İçeriğe geç

Y4.63·Vibhūti ve Kaivalya Pāda

Dhāraṇā, dhyāna, samādhi

sıfırdan ileri2.134 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Vācaspati'ye göre üçüncü bölüm, güçlere giden yolun araçlarıyla açılıyor.

Vyāsa dikkat için hem iç noktaları hem dış nesneleri sayıyor.

Zihin dış bir nesneye ancak bir algı aracılığıyla bağlanıyor.

Samādhi'de meditasyon yalnızca "adeta" kendinden boşalıyor.

Üç uzuv beş uzva göre iç, tohumsuz yoğunlaşmaya göre dış.

Açılış sahnesi

Bir meditasyon grubunda yeni katılımcılardan biri bir soru soruyor: "Dikkatimi nereye koyacağım? Nefese mi, bir sese mi, bir resme mi?" Grup yürütücüsü nefesi öneriyor. Başka bir katılımcı ise itiraz ediyor: kendi geleneğinde bir kutsal imge üzerinde yoğunlaşmayı öğrendiğini, nefesin ona hiçbir şey ifade etmediğini söylüyor.

Tartışma büyüyor. Biri iç bir noktanın, biri dış bir nesnenin daha iyi olduğunu savunuyor. Yürütücü sonunda bir kitap açıyor ve bir listeden okuyor: göbek, kalp lotusu, başın içindeki ışık, burnun ucu, dilin ucu, ya da dışarıdaki bir nesne.

"Klasik yorum," diyor, "sizin tartışmanızı çoktan çözmüş gibi görünüyor. Hepsini sayıyor."

Bu ders o listeyi, onun ardından gelen iki tanımı ve bu üç uzvun sekiz uzuv içindeki özel yerini okuyor.

Bu derste ne olacak

Yeni bir bölüme, Vibhūti ve Kaivalya Pāda'ya giriyoruz. Önce Vācaspati'nin üçüncü bölümün neden bu üç uzuvla açıldığını nasıl açıkladığına bakacağız. Sonra Vyāsa'nın dikkat için saydığı yerleri ve Vācaspati'nin dış bir nesneye nasıl bağlanıldığına dair ince açıklamasını okuyacağız. Ardından yoğunlaşmanın "kendinden boşalmış gibi" tanımını inceleyeceğiz. En sonda yedinci ve sekizinci sūtraların bu üç uzvu nasıl hem iç hem dış saydığını tartışacağız.

Sıfır noktası

Dikkat, meditasyon ve yoğunlaşma Y3 serisinde birer ders olarak işlenmişti. Y3.64'te dhāraṇā'yı dikkatin seçilen bir yere bağlanması, Y3.65'te dhyāna'yı bu dikkatin kesintisiz akışı, Y3.66'da samādhi'yi meditasyonun doruğu olarak tanımlamıştık. Y3.67'de ise üçünün bir arada uygulanmasının saṃyama adını aldığını görmüştük.

Y4.42'de bu üç uzvun sekiz uzuv listesinden koparılıp üçüncü bölümün başına konduğunu, buna "bölünmüş liste" dediğimizi hatırlayalım. Bu ders o bölünmenin klasik yorumdaki gerekçesiyle açılıyor. Y4.62'de ise zihnin nefes denetimiyle dikkate yeterli hâle geldiğini okumuştuk; bu ders tam oradan devam ediyor.

Mekanizma

Üçüncü bölüm neden bu üçüyle açılıyor?

Vācaspati üçüncü bölümün başında bir açıklama yapıyor. Harvard çevirisine göre birinci ve ikinci bölüm yoğunlaşmayı ve onun araçlarını anlattı; üçüncü bölüm ise inancın yayılmasının nedenleri olan ve yoğunlaşmaya elverişli olağanüstü güçleri anlatacak. Bu güçler saṃyama ile, yani bu üç uzvun birleşimiyle gerçekleştiriliyor. Bu yüzden üçü burada, beş dolaylı yardıma karşı doğrudan yardımlar olarak ayrıca anılıyor.

Vācaspati bir sıra ilişkisini de belirtiyor: bu üçü arasında bir neden–sonuç ilişkisi var ve sūtraların sırası bu ilişkiyi izliyor. Önce dikkat, sonra meditasyon, sonra yoğunlaşma.

