İçeriğe geç

Y5.10·Öğrenme çıktısı ve geriye doğru ders tasarımı

Bloom düzeyleri

sıfırdan ileri2.258 kelime15 uygulama örneği≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bloom taksonomisi öğrenme hedeflerini üç alana ayırır: bilişsel, duyuşsal ve psikomotor.

Bilişsel alan iki bin bir gözden geçirmesinde hatırlamaktan yaratmaya uzanan altı düzeyle anılır; duyuşsal alan beş düzeye ayrılır.

Psikomotor alanı Simpson, algılamaktan uyarlamaya ve yaratmaya uzanan yedi düzeyle ayrıntılandırdı.

Düzeyler bir merdiven gibi okunmamalıdır; alt düzeyler, özellikle temel güvenlik bilgisi, vazgeçilmezdir.

Basamaklı destek ve düzey dengesi, bir programın hedeflerinin tek bir düzeyde yığılmamasını sağlar.

Açılış sahnesi

Bir öğretmen dört haftalık bir başlangıç programının bütün hedeflerini bir kâğıda yazıp bir meslektaşına gösteriyor. Hedeflerin hepsi gözlenebilir fiillerle yazılmış, her birinin hangi durumda ve ne kadar iyi yapılacağı da belli. Meslektaşı kâğıdı okuyup bir şey fark ediyor: "Öğrenci ayakta duruşların adlarını söyleyebilecek." "Öğrenci dağ duruşunu kurabilecek." "Öğrenci üçgen duruşunda ayak açısını gösterebilecek." "Öğrenci öne eğilmede dizlerini bükebilecek."

"Hepsi iyi yazılmış," diyor meslektaşı, "ama dört hafta sonunda öğrencin yalnızca söyleneni tekrarlayabilen biri mi olacak? Kendi bedenine göre bir seçim yapabilen, bir duruşu yeni bir duruma uyarlayabilen biri olması için hangi hedef var?" Öğretmen kâğıda bir daha bakıyor ve bütün hedeflerin aynı türden bir öğrenme istediğini görüyor.

Bu derste ne olacak

Önceki derste bir hedefin gözlenebilir bir fiille, bir koşulla ve bir ölçütle nasıl yazılacağını öğrendik. Bu derste o fiillerin birbirine eşit olmadığını göreceğiz. Önce eğitimcilerin öğrenme hedeflerini sınıflandırmak için kullandığı en yaygın çerçeveyi, Bloom taksonomisini ve onun üç alanını tanıyacağız. Sonra her alanın düzeylerinin bir yoga dersinde nasıl karşılık bulduğuna bakacağız. Ardından bu çerçeveye yöneltilen eleştirileri ve düzeyleri bir merdiven gibi okumanın tehlikelerini tartışacağız. En sonda da bir dersin ya da programın hedeflerini bu düzeyler arasında nasıl dengeleyebileceğimizi çalışacağız.

Sıfır noktası

Y5.09'da bir hedefin fiilini gözlenebilir kılmayı öğrendik: "anlar" yerine "kurar", "farkında olur" yerine "söyler". Oysa gözlenebilirlik tek başına bir şey söylemiyor: sınıfta bir sözcüğü tekrar etmek de, bir sorunu kendi bedeninde çözmek de dışarıdan görülebilir, ama öğrenciden istedikleri zihinsel iş çok farklıdır. Bu ders, bu farkı adlandırmanın bir yolunu veriyor.

Mekanizma

Bir sınıflandırma ve üç alan

Bloom taksonomisi maddesi bu çerçeveyi, Benjamin Bloom'un başkanlığındaki bir eğitimciler kurulunun bin dokuz yüz elli altıda geliştirdiği bir eğitim hedefleri sınıflandırması olarak tanımlıyor. Madde, taksonominin öğrenme hedeflerini üç geniş alana ayırdığını yazıyor: bilgiye dayanan bilişsel alan, duyguya dayanan duyuşsal alan ve eyleme dayanan psikomotor alan. Maddeye göre bu kurulun çalışması, eğitimciler arasında öğretim programları ve sınavlar üzerine iletişimi geliştirmek için bin dokuz yüz kırk dokuz ile elli üç arasında yapılan bir dizi toplantının ürünüydü.

