Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Vyāsa'nın āsana listesi neredeyse tamamen oturuşlardan oluşuyor.
Vācaspati'ye göre duruş, alışılmış doğal çabanın gevşemesiyle yetkinleşiyor.
Prāṇāyāma, alış ve verişin akışının kesilmesi; meyvesi ışığın örtüsünün azalması.
Vyāsa'ya göre duyular, arı beyini izleyen arılar gibi zihni izliyor.
Sādhana Pāda, sekiz uzvun ilk beşiyle kapanıyor.
Açılış sahnesi
Bir eğitmen yetiştirme programında bir katılımcı elinde iki kitapla geliyor. Biri modern bir poz ansiklopedisi: yüzlerce fotoğraf, her pozun adı, faydaları, varyasyonları. Öteki Vyāsa'nın yorumuyla birlikte basılmış eski bir Yoga Sūtra çevirisi.
"Bu ikisinde āsana sözcüğü geçiyor," diyor katılımcı. "Ama ilk kitapta yüzlerce poz var, ikincisinde bir avuç. Ve ikincisindeki pozların neredeyse hepsi oturarak yapılıyor."
Eğitmen kitapları yan yana koyuyor ve ikinci kitaptaki kısa listeyi yüksek sesle okuyor: lotus oturuşu, kahraman oturuşu, bir dizi başka oturuş ve en sonda bir tanesi: "nasıl rahat ediyorsan öyle."
Katılımcı gülüyor. "Sonuncusu en sevdiğim," diyor.
Bu ders o kısa listeyi, onu izleyen iki uzvu ve sekiz uzvun dış yüzünü tamamlayan sūtraları okuyor.
Bu derste ne olacak
Önce Vyāsa'nın āsana için saydığı oturuşlara ve bu listenin bugünkü poz anlayışından nasıl ayrıldığına bakacağız. Sonra kırk yedinci sūtranın duruşun nasıl yetkinleştiğine dair söylediklerini, Vācaspati'nin şaşırtıcı yorumuyla birlikte okuyacağız. Ardından prāṇāyāma'nın klasik tanımını ve meyvesini göreceğiz. En sonda pratyāhāra'yı Vyāsa'nın bir benzetmesiyle ele alacağız.
Sıfır noktası
Bu üç uzvu Y3'te kaynak paketinin kısa tanımları ve Johnston'ın çevirisiyle tanımıştık. Y3.39'da āsana'yı istikrarlı ve rahat oturuş olarak, Y3.63'te pratyāhāra'yı duyuların nesnelerinden çekilmesi olarak okumuştuk. Y4.38 ve Y4.40'ta ise Bryant'ın Patañjali'nin āsana'ya yalnızca üç kısa sūtra ayırdığını söylediğini görmüştük.
Bu ders o tanımları tekrarlamıyor. Yeni olan, Vyāsa'nın ve Vācaspati'nin bu sūtralara getirdiği yorum ve bu yorumun bugünkü pratiğe tuttuğu ayna. Y4.42'deki bölünmüş listeyi de hatırlayalım: sekiz uzvun ilk beşi ikinci bölümde, son üçü üçüncü bölümde. Bu ders ikinci bölümün son uzuvlarını okuyarak Sādhana Pāda'yı kapatıyor.
Mekanizma
Vyāsa'nın oturuş listesi
Harvard çevirisinde kırk altıncı sūtra yalnızca iki sözcük: sabit ve rahat duruş. Vyāsa buna örnekler veriyor. Woods'un aktarımıyla lotus duruşu, kahraman duruşu, uygun duruş, mistik şekil, değnek duruşu, dayanaklı duruş, yatak, oturan turna, oturan fil, oturan deve, eşit düzen ve "nasıl kolaysa" diye de anılan sabit ve rahat duruş; ve aynı türden başkaları.
Vācaspati bu duruşların bazılarını tarif ediyor. Harvard çevirisine göre dayanaklı duruşta yogi kollarını bir tahta desteğe yaslıyor; turna, fil ve deve oturuşları ise bu hayvanların oturuşuna bakılarak anlaşılabilir. Vācaspati'ye göre sūtranın yazarının onayladığı duruş, listenin sonundaki: tam bir sabitlik ve rahatlık bulunan düzen.
