İçeriğe geç

Y5.30·Props, regresyon ve progresyon

Açık seçenek dili

sıfırdan ileri2.170 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Seçeneklerin bir sınırı vardır; özellikle yeni başlayanlar için az ve açık seçenek daha çok seçim getirir.

Öğretmenin yaptığı seçenek, karar veremeyen öğrencinin varsayılanıdır; varsayılanı bilinçli seç.

Bir seçeneği açık yapan, neyi yaptığını ve ne zaman seçileceğini söylemektir.

Seçim ölçütü öğrenciye kendi bedeninden bir dayanak verir.

Seçenekleri duruşa girmeden önce söyle; duruşun içinde seçim için zaman azdır.

Açılış sahnesi

Bir öğretmen, bu birimde öğrendiği her şeyi tek bir duruşa sığdırmak istiyor. Yarım ay duruşuna geçmeden önce sınıfa sesleniyor: "Elini yere, bloğa ya da duvara koyabilirsin. Üst bacağını uzatabilir ya da bükebilirsin. Kolunu tavana uzatabilir ya da kalçana koyabilirsin. Duruşta beş nefes ya da üç nefes kalabilirsin. İstersen dizini yere de indirebilirsin." Sınıf duruşa girmeden önce bir an duruyor. Birkaç öğrenci birbirine bakıyor. Yeni başlayan bir öğrenci, hiçbir seçeneği seçemeden öğretmenin kendisinin yaptığını kopyalıyor.

Yedi gün geçiyor. Öğretmen aynı duruşa bu kez iki cümleyle giriyor: "Elin için iki yer var: dengen sallanıyorsa blok, sallanmıyorsa yer. Ben blokla başlayacağım." Sınıf duruşa giriyor. Yeni başlayan öğrenci bloğu alıyor; deneyimli bir öğrenci yere koyuyor. Kimse duraksamıyor.

Birinci cümle öğrencilere daha çok seçenek verdi. İkincisi, öğrencilerin gerçekten seçim yapmasını sağladı.

Bu derste ne olacak

Y5.25 ile Y5.29 arası, yoğunluğu ayarlayan beş düğmeyi inceledi. Bu ders, props, regresyon ve progresyon birimini kapatıyor ve o düğmelerin sınıfa nasıl söyleneceğini soruyor. Önce seçeneklerin sayısının neden bir sınırı olduğunu, seçim fazlalığı üzerine yapılan çalışmalarla göreceğiz. Sonra öğretmenin ilk söylediği ya da kendisinin yaptığı seçeneğin neden çoğu öğrencinin seçimi olduğunu, varsayılan etkisiyle tartışacağız. Ardından bir seçeneği açık kılan şeyin, yalnızca onu saymak değil, neyi yaptığını ve kimin onu seçebileceğini söylemek olduğunu çalışacağız. En sonda seçenekleri ne zaman ve hangi sırayla söyleyeceğimize bakacağız.

Sıfır noktası

Bu birimin ve öncekilerin birçok dersi seçenekler üzerineydi. Y0.11'de bugünkü seçeneği, aynı hareketin o gün kişiye uyan sürümü olarak tanımladık. Y3.61'de evrensel seçeneği, kimin ihtiyacı olduğunu sormadan bütün gruba birden sunulan seçenek olarak; açık çıkışı da oturumun herhangi bir anında izin istemeden çıkabilme hakkı olarak gördük. Y5.15 davet dilini, bir hareketi öneren ve seçme payı bırakan yönerge dili olarak tanımladı. Y5.23 bir aracı zorlanan öğrenciye sonradan uzatmak ile herkese baştan eşit bir seçenek olarak sunmayı ayırdı ve düzey adlarının seçenekleri bir sıralamaya dönüştürdüğünü gösterdi. Y2.66 da seçenek bedelini, bir kurulumun azalttığı talebin karşılığında getirdiği yeni talep olarak tanımladı.

Bu ders bu kavramların üzerine bir soru ekliyor: bir öğretmen seçenekleri sınıfa nasıl söylediğinde, öğrenciler gerçekten seçebilir?

Mekanizma

Seçeneklerin bir sınırı var

Açılış sahnesindeki ilk yönerge beş ayrı düğmeyi, her birinde iki üç seçenekle, art arda saydı. Öğrencilere çok şey verdi; ama yeni başlayan öğrenci hiçbirini seçemedi.

