Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
On sekizinci yüzyılın sonunda Doğu Hindistan Şirketi hac yolundaki çilecileri haydut saydı; bin yedi yüz yetmiş birde yüz elli çileci idam edildi.
Sömürge döneminin ilk yıllarında Amerikalı, Avrupalı ve Hintli seçkinler Haṭha yogayı toplum dışı sayıp reddetti.
Hintlilerin bedence "soysuzlaştığı" kalıp yargısı, Hindistan'da bir beden eğitimi kültürünü doğurdu.
Sömürge dönemi yogaya yeni bir okur, İngilizce çeviriler ve bilimin otoritesini getirdi.
Modern yoga ne yalnızca bastırılmış bir geleneğin devamı ne de Batı'nın bir icadı; karmaşık bir karşılaşmanın ürünü.
Açılış sahnesi
Bir müzede on dokuzuncu yüzyıl Hindistan'ından fotoğraflar sergileniyor. Bir vitrinde külle kaplı, saçları keçeleşmiş bir çileci, yanında serginin hazırlayıcılarının yazdığı bir açıklama: dönemin Avrupalı gezginleri bu çilecileri çoğu zaman "fakir" diye anıyor, onları bedenlerine eziyet eden dilenciler ve şarlatanlar sayıyordu. Birkaç vitrin ötede yirminci yüzyılın ortasından bir fotoğraf: temiz beyaz giysiler içinde, bir spor salonunda bir duruş gösteren genç bir adam. Altındaki yazı: "Sağlık ve güç için yoga."
Serginin önünde duran bir lise öğretmeni, öğrencilerine iki fotoğrafı gösterip soruyor: aynı ülkede, aşağı yukarı yüz yıl arayla çekilmiş bu iki fotoğraf aynı şeyi mi anlatıyor? Bir öğrenci "ikisi de yoga" diyor. Bir başkası "biri dilenci, öteki sporcu" diyor.
Öğretmen ikisinin de haklı olduğunu, ama asıl sorunun başka bir yerde olduğunu söylüyor: bu yüz yılda ne oldu da yoganın yüzü bu kadar değişti?
Bu derste ne olacak
Yeni bölümün ilk dersi olarak burada bir çerçeve kuruyoruz. Önce sömürge yönetiminin Hint çilecilerine nasıl baktığını, bu bakışın nasıl bir güç ilişkisi içinde doğduğunu göreceğiz. Sonra on dokuzuncu yüzyılda hem Avrupalı hem Hintli seçkinlerin Haṭha yogayı neden reddettiğini ele alacağız. Ardından "modernlik" dediğimiz şeyin yoga için neler getirdiğine bakacağız: yeni bir okur, yeni bir dil, yeni bir bilim otoritesi. Bölümün sonraki dersleri bu çerçevenin içindeki kişileri ve kurumları tek tek ele alacak.
Sıfır noktası
Y4.79'da Birch'in makalesinden Filliozat'nın betimlediği bir tutumu görmüştük: yogiyi yarı çileci, yarı hokkabaz sayan fakir önyargısı. Y4.87'de de Vasu'nun, çevirisinin başına koyduğu önsözde çileci Haṭha yogilerini "külle kaplı tembel dilenciler" diye aşağıladığını okumuştuk. Bu önyargıların nereden geldiğini henüz sormadık.
Bu ders o soruyu soruyor. Önyargıyı bireysel bir yargı olarak değil, belirli bir tarihsel ortamın ürünü olarak okumaya çalışacağız.
Mekanizma
Haydut sayılan çileciler
Sömürge döneminin yoga tarihi, kitaplardan önce bir çatışmayla başlıyor. Wikipedia'nın Sannyasi rebellion maddesine göre on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Bengal ve Bihar'da çileciler ile Britanya Doğu Hindistan Şirketi arasında uzun süren bir çatışma yaşandı. Madde bu çatışmanın bin yedi yüz altmış üç ile bin sekiz yüz arasına yayıldığını yazıyor.
Maddenin anlattığına göre büyük çileci toplulukları her yıl kuzeyden Bengal'deki tapınaklara hac yolculuğuna çıkıyor, yol boyunca köy ileri gelenlerinden ve toprak sahiplerinden dinsel bağışlar alıyordu. Şirket vergi toplama hakkını elde edince toprak sahipleri hem Şirket'e hem çilecilere ödeme yapamaz oldu. Şirket bu Hindu çilecilere kuşkuyla bakıyor ve onlara haydut muamelesi yapıyordu; madde bin yedi yüz yetmiş birde yüz elli çilecinin Şirket yetkililerince idam edildiğini aktarıyor.
