Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
William Jones bin yedi yüz seksen dörtte Kalküta'da Asya Derneği'ni kurdu ve Sanskritçe ile Avrupa dillerinin akrabalığını ileri sürdü.
Wilkins'in bin yedi yüz seksen beş tarihli Gītā çevirisinin önsözü Gītā'yı tek tanrılı bir öğretinin kaynağı olarak okudu.
Said oryantalizmi emperyal güce bağlı bir bilgi birikimi olarak eleştirdi; Kejariwal, Jones gibi akrabalık arayanların farkının görülmediğini söyledi.
Roy Upaniṣadların saf Vedānta'sına dönüşü savundu; Dayananda Vedaların yanılmaz yetkesine dayandı.
Oryantalistler ile reformcular, Hint dininin özünü tek tanrılı ve metne dayalı bir öğretide bulan benzer bir resim çizdi.
Açılış sahnesi
Bir üniversite kütüphanesinin nadir eserler bölümünde bir araştırma görevlisi iki kitabı karşılaştırıyor. Birincisi on sekizinci yüzyılın sonunda Londra'da basılmış bir Bhagavad Gītā çevirisinin yeniden basımı. Çevirmen önsözünde Gītā'nın okurlarını tek bir tanrıya inanmaya, Vedaların çok tanrılı dünyasından uzaklaşmaya çağırdığını yazıyor. İkinci kitap on dokuzuncu yüzyılın başında Kalküta'da yaşamış Hintli bir düşünürün yazılarından bir derleme. Düşünür, Upaniṣadların saf öğretisine dönülmesini, putlara tapınmanın ve anlamsız törenlerin bırakılmasını istiyor.
Araştırma görevlisi iki kitabı yan yana koyunca şaşırıyor. Biri bir İngiliz, öteki bir Hintli; biri Hint dinini dışarıdan inceliyor, öteki içeriden yenilemek istiyor. Ama ikisi de aynı resmi çiziyor gibi: özünde tek tanrılı, metne dayalı, akılcı bir Hint dini ve onu örten sonradan eklenmiş gelenekler.
Bu benzerlik bir rastlantı mı, yoksa iki yazar aynı dönemin havasını mı soluyordu?
Bu derste ne olacak
Bu derste iki büyük akımı yan yana okuyacağız. Önce Sanskritçe metinleri Batı dillerine aktaran oryantalist bilginlerin çalışmalarına bakacağız: Kalküta'da kurulan bir derneğe, ilk Gītā çevirisine ve bir dil keşfine. Sonra Edward Said'in bu bilgi birikimine yönelttiği eleştiriyi ve o eleştiriye yapılan itirazları göreceğiz. Ardından Hint reform hareketlerine, Brahmo Samaj ve Arya Samaj'a geçeceğiz. En sonda bu iki akımın çizdiği resimlerin nerede buluştuğunu ve bu buluşmanın yoga için ne anlama geldiğini tartacağız.
Sıfır noktası
Y4.98 bu bölümün zeminini hazırlamıştı: haydut sayılan çileciler, Haṭha'dan uzak duran seçkinler ve çevirilerle doğan yeni okur. Aynı dersin köprüsü iki figürü öne çıkarıyordu: Sanskritçeyi öğrenip Batı'ya aktaran yabancı bilgin ve kendi geleneğini yeniden kurmak isteyen yerli aydın.
Bu ders o iki tipi yakından tanıyor. Kim olduklarına, ne yaptıklarına ve birbirlerini nasıl etkilediklerine bakacağız.
Mekanizma
Kalküta'da bir dernek
Wikipedia'nın William Jones maddesine göre İngiliz filolog ve yargıç William Jones, Bengal'de Kalküta'daki yüksek mahkemede yargıçlık yaparken Hint kültürüne büyük bir ilgi duydu ve bin yedi yüz seksen dört yılının Ocak ayında Kalküta'da Asiatic Society'yi, Asya Derneği'ni kurdu. Jones Vedaları bir pandit ile çalışarak Sanskritçeyi yetkin biçimde öğrendi.
Jones'un bugün en çok bilinen katkısı bir dil gözlemi. Madde onun bin yedi yüz seksen altıda derneğe sunduğu konuşmadan ünlü bir pasaj aktarıyor: Sanskrit dili, eskiliği ne olursa olsun, şaşırtıcı bir yapıya sahip; Yunancadan daha kusursuz, Latinceden daha zengin, ikisinden de daha incelikli; ama ikisine de ne fiil köklerinde ne dilbilgisi biçimlerinde rastlantıyla açıklanamayacak bir yakınlık taşıyor. Jones bu üç dilin ortak bir kaynaktan çıkmış olabileceğini ileri sürüyordu.
