İçeriğe geç

Y4.94·İnce beden sistemleri

Yedi cakra modelinin modern yaygınlığı

sıfırdan ileri2.133 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yedili dizi Avrupa ve Amerika'ya bin sekiz yüz seksenli yıllarda ulaştı; ilk yorumcular cakralara sinir ağı karşılıkları aradı.

Woodroffe'a göre Leadbeater'ın erken anlatısında svādhiṣṭhāna'nın yerinde dalakta bir lotus vardı.

Woodroffe'un kitabının sayfa başlıkları "Altı Merkez" diyor; yine de yedili modeli yaygınlaştıran kitap olarak anılıyor.

Gökkuşağı renkleri Leadbeater'la geldi; nitelikler, taşlar ve karşılıklar daha sonra eklendi.

Leland'a göre Batı cakra sistemi kasıtsız bir ortak yapım; renkler ile nitelikler ilk kez bin dokuz yüz yetmiş yedide birleşti.

Açılış sahnesi

Bir yoga stüdyosunun giriş holünde büyük bir poster asılı. Oturan bir insan silueti; omurga boyunca kırmızıdan mora uzanan yedi renkli daire. Her dairenin yanında bir Sanskritçe ad, bir renk, bir organ, bir duygu ve bir değerli taş. Posterin altında küçük harflerle bir cümle: "Binlerce yıllık Hint bilgeliği."

Stüdyoya yeni katılan bir öğrenci, üniversitede resim tarihi okuyor. Posterin önünde durup bir süre bakıyor. Sonra öğretmene soruyor: renklerin bir gökkuşağı gibi sıralanması, Newton'un ışığı yedi renge ayırmasını hatırlatıyor; bu bilgelik gerçekten binlerce yıllıksa, renkleri kim, ne zaman koymuş?

Öğretmen yanıtı bilmiyor. Bu ders o sorunun peşine düşüyor.

Bu derste ne olacak

Bu derste bugün her yerde karşımıza çıkan yedili cakra şemasının nasıl oluştuğunu izleyeceğiz. Önce Batı'ya ilk ulaşan anlatılara ve bunların Hint metinlerinden nerede ayrıldığına bakacağız. Sonra bu modeli yaygınlaştıran kitaba, John Woodroffe'un çevirisine geçeceğiz. Ardından renklerin, niteliklerin ve karşılıkların hangi katmanlarda eklendiğini göreceğiz. En sonda yedili modelin bir kişinin değil, birçok kişinin ortak ürünü olduğu fikrini tartacağız.

Sıfır noktası

Bir önceki ders, iç durakların sayısının Śaiva tantralarından Haṭha el kitaplarına uzanan metinlerde sabit kalmadığını göstermişti; en yaygın Hindu düzeninde bile en üstteki lotus öteki duraklarla aynı sıraya konmuyordu. Çevirmenlerin ayraç içinde eklediği sayılar ve eşlemeler de o dersin konusuydu.

Bu ders o tabloya bir soru daha ekliyor: metinlerde bu kadar değişken olan bir sayı, bugün dünyanın dört bir yanındaki stüdyolarda neden hep aynı yedi daireyle çiziliyor?

Mekanizma

Batı'ya ilk ulaşan yedili dizi

Wikipedia'nın Chakra maddesi yedili bir cakra dizisi fikrinin Avrupa ve Amerika'daki okura bin sekiz yüz seksenli yıllarda ulaştığını ve o dönemin yazarlarının her cakraya bir sinir ağı karşılığı bulmaya çalıştığını aktarıyor. Vasu'nun girişindeki sinir ağı eşlemesi, bu dönemin genel eğiliminin Hindistan'daki bir yansımasıydı. Woodroffe da girişinde Vasu'yu "Teosofi çevresinden bir Sanskritçe uzmanı" diye anıyor ve onun cakralar hakkındaki bazı ifadelerinin bildiği metinlerle uyuşmadığını not ediyor.

Bu erken Batı anlatılarında Teosofi Cemiyeti'nin yazarları önemli bir yer tutuyor. Bunlardan biri, Charles Webster Leadbeater, cakralar üzerine birçok yazı yazdı ve bin dokuz yüz yirmi yedide The Chakras adlı bir kitap yayımladı. Wikipedia maddesine göre Leadbeater'ın kuramı, Johann Georg Gichtel adlı bir Alman mistiğin bin altı yüz doksan altıda yayımladığı ve içsel "güç merkezlerinden" söz eden bir kitaptan etkilenmişti.

