İçeriğe geç

Y4.66·Vibhūti ve Kaivalya Pāda

Siddhilerin çekiciliği ve ihtiyat

sıfırdan ileri2.157 kelime16 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Aynı olağanüstü etkinlik, dışa dönük zihne yetkinlik, yoğunlaşmaya engel.

Vācaspati'ye göre asıl tehlike, yolun bittiği yanılsaması: erken yetinme.

Yoksulun hazinesi: küçük bir kazanım büyük bir servet sanılıyor.

Vyāsa'nın göksel daveti, ilerlemenin ortasındaki çekiciliklerin alegorisi.

Çekiciliğe direnmekten duyulan gurur bile yeni bir tuzak.

Açılış sahnesi

Bir meditasyon grubunun uzun süreli üyelerinden biri bir gün heyecanla gelip grubuna bir deneyim anlatıyor. Birkaç haftadır meditasyon sırasında gözlerinin önünde parlak ışıklar beliriyormuş; bir kez de bir arkadaşının ne düşündüğünü, o daha söylemeden bildiğini hissetmiş. "Sanırım bir şeye ulaştım," diyor. "Belki artık bu kadar sık oturmama gerek yoktur."

Grup yürütücüsü sakin bir sesle dinliyor. Sonra ona bir soru soruyor: "Bu deneyimler seni oturmaya daha çok mu çekiyor, yoksa oturmayı bırakmaya mı?"

Üye bir an duraksıyor. Deneyimlerin onu biraz gururlandırdığını, bir de oturmanın artık eskisi kadar gerekli görünmediğini itiraf ediyor.

Yürütücü bir kitabın sayfasını açıyor ve bir yorumcunun yüzyıllar önce yazdığı bir cümleyi okuyor. Cümle, tam da bu üyenin az önce söylediğini anlatıyor.

Bu ders o cümleyi ve onun çevresindeki uyarıları okuyor.

Bu derste ne olacak

İlk durak, tek bir etkinliğe iki karşıt ad veren kısa bir cümle ve Vācaspati'nin bu görünür çelişkiyi çözüş biçimi. Sonra Vācaspati'nin açılış sahnesindeki durumu anlatan uyarısını, erken yetinmeyi inceleyeceğiz. Ardından elli birinci sūtranın göksel davet sahnesini ve Vyāsa'nın bu sahneye karşı önerdiği tutumu okuyacağız. En sonda bu uyarıların bugünkü yoga dünyasına nasıl bir ayna tuttuğunu tartışacağız.

Sıfır noktası

Önceki derste üçüncü bölümün uzun güç listesini baştan sona yürüdük ve listenin sonunda ayırt edici bilginin durduğunu gördük. Listenin kendisi bir vaat gibi okunabilir; ama liste boyunca serpiştirilmiş birkaç kısa cümle, okuru bu vaade karşı uyarıyor. Bu ders o cümleleri bir araya topluyor.

Kavram olarak zemin hazır: Y3.67 güçlerin bir vaat gibi sunulmasının yarattığı sorunu, Y4.42 ise modern bir akademisyenin bu bölüme bakışını tanıtmıştı. Şimdi aynı kaygının modern okurdan değil, klasik yorumcuların kendisinden geldiğini göreceğiz.

Mekanizma

Aynı şey, iki ad

Woods'un İngilizcesinde cümle iki yarıya bölünüyor: yoğunlaşma hâlinde bu olağanüstü etkinlikler birer engel; zihin dışarıya açıldığında ise birer yetkinlik, yani siddhi. Vyāsa açıklıyor: yoğunlaşmış zihne sahip yogide ortaya çıktıklarında, o zihnin görüşüne ters düştükleri için engel oluyorlar; zihni dışa dönük birinde ortaya çıktıklarında ise yetkinlik sayılıyorlar.

Bu ikilik bir çelişki değil, bir bakış açısı farkı. Aynı deneyim, onu bir hedef olarak görene bir ödül, onu bir yolun ortasında görene ise bir oyalanma. Y4.63'te gördüğümüz iç ve dış uzuv göreliliği gibi, burada da bir şeyin ne olduğu neye göre bakıldığına bağlı.

