Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Tantrada beden, tanrıları barındıran küçük bir evren olarak düşünülüyor.
Śakti hem bir tanrıça hem bütün varoluşu sürdüren güç; bazı geleneklerde en yüce tanrı.
Ardhanārīśvara, Śiva ile Śakti'nin ayrılamazlığının imgesi; bir toplumsal cinsiyet öğretisi değil.
Yoga Sūtra'nın hedefi ayrışma, tantrik imgenin hedefi birleşme.
Budist tanrı yogasında kendini tanrı olarak hayal etmek ön koşullara bağlı ve risk taşıyor.
Açılış sahnesi
Bir müzenin Hint heykelleri salonunda bir yoga öğretmenleri grubu, taştan oyulmuş bir figürün önünde duruyor. Figürün sağ yarısı erkek, sol yarısı kadın: bir yanda düz bir göğüs ve bir mızrak, öbür yanda bir göğüs, bir bilezik ve kıvrımlı bir kalça. Tek bir beden, ortasından ikiye bölünmüş gibi.
Gruptan biri etikete bakıyor: "Ardhanārīśvara — yarısı kadın olan Efendi." Bir başkası gülümsüyor: "Geçen ay katıldığım bir atölyede eril ve dişil enerjiyi dengelemekten söz edilmişti. Demek buradan geliyormuş."
Grubun rehberi başını sallamıyor. "Belki," diyor. "Ama bu heykelin anlattığı şeyle o atölyenin anlattığı şeyin aynı olup olmadığını anlamak için önce bu figürün ne olduğunu bilmemiz gerek."
Bu derste ne olacak
Önce tantra geleneklerinin bedene bakışının temel fikrine, insan bedeninin kozmosun bir minyatürü ve tanrıların yurdu sayılmasına bakacağız. Sonra Śakti kavramını ve Śiva ile Śakti arasındaki ilişkiyi, açılış sahnesindeki figürü de içerecek biçimde okuyacağız. Ardından bu ilişkinin Sāṃkhya ve Yoga Sūtra'daki puruṣa–prakṛti ayrımından nasıl ayrıldığını göreceğiz. En sonda kişinin seçtiği tanrı kavramını ve Budist tantrada tanrı yogasının bedeni nasıl ele aldığını inceleyeceğiz.
Sıfır noktası
Y4.73'te nyāsa'nın mantrayı bedene yerleştirdiğini, tanrı görselleştirmesinin ise uygulayıcının kendini tanrı olarak ya da tanrıları bedeninin içinde hayal etmesini içerdiğini görmüştük. Bu ders o uygulamaların arkasındaki düşünceye, bedenin neden böyle bir yerleştirmeye elverişli sayıldığına bakıyor.
Bu dersin dayandığı bilgiler Wikipedia'nın Tantra, Śakti, Ardhanārīśvara, İṣṭadevatā ve Tanrı yogası maddelerinden geliyor. Her biri akademik çalışmaları derleyen bir özet ve bazıları, kendi uyarılarına göre, kaynak göstermeyen bölümler de içeriyor.
Mekanizma
Bedenin içindeki evren
Tantra maddesine göre tantrik yoga her şeyden önce bedensel bir uygulama ve bu beden tanrısal, gizli bir yapıya sahip olarak görülüyor. Maddenin anlatımında insan bedeni ile evren arasında bir ölçek ilişkisi kuruluyor: dışarıdaki büyük düzen, içeride küçültülmüş bir kopya olarak yeniden bulunuyor ve o düzenin tanrısal sakinleri de bu kopyanın içinde yer alıyor. Padoux'nun vurgusuyla, uygulayıcının zihninde taşıdığı bu iç beden haritası, tantrik meditasyonun ve ritüelin hemen her biçiminde çalışan bir araç.
Madde aynı fikri başka bir yerden de aktarıyor: tantralarda beden tanrısal görülüyor ve evrensel düzeni içeriyor; bu düzen erkek tanrı ile onun eşi, dişil güç arasındaki kutupluluğu yansıtıyor. Bu kutupluluğun birleşmesi ise kurtuluşu simgeliyor.
Bu, Y4.29'da okuduğumuz Sāṃkhya'dan ve Yoga Sūtra'nın genel havasından belirgin biçimde farklı bir başlangıç noktası. Yoga Sūtra'da beden, oturuşun kararlı olması gereken bir araç; tantrada ise beden, tanrıların kendisinde yaşadığı bir tapınak.
Śakti: güç olarak tanrıça
Wikipedia'nın Śakti maddesine göre sözcük "enerji, yetenek, kuvvet, çaba, güç" anlamına geliyor ve Hinduizm'de bütün varoluşun altında yatan ve onu sürdüren "evrensel güç"ü anlatıyor. Madde Śakti'nin özünde dişil olarak düşünüldüğünü, bir tanrıça olarak da çoğu zaman bir erkek tanrının kişileşmiş gücü, onu tamamlayan kuvvet olarak tasvir edildiğini aktarıyor.
