İçeriğe geç

Y4.91·İnce beden sistemleri

Beş vāyu

sıfırdan ileri2.384 kelime15 uygulama örneği≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Chāndogya beş havayı kalbin beş kapısı ve cennetin bekçileri olarak anlatıyor; aynı metin yemeği beş havaya sunulan bir kurbana dönüştürüyor.

Bṛhadāraṇyaka'da Yājñavalkya havaları birbirini tutan bir dayanak zinciri olarak sıralıyor.

Maitrāyaṇa'da Prajāpati cansız varlıkları uyandırmak için kendini beşe bölüyor.

Vyāna'nın görevi metinden metne değişiyor; Müller bu beş rüzgâra dair görüşlerin epey ayrıldığını yazıyor.

Beş küçük havayla liste ona çıkıyor; bugünkü tabloların görev sütunları çoğu zaman modern bir yorum taşıyor.

Açılış sahnesi

Bir öğretmen, hafta sonu atölyesi için tek sayfalık bir el notu hazırlamış. Sayfanın ortasında bir insan silueti var; siluetin üzerinde beş renkli ok. Biri göğüsten başa doğru yükseliyor, biri karından aşağı iniyor, biri göbeğin çevresinde dönüyor, biri boğazdan yukarı çıkıyor, sonuncusu gövdenin her yanına yayılıyor. Her okun yanında bir Sanskritçe ad ve iki üç sözcüklük bir görev yazıyor.

Atölyeye katılan bir öğrenci, notu alınca çantasından eski bir Upaniṣad çevirisi çıkarıyor. Kitabın bir sayfasında aynı beş ad geçiyor, ama bu kez bir insan silueti yok. Kalbin beş kapısından söz ediliyor: doğu kapısı, güney kapısı, batı kapısı, kuzey kapısı ve yukarıdaki kapı. Her kapının bir duyusu, bir tanrısı, bir de kapıyı bekleyen bir bekçisi var.

Öğrenci iki sayfayı öğretmene gösterip soruyor: hangisi doğru harita? Öğretmen bir süre bakıyor ve dürüstçe yanıtlıyor: ikisi de bir harita, ama iki ayrı ülkenin haritası.

Bu derste ne olacak

Bu derste beş vāyu'yu tek bir şema olarak değil, birbirinden ayrılan birkaç harita olarak okuyacağız. Önce Upaniṣadlarda beş adın hangi düzenlerle kurulduğuna bakacağız: kalbin kapıları, yemeğin kurbana dönüşmesi, bir dayanak zinciri, beşe bölünen bir yaratıcı. Sonra adlardan birinin, vyāna'nın, metinden metne nasıl başka bir iş üstlendiğini izleyeceğiz. En sonda beşin nasıl ona çıktığını ve bugünkü tabloların bu tarihin neresinde durduğunu tartacağız.

Sıfır noktası

Y4.09 bu serinin sözlüğüne beş vāyu'yu yön ve bölgeye göre kurulmuş yaygın bir beşli sınıflama olarak yazmış ve bunun bir fizyolojik ölçüm değil, geleneksel bir uygulama haritası olduğunu söylemişti. Y4.90'da Praśna Upaniṣad'ın kral ve memurlar imgesini, prāṇa'nın öteki havaları ayrı görevlere atadığı sahneyi görmüştük.

Bu ders o iki dersin arasındaki boşluğa bakıyor. Eğer beş vāyu bir haritaysa, kimin haritası? Aynı beş ad hangi metinde hangi düzen içinde duruyor ve bu düzenler ne kadar örtüşüyor?

Mekanizma

Kalbin beş kapısı

Müller'in çevirisine göre Chāndogya Upaniṣad'ın üçüncü bölümünde kalbin beş kapısından söz ediliyor. Doğu kapısı prāṇa; bu kapı göz, göz de güneş. Güney kapısı vyāna; o kulak, kulak da ay. Batı kapısı apāna; o konuşma, konuşma da ateş. Kuzey kapısı samāna; o zihin, zihin de yağmur. Yukarı kapı udāna; o hava, hava da boşluk. Metin, her kapının üzerine düşünen kişiye ayrı bir kazanım vaat ediyor: parlaklık ve sağlık, mutluluk ve ün, güç ve büyüklük.

Metnin kendisi bu beşine Brahman'ın beş adamı, cennet dünyasının kapı bekçileri diyor. Müller'in dipnotuna göre bu beş kapı ve beş bekçi üzerine meditasyon, asıl amaca, kalpteki boşluk olarak Brahman üzerine meditasyona hizmet ediyor.

Bu haritada beden bir yön pusulasına dönüşüyor. Atölye notundaki siluetin tersine, burada karın, göğüs ya da boğaz yok; duyular, gök cisimleri ve yönler var.