Seçim fazlalığı maddesi bu olguyu, çok çeşitli seçenekler arasında seçim yapmanın karar verme sürecine zarar verebildiği paradoksal durum olarak tanımlıyor ve terimin ilk kez Alvin Toffler tarafından bin dokuz yüz yetmiş tarihli kitabında ortaya atıldığını yazıyor. Madde, seçenek sayısıyla doyum arasındaki ilişkinin bir ters U ile betimlenebildiğini aktarıyor: hiç seçenek olmaması çok düşük bir doyum getirir, seçenekler arttıkça doyum önce artar, ama seçenek sayısı daha da arttıkça bir tepe noktasına ulaşır ve kişiler daha çok baskı, kafa karışıklığı ve tatminsizlik hissetmeye başlar.

Madde, bu etkinin her durumda ortaya çıkmadığını, bazı ön koşullar gerektiğini de yazıyor. Birincisi, seçen kişinin belirli bir seçeneğe dair açık bir ön tercihi olmamalıdır. İkincisi, seçenekler arasında açıkça üstün bir seçenek bulunmamalı, hepsi eşit nitelikte algılanmalıdır. Üçüncüsü, seçenek sayısı ile doyum arasındaki olumsuz ilişki yalnızca seçeneklere daha az aşina olan kişilerde görülür; konuda uzman olan kişi seçenekler arasında daha kolay ayırım yapar. Madde ayrıca sınırlı bir zamanda büyük bir seçenek kümesiyle karşılaşmanın seçimi daha da zorlaştırdığını ekliyor.

Bu ön koşullar, bir yoga sınıfı için önemli bir şey söylüyor. Bu birimde seçenekleri bilerek eşit değerde sunmaya çalıştık; hiçbiri ötekinden "daha iyi" değildi. Yeni başlayan öğrenciler seçeneklere en az aşina olanlardır. Ve bir duruşa geçmeden önceki birkaç saniye, sınırlı bir zamandır. Seçim fazlalığının ön koşulları, bir yoga sınıfında tam da yeni başlayanlar için bir araya gelir.

İlk söylenen seçenek

Açılış sahnesindeki yeni başlayan öğrenci, seçemediğinde öğretmenin kendisinin yaptığını kopyaladı. Bu bir rastlantı değildir. Varsayılan etkisi maddesi bu kavramı, bir karar verenin varsayılan seçeneği genel olarak kabul etme eğilimi olarak tanımlıyor. Madde, varsayılan seçeneğin, kişi başka bir şey belirtmediğinde elde ettiği seçenek olduğunu ve deney ile gözlem çalışmalarının bir seçeneği varsayılan yapmanın o seçeneğin seçilme olasılığını artırdığını gösterdiğini yazıyor.

Bu, bir öğretmen için hem bir risk hem bir araçtır. Risk şudur: öğretmen kendisi en zor seçeneği yaparsa, bir karar veremeyen öğrencinin varsayılanı o olur. Araç şudur: öğretmen, yeni başlayanların çoğu için uygun olan seçeneği kendisi yaparsa, varsayılan etkisi öğrencileri o seçeneğe yöneltir. Açılış sahnesindeki ikinci yönergede öğretmen "ben blokla başlayacağım" dedi; varsayılanı bilinçli olarak seçti.

Bir seçeneği açık yapan şey

İki yönergeyi ayıran, seçenek sayısından çok söyleniş biçimiydi. Birinci yönerge seçenekleri yalnızca saydı: "blok, yer ya da duvar". İkinci yönerge, seçeneğin yanına bir ölçüt koydu: "dengen sallanıyorsa blok, sallanmıyorsa yer".

Seçim fazlalığı maddesinin birinci ön koşulunu hatırlayalım: kişinin açık bir ön tercihi olmadığında seçim zorlaşır. Bir seçim ölçütü, öğrenciye tam da bu tercihi verir. "Hangisini istersen" demek yerine "şu durumdaysan bunu" demek, öğrencinin kendi bedeninden bir bilgiyle seçim yapmasını sağlar.