Erken yetinme

Vācaspati otuz yedinci sūtrayı açıklarken tam olarak açılış sahnesindeki durumu anlatıyor. Harvard çevirisine göre bazen bir kişi, benlik üzerine saṃyamaya başladıktan sonra, buna yan ürün olan yetkinlikleri kazanıyor ve bu yetkinliklerin gücü yüzünden amacına ulaştığını düşünüp saṃyamayı bırakabiliyor. Yazar bu yüzden otuz yedinci sūtrayı söylüyor.

Bu uyarı, güçlerin zararını beklenmedik bir yere koyuyor. Güçler kötü olduğu için değil, yolun bittiği yanılsamasını yarattıkları için tehlikeli. Açılış sahnesindeki üyenin "artık bu kadar sık oturmama gerek yok" cümlesi, Vācaspati'nin tarif ettiği durumun neredeyse sözcüğü sözcüğüne bir yankısı.

Yaygın yanlışSiddhiler zararlıdır, çünkü kötü şeylerdir.
Doğrusu

Vācaspati'ye göre asıl tehlike, onların yolun bittiği yanılsamasını yaratması ve kişinin pratiği erken bırakması.

Yoksulun hazinesi

Vācaspati bu tehlikeyi bir benzetmeyle açıklıyor. Harvard çevirisine göre zihni dışa dönük bir kişi bu yetkinliklere büyük değer veriyor; tıpkı yoksulluk içinde doğmuş birinin küçük bir parça serveti bir servet yığını sanması gibi. Ama zihni yoğunlaşmış bir yogi, bu yetkinlikleri yanına getirilse bile kaçınmalı. Üç türlü acının tümden dinmesini, yaşamın son hedefini özleyen biri, o hedefe ters düşen yetkinliklere nasıl bir sevgi duyabilir?

Bu benzetme güçleri küçümsemiyor; onları ölçeğine oturtuyor. Bir servet gerçekten bir servet, ama bir yaşamın son hedefi yanında küçük. Tutkusuzluk dersinde nesneler için kurulan akıl yürütme burada güçlere taşınıyor: nesneler gibi güçler de kalıcı bir doyum sağlamıyor.

Göksel davet

Bölümün sonlarına doğru bu uyarı bir sahneye dönüşüyor. Elli birinci sūtra, yüksek makamlardakiler bir yogiyi yanlarına çağırdığında onun ne bu çağrıya bağlanması ne de onunla böbürlenmesi gerektiğini söylüyor; aksi hâlde istenmeyen olan yeniden baş gösteriyor.

Vyāsa önce dört tür yogi sayıyor. Harvard çevirisine göre ilki, ışığın yeni başladığı pratik yapan; ikincisi, hakikati taşıyan içgörüye sahip olan; üçüncüsü, öğeleri ve duyuları fethetmiş olan; dördüncüsü ise geliştirilebilecek her şeyin ötesine geçmiş ve tek amacı zihnin kendi kaynağına çözülmesi olan.

Vyāsa'ya göre ikinci türdeki yoginin saflığını göklerdeki varlıklar fark ediyor ve onu kendi yerlerine davet ediyor. Harvard çevirisine göre davet bir dizi vaat içeriyor: dinlenme ve haz, yaşlılığı ve ölümü durduran bir iksir, havada giden bir araba, dilek ağaçları, göksel eşler, göksel gözler ve kulaklar, elmas gibi bir beden. Ve hepsinin sonunda bir övgü: bunların hepsini kendi erdemlerinizle kazandınız.

Vyāsa'nın önerdiği cevap açık. Böyle bir davetle karşılaşan yogi hazzın kusurları üzerine düşünmeli: doğum ve ölüm çarkında yanarak zorlukla bulduğu yoga kandilinin düşmanı bu arzuların rüzgârları. Bir serap olan duyu nesneleri tarafından nasıl yoldan çıkarılabilir? Hoşça kalın, der, rüyalar gibi aldatıcı duyu nesneleri.

Kibir tuzağı

Vyāsa'nın uyarısı yalnızca bağlılığa değil, kibre de yöneliyor. Harvard çevirisine göre yogi bağlılığı bıraksa bile, tanrıların bile onu bu kadar istemesinden gurur duymamalı. Kibriyle kendini güvende sanan kişi, kendini ölümün saçından yakaladığı biri gibi hissetmez. Böylece her an zayıf noktalarını gözleyen dikkatsizlik bir açık bulur ve kleśaları uyandırır; istenmeyen sonuçlar da buradan geri döner.