Bu gözlem, Hindistan'ı Avrupa'nın gözünde bambaşka bir yere koydu: Hint kültürü artık tamamen yabancı değil, Avrupa'nın uzak bir akrabasıydı. Aynı madde Jones'un son yargısal projesinin bir Hindu hukuku derlemesi olduğunu da yazıyor; yani Jones'un bilgisi yönetimin işine de yarıyordu.
İlk Gītā çevirisi
Asya Derneği'nin kurucularından biri de Charles Wilkins'di. Wikipedia'nın Wilkins maddesine göre Wilkins bin yedi yüz yetmişte Doğu Hindistan Şirketi'nin hizmetinde bir matbaacı olarak Hindistan'a gitti, Benares'te bir Brahman panditin yanında Sanskritçe çalıştı ve Bhagavad Gītā'yı İngilizceye çeviren ilk kişi oldu. Çeviri bin yedi yüz seksen beşte Londra'da yayımlandı.
Madde bu çevirinin önsözü hakkında önemli bir bilgi veriyor: Wilkins, Gītā'nın bir tür tek tanrılı "üniteryanizmi" özendirmek ve Hinduizmi onun Vedalara yüklediği çok tanrıcılıktan uzaklaştırmak için yazıldığını savunuyordu.
Said'in eleştirisi ve itirazlar
Oryantalistlerin bu çalışmalarına yirminci yüzyılda sert bir eleştiri geldi. Wikipedia'nın Orientalism maddesine göre Edward Said bin dokuz yüz yetmiş sekizde yayımladığı kitapta "oryantalizm" terimini eleştirel bir kavram olarak kurdu: Batı'nın Doğu'yu çoğu zaman küçümseyerek betimlemesi. Said'e göre Doğu üzerine yapılan Batı bilimi, onu üreten emperyal toplumlara ayrılmaz biçimde bağlıydı; bu yüzden oryantalist çalışmaların çoğu siyasal ve iktidara hizmet eden bir nitelik taşıyordu.
Said'in kitabı büyük ölçüde Orta Doğu'ya odaklanıyordu ve eleştiriler de buradan geldi. Madde, Hint tarihçisi O. P. Kejariwal'in Asya Derneği üzerine kitabında Said'e yönelttiği itirazı aktarıyor: Kejariwal'e göre Said oryantalistler arasındaki farkları görmezden geldi ve Doğu ile Batı arasında yapay bir üstünlük farkı yaratmak yerine akrabalık arayan oryantalistlerin olumlu katkılarını tanımadı; Kejariwal buna örnek olarak William Jones'u gösteriyor.
Yaygın yanlışBütün oryantalistler Doğu'yu küçümseyen ve yalnızca sömürge yönetimine hizmet eden kişilerdi.
Wikipedia maddesine göre Kejariwal, Said'in oryantalistler arasındaki farkları görmezden geldiğini ve Jones gibi Doğu ile Batı arasında akrabalık arayanların katkılarını tanımadığını ileri sürüyor.
Brahmo Samaj ve Upaniṣadlara dönüş
Oryantalistlerin çalışmalarıyla aynı dönemde Hintli aydınlar da kendi geleneklerini yeniden düşünmeye başladı. Wikipedia'nın Hindu reform hareketleri maddesine göre sömürge döneminin Hint toplumu üzerinde büyük bir etkisi oldu ve toplumsal ve dinsel önderler Batı düşüncelerini Hint kültürüyle birleştirdi.
Bu önderlerin ilklerinden biri Ram Mohan Roy. Wikipedia'nın Roy maddesine göre Roy, Upaniṣadlarda bulunan Vedānta felsefesinin saf ve ahlaki ilkelerini yeniden canlandırmayı amaçladı; Tanrı'nın birliğini savundu, Vedik metinlerin ilk İngilizce çevirilerinden bazılarını yaptı ve Kalküta'da bir Üniteryen topluluğun kurucuları arasında yer aldı. Roy putlara tapınmaya, kast katılığına, anlamsız törenlere ve dul kadınların kocalarının ölü yakma ateşinde yakılması anlamına gelen sati geleneğine karşı mücadele etti. Brahmo Samaj maddesine göre bu hareket bin sekiz yüz yirmi sekizde Kalküta'da başladı.