Dikkatin yerleri

Harvard çevirisinde üçüncü bölümün ilk sūtrası dikkati tanımlıyor: zihni bir yere bağlamak. Vyāsa yerleri sayıyor: göbek, kalp lotusu, başın içindeki ışık, burnun ucu, dilin ucu, aynı türden başka yerler ya da dışarıdaki bir nesne.

Bu liste açılış sahnesindeki tartışmaya bir cevap veriyor. Vyāsa iç noktaları da dış nesneyi de aynı listede sayıyor; birini ötekinden üstün tutmuyor. Dikkatin nereye bağlandığından çok, bağlanmanın kendisi tanımlanıyor.

Yaygın yanlışDhāraṇā'nın tek bir doğru yeri vardır.
Doğrusu

Vyāsa bedenin içindeki birkaç noktayı ve dışarıdaki bir nesneyi aynı listede sayıyor.

Dış nesneye nasıl bağlanılır?

Vyāsa'nın tanımında ince bir ifade var: zihni bir yere bağlamak, yalnızca bir dalgalanma olarak. Vācaspati bu ifadenin neden gerektiğini açıklıyor. Harvard çevirisine göre zihin, kendisi olarak, dış bir nesneyle bir ilişki kuramaz. Bu yüzden "yalnızca bir dalgalanma olarak" deniyor; yani yalnızca bir algı olarak.

Bu açıklama Y4.47'deki vṛtti kavramını ve Y4.50'deki dayanak kavramını birleştiriyor. Dikkat dış bir nesneye yöneldiğinde bile, zihnin tuttuğu şey nesnenin kendisi değil, onun zihindeki imgesi. Bu, iç nokta ile dış nesne arasındaki farkı daha da küçültüyor: ikisinde de zihin bir imgeyle çalışıyor.

Vācaspati burada bir Purāṇa'dan da alıntı yapıyor: dikkat, üzerine bağlanacak bir şey olmadan mümkün değil. Alıntı ardından Viṣṇu'nun biçimini, yüzünü, gözlerini, kollarını, giysisini ve silahlarını ayrıntılı olarak betimliyor ve yoginin bu biçim üzerine düşünmesini öneriyor.

Tek türden bir akış

İkinci sūtra dhyāna'yı tanımlıyor. Harvard çevirisinde bu, o yerdeki algının tek bir noktaya yönelmesi. Vyāsa açıklıyor: meditasyon nesnesine yönelen algının, başka hiçbir algıdan etkilenmeyen, aynı nitelikteki bir akışı.

Vācaspati bu sūtraya yine kısa bir not düşüyor: yorum kolay. Ardından bir Purāṇa alıntısı ekliyor: başka hiçbir şeyi istemeden, tek bir amaca yönelmiş algıların kesintisiz ardışıklığı meditasyondur ve ilk altı yardımla sağlanır.

Bu tanım Y3.65'te gördüğümüz kesintisizlik ölçütünü klasik yorumun diliyle veriyor. Yeni olan, Purāṇa alıntısının meditasyonu ilk altı uzvun, yani yamalardan dikkate kadar bütün önceki uzuvların bir ürünü olarak konumlaması.

Kendinden boşalmış gibi

Üçüncü sūtra samādhi'yi tanımlıyor. Harvard çevirisinde bu, aynı meditasyonun yalnızca nesne olarak parlaması ve adeta kendinden boşalmış olması. Vyāsa açıklıyor: meditasyon, üzerine düşünülen nesnenin biçiminde parladığında ve algının kendisiyle özdeşleşerek adeta kendinden boşaldığında, nesnenin doğasıyla kaynaştığı için yoğunlaşma adını alıyor.

Vācaspati bir itirazı karşılıyor. Harvard çevirisine göre itiraz şu: meditasyon boşsa, nesne nasıl görünebilir? Cevap sūtranın "adeta" sözcüğünde. Meditasyon gerçekten boşalmıyor; yalnızca boşalmış gibi görünüyor, çünkü nesnenin doğasıyla kaynaşmış.

Bu açıklama Y4.55'teki "gibi" sözcüğünün ağırlığını hatırlatıyor. Orada asmitā'da puruṣa ile buddhi tek bir benlik gibi görünüyordu; burada samādhi'de meditasyon kendinden boşalmış gibi görünüyor. İki yerde de sūtra, bir görünüşü bir gerçeklikten ayırmak için küçük bir sözcük kullanıyor. Y4.50'deki kristal imgesi de aynı şeyi söylüyor: kristal kırmızı çiçeğin rengini alıyor, ama kristal olmaktan çıkmıyor.

