Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Karma birikiminin kökü kleśalarda.
Kabuğundaki pirinç filizlenir, ayıklanmış ya da yanmış olan filizlenmez.
Birikimin üç meyvesi: doğum, ömür ve deneyim.
Vyāsa'ya göre bir yaşamın birikimi ölümde birleşip tek bir doğumu belirliyor.
Karma, kendine bakmak için bir mercek; başkasının acısını açıklamak için değil.
Açılış sahnesi
Bir yoga stüdyosunun bekleme alanında iki öğrenci konuşuyor. Birinin kolu alçıda; kayak yaparken düşmüş. Öteki, iyi niyetle ama biraz fazla emin bir sesle, "Belki eski bir karmadır," diyor. "Her şeyin bir nedeni var."
Kolu alçıda olan öğrenci bir an susuyor. Sonra, kırgın ama sakin, cevap veriyor: "Ben buzlu bir yokuşta dikkatsiz davrandım. Karmam bu kadar."
Bu konuşmaya kulak misafiri olan öğretmen o akşam Yoga Sūtra'nın ikinci bölümünü yeniden açıyor. Karma üzerine sūtraları okurken bir şeyi fark ediyor: klasik yorum karmayı ayrıntılı bir mekanizma olarak anlatıyor, ama bu mekanizmayı bir başkasının başına gelen bir şeyi açıklamak için kullanmıyor. Onu, kişinin kendi zihninin işleyişini anlaması için kuruyor.
Bu ders o mekanizmayı ve onun sınırlarını okuyor.
Bu derste ne olacak
İlk adımda on ikinci sūtranın karma birikimini kleśalara nasıl bağladığını göreceğiz. Sonra on üçüncü sūtranın bu birikimin üç meyvesini ve Vyāsa'nın kabuğundaki pirinç imgesini inceleyeceğiz. Ardından Vyāsa'nın dört seçenekli bir tartışmayla bir yaşamın birikiminin bir sonraki doğumu nasıl biçimlendirdiğini açıklayışını okuyacağız. En sonda karma birikimi ile saṃskāra arasındaki farkı ve karma kavramının bugün nasıl yanlış kullanılabileceğini tartışacağız.
Sıfır noktası
Karmanın farklı geleneklerde nasıl ele alındığını ve Buddha'nın onu niyete bağladığını, Y4 serisinin başlarındaki bir derste tartışmıştık. Y4.47'de ise saṃskāra'yı, her deneyimin zihinde bıraktığı izi tanımış ve Vyāsa'nın hâllerle izlerin birbirini beslediği çark imgesini okumuştuk.
Beş kleśa dizisini Y4.58'de tamamladık. Bu ders o dizinin ürettiği sonuca bakıyor: kleśalar eyleme, eylem de ize dönüşüyor.
Mekanizma
Kökü kleśalarda olan birikim
Sādhana Pāda'nın on ikinci sūtrası Woods'un İngilizcesinde şöyle: karmanın gizil birikiminin kökü kleśalardadır ve görülen ya da görülmeyen bir doğumda hissedilebilir.
Vyāsa bu birikimi açıyor. Woods'un aktarımıyla erdemli ve erdemsiz karmanın gizil birikimi şehvetten, açgözlülükten, yanılgıdan ya da öfkeden doğuyor. Bu birikim ya görülen bir doğumda, yani bu yaşamda, ya da görülmeyen bir doğumda, yani başka bir yaşamda hissediliyor.
Vyāsa iki uç durumdan da söz ediyor. Çok yoğun bir çabayla, örneğin kendini zorlamayla ve yoğunlaşmayla ortaya çıkan ve Īśvara'ya ya da bilgelere saygıyla yetkinleşen birikim, hemen meyve veriyor. Aynı şekilde, korku ya da hastalık içinde sığınmaya gelmiş birine tekrar tekrar gösterilen aşağılama da hemen meyve verebiliyor. Vyāsa bu ikisini geleneğin iki anlatısıyla örnekliyor: insan biçiminden bir tanrı biçimine geçen genç Nandīśvara ve tanrıların prensiyken bir hayvan hâline düşen Nahuṣa.
