İçeriğe geç

Y5.19·Sözel yönerge, gösterim ve geri bildirim

Tek seferde kaç ipucu?

sıfırdan ileri2.003 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İki ipucu çok yakın geldiğinde ikincisi bekler; ipuçları arasındaki boşluk bir gerekliliktir.

Duruşu tutmak bir görevdir; ipucu ikinci bir görev ekler.

İpucu sayısı duruşa değil, duruşun o öğrenciden istediği dikkate bağlıdır.

Düzeltme sırası: güvenlik, temel, yön, nitelik.

Bırakılan düzeltme bir ihmal değil, bir sonraki ipucuya açılan yerdir.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci yarım ay duruşunda, tek ayağı ve tek eli üzerinde dengede durmaya çalışıyor. Öğretmen yanına geliyor ve art arda konuşuyor: "Destek dizini yumuşat. Kalçanı aç. Üstteki kolunu tavana uzat. Bakışını yukarı çevir." Dördüncü cümle bittiğinde öğrenci düşüyor. Ayağa kalkarken gülüyor: "Hangisini yapacağımı düşünürken dengemi unuttum."

Birkaç duruş sonra aynı öğretmen, aynı öğrencinin savaşçı iki duruşunda omuzlarını kulaklarına kaldırdığını görüyor. Bu kez yalnızca bir şey söylüyor: "Omuzlarını bırak." Bekliyor. Öğrenci omuzlarını indiriyor. Öğretmen başını sallıyor ve başka bir şey söylemeden uzaklaşıyor.

Birinci anda dört ipucu bir öğrenciyi düşürdü. İkinci anda tek bir ipucu işini yaptı. Ama bu, doğru sayının her zaman bir olduğu anlamına gelmiyor.

Bu derste ne olacak

Y5.12, çalışan belleğin dar bir alan olduğunu ve bir duruşu adım adım kurmanın bu alanı nasıl koruduğunu gösterdi. Bu ders o ilkeyi başka bir yerden ele alıyor: bir öğrenci bir duruşun içindeyken, zaten bir işi yaparken, ona ne kadar ipucu verilebilir? Önce iki ipucunun birbirine çok yakın geldiğinde neden ikincisinin gecikebildiğini, psikolojik refrakter dönem araştırmalarıyla göreceğiz. Sonra bir duruşu tutmanın kendisinin bir görev olduğunu ve ipucunun bu göreve ikinci bir görev eklediğini tartışacağız. Ardından birden çok şeyin düzeltilmesi gerektiğinde hangisinin önce söyleneceğine ve bazı düzeltmelerin neden o gün hiç söylenmeyebileceğine bakacağız.

Sıfır noktası

Y5.12, bir öğretmen bir duruşu kurarken verdiği yönergeleri konu ediyordu: ayaklar, sonra dizler, sonra kollar. Bu ders, duruş kurulduktan sonra gelen ipuçlarıyla ilgileniyor: öğretmenin öğrenciyi izleyip bir şeyi düzeltmek istediği anlar. Kurma yönergeleri bir sırayı izler; düzeltme ipuçları ise öğretmenin gördüğüne göre doğar ve çoğu zaman bir anda birden fazla şey görünür.

Y5.11'de ertelenen hedefi, bir dersin kapsamı dışında bırakılan ama başka bir derse aktarılan hedef olarak tanımlamıştık. Bu derste aynı mantık tek bir duruşun içinde çalışıyor.

Mekanizma

İki ipucu çok yakın geldiğinde

Psikolojik refrakter dönem maddesi bu olguyu, ilk uyaran hâlâ işlenirken gelen ikinci bir uyarana verilen yanıtın belirgin biçimde yavaşladığı zaman aralığı olarak tanımlıyor. Madde, bu gecikmenin dikkatin bölünmesi gerektiğinde hem pratik hem kuramsal önem taşıdığını yazıyor ve bunu açıklayan bir merkezi darboğaz modelini anlatıyor.

Maddenin anlattığı modelde bir görev üç aşamadan geçer: uyaranın algılanması, görevin ne gerektirdiğine karar verilmesi ve yanıtın yürütülmesi. Karar aşaması iki görev için aynı anda işleyemez; iki görev çok yakın geldiğinde öncelikli olan, yani ilk gelen, ikincisini bekletir. Madde bir deney örneği veriyor: iki görev arasındaki süre kısa tutulduğunda ikinci göreve yanıt süresi, uzun tutulduğu duruma göre daha uzun oluyor.

Açılış sahnesindeki öğrenci, ilk ipucunu, "destek dizini yumuşat", daha bedenine geçirememişken ikinciyi duydu. İkincisini işlerken üçüncüsü geldi. Her yeni ipucu bir öncekinin kararını bekletti ve sonunda dengeyi korumak için gereken dikkat de bu kuyruğa takıldı. Y5.15'te her eylem cümlesinden sonra bir soluk beklemeyi önermiştik; bu model, o boşluğun neden bir süs değil, bir gereklilik olduğunu açıklıyor.