Madde bir ayrım da yapıyor: tantrik Śāktizm'de Śakti en yüce tanrı, Brahman'a benzer bir konumda; Purāṇa Hinduizmi'nde ise Śiva ile Śakti birbirini tamamlayan eril ve dişil ilkeler. Aynı kavram, bir gelenekte bir eşin gücü, bir başkasında evrenin en yüce ilkesi.
Maddenin ilginç bir notu daha var: Śakti'ye tapınanlar için "Śākta" adı dokuzuncu yüzyıldan itibaren yaygınlaşmış; ondan önce, dişil soydan gelen klanları anlatan "Kula" ya da "Kaula" terimleri kullanılıyormuş. Bir adın tarihi, bir geleneğin kendini nasıl tanımladığının tarihini de taşıyor.
Yarısı kadın olan Efendi
Açılış sahnesindeki figür bu ilişkinin en çarpıcı imgelerinden biri. Wikipedia'nın Ardhanārīśvara maddesine göre bu, Śiva'nın eşi Pārvatī ile birleşmiş bir biçimi; ortasından eşit olarak bölünmüş, yarısı erkek, yarısı kadın bir figür. Adı "yarısı kadın olan Efendi" anlamına geliyor.
Madde bu figürün evrenin eril ve dişil güçlerinin sentezini temsil ettiğini ve Tanrı'nın dişil ilkesi olan Śakti'nin eril ilkesi olan Śiva'dan ayrılamaz olduğunu, bazı yorumlara göre onunla aynı olduğunu gösterdiğini aktarıyor. Madde en erken tasvirlerin ortak çağın birinci yüzyılında başlayan Kuşan dönemine tarihlendiğini, ikonografinin Gupta döneminde olgunlaştığını not ediyor.
Yaygın yanlışArdhanārīśvara, insanların içindeki eril ve dişil enerjiyi dengeleme tekniğini öğretir.
Wikipedia maddesine göre figür, tanrısal düzeydeki iki ilkenin ayrılamazlığını anlatan bir ikonografi; bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine dair bir öğreti ya da bir teknik değil.
Birleşme ile ayrışma
Śakti maddesi bir karşılaştırmaya da kapı açıyor: Purāṇa Hinduizmi'nde dişil tanrı prakṛti, yani etkin, dinamik ve yaratıcı ilke; eril tanrı ise puruṣa, yani edilgen, değişmeyen ve gözlemleyen ilke olarak düşünülüyor. İkisinin etkileşimi evreni yaratıyor.
Bu sözcükler tanıdık. Y4.29'da Sāṃkhya'nın puruṣa ve prakṛti ayrımını, Y4.69'da ise Yoga Sūtra'nın hedefini, kaivalya'yı okumuştuk: puruṣa'nın prakṛti ile bir daha ilişki kurmaması, yani bir ayrışma. Oysa tantrik imgede aynı iki ilkenin birleşmesi yüceltiliyor ve kurtuluşun simgesi sayılıyor.
Bu karşıtlık, modern yogada sık sık gözden kaçıyor. "Yoga birleşmek demektir" cümlesi hem Yoga Sūtra'ya hem tantraya aynı anda uygulanıyor. Oysa Y4.46'da Vācaspati'nin "yoga" sözcüğünü birleşme değil yoğunlaşma anlamındaki kökten türettiğini görmüştük. Birleşme dili daha çok tantrik ve Vedāntik bağlamlardan geliyor.
Yaygın yanlışBütün yoga gelenekleri birleşmeyi hedefler.
Yoga Sūtra'nın hedefi kaivalya, yani bir ayrışma; birleşme imgesi ise tantrik ve başka geleneklerde öne çıkıyor.
Kişinin seçtiği tanrı
Wikipedia'nın İṣṭadevatā maddesine göre bu terim, bir tapınanın en sevdiği, kendisi için seçtiği tanrıyı anlatıyor. Sözcük "kişisel, sevilen, tercih edilen" anlamındaki "iṣṭa" ile "tanrı" anlamındaki "devatā"dan oluşuyor. Madde kavramın özellikle Smārta ve bhakti okullarında önemli olduğunu, uygulayıcıların kendilerine ilham veren tanrı biçimini seçtiğini aktarıyor.
Madde Smārta geleneğinde beş tanrının, Gaṇeśa, Viṣṇu, Śiva, Śakti ve Sūrya'nın, eşit düzeyde tapınıldığı bir sistemi aktarıyor; bu sistemde biri başlıca tanrı olarak seçilip ötekiler aynı mutlak gerçekliğin farklı biçimleri olarak tapınılabiliyor. Bu, tanrısal biçimlerin çokluğunun bir tek mutlakla nasıl bağdaştırılabildiğini gösteriyor.