Yaygın yanlışSamādhi'de zihin tamamen yok olur.
Doğrusu

Samādhi tanımındaki "adeta" sözcüğü ve alt yorum, meditasyonun yalnızca "adeta" kendinden boşaldığını, nesnenin doğasıyla kaynaştığını ama ortadan kalkmadığını söylüyor.

İç de, dış da

Yedinci ve sekizinci sūtralar bu üç uzvun konumunu göreli olarak belirliyor. Harvard çevirisinde yedinci sūtraya göre bu üçü, önceki beşine göre doğrudan, yani iç yardımlar. Sekizinci sūtraya göre ise bu üçü bile tohumsuz yoğunlaşmaya göre dolaylı, yani dış yardımlar.

Vyāsa ikinci sūtranın gerekçesini veriyor: tohumsuz yoğunlaşma, bu üçü yokken de ortaya çıkıyor. Vācaspati ise bir ölçüt koyuyor. Harvard çevirisine göre bir şeyi doğrudan yardım yapan şey, bir sıralama değil, nesne birliği. Bu üçü, nesneli yoğunlaşmayla aynı nesneye yöneldiği için ona göre iç yardımlar; ama tohumsuz yoğunlaşmanın bir nesnesi olmadığı için, ona göre dış yardımlar.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Üçüncü bölümün açılışı, sekiz uzvun iç yüzüne geçişi işaretliyor. Vācaspati'ye göre bu geçiş bir düzenleme: güçlerin anlatılacağı bölüm, onlara giden yolun araçlarıyla başlıyor. Pāda haritasında adını koyduğumuz listenin bölünmesi, bu gerekçeyle bir düzenlemeye dönüşüyor.

Vyāsa'nın dikkat yerleri listesi ve Vācaspati'nin algı olarak bağlanma açıklaması, iç ve dış nesne arasındaki tartışmayı çözüyor. Dikkat hangi nesneye yönelirse yönelsin, zihin bir imgeyle çalışıyor. Bu, bir öğretmene öğrencisine tek bir "doğru" yer dayatmama özgürlüğü veriyor.

İç ve dış uzuv ayrımı ise sekiz uzvun bir merdiven değil, iç içe halkalar olduğunu gösteriyor. Aynı uzuv, neye göre bakıldığına bağlı olarak hem iç hem dış olabiliyor. Vācaspati'nin nesne birliği ölçütü, bu göreliliğin keyfî değil, belirli bir ilkeye dayandığını gösteriyor: bir araç, hedefiyle aynı nesneye yöneldiği ölçüde ona yakın.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışDış bir nesneye yoğunlaşmak, iç bir noktaya yoğunlaşmaktan daha az derindir.
Doğrusu

Vācaspati'ye göre ikisinde de zihin bir algı, bir imge aracılığıyla çalışıyor.

Yaygın yanlışÜç iç uzuv, yoganın en içteki katmanıdır.
Doğrusu

Sekizinci sūtraya göre bu üçü bile tohumsuz yoğunlaşmaya göre dış yardımlar.

Yaygın yanlışSekiz uzuv bir merdivenin basamaklarıdır.
Doğrusu

Yedinci ve sekizinci sūtralar uzuvların göreli, iç içe bir düzende durduğunu gösteriyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Vācaspati'ye göre üçüncü bölüm, güçlere giden yolun araçlarıyla açılıyor.

Vyāsa dikkat için hem iç noktaları hem dış nesneleri sayıyor.

Zihin dış bir nesneye ancak bir algı aracılığıyla bağlanıyor.

Samādhi'de meditasyon yalnızca "adeta" kendinden boşalıyor.

Üç uzuv beş uzva göre iç, tohumsuz yoğunlaşmaya göre dış.

Sonraki derse köprü

Bu derste üç uzvu tek tek okuduk. Harvard çevirisinde dördüncü sūtra bu üçünün tek bir nesne üzerinde birlikte uygulanmasına bir ad veriyor; beşinci sūtra onda ustalaşmanın bir sonucunu, altıncısı ise onun nasıl uygulanacağını söylüyor. Y3.67'de bu altıncı sūtranın bir aşamalılığa işaret ettiğini not etmiş ve bunun ilerideki bir okumanın konusu olduğunu söylemiştik.

Sıradaki ders saṃyama'yı ele alıyor.

Soru şu: üç uzvun birlikte uygulanması neden ayrı bir ad alıyor ve bu uygulama hangi aşamalarla ilerliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.