İçeriğe geç

Y4.61·Sādhana Pāda

Śauca, santoṣa, tapas, svādhyāya, īśvara-praṇidhāna

sıfırdan ileri2.001 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Vyāsa'ya göre arınmanın dışsal ve içsel iki yüzü var.

İçsel arınma bir zincir başlatıyor: sattva'nın saflığından benliği görmeye yeterliğe.

Hoşnutluk, eldeki imkânlardan fazlasını istememek.

Üstün mutluluk, susuzluğun sönmesinden doğuyor.

Öbür üç niyama bedende, zihinde ve yoğunlaşmada meyveler veriyor.

Açılış sahnesi

Bir yoga stüdyosunun duvarında bir afiş asılı: "Arının. Hoşnut olun." Afişin altında bir arınma kürü, yedi günlük bir detoks programı ve bir meyve suyu paketinin reklamı var.

Afişin önünde iki öğrenci duruyor. Biri, "Arınma bu mu?" diye soruyor. "Birkaç gün meyve suyu içmek mi?"

Öteki öğrenci biraz düşünüyor. Geçen ay bir akrabasıyla yaşadığı bir tartışmayı hâlâ içinde taşıdığını, her aklına geldiğinde bir kıskançlık ve kırgınlık dalgasının yükseldiğini anlatıyor. "Benim arınmam gereken şey bu olabilir," diyor. "Ama bunun için bir meyve suyu paketi yok."

İki öğrenci güldükten sonra bir soru üzerinde duruyorlar: insan içini de temizleyebilir mi? Ve hoşnutluk, afişin söylediği gibi bir emir olabilir mi?

Bu ders klasik metnin bu iki soruya verdiği cevabı okuyor.

Bu derste ne olacak

İlk olarak otuz ikinci sūtranın beş niyamayı nasıl saydığını ve Vyāsa'nın arınmayı nasıl ikiye ayırdığını göreceğiz. Sonra kırk birinci sūtranın arınmanın meyvesini bir zincir olarak nasıl anlattığını okuyacağız. Ardından hoşnutluğun tanımını ve onun meyvesini, üstün mutluluğu inceleyeceğiz. En sonda Y4.53'te işlediğimiz öbür üç niyamanın meyvelerine kısaca bakacağız.

Sıfır noktası

Niyamaların son üçü, Sādhana Pāda'nın açılışında kriyā-yoga'nın üç öğesi olarak zaten karşımıza çıkmıştı. Bu ders o üçünü yeniden tanımlamıyor; yalnızca onların meyvelerini ekliyor. Asıl odak, orada ele almadığımız iki niyama: arınma ve hoşnutluk.

Y4.45'te arınmanın meyvesini anlatan kırkıncı sūtranın iki çevirisini karşılaştırmış, birinin yumuşak, ötekinin sert bir dil kullandığını görmüştük. Bu ders o sūtrayı değil, onu izleyen sūtrayı okuyor.

Mekanizma

Beş niyama

Otuz ikinci sūtra, Woods'un İngilizcesinde, beş gözlemi sıralıyor: arınma ve hoşnutlukla başlayan liste, çileci çaba, kutsal okuma ve adanmayla bitiyor.

Vyāsa ilk ikisini tanımlıyor. Arınma iki türlü. Dışsal arınma toprak ya da su gibi şeylerle ve saf yiyeceklerin tüketimiyle ilgili kurallarla sağlanıyor. İçsel arınma ise zihnin lekelerinin yıkanması.

Bryant içsel arınmayı daha somut bir listeyle veriyor. Ona göre zihni bütün kirlerden, yani kıskançlıktan, kibirden, kendini beğenmişlikten, nefretten ve bağlanmadan arındırmak içsel arınma.

Yaygın yanlışYogadaki arınma bir detoks ya da beslenme programıdır.
Doğrusu

Vyāsa'ya göre arınmanın bir dışsal, bir de içsel yüzü var; içsel arınma zihnin kıskançlık, kibir ve nefret gibi lekelerinden arınması.

Arınmanın zinciri

Kırkıncı sūtra arınmanın meyvesini bedenle ilişkisi üzerinden anlatıyordu; Y4.45'te bunun iki çevirisini görmüştük. Kırk birinci sūtra ise içsel arınmanın meyvesini veriyor. Harvard çevirisinde bu meyveler şöyle: sattva'nın saflığı, iyi huyluluk, tek amaca yönelme, duyuların fethi ve benliği görmeye yeterlik.

Vyāsa bu beş meyveyi bir zincir olarak okuyor. Woods'un aktarımıyla arınmanın sonucu olarak sattva saflaşıyor; ondan iyi huyluluk doğuyor; ondan tek amaca yönelme; ondan duyuların fethi; ve ondan da buddhi'nin sattva'sı benliği görmeye yeterli hâle geliyor.

Bu zincir, arınmayı bir hazırlık olarak konumluyor. Arınmanın kendisi bir hedef değil; son halkasına göre, benliği görmeye yeterli bir zihnin ön koşulu. Y4.35'te gördüğümüz sattva'nın berraklığı burada bir pratiğin sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Hoşnutluk

Vyāsa hoşnutluğu kısa bir cümleyle tanımlıyor. Woods'un aktarımıyla hoşnutluk, eldeki imkânlardan fazlasını istememek. Bryant'ın betimlemesi de aynı yöne bakıyor: yaşamın anlık ihtiyaçlarından fazlasını biriktirmeye ilgi duymamak.

Bu tanımın biçimi önemli. Hoşnutluk burada "mutlu ol" gibi bir duygu emri değil, bir istememe biçimi olarak tanımlanıyor. Yani hoşnutluk bir duyguyu zorla üretmek değil, fazlasına uzanmayı bırakmak.