Arya Samaj ve Vedaların yetkesi
Reform hareketlerinin hepsi aynı yöne gitmedi. Wikipedia'nın Arya Samaj maddesine göre Dayananda Sarasvatī bin sekiz yüz yetmiş beşte Bombay'da kurduğu bu hareketi Vedaların yanılmaz yetkesine olan inanca dayandırdı. Dayananda Vedik değerleri öne çıkaran okullar kurdu; madde bu okul düzeninin Hintlileri İngiliz eğitiminin kalıbından kurtarmayı da amaçladığını yazıyor.
Brahmo Samaj Upaniṣadlara, Arya Samaj Vedalara dayanıyordu. Ama iki hareketin ortak bir yanı vardı: ikisi de Hint dininin özünü eski metinlerde arıyor, sonraki gelenekleri bu metinlere göre yargılıyordu. Y4.98'de gördüğümüz seçkin reddiyle birlikte düşünüldüğünde, bu yaklaşımın dolaşan çilecilerin Haṭha yogasına pek yer bırakmadığı görülüyor.
Yaygın yanlışHint reform hareketleri tek bir düşünceyi paylaşan tek bir akımdı.
Brahmo Samaj Upaniṣadların Vedānta'sına ve Batı düşüncesiyle bir buluşmaya dayanırken, Arya Samaj Vedaların yanılmaz yetkesini savundu ve İngiliz eğitimine karşı kendi okul düzenini kurdu.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bu dersin en önemli gözlemi, açılış sahnesindeki araştırma görevlisinin fark ettiği benzerlik: dışarıdan bakan bir İngiliz çevirmen ile içeriden yenilemek isteyen bir Hintli reformcu, Hint dininin aşağı yukarı aynı resmini çiziyor. Özünde tek tanrılı, metne dayalı ve akılcı bir din; onu örten sonraki gelenekler.
Bu benzerliğin tek bir açıklaması yok. İki taraf aynı dönemin düşünce akımlarından, örneğin üniteryanizmden, etkilendi. İki tarafın aynı kentte, Kalküta'da, birkaç on yıl arayla çalıştığı ve aynı İngilizce yayın dünyasına yazdığı da unutulmamalı. Bu resim modern yogayı da biçimlendirecek: bir sonraki derste göreceğimiz gibi, Batı'ya ilk sunulan yoga bu resme uyan, felsefi ve meditatif bir yoga olacak. Bir öğretmen bu tarihi bildiğinde, "yoganın saf özü" gibi ifadelerin arkasında hangi yüzyılın hangi resminin durduğunu sorabilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışHint reformcuları Avrupalı oryantalistlerin düşüncelerini yalnızca kopyaladı.
Roy Hint metinlerine dayanarak kendi geleneğini içeriden yenilemeye çalıştı, Dayananda ise İngiliz eğitiminin kalıbına karşı kendi okullarını kurdu; iki taraf birbirini etkiledi ama biri ötekinin kopyası değildi.
Uygulama
Aklında kalsın
William Jones bin yedi yüz seksen dörtte Kalküta'da Asya Derneği'ni kurdu ve Sanskritçe ile Avrupa dillerinin akrabalığını ileri sürdü.
Wilkins'in bin yedi yüz seksen beş tarihli Gītā çevirisinin önsözü Gītā'yı tek tanrılı bir öğretinin kaynağı olarak okudu.
Said oryantalizmi emperyal güce bağlı bir bilgi birikimi olarak eleştirdi; Kejariwal, Jones gibi akrabalık arayanların farkının görülmediğini söyledi.
Roy Upaniṣadların saf Vedānta'sına dönüşü savundu; Dayananda Vedaların yanılmaz yetkesine dayandı.
Oryantalistler ile reformcular, Hint dininin özünü tek tanrılı ve metne dayalı bir öğretide bulan benzer bir resim çizdi.
Sonraki derse köprü
Hindu reform hareketleri maddesi, bu hareketlerin arasında bir üçüncü akımı da sayıyor: Ramakrishna hareketi. Madde bu akımın merkezindeki kişinin, Vivekananda'nın, ustası Ramakrishna'nın bhakti yolunu bilgi yoluyla uzlaştırdığını yazıyor. Modern yogayı anlatan ansiklopedi maddesi ise Vivekananda'nın bin sekiz yüz doksanlı yıllarda Batı'da nefes çalışması, meditasyon ve olumlu düşünce karışımı bir yoga öğrettiğini, duruşları ve Haṭha yogayı açıkça reddettiğini aktarıyor.
Sıradaki ders Vivekananda ve Rāja Yoga'yı ele alıyor.
Soru şu: Bu derste gördüğümüz "saf öz" resmi, Vivekananda'nın Batı'ya sunduğu yogada nasıl bir biçim aldı ve bu yoga Haṭha'yı neden dışarıda bıraktı?