Bu liste bugünkü yoga derslerindeki poz dizileriyle karşılaştırıldığında dikkat çekici. Duruşların neredeyse hepsi oturuş, bazıları uzanma; ayakta duran, ters dönen ya da akış içinde birbirine bağlanan pozlar listede yok. Vyāsa'nın āsana'sı bir hareket pratiği değil, uzun süre oturmayı mümkün kılan bir yerleşme.
Yaygın yanlışKlasik Yoga Sūtra'daki āsana, bugünkü poz dizilerinin eski biçimidir.
Vyāsa'nın listesindeki duruşlar neredeyse tamamen oturuş ve uzanma; amaçları hareket değil, uzun süre sabit ve rahat oturabilmek.
Doğal çabayı bırakmak
Kırk yedinci sūtra duruşun nasıl yetkinleştiğini söylüyor. Harvard çevirisinde bu, çabanın gevşemesiyle ya da Ananta'ya yönelik bir zihinsel dengeyle oluyor. Vyāsa açıklıyor: çabalar durduğunda duruş tamamlanıyor ve bedende bir kıpırtı kalmıyor; ya da zihin Ananta'ya yönelik bir denge hâline girip duruşu üretiyor.
Vācaspati bu sūtraya şaşırtıcı bir yorum getiriyor. Harvard çevirisine göre bedeni ayakta tutan doğal çaba, yoganın bir aracı olarak öğretilecek duruşun nedeni değil. Öyle olsaydı bu duruşu öğretmek boşuna olurdu, çünkü kendiliğinden gerçekleşirdi. Doğal çaba, kişinin rastgele seçtiği bir duruşun nedeni; bu yüzden öğretilen belirli duruşun yıkıcısı. Vācaspati'ye göre öğretilen duruşu uygulayan kişi, doğal çabanın gevşemesinden oluşan bir çabaya başvurmalı.
Vācaspati ikinci yolu da açıklıyor: Ananta, dünyanın küresini binlerce sağlam başı üzerinde taşıyan yılanlar beyi; zihin onunla bir denge hâline girince duruşu üretiyor. Bu imge, sarsılmadan bir ağırlık taşıyan bir sabitliği çağrıştırıyor.
İkiliklere dokunulmazlık
Kırk sekizinci sūtra duruşun meyvesini söylüyor. Harvard çevirisinde bundan sonra kişi ikiliklerden etkilenmiyor. Vyāsa açıklıyor: duruşlarda ustalaşmanın sonucu olarak kişi soğuk ve sıcak gibi ikiliklere yenik düşmüyor. Vācaspati bu açıklama için yalnızca yorumun okunduğu anda kendini açıkladığını söylüyor.
Yaygın yanlışKlasik āsana'nın amacı esneklik ve kas gücüdür.
Kırk yedinci ve kırk sekizinci sūtralara göre amaç çabanın gevşemesiyle gelen sabitlik ve ikiliklerden etkilenmemek.
Prāṇāyāma: akışın kesilmesi
Kırk dokuzuncu sūtra prāṇāyāma'yı tanımlıyor. Harvard çevirisinde duruş sağlamlaştığında, alış ve verişin akışını kesen nefes denetimi geliyor. Vyāsa'ya göre alış, dış havanın içeri çekilmesi; veriş, karın havasının dışarı atılması; nefes denetimi ise bu ikisinin akışının kesilmesi.
Ellinci sūtra bu denetimin türlerini sayıyor: dış, iç ya da tutulmuş ve yer, zaman ve sayıyla düzenlenmiş, uzun ve ince. Elli birinci sūtra ise bir dördüncüsünü tanımlıyor: dış ve iç nesneyi aşan nefes denetimi. Vyāsa'ya göre üçüncü tür bir kerede başlatılıp yer, zaman ve sayıyla düzenleniyor; dördüncü tür ise aşamalarda ustalaşmanın sonucu olarak dış ve iç nesneleri aştıktan sonra akışın kesildiği hâl.
Işığın örtüsü
Elli ikinci sūtra prāṇāyāma'nın meyvesini söylüyor. Harvard çevirisinde bunun sonucu olarak ışığın örtüsü azalıyor. Vyāsa açıklıyor: nefes denetimi uygulayan yoginin ayırt edici düşünceyi örten karması azalıyor. Vyāsa bir alıntıyla bitiriyor: nefes denetiminden daha yüksek bir kendini zorlama yok; ondan kirlerden arınma ve düşüncenin berrak parlaması doğuyor.