Üstün mutluluk

Kırk ikinci sūtra hoşnutluğun meyvesini söylüyor. Harvard çevirisinde hoşnutluğun sonucu olarak üstün bir mutluluğa ulaşılıyor.

Vyāsa bu meyveyi bir alıntıyla açıyor. Woods'un aktarımıyla bu dünyadaki aşkın hazzı da, cennetin en yüce hazzı da, susuzluğun sönmesinden doğan hazzın on altıda biriyle bile karşılaştırılamaz.

Bu dize Y4.49'daki görülen ve bildirilen nesneler ayrımını hatırlatıyor. Orada tutkusuzluk hem bu dünyanın hazlarına hem de cennet vaatlerine yönelen susuzluğu kapsıyordu. Burada ise o susuzluğun sönmesi, iki türlü hazdan da üstün bir mutluluk olarak tanımlanıyor. Yani mutluluk, istenen şeye ulaşmakta değil, istemenin kendisinin sönmesinde aranıyor.

Yaygın yanlışHoşnutluk, bir şeye ulaşmanın getirdiği mutluluktur.
Doğrusu

Kırk ikinci sūtraya ve Vyāsa'nın dizesine göre üstün mutluluk, bir şeye ulaşmaktan değil, susuzluğun sönmesinden doğuyor.

Öbür üç niyamanın meyveleri

Çaba, okuma ve adanmanın tanımlarını önceki bir dersten biliyoruz. Metin onların meyvelerini de sayıyor.

Harvard çevirisinde kırk üçüncü sūtraya göre kendini zorlamanın sonucu olarak, kirlilik azaldıktan sonra bedende ve duyu organlarında yetkinlik geliyor. Vyāsa bu yetkinliği bedenin olağanüstü küçülebilmesi ve uzaktan duyup görebilme gibi güçlerle örnekliyor.

Kırk dördüncü sūtraya göre okumanın sonucu olarak seçilmiş tanrıyla buluşma geliyor. Vyāsa'ya göre okumaya yatkın yoginin görüş alanına tanrılar, bilgeler ve yetkinleşmişler giriyor ve işine yardım ediyor. Vācaspati bu sūtraya yalnızca tek bir sözcük ayırıyor: "Kolay."

Kırk beşinci sūtraya göre Īśvara'ya adanmışlığın sonucu yoğunlaşmanın yetkinliği. Vācaspati burada bir itirazı karşılıyor: yoğunlaşmanın yetkinliği yalnızca adanmışlıkla geliyorsa öbür yedi uzva gerek yok mu? Cevabı, öbür uzuvların görünen ve görünmeyen yan işlevlerle katkıda bulunduğu.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Beş niyamanın klasik okuması, onları beş ayrı kural olarak değil, bir iç dönüşümün beş yüzü olarak gösteriyor. Arınma bir zincir başlatıyor, hoşnutluk bir susuzluğu söndürüyor, öbür üçü bedende, zihinde ve yoğunlaşmada meyveler veriyor. Her birinin meyvesi, bir sonraki uzvun, āsana'nın ve ötesinin, zeminini hazırlıyor.

İçsel arınma kavramı, modern "arınma" diliyle klasik śauca arasındaki mesafeyi açıkça gösteriyor. Modern kullanım çoğunlukla bedene, yiyeceğe ve içeceğe odaklanıyor; klasik tanım bunları dışsal arınma olarak kabul ediyor, ama asıl ağırlığı zihnin lekelerine veriyor. Usta bir öğretmen bu iki kullanımı birbirinden ayırabilir ve öğrencisine hangisinden söz ettiğini açıkça söyleyebilir.

Hoşnutluğun tanımı ise bir yoga öğretmeninin en sık düştüğü tuzaklardan birine karşı bir uyarı. "Hoşnut olun" ya da "mutlu olun" gibi yönergeler bir duyguyu emretmeye çalışıyor. Klasik tanım ise hoşnutluğu bir istememe biçimi olarak koyuyor. Bir duygu emredilemez; ama bir isteğin fark edilmesi davet edilebilir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışŚauca yalnızca bedensel temizliktir.
Doğrusu

Vyāsa'ya göre bir de zihnin lekelerinin yıkanması olan içsel arınma var.

Yaygın yanlışSantoṣa her koşulu kabullenmektir.
Doğrusu

Klasik tanım eldekinden fazlasını istememek; temel ihtiyaçların karşılanmadığı ya da bir haksızlığın yaşandığı durumu kabullenmek değil.

Yaygın yanlışNiyamaların meyveleri doğrulanmış sonuçlardır.
Doğrusu

Olağanüstü güçler ve tanrılarla buluşma gibi meyveler metnin kendi anlatıları.

Uygulama

Aklında kalsın

Vyāsa'ya göre arınmanın dışsal ve içsel iki yüzü var.

İçsel arınma bir zincir başlatıyor: sattva'nın saflığından benliği görmeye yeterliğe.

Hoşnutluk, eldeki imkânlardan fazlasını istememek.

Üstün mutluluk, susuzluğun sönmesinden doğuyor.

Öbür üç niyama bedende, zihinde ve yoğunlaşmada meyveler veriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste niyamaların iç dönüşümünü gördük. Sekiz uzvun üçüncüsü bedene dönüyor. Bryant'a göre Patañjali bu uzva yalnızca üç kısa sūtra ayırıyor; Harvard çevirisinde bunlardan biri, duruşun çabanın gevşemesiyle ya da sonsuz olan üzerine bir zihinsel dengeyle yetkinleştiğini söylüyor.

Sıradaki ders āsana'yı, prāṇāyāma'yı ve pratyāhāra'yı ele alıyor.

Soru şu: bir duruşu yetkinleştirmenin yolu neden daha fazla çaba değil, çabanın gevşemesi olarak tarif ediliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.