüz on dörtte tanımlandığını ve bugün yalnızca savaşmayı ya da kaçmayı değil, donmayı, bayılmayı ve korkuyu da kapsayan daha geniş bir tepki yelpazesi olarak anlaşıldığını yazıyor; bu yüzden araştırmacıların daha tarafsız adlar, örneğin akut stres tepkisi, kullandığını aktarıyor.

Bu, sessizliğin neden bir onay olamayacağının belki de en güçlü gerekçesidir. Sessiz kalan bir öğrenci düşünüyor olabilir, soruyu duymamış olabilir, ne diyeceğini bilmiyor olabilir, "hayır" demekten çekiniyor olabilir ya da donmuş olabilir. Öğretmen dışarıdan bu durumları birbirinden ayıramaz. Hiçbiri bir evet değildir.

Örtük onay neden dokunmaya uymaz

Bazı durumlarda onay, bir kişinin açıkça söylemesinden değil, eylemlerinden ya da koşullardan çıkarılır. Örtük onay maddesi bu kavramı, bir kişinin açıkça vermediği, ama eylemleri ve durumun olgu ve koşulları tarafından, bazı durumlarda kişinin sessizliği ya da eylemsizliğiyle, örtük olarak verildiği sayılan onay olarak tanımlıyor. Madde, bir trafik kazasında bilinçsiz kalan bir kişiye tıbbi tedavi uygulanabilmesini örnek veriyor.

Örtük onayın meşru olduğu durumlar, çoğu zaman bir aciliyetin ya da kişinin karar veremeyecek durumda olmasının açık bir kaydın yerini tuttuğu durumlardır. Bir yoga sınıfındaki bir dokunuş böyle bir durum değildir. Hiçbir aciliyet, bir öğrencinin sırtına bastırmayı gerektirmez; ve öğrenci karar verebilecek durumdadır. Bu yüzden bir yoga sınıfında dokunma için örtük onay yeterli bir dayanak değildir.

Dokunmanın varsayılanı "hayır"

Y5.30'da bir seçenekte sessiz kalan öğrencinin varsayılanı aldığını gördük. Dokunmada bu varsayılan ters çevrilmelidir. Bir öğrenci açık bir evet demediği sürece, dokunmanın varsayılanı "hayır"dır.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Sessizlik bir onay değildir; çünkü sessizliğin arkasında bir evet olabileceği kadar, bir düşünce, bir çekinme, bir baskı ya da bir donma da olabilir, ve bir öğretmen dışarıdan bunları birbirinden ayıramaz. Geçerli bir onay açıklama, yeterlik ve gönüllülük ister; bunların hiçbiri bir sessizlikten çıkarılamaz.

Olgun bir öğretmen bundan da ileri gider: bir "evet"in bile her zaman bir karar olmadığını bilir. Bu yüzden "hayır" demeyi kolaylaştıran sorular sorar, soruyu sınıfın önünde değil alçak sesle sorar, dokunuş sırasında yeniden sorar ve dokunmadan öğretmeyi her zaman eşit bir seçenek olarak açık tutar. Birimin geri kalanı bu ilkenin üzerine kurulacak.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBir öğretmen dokunmadan önce sorduysa, öğrencinin cevap vermemesi bir onaydır.
Doğrusu

Bilgilendirilmiş onay maddesine göre geçerli bir onay açıklama, yeterlik ve gönüllülük gerektirir; bir cevabın yokluğu bu koşulların hiçbirini göstermez.

Yaygın yanlışBir öğrenci "evet" dediyse, onay kesinlikle vardır.
Doğrusu

Bilgilendirilmiş onay maddesine göre bir kişi korku, sosyal baskı ya da gerçek duygusunu dile getirme güçlüğü nedeniyle sözlü olarak kabul edebilir; onay dile getirilmiş ama içten verilmemiş olabilir.

Yaygın yanlışBir öğrencinin davranışları, örneğin matını öne sermesi ya da gülümsemesi, dokunuşa açık olduğunu gösterir.
Doğrusu

Örtük onay maddesine göre örtük onay bir aciliyet ya da karar verememe gibi koşullarda kullanılır; bir yoga sınıfındaki bir dokunuş bu koşulları taşımaz ve açık bir evet gerektirir.

Uygulama

Aklında kalsın

Sessizlik bir onay değildir; arkasında bir düşünce, bir çekinme, bir baskı ya da bir donma olabilir.

Geçerli bir onay açıklama, yeterlik ve gönüllülük ister.

Bir "evet" bile her zaman bir karar değildir; "hayır" demeyi kolaylaştır.

Örtük onay bir aciliyetin kavramıdır; bir yoga dokunuşuna uymaz.

Dokunmanın varsayılanı "hayır"dır; dokunmadan öğretmek her zaman eşit bir seçenektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir dokunuş için bir onayın nasıl verildiğini konuştuk. Ama bir öğrenci, dersin başında "bana dokunulabilir" dediğinde, bu onay dersin sonuna kadar her dokunuş için geçerli midir?

Sıradaki ders genel onay ile anlık onayı ele alıyor.

Soru şu: bir öğrencinin dersin başında verdiği genel bir onay ile bir dokunuştan hemen önce verdiği anlık onay arasındaki fark nedir, ve bir öğretmen neden genel bir onaya yaslanıp anlık soruyu atlamamalıdır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.