Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Eylem dili fiil, yön ve yer taşır; öğrenci öğretmene bakmadan ne yapacağını bilir.
Tek cümle bir eylem ister; cümleler arasındaki boşluk da yönergenin bir parçasıdır.
"Yapma" cümlesi hareket üretmez; yerine koyma ipucu ne yapılacağını söyler.
Davet dili eylemi siler değil, yanına bir seçenek koyar.
Gözle kontrol yönergesi her tende okunmaz; his ve hareket her tende okunur.
Açılış sahnesi
Bir savaşçı duruşunda öğretmen şöyle diyor: "Şimdi burada, bu güzel duruşta, kendinize bir an tanıyarak, kalçalarınızın açıldığını hissetmeye, göğsünüzün genişlemesine izin vermeye ve dizinizin içeri düşmemesine dikkat etmeye çalışın." Cümle bittiğinde öğrencilerin yarısı hâlâ ilk kelimeleri bekliyor, öteki yarısı dizine bakıyor. Kimse bir şey yapmadı; herkes dinledi.
Aynı duruşta başka bir öğretmen üç kısa cümle kuruyor: "Ön dizini küçük parmağa doğru it. Arka topuğu yere bastır. Kollarını iki yana uzat." Her cümleden sonra bir nefes bekliyor. Sınıf, her cümlede bir şey yapıyor.
İki öğretmenin bildiği şey aynı. Farkı, bilgiyi hangi dille taşıdıkları yaratıyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders sözel yönerge, gösterim ve geri bildirim birimini açıyor. İlk konu, bir yönergenin cümle olarak nasıl kurulduğu. Önce eylem dilinin ne olduğunu ve bir yönergenin neden bir fiille başlayınca daha kolay izlendiğini göreceğiz. Sonra "yapma" diyen cümlelerin neden sık sık ters çalıştığını, psikolojideki ironik süreç araştırmalarıyla birlikte tartışacağız. Ardından emreden dil ile davet eden dil arasındaki farka, travmaya duyarlı yoganın bu konuda önerdiklerine ve bu önerilerin kanıt düzeyine bakacağız. En sonda aynı beceri için kısa, seçenekli ve korku üretmeyen bir yönergenin nasıl yazıldığını çalışacağız.
Sıfır noktası
Y2.03'te eylem ipucunu, gözlenebilir bir hareket isteyen yönerge olarak tanımladık: fiil var, yön var, hedef var. Kısıt ipucunu da bir şeyin olmamasını isteyen, sınır koyan ama hareket üretmeyen yönerge olarak ayırdık. O ders bir tek cümleye, "kası çalıştır" cümlesine bakıyordu. Bu ders aynı ayrımı öğretmenin bütün konuşmasına genişletiyor: bir ders boyunca söylenen yüzlerce cümlenin dili, öğrencinin ne yapacağını ne kadar açık taşıyor?
Y5.12'de çalışan belleğin sınırlı olduğunu da görmüştük. Bir yönergeyi dinleyen öğrenci, cümleyi bitene kadar aklında tutmak zorundadır; cümle uzadıkça ve eylem cümlenin sonuna itildikçe, eylemi hatırlamak için kalan pay küçülür.
Mekanizma
Eylem dili: fiil, yön, yer
Eylem dilinin üç parçası vardır. Fiil, yapılacak şeyi söyler: it, bastır, uzat, çevir, indir. Yön, hareketin nereye gideceğini söyler: yere doğru, geriye, tavana. Yer, bedenin hangi parçasının hareket edeceğini söyler: arka topuk, sol kürek kemiği, ön diz. Bu üçü bir arada olduğunda öğrenci, öğretmene bakmadan ne yapması gerektiğini bilir.
Açılış sahnesindeki ilk cümlede fiiller vardı ama hepsi bir eylemi değil, bir izni ya da bir çabayı anlatıyordu: "hissetmeye çalışın", "izin vermeye", "dikkat etmeye". Bu fiiller bedene bir hareket vermez; öğrencinin zihnine bir görev daha ekler.
