İçeriğe geç

Y4.81·Haṭha Yoga’nın gelişimi

Nātha çevreleri

sıfırdan ileri2.548 kelime15 uygulama örneği≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Nāthalar, Budist, Śaiva, tantrik ve yogik etkileri birleştiren bir Śaiva alt geleneği.

"Nātha" adı, sömürge döneminde aşağılanan "yogi" adının yerine yirminci yüzyılda kamusal olarak benimsendi.

Gorakṣanātha'nın tarihi tartışmalı; pek çok metin ona gelenek tarafından atfediliyor.

Sonraki Nātha metinleri inisiyasyon gerektirmeyen, herkese açık bir Haṭha yogayı savunuyor.

Geleneğin büyük bölümü evli ev sahiplerinden oluşuyor ve bugün Haṭha tekniklerini yaygın olarak uygulamıyor.

Açılış sahnesi

Kuzey Hindistan'da büyük bir dinsel bayramı fotoğraflamaya giden bir gazeteci, kalabalığın içinde bir grup gezgin çileciyle karşılaşıyor. Bedenleri külle kaplı, saçları örgülü, kulaklarında iri halkalar, boyunlarında küçük bir boynuzun asılı olduğu yün bir ip. Yemekten önce biri boynuzu üflüyor; bir diğeri, konakladıkları yerde yanan kutsal ateşin başında oturuyor.

Gazeteci yanındaki çevirmene soruyor: "Bunlar kim?"

Çevirmen biraz düşünüyor. "Kendilerine yogi diyorlar," diyor. "Ama kayıtlarda Nātha diye geçiyorlar. Yoga dediğin o duruşların pek çoğunu anlatan eski kitapların yazarları olarak da bunların kurucuları anılıyor."

Gazeteci önündeki külle kaplı bedenlere, sonra aklındaki parlak yoga stüdyosu görüntülerine bakıyor. İkisini aynı cümlede düşünmek ona zor geliyor.

Bu derste ne olacak

Önce Nātha geleneğinin ne olduğuna, hangi geleneklerden beslendiğine ve adının nereden geldiğine bakacağız. Sonra geleneğin kurucu figürleri olarak anılan Matsyendranātha ile Gorakṣanātha'yı ve bu figürlerin tarihlendirilmesindeki belirsizliği okuyacağız. Ardından Nāthaların Haṭha yoga ile ilişkisine, hangi metinlerin onlara atfedildiğine ve bu metinlerin nasıl bir yoga önerdiğine geçeceğiz. En sonda geleneğin toplumsal yüzünü, çileci ve ev sahibi kollarını ve sömürge döneminin bu topluluğun adı üzerindeki etkisini inceleyeceğiz.

Sıfır noktası

Y4.80'de bilinen en erken Haṭha metninin, Amṛtasiddhi'nin, Budist bir çevrede yazıldığını görmüştük. Śaiva, Śākta ve Vaiṣṇava bağlamlarını ele aldığımız derste de Nātha adı bir kez, Śiva merkezli tantranın geç bir kolu olarak geçmişti. Bu ders bu iki ipi birleştiriyor.

Başvurulan başlıca metinler Wikipedia'daki Nātha Sampradāya, Gorakhnath ve Matsyendranatha maddeleri; bunlara Hatha yoga maddesi ve Jason Birch'in makalesi ekleniyor. Nātha geleneği hakkında tarihsel bilgi ile geleneğin kendi kutsal anlatıları iç içe geçmiş durumda; bu ders ikisini ayırmaya özen gösteriyor.

Mekanizma

Bir Śaiva alt geleneği

Wikipedia'nın Nātha Sampradāya maddesine göre Nāthalar, Hindistan ve Nepal'de on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda ortaya çıkan bir Śaiva alt geleneği. Madde bu geleneğin Budizm'den, Śaivizm'den, tantradan ve yoga geleneklerinden etkiler taşıdığını, Śiva'yı ilk efendileri ya da ilk guruları sayan bir inanan topluluğu olduğunu aktarıyor.

Madde Nāthaların Siddha geleneğinin bir alt kolu olduğunu ve özellikle Kāpālika ve Kaula gibi kural aşan Śaiva çileci gelenekleriyle, ayrıca Pāśupata ve Śākta gelenekleriyle ilişkili olduğunu aktarıyor. Y4.75'te okuduğumuz Atimārga'nın Pāśupata ve Kāpālika toplulukları, burada Nāthaların akrabaları olarak yeniden karşımıza çıkıyor.