Bu, Y4.53'teki tapas kavramıyla ilginç bir bağlantı kuruyor. Orada tapas'ın kirliliği incelttiğini görmüştük; burada Vyāsa nefes denetimini tapas'ın en yüksek biçimi sayıyor. Nefes, bir disiplinin en içten uygulanabileceği alanlardan biri olarak konumlanıyor.
Arı beyi
Elli dördüncü sūtra pratyāhāra'yı tanımlıyor. Harvard çevirisinde duyuların geri çekilmesi, duyu organlarının kendi nesnelerinden ayrılarak zihnin kendisini adeta taklit etmesi. Vyāsa bunu bir benzetmeyle açıklıyor. Woods'un aktarımıyla arı beyi uçup kalktığında arılar da onun ardından kalkıyor; o konduğunda arılar da konuyor. Zihin dizginlendiğinde duyular da öyle dizginleniyor.
Bu benzetme pratyāhāra'yı bir duyu bastırma tekniği olmaktan çıkarıyor. Duyular tek tek susturulmuyor; zihin bir yöne yöneldiğinde duyular onu izliyor. Vyāsa'ya göre bu yüzden pratyāhāra, duyuların fethi gibi ayrıca bir araca ihtiyaç duymuyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bu üç uzvun klasik okuması, bugünkü yoga anlayışına bir ayna tutuyor. Vyāsa'nın āsana'sı bir poz dizisi değil, uzun süre oturabilmek için bir yerleşme; Vācaspati'ye göre bu yerleşme daha fazla çabayla değil, alışılmış çabanın gevşemesiyle geliyor. Bu, modern bir derste sık duyulan "daha çok zorla" ile tam ters yönde.
Prāṇāyāma'nın klasik tanımı ise nefes denetimini bir nefes egzersizi değil, bir örtünün kalkması olarak konumluyor. Vyāsa'nın onu en yüksek tapas sayması, nefesin bir disiplinin en içten uygulandığı alan olduğunu gösteriyor; ama tam da bu yüzden, Y3'te tartıştığımız güvenlik ilkeleri burada daha da önemli.
Pratyāhāra'nın arı beyi benzetmesi, sekiz uzvun dış yüzünü iç yüzüne bağlıyor. Duyular zihni izliyor; bu yüzden duyuların geri çekilmesi, zihnin bir yöne toplanmasının doğal bir sonucu. Bu, bir sonraki bölümde, dikkatle başlayan iç uzuvlara açılan kapı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışVyāsa'nın āsana listesi bugünkü poz dizilerinin atasıdır.
Listedeki duruşlar neredeyse tamamen oturuş ve uzanma; ayakta duran ya da akan pozlar yok.
Yaygın yanlışDuruşu yetkinleştirmenin yolu daha fazla çabadır.
Kırk yedinci sūtraya ve Vācaspati'ye göre yol, alışılmış doğal çabanın gevşemesi.
Yaygın yanlışPratyāhāra duyuları zorla bastırmaktır.
Vyāsa'nın arı beyi benzetmesine göre duyular, dizginlenen zihni kendiliğinden izliyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Vyāsa'nın āsana listesi neredeyse tamamen oturuşlardan oluşuyor.
Vācaspati'ye göre duruş, alışılmış doğal çabanın gevşemesiyle yetkinleşiyor.
Prāṇāyāma, alış ve verişin akışının kesilmesi; meyvesi ışığın örtüsünün azalması.
Vyāsa'ya göre duyular, arı beyini izleyen arılar gibi zihni izliyor.
Sādhana Pāda, sekiz uzvun ilk beşiyle kapanıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste sekiz uzvun ilk beşini tamamladık. Harvard çevirisinde elli üçüncü sūtra, nefes denetiminin bir sonucu olarak zihnin dikkate yeterli hâle geldiğini söylüyor. Ama dikkatin kendisi, Y4.42'de gördüğümüz bölünmüş liste yüzünden, bir sonraki bölümde, Vibhūti Pāda'nın ilk sūtrasında tanımlanıyor.
Sıradaki ders dhāraṇā'yı, dhyāna'yı ve samādhi'yi ele alıyor.
Soru şu: sekiz uzvun son üçü neden ayrı bir bölümün başına konmuş ve bu üçü birbirinden nasıl ayrılıyor?