Madde tarihçilerin bu olayları farklı yorumladığını da not ediyor: kimileri onları yabancı yönetime karşı erken bir bağımsızlık mücadelesi olarak görüyor, kimileri ise bin yedi yüz yetmişteki büyük kıtlığın ardından yaşanan dağınık haydutluk olayları olarak.
Seçkinlerin reddi
Wikipedia'nın Modern yoga maddesi, sömürge yönetiminin ilk yıllarına ilişkin önemli bir tespit aktarıyor: Amerikalı, Avrupalı ve Hintli seçkinler Haṭha yoga kavramını reddetti ve onu toplum dışı bir şey olarak gördü. Madde on dokuzuncu yüzyılın sonlarında yoganın Batı'ya farklı biçimlerde sunulduğunu, bu sunumların dönemin duruşlara ve genel olarak Haṭha yogaya duyduğu hoşnutsuzluğu taşıdığını, küçümsenen Nātha yogilerinin uyguladığı bu yogadan hiç söz etmediğini yazıyor.
Bu reddin önemli bir yanı, yalnızca Avrupalılara ait olmaması. Madde Hintli seçkinleri de reddedenler arasında sayıyor. Y4.87'de gördüğümüz Vasu'nun önsözü bu tutumun Hintli bir örneğiydi: Vasu yogayı ev sahiplerine açmak isterken çilecileri aşağılıyordu.
Yaygın yanlışHaṭha yogaya yönelik küçümseme yalnızca Avrupalı sömürgecilerden geliyordu.
Wikipedia maddesine göre Amerikalı ve Avrupalı seçkinlerin yanında Hintli seçkinler de Haṭha yogayı toplum dışı sayıp reddetti; Vasu'nun önsözü bu tutumun Hintli bir örneği.
"Soysuzlaşma" kalıbı
Sömürge bakışı yalnızca çileciler üzerine değildi. Wikipedia'nın Yoga as exercise maddesine göre on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren Hindistan'da erkekler için bir beden eğitimi kültürü gelişti; bu kültürün amacı Hintlilerin İngilizlere göre "soysuzlaşmış" olduğu yönündeki sömürge kalıp yargısına karşı koymaktı. Madde bu inancın dönemin Lamarckçı düşünceleri ve öjeniyle pekiştirildiğini de ekliyor.
Bu kalıp yargı, yoganın sonraki dönüşümünü anlamak için önemli bir anahtar. Bir toplum bedence zayıf diye aşağılandığında, bedeni güçlendiren her uygulama siyasal bir anlam da kazanıyor. Bu bölümün ilerleyen derslerinde fiziksel kültür hareketinin yogayla buluşmasını ayrıntılı olarak ele alacağız; burada yalnızca bu buluşmanın zeminini görüyoruz.
Modernliğin getirdikleri
Sömürge dönemi yalnızca bir aşağılama değil, aynı zamanda yeni araçların, yeni bir okurun ve yeni bir otoritenin dönemi. Bu bölümde okuduğumuz metinlerin çoğu bu dönemde İngilizceye çevrildi ve basıldı: Vasu'nun Śiva Saṃhitā ve Gheraṇḍa çevirileri, Sinh'in Haṭhapradīpikā çevirisi, Woodroffe'un kitapları. Eskiden bir öğretmenden öğrenciye aktarılan metinler artık kitapçılarda satılıyor, hiç tanışmamış okurlara ulaşıyordu.
Aynı dönem yeni bir otorite de getirdi: bilim. Y4.97'de cakraların önce sinir ağlarıyla, sonra iç salgı bezleriyle eşleştirildiğini görmüştük. Wikipedia'nın Yoga as exercise maddesi William Broad'un bir değerlendirmesini de aktarıyor: Broad'a göre yoganın bilimsel olduğu yönündeki iddialar, Hindu milliyetçiliğinin bir tavrı olarak başladı.
