Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Anlamak, bilmek, farkında olmak gibi belirsiz fiiller değerli bir amacı anlatır, ama öğrenmenin olup olmadığını görmeyi sağlamaz.
Gözlenebilir fiil, bir öğretmenin gözüyle ya da kulağıyla doğrulayabileceği bir davranışı anlatır: kurar, seçer, değiştirir, söyler.
Mager'in çerçevesine göre bir hedef davranışı, koşulu ve ölçütü içerir.
Ölçüt dayanaklı değerlendirme öğrenciyi sınıfla değil, önceden tanımlanmış bir ölçütle karşılaştırır.
İç deneyim, bildirim fiilleriyle gözlenebilir kılınabilir; Doran'ın uyardığı gibi ölçülebilir hedefler soyut amaçlarla dengelenmelidir.
Açılış sahnesi
Bir öğretmen yetiştirme programında adaylar ilk ders hedeflerini yazıp masaya bırakıyor. Eğitmen hepsini yüksek sesle okuyor: "Öğrenci nefesin önemini anlayacak." "Öğrenci omuzlarının farkında olacak." "Öğrenci dengeyi kavrayacak." "Öğrenci yoga felsefesini takdir edecek."
Sonra adaylara tek bir soru soruyor: "Dersin sonunda, bu hedeflerden hangisine ulaşıldığını nasıl göreceksiniz? Bir öğrencinin nefesin önemini anladığını, gözünüzle ya da kulağınızla, nasıl fark edeceksiniz?" Sınıfta uzun bir sessizlik oluyor. Adaylardan biri sonunda gülümsüyor: "Sanırım öğrenciye 'anladın mı?' diye soracağım, o da 'evet' diyecek."
Bu derste ne olacak
Önceki derste bir dersin hedefini "öğrenci … yapabilecek" biçiminde, öğrenci merkezli yazmayı öğrendik. Bu derste o cümlenin ortasındaki sözcüğe, fiile odaklanıyoruz. Önce neden bazı fiillerin bir hedefi ölçülemez kıldığını göreceğiz. Sonra gözlemlenebilen bir fiilin ne olduğunu ve bir yoga dersinde nasıl yazılabileceğini çalışacağız. Ardından bir hedefin fiilden başka hangi parçalara ihtiyaç duyduğuna, yani koşula ve ölçüte bakacağız. En sonda da bir yoga dersinin iç deneyime dayanan hedeflerinin, gözlemlenebilir bir fiile nasıl çevrilebileceğini, bu çevirinin nerede sınırına ulaştığını tartışacağız.
Sıfır noktası
Y1'de öğretmenin sınıfta verdiği yönergeleri incelerken, gözlenebilir bir hareket isteyen ve bir fiil ile bir yön taşıyan eylem ipucunu tanımıştık: "omuzlarını kulaklarından uzaklaştır" gibi. O kavram tek bir yönergenin dilini anlatıyordu. Bu derste aynı mantığı bir dersin hedefine uyguluyoruz: bir yönerge nasıl gözlenebilir bir hareket istiyorsa, bir hedef de gözlenebilir bir yapabilirlik tarif etmelidir.
Mekanizma
Belirsiz fiiller
Açılış sahnesindeki hedeflerin ortak bir özelliği var: hepsi, öğrencinin zihninde ya da iç dünyasında olup bitecek bir şeyi anlatan fiillerle yazılmış. "Anlamak", "farkında olmak", "kavramak", "takdir etmek" değerli şeylerdir; ama bir öğretmen bunların gerçekleşip gerçekleşmediğini doğrudan göremez. Öğrenciye "anladın mı?" diye sormak da bir kanıt vermez; öğrenci anlamadığı hâlde "evet" diyebilir.
Öğretim tasarımı maddesi, bu alanın tarihinde bu sorunun nasıl ele alındığını anlatıyor. Maddeye göre psikolog Robert F. Mager öğrenme hedeflerinin kullanımını yaygınlaştırdı ve hedeflerin istenen davranışı, öğrenmenin koşulunu ve değerlendirmeyi içerecek biçimde nasıl yazılacağını tarif etti. Mager maddesi de onu, öğrenme hedefleri hazırlamaya yönelik bir çerçeve geliştirmesiyle tanınan bir psikolog olarak tanıtıyor.
Yaygın yanlışBir öğrenciye "anladın mı?" diye sormak, onun öğrenip öğrenmediğini anlamanın güvenilir bir yoludur.
Öğrenci çeşitli nedenlerle, utandığı için ya da öğretmeni kırmak istemediği için, anlamadığı hâlde "evet" diyebilir; gözlemlenebilen bir davranış, bir onay sorusundan daha güvenilir bir kanıttır.
Gözlenebilir fiil
Belirsiz fiilin karşılığı, bir öğretmenin gözüyle ya da kulağıyla doğrulayabileceği bir davranışı anlatan fiildir. Bir yoga dersinde bu fiiller genellikle bir hareketi, bir seçimi ya da bir sözel ifadeyi anlatır: kurar, seçer, değiştirir, gösterir, söyler, sayar, durur, yerleştirir, ayarlar.
Aynı amaç farklı fiillerle çok farklı hedeflere dönüşebilir. "Öğrenci ağaç duruşunu bilecek" belirsiz bir hedeftir. "Öğrenci ağaç duruşunu kurabilecek" gözlenebilir bir hedeftir. "Öğrenci ağaç duruşunda dengesini kaybettiğinde ayağını yere indirip duruşu yeniden kurabilecek" ise daha da iyi bir hedeftir; çünkü yalnızca bir hareketi değil, bir durumla başa çıkma becerisini de gözlenebilir kılar.