Açık seçenek, bu birimde öğrendiğimiz her şeyi birleştirir. Y5.24'teki araç işlevi, seçeneğin neyi yaptığını söyler: "blok yeri yükseltir". Y5.23'teki eşit sunuş, seçenekler arasında bir sıralama olmamasını sağlar. Bu dersteki seçim ölçütü de öğrencinin hangi seçeneği ne zaman seçeceğini söyler.

Ne zaman söylemeli

Seçim fazlalığı maddesi, sınırlı bir zamanda büyük bir seçenek kümesiyle karşılaşmanın seçimi daha da zorlaştırdığını yazıyordu. Bir duruşun içinde, dengede kalmaya çalışırken, bir öğrencinin seçenekleri düşünecek zamanı çok azdır. Bu yüzden seçenekleri duruşa girmeden önce söylemek, öğrenciye seçim için zaman verir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bir öğretmenin seçenek sunması, öğrencilerin seçebilmesi anlamına gelmez. Çok fazla seçenek, eşit görünen seçenekler, aşina olunmayan bir alan ve sınırlı bir zaman, öğrenciyi seçmek yerine öğretmeni kopyalamaya iter. Açık seçenek dili bu yüzden seçenekleri çoğaltmak değil, onları seçilebilir kılmaktır: az sayıda, neyi yaptığını söyleyen, bir ölçüte bağlı ve zamanında.

Olgun bir öğretmen varsayılanı da bilinçli seçer. Bir karar veremeyen öğrencinin yapacağı şey, öğretmenin yaptığı şeydir. Bu yüzden öğretmen kendi gösterimini, sınıfının çoğu için uygun olan seçenekle yapar.

Bu dersle props, regresyon ve progresyon birimi kapanıyor. Birim bir aracın bir başarısızlık olmadığını söyleyerek açıldı, yoğunluk düğmelerini sırayla inceledi ve bu düğmelerin sınıfa nasıl söyleneceğiyle bitti.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışNe kadar çok seçenek sunulursa öğrenciler o kadar özgür olur.
Doğrusu

Seçim fazlalığı maddesine göre seçenek sayısı ile doyum arasındaki ilişki bir ters U biçimindedir; özellikle seçeneklere aşina olmayan kişilerde çok sayıda seçenek karar vermeyi zorlaştırabilir.

Yaygın yanlışÖğretmenin kendi gösterimi seçenekleri etkilemez, öğrenciler kendi seçimini yapar.
Doğrusu

Varsayılan etkisi maddesine göre bir seçeneği varsayılan yapmak onun seçilme olasılığını artırır; bir yoga sınıfında varsayılan çoğu zaman öğretmenin kendisinin yaptığı seçenektir.

Yaygın yanlışBir seçeneği sunmak için onu adlandırmak yeterlidir.
Doğrusu

Bir seçeneğin yanına neyi yaptığını ve ne zaman seçileceğini söyleyen bir ölçüt eklemek, öğrenciye seçim için bir dayanak verir; yalnızca adlandırılan seçenekler arasında öğrenci çoğu zaman duraksar.

Uygulama

Aklında kalsın

Seçeneklerin bir sınırı vardır; özellikle yeni başlayanlar için az ve açık seçenek daha çok seçim getirir.

Öğretmenin yaptığı seçenek, karar veremeyen öğrencinin varsayılanıdır; varsayılanı bilinçli seç.

Bir seçeneği açık yapan, neyi yaptığını ve ne zaman seçileceğini söylemektir.

Seçim ölçütü öğrenciye kendi bedeninden bir dayanak verir.

Seçenekleri duruşa girmeden önce söyle; duruşun içinde seçim için zaman azdır.

Sonraki derse köprü

Bu birimin son dersinde varsayılan etkisini gördük: bir seçim yapmayan öğrenci, varsayılanı almış olur. Blok seçmek ya da kolu nereye koymak, masum bir karardır. Ama bir öğretmenin bir öğrenciye dokunduğu anda, varsayılanın ne olduğu çok daha önemli bir soru hâline gelir.

Sıradaki birim rızayı, dokunmayı ve güç ilişkisini ele alıyor; ilk ders sessizliğin neden onay olmadığını soruyor.

Soru şu: bir öğretmen bir öğrenciye dokunmadan önce sorduğunda öğrenci hiçbir şey söylemezse, bu sessizlik neden bir evet sayılamaz, ve bir sınıfta dokunmanın varsayılanı neden "hayır" olmalıdır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.