Sofradaki kurban

Aynı Upaniṣad'ın beşinci bölümünde beş hava bu kez bir sofraya oturuyor. Müller'in çevirisine göre bu bölümde yemek yemek, Vedik ateş kurbanının, agnihotra'nın gerçek biçimi olarak anlatılıyor. İlk lokma prāṇa'ya "svāhā" denerek sunuluyor; ikincisi vyāna'ya, üçüncüsü apāna'ya, dördüncüsü samāna'ya, beşincisi udāna'ya. Her sunuda zincirleme bir doyum var: vyāna doyunca kulak, kulak doyunca ay, ay doyunca yönler doyuyor; sonunda yemeği yiyen kişi soyla, sürüyle, sağlıkla ve parlaklıkla doyuyor.

Wikipedia'nın Prana maddesi benzer bir içselleştirmeyi başka bir metinde de görüyor: Vaikhānasasmārta, beş havayı beş ateşli bir kurban töreninin beş ateşinin içselleştirilmiş biçimi olarak kullanıyor. Y4.10'da gördüğümüz içselleşen ritüel burada somut bir biçim alıyor: tören dışarıdaki sunaktan bedenin içine taşınıyor.

Dayanak zinciri

Bṛhadāraṇyaka Upaniṣad'ın üçüncü bölümünde beş hava bir tartışmanın içinde bir kez daha karşımıza çıkıyor. Y4.89'da Yoga Yājñavalkya adının bir bilgeye ait olduğunu görmüştük; burada aynı bilge, Śākalya'nın sorularını yanıtlıyor. Müller'in çevirisine göre Śākalya soruyor: sen ve benliğin neye dayanıyorsunuz? Yājñavalkya yanıtlıyor: prāṇa'ya. Prāṇa neye dayanıyor? Apāna'ya. Apāna neye? Vyāna'ya. Vyāna neye? Udāna'ya. Udāna neye? Samāna'ya.

Müller'in dipnotları zinciri şöyle açıklıyor: apāna onu tutmasaydı prāṇa kaçıp giderdi; vyāna tutmasaydı apāna aşağı, prāṇa yukarı kaçardı; üçü de udāna'ya bağlı olmasaydı her yöne dağılırdı. Müller de bir dipnotta buradaki samāna'nın, genellikle beş havadan biri olarak sayılan samāna olamayacağını düşünüyor.

Vyāna'nın yolculuğu

Beş adın her biri metinden metne kayıyor; ama en çarpıcı kayma vyāna'da görülüyor. Bu adın yolculuğunu durak durak izleyelim.

Chāndogya'nın birinci bölümünde vyāna nefes alma ile nefes vermenin birleşimi; Müller onu "geri soluk ya da nefesin içeride tutulması" diye çeviriyor. Metin bir örnek de veriyor: konuşurken ne nefes alırız ne veririz, bu yüzden konuşma vyāna'dır. Maitrāyaṇa Upaniṣad'ın ikinci bölümünde vyāna, yukarı çıkan ile aşağı inen havaların tutulmasını sağlayan şey. Praśna Upaniṣad'da ise vyāna, Y4.90'da gördüğümüz gibi, kalpten çıkan sayısız damarda dolaşıyor. Wikipedia maddesindeki tabloda da vyāna kalpten doğup bütün bedene dağılan, dolaşımla ilişkilendirilen hava.

Müller'in kendisi de bu çeşitliliği saklamıyor. Maitrāyaṇa'daki tanımlara düştüğü dipnotun ilk cümlesi şu: bu beş rüzgâr türüne dair görüşler birbirinden epey ayrılıyor.

Yaygın yanlışHer yoga metni beş havaya aynı yeri ve aynı görevi verir.
Doğrusu

Müller'in çevirdiği Upaniṣadlarda bile vyāna bir yerde nefesin tutulması, bir yerde iki havayı bir arada tutan güç, bir başka yerde damarlarda dolaşan hava; Müller bu görüşlerin epey ayrıldığını açıkça yazıyor.

Beşe bölünen yaratıcı

Maitrāyaṇa Upaniṣad beş havanın kökenini bir yaratılış anlatısına bağlıyor. Müller'in çevirisine göre Prajāpati yarattığı varlıklara bakıyor ve onları taş gibi anlayışsız, cansız bir direk gibi dikilir buluyor. İçlerine girip onları uyandırmak istiyor; kendini hava gibi yapıp içeri giriyor. Tek başına bunu başaramıyor; bunun üzerine kendini beşe bölüyor ve prāṇa, apāna, samāna, udāna, vyāna diye anılıyor.

Ardından her birinin işi sayılıyor: yukarı yükselen hava prāṇa, aşağı inen apāna; bu ikisini tutan vyāna; yiyeceğin kaba kısmını apāna'ya taşıyıp ince kısmını her uzva götüren samāna; içilen ve yenen şeyi yukarı çıkaran ya da aşağı indiren udāna. Müller'in aktardığı yorumcuya göre prāṇa ile apāna, körüğün ateşi canlı tutması gibi bedenin sıcaklığını canlı tutuyor.