Kabuğundaki pirinç
On üçüncü sūtra bu birikimin sonuçlarını sayıyor. Harvard çevirisinde kök var oldukça ondan meyve çıkacak: doğum, ömür süresi ve deneyim türü.
Vyāsa bu sūtrayı bir tarım imgesiyle açıyor. Woods'un aktarımıyla pirinç taneleri kabuğunun içindeyken, yanmamış tohumlar olarak filizlenmeye elverişli; ama kabuğundan ayrılmış ya da yanmış tohum filizlenmez. Karma birikimi de kleśaların içindeyken meyve vermeye elverişli; ama kleśalar ayıklandığında ya da ayırt edici bilgiyle yakıldığında birikim artık meyve vermiyor.
Bu imge Y4.54'teki yanık tohum imgesini tamamlıyor. Orada kleśaların kendisi yanık tohuma dönüşüyordu; burada karma birikimi, kleśa kabuğu olmadan filizlenemeyen bir tane. Yani karmayı gidermenin yolu, onu tek tek silmek değil, onu taşıyan kleśaları ayıklamak.
Bir karma, kaç doğum?
Vyāsa on üçüncü sūtranın yorumunda ilginç bir tartışma açıyor. Woods'un aktarımıyla soru şu: bir karma bir doğumun mu nedeni, yoksa birden fazla doğumun mu? Ve birden fazla karma birden fazla doğum mu, yoksa tek bir doğum mu doğuruyor?
Vyāsa dört seçeneği tek tek eliyor. Bir karma bir doğumun nedeni olamaz, çünkü başı olmayan zamandan beri biriken sayısız karma ve bugünkü karma sonuçlarında sınırlı bir sıra izlemezse herkes umutsuzluğa düşer. Bir karma birden fazla doğumun nedeni de olamaz, çünkü o zaman öbür karmalara meyve vermek için zaman kalmaz. Birden fazla karma birden fazla doğumun nedeni de olamaz, çünkü doğumlar aynı anda olamayacağına göre sırayla olmalı ve bu da aynı sorunu doğurur.
Vyāsa'nın vardığı sonuç dördüncü seçenek. Doğumla ölüm arasında biriken, erdemli ya da erdemsiz çeşitli karma birikimleri, bir baskın ve birkaç ikincil parça ilişkisi içinde duruyor. Ölüm anında tek bir itkiyle sıkışıp bir araya geliyor, katı bir biçim alıyor ve yalnızca tek bir doğuma yol açıyor. O doğum ömür süresini de deneyim türünü de aynı birikimden alıyor.
Birikim ve iz: iki ayrı şey
Vyāsa aynı yorumda önemli bir ayrım yapıyor. Karma birikimi, tek bir yaşamla sınırlı; bir sonraki doğumu, ömrü ve deneyimi belirleyen şey o. Ama zihnin bir başka katmanı daha var. Woods'un aktarımıyla anıyı üreten izler, yani vāsanā'lar, başı olmayan bir zamandan beri süregeliyor.
Vyāsa bu katmanı bir imgeyle anlatıyor: zihin, her yandan farklı biçimlerde örülmüş bir balık ağı gibi. Başı olmayan bir zamandan beri, kleśalardan doğan karmanın meyvesinin deneyimiyle oluşan ve düğümlere benzeyen izlerle biçimlenmiş ve her yöne yayılmış.
Bu ayrım Y4.47'deki saṃskāra kavramını inceltiyor. Orada her deneyimin bir iz bıraktığını görmüştük. Burada Vyāsa iki tür iz ayırıyor: bir sonraki doğumu belirleyen karma birikimi ve anıyı, eğilimleri besleyen vāsanā'lar. Birincisi bir yaşamlık bir hesap; ikincisi zihnin uzun bir geçmişten örülmüş dokusu.