Sözcüğün kendisi basit: madde "nātha"nın Sanskritçede "efendi, koruyucu, usta" anlamına geldiğini, "Ādinātha"nın, yani "ilk efendi"nin, Śiva'nın bir adı olduğunu aktarıyor. Geleneğe inisiye olan kişi "-nāth", "-yogi" ya da "-jogi" ile biten bir ad alıyor.

Ad değişikliği: yogiden Nātha'ya

Madde James Mallinson'a dayanarak ilginç bir ayrıntı aktarıyor: "Nātha" terimi, on sekizinci yüzyıldan önce "yogi" ya da "jogi" diye bilinen çeşitli grupların yeni bir adı. Madde gelenek içinde ise bu adın onuncu yüzyılda Matsyendranātha ile ve onun gurusu Śiva ile başladığının söylendiğini not ediyor.

Madde bu ad değişikliğinin arkasındaki tarihi de anlatıyor. Doğu Hindistan Şirketi ve sonra İngiliz yönetimi döneminde gezgin yogiler bastırılmış, pek çoğu ev hayatına zorlanmış ve uygulamalarının birçoğu Kuzey Hindistan'daki siyasi ve askerî güçlerini sınırlamak amacıyla yasaklanmış. Sömürge döneminde "yogi" ya da "jogi" sözcüğü aşağılayıcı bir anlam kazanmış ve İngiliz Hindistan nüfus sayımı bu toplulukları "düşük statülü bir kast" olarak sınıflamış. Yirminci yüzyılda topluluk kamusal ilişkilerinde "Nātha" adını kullanmaya başlamış, kendi aralarında ise tarihsel adlarını korumuş.

Bu, çarpıcı bir tersine dönüş. Bugün Batı'da "yogi" sözcüğü sağlıklı, dengeli ve ruhsal bir yaşamı çağrıştırıyor. Oysa madde, aynı sözcüğün sömürge Hindistan'ında aşağılayıcı bir anlam taşıdığını ve bu adı taşıyan topluluğun kendini başka bir adla sunmaya zorlandığını aktarıyor.

Yaygın yanlış"Yogi" sözcüğü her zaman saygın bir ruhsal unvan olmuştur.
Doğrusu

Nātha maddesinin Mallinson'a dayanarak aktardığına göre sömürge döneminde bu sözcük aşağılayıcı bir anlam kazanmış ve bu adı taşıyan topluluk yirminci yüzyılda kamusal olarak "Nātha" adını benimsemiş.

Kurucular ve tarihleme

Nātha maddesine göre gelenek soyunu dokuz Nātha gurusuna dayandırıyor; ilki Ādinātha, yani Śiva. Kalan sekizin listesi bölgeden bölgeye değişiyor, ama genellikle dokuzuncu yüzyıl civarına tarihlenen Matsyendranātha ile on ikinci yüzyıl civarına tarihlenen Gorakṣanātha'yı içeriyor.

Madde Matsyendranātha'nın bazı kaynaklarda basit bir balıkçı olarak anlatıldığını ve erken metinlerden biri olan Kaulajñānanirṇaya'nın ona atfedildiğini aktarıyor. Y4.77'de bu metni, iç merkezlerin listesini genişleten Hindu metinlerinden biri olarak anmıştık.

Gorakṣanātha'nın tarihi ise tartışmalı. Wikipedia'nın Gorakhnath maddesine göre tarihçiler onun ikinci bin yılın ilk yarısında yaşadığı konusunda anlaşıyor, ama yüzyıl konusunda anlaşamıyor: tahminler on birinci yüzyıldan on dördüncü yüzyıla kadar uzanıyor. Madde gelenek içindeki kutsal yaşam öykülerinin ise onu zamanın yasalarının dışında, farklı çağlarda yeryüzünde görünen bir kişi olarak anlattığını not ediyor.