Duruşun kendisi bir görevdir

Bir öğrenci bir duruşu tutarken boş durmaz. Dengesini korur, nefesini sürdürür, bedenindeki gerilimi izler. Öğretmenin ipucu bu işin üzerine gelir. Çift görev paradigması maddesi, bir kişinin iki görevi aynı anda yapmasını isteyen ve bu performansı tek görev koşuluyla karşılaştıran bir deney yöntemini anlatıyor. Madde, iki görev birlikte yapıldığında birinin ya da ikisinin performansı ayrı ayrı yapıldığından daha düşükse, bu iki görevin birbirine karıştığını ve beyindeki aynı işleme kaynakları için yarıştığının varsayıldığını yazıyor.

Madde, bu yorumun insanın işleme kaynaklarının sınırlı, paylaşılabilir ve farklı sınıflara ayrılabilir olduğu görüşüne dayandığını ekliyor. Bir örnek veriyor: bisiklete binerken şiir okumak, ikisini ayrı ayrı yapmak kadar iyi yapılabilir; ama deneme yazarken şiir okumak, en az birini bozar. Bir yoga öğretmeni için sonuç şudur: bir öğrenciye verilebilecek ipucu sayısı sabit değildir, duruşun o öğrenciden ne kadar dikkat istediğine bağlıdır.

Kolay ve tanıdık bir duruşta öğrencinin dikkati büyük ölçüde boştadır; iki üç ipucu kolayca işlenebilir. Alışılmamış ya da zorlu bir denge duruşunda ise dikkatin çoğu dengeyi korumaya gider ve tek bir ipucu bile duruşu bozabilir. Y5.12'de gördüğümüz uzmanlık tersine dönme etkisi burada da geçerlidir: aynı duruş, deneyimli bir öğrenci için kolay, yeni bir öğrenci için zor bir görevdir.

Hangisi önce?

Öğretmen bir duruşta birden fazla şey gördüğünde hepsini birden söylemek yerine birini seçmek zorundadır. Bu seçimi yönlendiren kesin bir kural yoktur; ama çoğu öğretmenin izlediği bir sıra vardır.

Bırakılan düzeltme

Olgun bir öğretmen gördüğü her şeyi söylemez. Bir duruşta gördüğü dört sorundan birini söyler, birini bir sonraki denemeye, ikisini bir sonraki derse bırakır. Bu bir ihmal değil, bir seçimdir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

"Tek seferde kaç ipucu?" sorusunun tek bir sayıyla cevabı yoktur. Cevap üç şeye bağlıdır: duruşun o öğrenciden ne kadar dikkat istediği, ipuçları arasında ne kadar zaman bırakıldığı ve öğretmenin gördükleri arasından neyi seçtiği. Kolay bir duruşta, ipuçları arasında yeterli boşlukla, deneyimli bir öğrenciye birkaç ipucu verilebilir. Zor bir denge duruşunda, yeni bir öğrenciye bazen hiç ipucu verilmemesi en iyisidir.

Olgun bir öğretmenin bu konudaki en önemli becerisi, söylemediği şeylerdir. Her bırakılan düzeltme, bir sonraki ipucuya yer açar. Ve bir öğrencinin bir ipucuyu gerçekten bedenine yerleştirmesi, on ipucunu bir kez duymasından daha değerlidir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışİyi bir öğretmen, bir duruşta gördüğü her şeyi düzeltir.
Doğrusu

Çift görev paradigması maddesine göre iki görev aynı anda yapıldığında aynı sınırlı kaynaklar için yarışabilir; duruşu tutan bir öğrenciye çok sayıda ipucu vermek, hem duruşu hem ipuçlarını bozabilir.

Yaygın yanlışİpuçlarını hızlı hızlı art arda vermek zamandan tasarruf ettirir.
Doğrusu

Psikolojik refrakter dönem maddesine göre ilk uyaran işlenirken gelen ikinci uyarana yanıt gecikir; art arda gelen ipuçları öğrencide birikir ve çoğu uygulanmadan kaybolur.

Yaygın yanlışHer duruş için doğru ipucu sayısı sabittir.
Doğrusu

Bir öğrenciye verilebilecek ipucu sayısı duruşun o öğrenciden istediği dikkate bağlıdır; aynı duruş deneyimli bir öğrenci için birkaç, yeni bir öğrenci için tek ipucu kaldırabilir.

Uygulama

Aklında kalsın

İki ipucu çok yakın geldiğinde ikincisi bekler; ipuçları arasındaki boşluk bir gerekliliktir.

Duruşu tutmak bir görevdir; ipucu ikinci bir görev ekler.

İpucu sayısı duruşa değil, duruşun o öğrenciden istediği dikkate bağlıdır.

Düzeltme sırası: güvenlik, temel, yön, nitelik.

Bırakılan düzeltme bir ihmal değil, bir sonraki ipucuya açılan yerdir.

Sonraki derse köprü

Bu derste öğretmenin gördüklerinden hangisini söyleyeceğini seçmeyi konuştuk. Ama seçilen düzeltmenin nasıl söylendiği de önemlidir. "Dizin yanlış" ile "dizin içeri doğru kayıyor" aynı şeyi görür; öğrenciye ise farklı şeyler söyler.

Sıradaki ders, "hata" sözcüğü yerine gözlemle konuşmayı ele alıyor.

Soru şu: bir öğretmen gördüğü bir sorunu bir hata olarak adlandırdığında öğrencide ne değişir, ve aynı şeyi yargı içermeyen bir gözlem olarak söylemek öğrencinin düzeltmeyi karşılayışını nasıl etkiler?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.