Woodroffe'un gözünden bir karşılaştırma

Bu erken anlatıların Hint metinlerinden nerede ayrıldığını, dönemin kendisinden bir tanık anlatıyor. İngiliz yargıç ve doğubilimci John Woodroffe, Arthur Avalon takma adıyla yayımladığı The Serpent Power kitabının girişinde Leadbeater'ın anlatısını Hint metinleriyle karşılaştırıyor. Kitabın bin dokuz yüz yirmi dört basımında Woodroffe'un yazdıklarına göre Leadbeater'ın saydığı yedi merkez, biri dışında metinlerdeki cakralara karşılık geliyor. O bir tanesi önemli: Leadbeater, metinlerdeki ikinci cakranın, svādhiṣṭhāna'nın yerine dalağa altı yapraklı bir lotus koyuyor.

Woodroffe başka farkları da not ediyor. Leadbeater'ın başın tepesindeki lotusun yaprak sayısını düzelttiğini, kitapların söylediği gibi bin değil "tam dokuz yüz altmış" olduğunu yazdığını aktarıyor. Ayrıca Leadbeater'ın anlatısının Hint yogilerinin öğretisini temsil etme iddiası taşımadığını, yazarın kendi kişisel deneyiminin kendi özgün açıklaması olarak sunulduğunu vurguluyor.

Yaygın yanlışBatı'daki yedili cakra dizisi, Hint metinlerindeki cakraların birebir aktarımıdır.
Doğrusu

Woodroffe'a göre Leadbeater'ın erken anlatısında ikinci cakranın yerini dalakta bir lotus alıyor, tepedeki lotusun yaprak sayısı da değiştiriliyor; anlatı Hint öğretisi olarak değil, yazarın kendi deneyiminin açıklaması olarak sunuluyor.

Altı merkezli bir kitap

Wikipedia maddesi yedili modelin Batı'da tanınmasında belirleyici olan kitabı Woodroffe'un The Serpent Power'ı olarak gösteriyor. Madde bu kitabın, Pūrṇānanda Yati'nin bin beş yüz yetmiş yedi tarihli Ṣaṭcakranirūpaṇa'sının kaba bir çevirisi olduğunu ve yedi cakralı kuramı Batı'nın dikkatine sunduğunu yazıyor.

Burada ilginç bir ayrıntı var. Woodroffe'un kitabının sayfa başlıklarında yinelenen ad "Altı Merkez ve Yılan Gücü". Girişte Woodroffe, çevirdiği metnin adını "altı merkezin ya da cakranın tarifi" diye veriyor ve uygulamayı altı merkezin delinmesi olarak anlatıyor. Leadbeater'la karşılaştırmasının sonunda da açıkça yazıyor: başın tepesindeki bin yapraklı lotus hiç cakra diye anılmıyor. Yine de Woodroffe girişin başında yedi dünyanın, yedi lokanın, halk arasındaki anlatısını tantranın "yedi merkez" öğretisinin dışa dönük bir sunumu olarak anıyor; yani altı cakrayı ve üstteki lotusu birlikte yedi merkez olarak da düşünebiliyor.

Bu durum, bir kitabın okurları tarafından nasıl okunduğunun, kitabın kendisinin ne söylediğinden farklı olabileceğini gösteriyor. Woodroffe'un anlattığı yapıda en üstteki lotus altı cakradan ayrı duruyordu; sonraki anlatımlarda bu yapı çoğu zaman düz bir yedili sıraya dönüştü.

Renkler ve nitelikler

Wikipedia maddesine göre yedi gökkuşağı rengi cakralara bin dokuz yüz yirmi yedide Leadbeater tarafından eklendi; otuzlu yıllarda altı renk artı beyazdan oluşan bir başka sistem de önerildi. Madde, bugünkü yeni çağ şemasının Hint sistemlerinin hiçbirinde bulunmayan Newton gökkuşağı renklerini içerdiğini açıkça yazıyor. Aynı dönemde, yirmili yıllarda, her cakra bir iç salgı beziyle de ilişkilendirildi; bu eşlemenin tarihini ayrı bir derste ele alacağız.

Madde renklerden sonra gelen katmanları da sıralıyor: aura katmanları, gelişim evreleri, ilişkili hastalıklar, Aristoteles'in öğeleri, duygular ve bilinç durumları daha sonra eklendi. Bunlara simya metalleri, burçlar ve gezegenler, yiyecekler, bitkiler, değerli taşlar, homeopatik ilaçlar, Kabala küreleri, müzik notaları, totem hayvanları ve tarot kartları gibi çok çeşitli karşılıklar da önerildi.

Yaygın yanlışCakraların kırmızıdan mora uzanan renkleri eski Hint metinlerinde verilir.
Doğrusu

Wikipedia maddesine göre gökkuşağı renkleri yirminci yüzyılda Leadbeater tarafından eklendi ve Hint sistemlerinin hiçbirinde bulunmuyor.