Birch'in makalesi bu eğilimin bir örneğini veriyor. Haṭha sözcüğünün güneş–ay yorumunu taşıyan Yogabīja, Nātha çevresinde Gorakṣanātha'nın eseri sayılıyor; ama Birch bu atfı doğrulayan hiçbir kolofon ya da el yazması notu bulamadığını söylüyor ve Nātha geleneğinin mensupları yoga metinlerini kurucu gurularına atfetme eğiliminde. Birch Amanaskayoga'yı da örnek veriyor: bu metin Haṭha yogayı küçümsüyor, bu yüzden bir Haṭha ustası olarak anılan Gorakṣanātha'nın onu yazmış olması zor.

Yaygın yanlışHaṭha metinlerinin çoğu Gorakṣanātha tarafından yazılmıştır.
Doğrusu

Birch'e göre Nātha geleneği metinleri kurucu gurusuna atfetme eğiliminde ve bu atıfların bazıları el yazması kanıtıyla desteklenmiyor; Gorakṣanātha'nın kendi tarihi de tartışmalı.

Nāthalar ve Haṭha yoga

Hatha yoga maddesine göre Haṭha literatürünün ezici çoğunluğu Nātha siddhalarının adıyla anılıyor. Aynı madde, bu çevrenin ilk eserlerinin Haṭha'dan önce başka bir yöntemi, kuṇḍalinī'nin iç kanallardan geçip merkezleri tek tek aşarak yükselmesini esas alan bir yolu öğrettiğini söylüyor: Laya yoga, yani "çözülme yogası".

Madde bir gelişmeyi daha aktarıyor: Vivekamārtaṇḍa gibi bazı erken Nātha metinleri Haṭha mühürlerini benimsiyor; sonraki Nātha ve Śākta metinleri ise bu mühürleri bindu'dan söz etmeden bir Śaiva sistemine katıyor ve Laya yoga yöntemleriyle birleştiriyor. Nātha maddesi de Vivekamārtaṇḍa ve Gorakṣaśataka gibi erken Nātha Haṭha metinlerinin Maharashtra'dan geldiğini ve el yazmalarının muhtemelen on üçüncü yüzyıla ait olduğunu aktarıyor.

Bu, Y4.80'deki bindu modelinden bir uzaklaşmayı gösteriyor. Budist Amṛtasiddhi'nin bindu'yu korumaya dayalı tekniği, Nātha elinde bindu'dan söz edilmeyen, kuṇḍalinī merkezli bir sisteme taşınıyor.

Herkese açık bir yoga

Hatha yoga maddesi sonraki Nātha metinleri hakkında önemli bir nokta aktarıyor: bu metinler, "rahip aracılar, ritüel donanımı ya da mezhep inisiyasyonları gerektirmeyen", herkese açık, evrenselci bir yogayı savunuyor.

Bu, önemli bir kırılma. Tantra bölümünde ritüelin ancak bir inisiyasyondan sonra yapılabildiğini, Y4.76'da ise guru ilişkisinin tantra geleneklerinde merkezî olduğunu görmüştük. Evrenselci Haṭha anlayışı ise, en azından ilke olarak, bu kapıları açıyor. Bugün bir yoga stüdyosuna herkesin girebilmesinin tarihsel öncüllerinden biri bu olabilir; ama Nātha maddesinin aynı zamanda guruyu gerekli saydığını da unutmamak gerekiyor.

Yaygın yanlışHaṭha yoga baştan beri yalnızca inisiye olmuş seçkinlere açıktı.
Doğrusu

Hatha yoga maddesine göre sonraki Nātha metinleri rahip aracılar, ritüel donanımı ya da mezhep inisiyasyonları gerektirmeyen, herkese açık bir yogayı savunuyor.

Çileciler ve ev sahipleri

Nātha maddesine göre gelenek iki koldan oluşuyor: bekâr keşişler ve evli ev sahipleri. Madde ev sahiplerinin keşişlerden çok daha kalabalık olduğunu ve kendi içinden evlenen bir kast özelliği taşıdığını aktarıyor. Madde keşişlerin çoğunun gezgin olduğunu, bir manastırdan ötekine geçtiğini, bayramlarda bir araya geldiğini ve kutsal yerler arasında aylarca yürüdüğünü not ediyor.