Beşten ona

Beşli liste uzun süre çekirdek olarak kalıyor, ama tek başına kalmıyor. Wikipedia maddesine göre Niśvāsatattvasaṃhitā'nın Nayasūtra bölümü beş küçük havadan söz ediyor ve bunlardan üçünü nāga, dhanaṃjaya ve kūrma diye adlandırıyor; öteki ikisi, devadatta ve kṛkara, Skandapurāṇa ile Śivapurāṇa'da adlandırılıyor. Madde, on hava listesinin bu beş ana ve beş yardımcı havadan oluştuğunu yazıyor. Y4.89'da Gārgī diyaloğunun da on yaşam havası saydığını görmüştük.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Beş vāyu'yu öğretmenin en kolay yolu tek bir tablo vermek; en dürüst yolu ise tablonun hangi metinden geldiğini söylemek. Bu derste gördüğümüz dört Upaniṣad haritası birbirine indirgenemiyor: Chāndogya'nın kapıları bir pusula, lokmaları bir kurban düzeni; Bṛhadāraṇyaka'nın zinciri bir dayanak sırası; Maitrāyaṇa'nın anlatısı bir yaratılış öyküsü. Bugün yaygın olan siluet üzerindeki beş ok ise bunların hiçbirine birebir karşılık gelmiyor; Praśna ve Maitrāyaṇa'daki beden içi yerleşime daha yakın duruyor ve görevlerini çoğu zaman modern tıbbın sözcükleriyle anlatıyor. Bu yerleşimin sonraki yüzyıllarda hangi metinlerden geçerek bugünkü siluete ulaştığını bu dersin kaynakları adım adım göstermiyor; bu, açık kalan bir soru.

Bir öğretmen bu ayrımı öğrenciye aktarırken iki şeyi birlikte korumalı. Birincisi, beş vāyu'nun geleneğin gerçek bir parçası olduğu ve yüzyıllar boyunca uygulayıcıların iç deneyimini adlandırmak için kullanıldığı. İkincisi, bu adlandırmanın tek bir sabit harita olmadığı. İki bilgiyi birlikte veren bir öğretmen, öğrencisine hem geleneğe saygıyı hem de kaynağa sadakati öğretmiş olur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBeş vāyu, en eski metinlerden beri bedenin belirli bölgelerine yerleştirilmiş beş hava akımıdır.
Doğrusu

Chāndogya'da beş hava kalbin yönlere açılan kapıları ve duyularla, gök cisimleriyle eşleşen meditasyon imgeleri olarak anlatılıyor; bedensel yerleşim Praśna ve Maitrāyaṇa gibi metinlerde öne çıkıyor.

Yaygın yanlışBeş vāyu tablolarındaki "sağlıklı metabolizma", "dengeli sinirler" gibi görevler doğrudan klasik metinlerden çevrilmiştir.
Doğrusu

Wikipedia maddesindeki tablo bir ortaçağ metnine dayandığını söylese de görev sütununda modern tıbbın sözcüklerini kullanıyor; bu ifadeler bir yorumun ürünü.

Yaygın yanlışYaşam havalarının sayısı hep beştir.
Doğrusu

Beş küçük havanın eklenmesiyle on hava listesi oluşuyor; Gārgī diyaloğu da on hava sayıyor, Apte ise üç ile on arasında değişen sayılardan söz ediyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Chāndogya beş havayı kalbin beş kapısı ve cennetin bekçileri olarak anlatıyor; aynı metin yemeği beş havaya sunulan bir kurbana dönüştürüyor.

Bṛhadāraṇyaka'da Yājñavalkya havaları birbirini tutan bir dayanak zinciri olarak sıralıyor.

Maitrāyaṇa'da Prajāpati cansız varlıkları uyandırmak için kendini beşe bölüyor.

Vyāna'nın görevi metinden metne değişiyor; Müller bu beş rüzgâra dair görüşlerin epey ayrıldığını yazıyor.

Beş küçük havayla liste ona çıkıyor; bugünkü tabloların görev sütunları çoğu zaman modern bir yorum taşıyor.

Sonraki derse köprü

Beş vāyu'nun izini sürerken bir ayrıntı dikkatten kaçmış olabilir: bu havalar bir yerlerde akıyor. Praśna'da vyāna kalpten çıkan damarlarda dolaşıyordu. Müller'in çevirisine göre Chāndogya'nın sekizinci bölümündeki bir dize de kalbin yüz bir damarından söz ediyor: bunlardan biri başın tepesine uzanıyor, onunla yukarı çıkan kişi ölümsüzlüğe ulaşıyor; ötekiler ise farklı yönlere çıkış içindir.

Sıradaki ders iḍā, piṅgalā ve suṣumṇā'yı ele alıyor.

Soru şu: Kalbin yüz bir damarından başın tepesine çıkan bu tek kanal, sonraki metinlerde nasıl bir ad kazanıyor ve yanına sol ile sağda iki kanal daha eklendiğinde, bu model bir Upaniṣad dizesinden ne kadar uzaklaşmış oluyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.