Tek cümle, tek eylem
Bir cümleye birden fazla eylem sığdırmak, öğrenciden hepsini aynı anda aklında tutmasını ister. Tek cümle, tek eylem ilkesi bu yüzden eylem dilinin doğal bir uzantısıdır: her cümle bir hareket ister, bir sonraki hareket bir sonraki cümlede gelir. Bu, Y5.12'de gördüğümüz çalışan bellek sınırıyla da uyumludur.
Eylem dili cümleleri kısaltır ama cümleler arasındaki boşluğu büyütür. Öğretmen bir cümle söyler ve öğrencinin o hareketi yapmasını bekler; ancak sonra bir sonrakini söyler. Açılış sahnesindeki ikinci öğretmenin her cümleden sonra bir nefes beklemesi, bu boşluğun kendisidir.
"Yapma" demek: ironik süreç
Bir kısıt ipucu, bir şeyin olmamasını ister: "dizin içeri düşmesin", "omuzlarını kaldırma". Bu cümleler hareket üretmez; öğrenciye neyi yapmaması gerektiğini söyler ama bunun yerine ne yapması gerektiğini söylemez.
Psikolojide bu konuya yakın bir araştırma alanı vardır. İronik süreç kuramı maddesi, bir kişinin belirli bir düşünceyi düşünmemeye bilerek çalıştığında, bu çabanın yalnızca başarısız olmadığını, düşüncenin daha sık ve daha yoğun ortaya çıkmasına yol açabildiğini anlatıyor. Madde, sosyal psikolog Daniel Wegner'in bu olguyu bin dokuz yüz seksen yedide laboratuvarda incelediğini aktarıyor: katılımcılardan beyaz bir ayıyı düşünmemeleri istendi ve bu bastırma, sonradan ayının daha sık akla gelmesiyle sonuçlandı.
Aynı maddede, bu dersi doğrudan ilgilendiren ikinci bir bulgu var. Wegner'in ikinci deneyinde bir gruba, bastırma sırasında başka bir şeyi, kırmızı bir arabayı düşünmesi söylendi; madde, bu dikkat dağıtıcının bastırmanın yarattığı ters etkiyi hafiflettiğini aktarıyor. Bir öğretmenin dilinde bunun karşılığı açıktır: "yapma" demek yerine, yerine ne yapılacağını söylemek.
Emreden dil ve davet eden dil
Eylem dili emir kipinde kurulur: it, bastır, uzat. Bu kip açıktır ama sert de olabilir. Travmaya duyarlı yoga maddesi, bu yaklaşımın iki bin iki yılında David Emerson ve çalışma arkadaşları tarafından Massachusetts'teki Justice Resource Institute'un travma merkezinde geliştirildiğini yazıyor. Madde, bu yaklaşımın beş temel alanını sayıyor ve dil alanında modern duruş yogasında yönlendirici dilin kabul edilebilir olduğunu, travmaya duyarlı yogada ise yönlendirici olmayan yönergelerin kullanıldığını karşılaştırıyor.
Madde, Emerson'ın bu yaklaşımda öne çıkardığı temalardan birinin seçim yapmak olduğunu da aktarıyor: travma yaşamış kişilerin travma anında yaşadığı seçimsizlik ve çaresizlik duygusuna karşı. Bu, Y5.14'te gördüğümüz öğrenilmiş çaresizlik kavramıyla da bağlantılıdır: seçim, öğrencinin kendi bedeni üzerindeki kontrolünü geri verir.