Madde keşişlerin bedenlerini külle kapladığını, saçlarını ördüğünü, konakladıkları yerde kutsal bir ateş yaktığını, boyunlarında küçük bir boynuzun asılı olduğu yün bir ip taşıdığını ve boynuzu bayramlarda, ritüellerde ve yemekten önce üflediğini aktarıyor. Madde pek çok keşişin dikkat çekici küpeler taktığını da not ediyor; Gorakhnath maddesine göre Gorakṣanātha'nın izleyicilerinin anıldığı adlardan biri de "Kānphaṭa", yani "yarık kulaklı".

Açılış sahnesindeki gazetecinin gördüğü grup, büyük olasılıkla bu keşiş kolunun bir parçası. Ama madde önemli bir noktayı da not ediyor: bugün Nāthalar arasında Haṭha yoga ve tantranın titizlikle uygulanması yaygın değil. Haṭha metinlerinin yazarları olarak anılan bir gelenek, bugün bu metinlerin tekniklerini genellikle uygulamıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Nātha geleneği, yoga tarihinin en az bilinen ama en belirleyici halkalarından biri. Bugün dünyada uygulanan duruşların pek çoğunu ilk kez anlatan Haṭha metinleri bu geleneğe atfediliyor; ama geleneğin kendisi, külle kaplı gezgin keşişleri, evli ev sahipleri, kutsal ateşleri ve boynuzlarıyla, modern stüdyo imgesinden çok uzak.

Bu dersin ikinci dersi, adların tarihi. "Yogi" sözcüğü Batı'da bir yaşam tarzı markasına, kendi topraklarında ise sömürge döneminde aşağılayıcı bir ada dönüştü. "Nātha" adı bu aşağılanmaya karşı bir kamusal kimlik olarak benimsendi. Bir öğretmen "yogi" sözcüğünü kullanırken bu tarihi bilirse, sözcüğe yüklediği anlamı daha bilinçli seçebilir.

Bir de kaynak çokluğu meselesi var. Budist Amṛtasiddhi, Śaiva Nātha metinleri, Śākta metinleri ve sonraki Vedānta etkileri: Haṭha yoganın bir mucidi yok; bir elden ötekine geçerken her seferinde yeniden kurulan bir teknikler dağarcığı var.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışNāthalar bugün de Haṭha yoganın temel uygulayıcılarıdır.
Doğrusu

Nātha maddesine göre günümüzde Nāthalar arasında Haṭha yoga ve tantranın titizlikle uygulanması yaygın değil.

Yaygın yanlışNātha geleneği yalnızca dünyadan el etek çekmiş keşişlerden oluşur.
Doğrusu

Nātha maddesine göre geleneğin büyük bölümü evli ev sahiplerinden oluşuyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Nāthalar, Budist, Śaiva, tantrik ve yogik etkileri birleştiren bir Śaiva alt geleneği.

"Nātha" adı, sömürge döneminde aşağılanan "yogi" adının yerine yirminci yüzyılda kamusal olarak benimsendi.

Gorakṣanātha'nın tarihi tartışmalı; pek çok metin ona gelenek tarafından atfediliyor.

Sonraki Nātha metinleri inisiyasyon gerektirmeyen, herkese açık bir Haṭha yogayı savunuyor.

Geleneğin büyük bölümü evli ev sahiplerinden oluşuyor ve bugün Haṭha tekniklerini yaygın olarak uygulamıyor.

Sonraki derse köprü

Hatha yoga maddesi, sonraki Haṭha metinlerinin kendilerini nasıl tanımladığını da aktarıyor. Madde on beşinci yüzyıldaki Haṭhapradīpikā'nın on beş duruş anlattığını, on yedinci yüzyıldan Haṭharatnāvalī'nin ise Haṭha yoganın on mühürden, sekiz arınma yönteminden, dokuz nefes tutma türünden ve seksen dört duruştan oluştuğunu söylediğini, on yedinci ya da on sekizinci yüzyıldan Gheraṇḍa Saṃhitā'nın da seksen dört duruştan söz ettiğini not ediyor.

Sıradaki ders āsana sayısının tarihsel değişimini ele alıyor.

Soru şu: on beşinci yüzyıldaki Haṭhapradīpikā on beş duruş anlatırken, sonraki metinler neden "seksen dört" gibi büyük ve simgesel sayılardan söz etmeye başladı ve bu sayı gerçek bir duruş listesine mi, yoksa bir simgeye mi karşılık geliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.