Tek köken hikâyelerine karşı
Bu çerçevenin bugünkü yoga tartışmalarında nasıl kullanıldığını gösteren bir örnek, Mark Singleton'ın Yoga Body adlı kitabı. Wikipedia'nın kitap üzerine maddesine göre Singleton, on dokuzuncu yüzyılda duruşların ve onları uygulayan çilecilerin küçümsendiğini, bugün dünyada yaygın olan duruş ağırlıklı yoganın ise büyük ölçüde yirminci yüzyılda biçimlendiğini savunuyor. Madde kitabın iki yönden saldırıya uğradığını da aktarıyor: bir yanda yogayı tek ve yalnızca Hint'e ait bir şey olarak geri almak isteyen Hindu milliyetçileri, öte yanda ürününü "eskiliğin pelerinine" sarmak isteyen küresel yoga pazarlaması.
Singleton'ın tezini ve ona yöneltilen eleştirileri bu bölümün sonunda ayrıca ele alacağız. Burada yalnızca şunu görmek yeterli: sömürge döneminin tarihi, bugün de yoganın ne olduğu konusundaki çekişmelerin tam ortasında duruyor.
Yaygın yanlışModern duruş yogası ya binlerce yıllık değişmeden bir Hint mirasıdır ya da tamamen Batı'nın bir icadıdır.
Wikipedia'nın Yoga Body maddesine göre Singleton'ın kitabı her iki kolay hikâyeye de karşı çıktığı için iki yönden eleştirildi; Singleton'a göre eski olan yeniden biçimlenmiş ve yeni bir toplumsal ortama uygun yeni bir şey yaratılmıştır.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Sömürgecilik ve yoga ilişkisini anlatırken iki kolay hikâye var. Birincisi, sömürgecilerin yogayı bastırdığı ve yoganın buna rağmen değişmeden korunduğu hikâyesi. İkincisi, modern yoganın Batı'nın bir icadı olduğu, Hint kökleriyle bir ilgisi kalmadığı hikâyesi. Bu dersin gösterdiği tablo ikisine de uymuyor.
Tablo daha karmaşık: çileciler hem haydutlaştırıldı hem saygı gördü; Haṭha yoga hem Avrupalı hem Hintli seçkinlerce reddedildi; aynı dönem yogayı yeni okurlara, yeni bir dile ve yeni bir bilim otoritesine taşıdı. Modern yoga bu karmaşık karşılaşmanın ürünü. Bölümün sonraki derslerinde bu karşılaşmanın içindeki kişileri, reformcuları, öğretmenleri ve kurumları tek tek tanıyacağız; her birini bu çerçevenin içinde okumak, tek köken hikâyelerinin cazibesine karşı en iyi korunma.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışSömürge dönemi yogayı yalnızca bastırmış, yoga bu dönemi değişmeden atlatmıştır.
Bu dönemde yoga metinleri İngilizceye çevrilip basıldı, yeni bir okura ve bilimin otoritesine yöneldi; Wikipedia'nın Modern yoga maddesi on dokuzuncu yüzyılın sonundaki yoga sunumlarının duruşlardan ve Nātha yogilerinden söz etmediğini yazıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
On sekizinci yüzyılın sonunda Doğu Hindistan Şirketi hac yolundaki çilecileri haydut saydı; bin yedi yüz yetmiş birde yüz elli çileci idam edildi.
Sömürge döneminin ilk yıllarında Amerikalı, Avrupalı ve Hintli seçkinler Haṭha yogayı toplum dışı sayıp reddetti.
Hintlilerin bedence "soysuzlaştığı" kalıp yargısı, Hindistan'da bir beden eğitimi kültürünü doğurdu.
Sömürge dönemi yogaya yeni bir okur, İngilizce çeviriler ve bilimin otoritesini getirdi.
Modern yoga ne yalnızca bastırılmış bir geleneğin devamı ne de Batı'nın bir icadı; karmaşık bir karşılaşmanın ürünü.
Sonraki derse köprü
Bu derste okuduğumuz çevirilerin arkasında iki farklı insan tipi duruyordu. Bir yanda Sanskritçe öğrenip Hint metinlerini Avrupa'ya tanıtan Avrupalı bilginler, Woodroffe gibi; öte yanda Vasu gibi, kendi geleneğinin metinlerini İngilizceye çevirirken onları yeniden biçimlendirmek, bazı yanlarını öne çıkarıp bazılarını dışarıda bırakmak isteyen Hintli aydınlar.
Sıradaki ders oryantalizm ve Hint reform hareketlerini ele alıyor.
Soru şu: Doğu'yu inceleyen Avrupalı bilginler ile kendi toplumlarını yenilemek isteyen Hintli reformcular, yoganın ve Hint düşüncesinin nasıl bir resmini çizdi ve bu iki resim birbirini nasıl etkiledi?