Bir yoga dersi, bu üç alanın hepsine aynı anda dokunan nadir öğretim ortamlarından biridir. Bir duruşun neden belirli bir biçimde kurulduğunu bilmek bilişsel alana, zorlandığı bir anda kendine karşı sabırlı kalmayı seçmek duyuşsal alana, bir duruşu dengeli kurabilmek psikomotor alana aittir.

Madde, bilişsel alanın düzeylerini tek tek tanımlıyor. En alttaki düzey, olguları, terimleri ya da temel kavramları anlamlarını kavramadan tanımak ya da hatırlamaktır; üst düzeylere doğru bilgiyi yeni durumlarda kullanmak, parçalarına ayırıp ilişkilerini görmek, belirli ölçütlere göre yargıya varmak ve öğeleri birleştirerek yeni bir bütün kurmak gelir.

Duyuşsal ve psikomotor alan

Madde duyuşsal alanı, insanların duygusal olarak nasıl tepki verdiğini, tutumlarının, duygularının ve değerlerinin nasıl geliştiğini anlatan alan olarak tanımlıyor ve bu alan için beş düzey sayıyor: almak, tepki vermek, değer vermek, düzenlemek ve nitelenmek. Maddeye göre en alt düzeyde öğrenci yalnızca dikkat eder; bu düzey olmadan hiçbir öğrenme gerçekleşemez.

Psikomotor alan, bir yoga dersi için belki de en önemli olanıdır. Madde, Bloom'un kurulunun bu alan için alt düzeyler oluşturmadığını, sonraki eğitimcilerden Elizabeth Simpson'ın bin dokuz yüz yetmiş ikide bu alan için yedi düzeyli bir sınıflandırma önerdiğini yazıyor. Simpson'ın düzeyleri, duyusal ipuçlarını algılamaktan başlayıp rehberli taklit ve deneme yanılmaya, hareketin alışkanlık hâline gelmesine, karmaşık bir hareketi ustalıkla yapmaya, hareketi yeni koşullara uyarlamaya ve en sonunda yeni hareket örüntüleri yaratmaya kadar uzanıyor.

Düzeyler bir merdiven mi?

Bloom taksonomisi yaygın olarak bir merdiven ya da bir piramit gibi çizilir: alttaki düzeyler basit, üsttekiler değerli. Madde, bu okumaya yöneltilen eleştirileri aktarıyor. Maddeye göre bazı eleştirmenler bilişsel alanın altı kategorisini kabul ediyor, ama aralarında sıralı, hiyerarşik bir bağ bulunduğunu sorguluyor. Madde, eğitimcilerin taksonomiyi bir hiyerarşi olarak görüp alt düzeyleri öğretim için daha az önemli sayma yanılgısına düşebildiğini, oysa alt düzeylerin öğrenilmesinin üst düzeylerdeki becerilerin gelişimini desteklediğini, bazı alanlarda en kritik becerilerin alt düzeylerde bulunabildiğini yazıyor.

Madde başka eleştirileri de sayıyor: özgün taksonominin sistematik bir yapım gerekçesinden yoksun olduğu, bilişsel görevlerin çoğu zaman birden çok süreci birlikte içerdiği için kategoriler arasındaki ayrımın yapay görülebileceği ve iki bin yirmide yapılan bir çalışmanın, kurumların eylem fiillerini taksonominin düzeylerine eşlemede birbiriyle tutarsız olduğunu gösterdiği.

Basamaklı destek ve düzey dengesi

Madde, alt düzeylerden üst düzeylere doğru ilerleyen öğretimin bir uygulamasını da anıyor: basamaklı destek. Maddeye göre alt düzeydeki becerilerden üst düzeydekilere doğru verilen öğretim desteği, Vygotsky'nin yapılandırmacılığının bir uygulamasıdır.