Bu, uyarının en ince katmanı. Çekiciliğe direnmek bir erdem, ama o erdemden gurur duymak yeni bir kleśa. Y4.55'teki asmitā burada, bir ilerlemenin en ileri noktasında bile, "ben başardım" duygusu olarak yeniden beliriyor.

Yaygın yanlışGüçlere direnmeyi başaran kişi güvendedir.
Doğrusu

Vyāsa'ya göre direnmekten gurur duymak bile dikkatsizliğe açık verir ve kleśaları yeniden uyandırabilir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Siddhilerin klasik okuması, güçleri ne yüceltiyor ne de şeytanlaştırıyor. Otuz yedinci sūtra onlara iki ad veriyor; Vācaspati onların asıl tehlikesini, yolun bittiği yanılsamasını, adlandırıyor; Vyāsa ise bu tehlikeyi bir davet sahnesine dönüştürüp kibir tuzağına kadar izliyor. Uyarılar katman katman inceliyor: önce bağlılık, sonra erken yetinme, en sonda direnmekten doğan gurur.

Bu okumanın bugüne en doğrudan taşınabilen katmanı, erken yetinme. Bir uygulamanın ilk parlak sonuçları, bir kişiyi uygulamanın tamamlandığı yanılsamasına götürebilir. Bu, olağanüstü güçlerle sınırlı olmayan, her uzun süreli öğrenmede karşılaşılan bir tuzak. Vācaspati'nin yoksulun hazinesi benzetmesi, bu tuzağa karşı bir ölçek duygusu öneriyor.

Kibir tuzağı ise usta bir öğretmen için bir iç gözlem ölçütü. Bir öğretmen, öğrencilerinin hayranlığını ya da bir ilerlemenin tanınmasını bir "göksel davet" olarak okuyabilir. Klasik metin, bu davetlere direnmenin bile yeni bir gurura dönüşebileceğini söylüyor; bu, öğretmenin kendi asmitā'sına karşı uyanık kalması için bir hatırlatma.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışMeditasyonda ışık görmek bir ilerleme kanıtıdır.
Doğrusu

Klasik metne göre bu tür deneyimler dışa dönük bakış için yetkinlik, yoğunlaşma için ise engel; bir kanıt değil, bir yol işareti.

Yaygın yanlışGüçler bir kez reddedildi mi tehlike geçer.
Doğrusu

Vyāsa'ya göre reddetmekten duyulan gurur yeni bir tuzak.

Yaygın yanlışKlasik metin güçleri kötü sayar.
Doğrusu

Metin onları bir bakış açısına göre yetkinlik, bir başkasına göre engel sayıyor; asıl sorun onların yolun sonu sanılması.

Uygulama

Aklında kalsın

Aynı olağanüstü etkinlik, dışa dönük zihne yetkinlik, yoğunlaşmaya engel.

Vācaspati'ye göre asıl tehlike, yolun bittiği yanılsaması: erken yetinme.

Yoksulun hazinesi: küçük bir kazanım büyük bir servet sanılıyor.

Vyāsa'nın göksel daveti, ilerlemenin ortasındaki çekiciliklerin alegorisi.

Çekiciliğe direnmekten duyulan gurur bile yeni bir tuzak.

Sonraki derse köprü

Üçüncü bölüm güçlerle ve onlara karşı uyarılarla kapanıyor. Dördüncü bölüm ise güçlerin kaynaklarını sayarak açılıyor ve kısa sürede daha derin bir soruya geçiyor. Harvard çevirisinde altıncı sūtraya göre yoğunlaşmadan doğan yetkinlik bir iz bırakmıyor; dokuzuncu sūtraya göre ise izler, tür, yer ve zaman bakımından birbirinden uzak olsalar bile, anı ile iz arasındaki uyum sayesinde kesintisiz bir neden–sonuç ilişkisi sürdürüyor.

Sıradaki ders citta ve saṃskāra devamlılığını ele alıyor.

Soru şu: izler, farklı doğumlar, yerler ve zamanlar arasında nasıl kesintisiz kalabiliyor ve yoğunlaşmadan doğan bir hâl neden iz bırakmıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.