Davranış, koşul ve ölçüt
Öğretim tasarımı maddesi, bir hedefin yalnızca bir fiilden oluşmadığını da gösteriyor. Maddeye göre bir başarım hedefi, davranışın, koşulun ve ölçütün bir tarifinden oluşur; ölçütü tarif eden bölüm, öğrenenin başarımını değerlendirmek için kullanılır. Madde, Mager'in bin dokuz yüz altmış iki tarihli çalışmasını da hedef yazımının bu çerçevesinin kaynakları arasında anıyor.
Bir yoga dersinden bir örnek: "Öğrenci (kim), bir duvar yanında (koşul), ağaç duruşunu kurup (davranış) beş nefes boyunca yere basmadan tutabilecek (ölçüt)." Koşul, dersin gerçek bir durumda nasıl kurulduğunu gösterir; ölçüt ise öğretmene, hedefe ulaşılıp ulaşılmadığına karar verirken neye bakacağını söyler.
Madde bir kavramı daha anıyor: psikolog Robert Glaser'in bin dokuz yüz altmış ikide ortaya koyduğu ölçüt dayanaklı ölçüm. Maddeye göre bu tür bir ölçüm, bir bireyin başarımını bir grubun başarımıyla karşılaştıran ölçümlerden farklı olarak, bireyin davranışını nesnel bir standarda göre değerlendirir.
İç deneyimi fiile çevirmek
Bir yoga dersinin hedeflerinin bir kısmı doğası gereği içseldir: dinginlik, bedeni hissetme, nefesle bağ kurma. Bu hedefler için gözlenebilir bir fiil bulmak zordur, ama çoğu zaman olanaksız değildir. Öğrencinin iç deneyimi, onu kendi sözleriyle anlatabilmesi ya da ona dayanarak bir seçim yapabilmesiyle dışarıdan izlenebilir hâle gelir.
SMART ölçütleri maddesi, benzer bir gerilimi yönetim alanından aktarıyor. Maddeye göre George T. Doran bin dokuz yüz seksen birde hedeflerin belirli, ölçülebilir ve zamana bağlı olması gibi ölçütleri önerdi; ama Doran, hedeflerin her düzeyde sayıya dökülmesinin her zaman olanaklı olmadığını da açıkça belirtti ve ölçülebilir hedeflerle daha soyut hedefler arasında bir denge kurulmasını savundu.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir hedefin fiilini değiştirmek, dersin kendisini değiştirir. "Öğrenci dengeyi kavrayacak" diye yazan bir öğretmen dersini denge hakkında bilgi vermeye harcayabilir; "öğrenci dengesini kaybettiğinde duruşu yeniden kurabilecek" diye yazan bir öğretmen ise dersini öğrencilerin dengesini kaybedip yeniden kurmayı denedikleri bir alana dönüştürür. Fiil, dersin öğrenciye ne yaptıracağını belirler.
Bu yaklaşımın bir sınırı da var. Yoganın bazı amaçları, bir iç dönüşüm ya da bir yaşam tutumu, hiçbir fiille tam olarak yakalanamaz. Olgun bir öğretmen bu amaçları küçümsemez; ama onları bir dersin tek hedefi de yapmaz. Doran'ın önerdiği denge burada da geçerlidir: soyut bir amaç dersin yönünü verir, gözlenebilir bir hedef ise o yönde gerçekten ilerlenip ilerlenmediğini gösterir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBir yoga dersinin hedefleri iç deneyimle ilgili olduğu için gözlenebilir bir fiille yazılamaz.
İç deneyime dayanan pek çok hedef, öğrencinin o deneyimi söyleyebilmesi, adlandırabilmesi ya da ona dayanarak bir seçim yapabilmesiyle gözlenebilir kılınabilir; bildirim fiilleri bu çeviriyi sağlar.
Yaygın yanlışBir hedefte gözlenebilir bir fiil varsa, hedef yeterince açıktır.
Öğretim tasarımı maddesine göre bir başarım hedefi davranışın yanında koşulu ve ölçütü de içerir; "öğrenci ağaç duruşunu kurabilecek" hedefi, hangi koşulda ve ne kadar süreyle kurulacağı söylenmedikçe hâlâ yoruma açıktır.
Uygulama
Aklında kalsın
Anlamak, bilmek, farkında olmak gibi belirsiz fiiller değerli bir amacı anlatır, ama öğrenmenin olup olmadığını görmeyi sağlamaz.
Gözlenebilir fiil, bir öğretmenin gözüyle ya da kulağıyla doğrulayabileceği bir davranışı anlatır: kurar, seçer, değiştirir, söyler.
Mager'in çerçevesine göre bir hedef davranışı, koşulu ve ölçütü içerir.
Ölçüt dayanaklı değerlendirme öğrenciyi sınıfla değil, önceden tanımlanmış bir ölçütle karşılaştırır.
İç deneyim, bildirim fiilleriyle gözlenebilir kılınabilir; Doran'ın uyardığı gibi ölçülebilir hedefler soyut amaçlarla dengelenmelidir.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir hedefin fiilinin, öğrencinin dersin sonunda ne yapacağını belirlediğini gördük. Ama fiiller birbirine eşit değildir: bir duruşun adını "söylemek" ile iki duruş arasında kendi bedeni için "seçim yapmak" aynı düzeyde bir öğrenme değildir.
Sıradaki ders Bloom düzeylerini ele alıyor.
Soru şu: bir hedefin öğrenciden ne düzeyde bir düşünme ya da beceri istediği nasıl anlaşılır, ve bir dersin hedefleri bu düzeyler arasında nasıl dengelenir?