Y4.52'de Yoga Sūtra'nın Īśvara'sını okurken, onun bir yaratıcı değil özel bir puruṣa olarak tanımlandığını görmüştük. İṣṭa-devatā kavramı ise çok farklı bir tanrı anlayışına ait: burada tanrı, uygulayıcının kendi yakınlığına göre seçtiği, somut bir biçim.
Tanrı yogası
Wikipedia'nın Tanrı yogası maddesi, Budist tantranın, Vajrayāna'nın temel uygulamasını anlatıyor: seçilmiş bir tanrıya, Tibetçede yidam denen "sevilen tanrılık"a odaklanan bir meditasyon. Madde on dördüncü yüzyıl bilgini Tsongkhapa'nın tanrı yogasını tantrayı sūtra temelli yoldan ayıran özellik saydığını aktarıyor.
Madde bu uygulamada iki ayrı görselleştirme biçimini ayırıyor. Önde üretimde tanrı uygulayıcının önündeki boşlukta hayal ediliyor. Kendinde üretimde ise uygulayıcı kendini tanrı olarak hayal ediyor. Madde ikincisinin daha ileri sayıldığını ve belirli bir ruhsal risk taşıdığını, bu yüzden önce boşluk üzerine meditasyon gerektirdiğini aktarıyor.
Bu ayrım, Budist geleneğin kendi içinde bu uygulamaların tehlikesini tanıdığını gösteriyor. Kendini bir tanrı olarak hayal etmek, uygun hazırlık ve rehberlik olmadan yapıldığında sorun yaratabilecek bir uygulama olarak görülüyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buradan çıkan ilk sonuç, "beden" sözcüğünün farklı yoga geleneklerinde bambaşka şeyler anlatabilmesi. Yoga Sūtra'da beden, oturuşun kararlı ve rahat olması gereken bir araç. Tantrada beden, tanrıların oturduğu, evrenin küçük bir haritası. Modern yogada ise beden çoğu zaman bir sağlık ve hareket nesnesi. Bir öğretmen "bedeni dinle" dediğinde, bu üç anlamdan hangisini kastettiğini bilmeli.
İkinci ders, birleşme ile ayrışma arasındaki karşıtlık. Modern yoga çoğu zaman "birleşme" dilini bütün geleneklere yayıyor. Oysa Yoga Sūtra'nın hedefi bir ayrışma, tantrik imgenin hedefi bir birleşme. Bu farkı bilmek, bir öğretmenin "yoga birleşmek demektir" gibi yaygın ama tartışmalı bir cümleyi daha dikkatli kullanmasını sağlar.
Üçüncü ders, tanrısal biçimlerin modern "enerji" diline çevrilmesiyle ilgili. Śakti bir tanrıça ve bir teolojik ilke; Ardhanārīśvara bir tanrısal birlik imgesi. Bunları "dişil enerji" ya da "eril ve dişil denge" gibi psikolojik ya da toplumsal kavramlara çevirmek, Y4.70'de gördüğümüz psikolojik indirgemenin bir başka örneği.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışŚakti, modern fiziğin anlattığı türden bir enerjidir.
Śakti maddesine göre sözcük "güç, yetenek" anlamına geliyor ve bir tanrıçayı ya da bir teolojik ilkeyi anlatıyor.
Yaygın yanlışTanrı yogası herkesin yapabileceği bir görselleştirme egzersizidir.
Tanrı yogası maddesine göre özellikle kendinde üretim ön koşullara bağlı ve geleneğin kendi içinde risk taşıdığı kabul ediliyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Tantrada beden, tanrıları barındıran küçük bir evren olarak düşünülüyor.
Śakti hem bir tanrıça hem bütün varoluşu sürdüren güç; bazı geleneklerde en yüce tanrı.
Ardhanārīśvara, Śiva ile Śakti'nin ayrılamazlığının imgesi; bir toplumsal cinsiyet öğretisi değil.
Yoga Sūtra'nın hedefi ayrışma, tantrik imgenin hedefi birleşme.
Budist tanrı yogasında kendini tanrı olarak hayal etmek ön koşullara bağlı ve risk taşıyor.
Sonraki derse köprü
İṣṭadevatā maddesi, aynı kavramın farklı geleneklerde farklı biçimler aldığını aktarıyordu: Vaiṣṇavizm'de Viṣṇu'nun belirli bir biçimine, Śāktizm'de tanrıçanın belirli bir biçimine yönelme; Śaivizm'de ise hem tekçi hem ikici yaklaşımlar. Āgama maddesi de bu metinlerin Śaiva, Vaiṣṇava ve Śākta kollarını ayırıyordu.
Sıradaki ders Śaiva, Śākta ve Vaiṣṇava bağlamlara giriş yapıyor.
Soru şu: bu üç gelenek hangi tanrıyı merkeze alıyor, tantrik uygulamaları nasıl farklı biçimlerde kullanıyor ve "tantra" sözcüğü her birinde aynı şeyi mi anlatıyor?