Kasıtsız bir ortak yapım

Bütün bu katmanların nasıl tek bir şemaya dönüştüğünü, Amerika Teosofi Cemiyeti için yaptığı bir çalışmada Kurt Leland özetliyor. Wikipedia maddesine göre Leland, Batı cakra sisteminin pek çok insan grubunun "kasıtsız bir ortak çalışmasıyla" ortaya çıktığı sonucuna varıyor: çoğu Teosofi çevresinden gelen ezoterikçiler ve durugörü iddiasındaki kişiler, Hint araştırmacıları, mit araştırmacısı Joseph Campbell, Esalen Enstitüsü'nün kurucuları ve Carl Jung'un psikoloji geleneği, Leadbeater'ın bin dokuz yüz yirmi yedi tarihli kitabındaki renk sistemi ve Barbara Brennan gibi enerji şifacıları.

Maddenin aktardığına göre Leland bir de şunu ekliyor: Leadbeater'ın renk sistemi bazı modern Hintli yogiler tarafından geleneksel bilgi gibi ele alınıyor. Leland'a göre modern sistemin iki ana öğesi, gökkuşağı renkleri ve nitelikler listesi, ilk kez ancak bin dokuz yüz yetmiş yedide bir arada ortaya çıkıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Yedili modelin tarihini öğrendikten sonra bir öğretmenin önünde iki kolay yol var: modeli "uydurma" diye tümden reddetmek ya da tarihini görmezden gelip "kadim bilgelik" diye sunmaya devam etmek. İkisi de dürüst değil. Model tek bir kişinin uydurması değil; Leland'ın deyişiyle pek çok kişinin kasıtsız bir ortak yapımı. Ama "binlerce yıllık Hint bilgeliği" de değil; renkleri, nitelikleri ve karşılıkları büyük ölçüde yirminci yüzyıla ait.

Bu tarihi bilen bir öğretmen üçüncü bir yol açabilir: yedili şemayı modern yoganın kendi ürünü olarak, bir tarihi olan canlı bir model olarak öğretmek. Bu yol öğrenciye hem şemanın kullanışlılığını hem de kaynağını birlikte verir. Woodroffe'un kendisi de aynı dürüstlüğü istiyordu: bir anlatının kendi deneyiminden mi yoksa bir geleneğin metinlerinden mi geldiğini açıkça söylemek.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışWoodroffe'un The Serpent Power kitabı bin yapraklı lotusu yedinci cakra olarak sayar.
Doğrusu

Kitap altı cakranın delinmesini anlatıyor; Woodroffe yedi merkezden söz ettiği yerde bile bin yapraklı lotusun cakra diye anılmadığını açıkça yazıyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Yedili dizi Avrupa ve Amerika'ya bin sekiz yüz seksenli yıllarda ulaştı; ilk yorumcular cakralara sinir ağı karşılıkları aradı.

Woodroffe'a göre Leadbeater'ın erken anlatısında svādhiṣṭhāna'nın yerinde dalakta bir lotus vardı.

Woodroffe'un kitabının sayfa başlıkları "Altı Merkez" diyor; yine de yedili modeli yaygınlaştıran kitap olarak anılıyor.

Gökkuşağı renkleri Leadbeater'la geldi; nitelikler, taşlar ve karşılıklar daha sonra eklendi.

Leland'a göre Batı cakra sistemi kasıtsız bir ortak yapım; renkler ile nitelikler ilk kez bin dokuz yüz yetmiş yedide birleşti.

Sonraki derse köprü

Woodroffe kitabına The Serpent Power, yani yılan gücü adını verirken, cakraların kendisinden çok onları delip geçen bir güçten söz ediyordu. Girişinde bu gücü şöyle anlatıyor: kuṇḍala sarmal demek; kuṇḍalinī en alttaki merkezde, omurganın dibinde sarmal hâlde uyuyan bir yılan biçiminde bir tanrıça. Aynı girişte Leadbeater'ın ise bu gücü "yılan ateşi" diye andığını ve iradeyle uyandırıldığını yazdığını aktarıyor. Gārgī'nin Yājñavalkya'dan dinlediği öğretide ise kuṇḍalinī, prāṇa'nın orta kanala girmesini engelleyen bir tıkaçtı.

Sıradaki ders kuṇḍalinī'yi ele alıyor.

Soru şu: Bir metinde uyuyan bir tanrıça, bir başkasında yolu tıkayan bir engel, bir Teosofi yazarında iradeyle uyandırılan bir ateş olarak anlatılan kuṇḍalinī, bu metinlerin hangisinde ne anlama geliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.