Ten tonu ve gözle kontrol yönergeleri
Bazı yönergeler öğrenciden kendi bedenine bakıp bir renk değişimini fark etmesini ister. Böyle bir yönerge, açık tenli bir öğrencide görünür bir işaret verirken koyu tenli bir öğrencide aynı değişimi göstermeyebilir. Eylem dili bu yüzden gözle kontrol yerine, her tende okunabilen bir his ya da bir hareketle kurulabilir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Eylem dili, bir öğretmenin bilgisini öğrencinin bedenine taşıyan araçtır. Birçok öğretmen anatomiyi, duruşların amacını ve öğrencilerin ihtiyaçlarını iyi bilir; ama bu bilgi, sınıfta kısa ve açık bir fiile dönüşmediğinde öğrenciye ulaşmaz. Y5.B2'de bir dersin hedefini gözlenebilir bir fiille yazmayı çalışmıştık; eylem dili, aynı ilkenin sınıftaki her cümleye uygulanmasıdır.
Olgun bir öğretmen yönergelerini üç soruyla sınar. Birinci soru: bu cümlede bir hareket fiili, bir yön ve bir yer var mı? İkinci soru: bu cümle bir şeyi yasaklıyorsa, yerine ne yapılacağını da söylüyor mu? Üçüncü soru: öğrenci bu hareketi yapamıyorsa ya da yapmak istemiyorsa, cümle ona bir seçenek bırakıyor mu? Bu üç soru, B3'ün hedeflediği kısa, seçenekli ve korku üretmeyen yönergenin iskeletidir.
Eylem dili her şey değildir. Bir yönerge açık bir fiil taşıyabilir ama öğrencinin dikkatini yanlış yere yönlendirebilir; bir benzetme, bazen bir fiilden daha hızlı bir değişim yaratabilir; bir gösterim, bazen bütün sözcüklerin yerini tutar. Bu birimin sonraki dersleri, eylem dilinin üzerine bu katmanları ekliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışUzun ve betimleyici yönergeler öğrenciye daha çok bilgi verir.
Uzun bir cümle, öğrenciden hepsini aklında tutmasını ister; Y5.12'de gördüğümüz çalışan bellek sınırı, eylemin cümlenin sonuna itildiği uzun yönergelerde öğrencinin eylemi kaçırmasını olası kılar.
Yaygın yanlış"Yapma" demek, öğrenciyi hatadan korumanın en doğrudan yoludur.
Bir kısıt ipucu hatayı adlandırır ama yerine ne yapılacağını söylemez; İronik süreç kuramı maddesine göre Wegner'in deneylerinde bastırma sırasında başka bir şeye odaklanmak ters etkiyi hafifletmişti ve yoga yönergesinde bunun karşılığı bir yerine koyma ipucudur.
Yaygın yanlışDavet dili, travma yaşamış öğrencileri iyileştiren bir terapi tekniğidir.
Travmaya duyarlı yoga maddesine göre iki bin on dokuz tarihli bir sistematik derleme bu konuda güçlü bir kanıt bulamadı; davet dili bir öğretim tercihidir ve bir yoga öğretmeninin kapsamı içinde tedavi değil, seçme payını korumaktır.
Uygulama
Aklında kalsın
Eylem dili fiil, yön ve yer taşır; öğrenci öğretmene bakmadan ne yapacağını bilir.
Tek cümle bir eylem ister; cümleler arasındaki boşluk da yönergenin bir parçasıdır.
"Yapma" cümlesi hareket üretmez; yerine koyma ipucu ne yapılacağını söyler.
Davet dili eylemi siler değil, yanına bir seçenek koyar.
Gözle kontrol yönergesi her tende okunmaz; his ve hareket her tende okunur.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir yönergenin fiilini, yönünü ve yerini konuştuk. Ama bir cümle açık bir fiil taşısa bile, öğrencinin dikkatini bir yere gönderir: ya kendi bedeninin bir parçasına, ya da hareketin dışarıdaki bir etkisine, bir hedefe, bir noktaya.
Sıradaki ders içsel ve dışsal odağı ele alıyor.
Soru şu: bir yönerge dikkati bedenin içine mi, hareketin dışarıdaki etkisine mi gönderdiğinde öğrenci hareketi daha iyi öğrenir, ve öğretmen bu seçimi hangi duruma göre yapar?