Madde, taksonominin ödevlerde, metinlerde ve sınıf içi etkinliklerde değerlendirme ve yargı isteyen soruları dengelemek için bir öğretim aracı olarak kullanılabildiğini de yazıyor. Sınıfta bunun karşılığı, bir dersin ya da programın hedeflerinin tek bir düzeyde yığılmamasına dikkat etmek demektir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bloom taksonomisi bir öğretmenin elinde iki biçimde kullanılabilir. Birincisinde bir merdiven olarak okunur: alt düzeyler basit ve değersiz, üst düzeyler değerli. Bu okuma bir öğretmeni her hedefini üst düzeylere taşımaya iter ve temel bilginin, temel güvenliğin önemini gözden kaçırır. İkincisinde ise bir harita olarak okunur: öğretmen kendi hedeflerinin bu haritanın neresinde yığıldığını ve nereleri boş bıraktığını görür.

Bir yoga dersi için ikinci okuma çok daha verimlidir. Bir başlangıç öğrencisi için hatırlama ve rehberli taklit düzeyindeki hedefler vazgeçilmezdir; ama bir öğrencinin yıllar sonra kendi başına güvenle uygulama yapabilmesi, uyarlama ve değerlendirme düzeyindeki hedeflerin de programda yer almasına bağlıdır. Olgun bir öğretmen, her dersinde bütün düzeylere ulaşmaya çalışmaz; ama bir program boyunca, öğrencisinin bu düzeylerin her birinde bir şey kazanmasını gözetir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBloom taksonomisinin alt düzeylerindeki hedefler değersizdir; iyi bir öğretmen yalnızca üst düzeyleri hedefler.
Doğrusu

Bloom taksonomisi maddesine göre alt düzeylerin öğrenilmesi üst düzeylerdeki becerileri destekler ve bazı alanlarda en kritik beceriler alt düzeylerde bulunur; bir yoga dersinde temel güvenlik bilgisini hatırlamak böyle bir beceridir.

Yaygın yanlışBir hedefin Bloom düzeyi, içindeki fiile bakarak kesin olarak belirlenebilir.
Doğrusu

Bloom taksonomisi maddesine göre iki bin yirmideki bir çalışma, kurumların eylem fiillerini düzeylere eşlemede tutarsız olduğunu gösterdi; bir hedefin düzeyi, fiilin yanında cümlenin bütününe ve bağlamına bağlıdır.

Yaygın yanlışPsikomotor alandaki bir hedef yalnızca bir duruşu doğru kurmakla ilgilidir.
Doğrusu

Bloom taksonomisi maddesine göre Simpson'ın düzeyleri hareketi algılamaktan başlayıp onu yeni koşullara uyarlamaya ve yeni örüntüler yaratmaya kadar uzanır; bir duruşu yeni bir duruma göre değiştirebilmek, onu yalnızca kurabilmekten daha üst bir düzeyde bir beceridir.

Uygulama

Aklında kalsın

Bloom taksonomisi öğrenme hedeflerini üç alana ayırır: bilişsel, duyuşsal ve psikomotor.

Bilişsel alan iki bin bir gözden geçirmesinde hatırlamaktan yaratmaya uzanan altı düzeyle anılır; duyuşsal alan beş düzeye ayrılır.

Psikomotor alanı Simpson, algılamaktan uyarlamaya ve yaratmaya uzanan yedi düzeyle ayrıntılandırdı.

Düzeyler bir merdiven gibi okunmamalıdır; alt düzeyler, özellikle temel güvenlik bilgisi, vazgeçilmezdir.

Basamaklı destek ve düzey dengesi, bir programın hedeflerinin tek bir düzeyde yığılmamasını sağlar.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir programın hedeflerini farklı alanlar ve düzeyler arasında dengelemeyi öğrendik. Ama bu denge, tek bir dersin içine bütün düzeyleri sıkıştırmak anlamına gelmez; bir dersin çok sayıda hedefi olduğunda, hiçbiri gerçekten öğretilemeyebilir.

Sıradaki ders, bir bölümü tek bir ana hedefin çevresinde kurmayı ele alıyor.

Soru şu: bir dersin ana hedefi nasıl seçilir, ve öteki değerli hedefler dersin içinde nasıl bir yere konur ki ana hedef gölgede kalmasın?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.