Karmanın yanlış kullanımı
Açılış sahnesine dönelim. Bir öğrenci, arkadaşının kırık kolunu "eski bir karma" diye açıkladı. Klasik yorum bu açıklamayı destekliyor mu?
Vyāsa'nın çerçevesi gerçekten de geçmiş yaşamların birikiminin bu yaşamın deneyimini belirleyebileceğini söylüyor. Ama bu çerçeve, bir başkasının acısını açıklamak için değil, kişinin kendi kleśalarını ve eylemlerini anlaması için kuruluyor. On ikinci sūtranın vurgusu kökte, yani kleśalarda: kişinin kendi şehvetinde, açgözlülüğünde, yanılgısında ve öfkesinde.
Yaygın yanlışKarma, başkalarının başına gelen kötülükleri açıklamak için kullanılabilir.
Klasik yorum karmayı kişinin kendi kleśalarını anlaması için bir çerçeve olarak kuruyor; onu bir başkasının acısını açıklamak için kullanmak bir suçlamaya dönüşebilir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Karma'nın klasik çözümlemesi bir muhasebe değil, bir kök çözümlemesi. On ikinci sūtra birikimin kökünü kleśalarda buluyor; on üçüncü sūtra kök var oldukça meyvenin çıkacağını söylüyor; Vyāsa'nın pirinç imgesi ise çözümün kökte olduğunu gösteriyor. Tek tek eylemlerin hesabını tutmak yerine, onları doğuran eğilimleri ayıklamak.
Vyāsa'nın dört seçenekli tartışması, klasik yorumun bir teolojik fikri nasıl sistemli bir akıl yürütmeyle savunduğunu gösteriyor. İlginç olan, eleme gerekçelerinden birinin bir mantık gerekçesi değil, bir pedagoji gerekçesi olması: bir öğreti umutsuzluk üretmemeli. Bu, klasik yorumun kendi öğretisinin insanlar üzerindeki etkisini de hesaba kattığını gösteriyor.
Karma birikimi ile vāsanā arasındaki ayrım ise Y4.47'deki saṃskāra kavramına bir derinlik katıyor. Bir yaşamın hesabı ile zihnin uzun geçmişten örülmüş dokusu farklı şeyler. Balık ağı imgesi, bir öğrencinin kendi tepkilerini anlamasına yardım edebilir; ama usta bir öğretmen bu imgeyi hiçbir zaman bir başkasının acısını açıklamak için kullanmaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışKarma, bir eylemin mekanik bir ödülü ya da cezasıdır.
Klasik yoruma göre karma birikiminin kökü kleśalarda; kleśalar ayıklanınca birikim meyve vermiyor.
Yaygın yanlışHer eylem ayrı bir doğuma yol açar.
Vyāsa'ya göre bir yaşamın birikimi ölümde birleşip tek bir doğumu belirliyor.
Yaygın yanlışKarma birikimi ile saṃskāra aynı şeydir.
Vyāsa bir yaşamlık karma birikimini başı olmayan vāsanā'lardan ayırıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Karma birikiminin kökü kleśalarda.
Kabuğundaki pirinç filizlenir, ayıklanmış ya da yanmış olan filizlenmez.
Birikimin üç meyvesi: doğum, ömür ve deneyim.
Vyāsa'ya göre bir yaşamın birikimi ölümde birleşip tek bir doğumu belirliyor.
Karma, kendine bakmak için bir mercek; başkasının acısını açıklamak için değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste kleśaların eyleme, eylemin de ize dönüştüğünü gördük. Klasik metin bu döngüye karşı ilk somut adımı etik bir disiplin olarak koyuyor. Bryant'a göre sekiz uzvun ilki olan yamalar, zarar vermeme, doğruluk, çalmama, cinsel perhiz ve sahiplenmeme; ve bunlar sınıf, yer, zaman ya da koşula göre istisna tanımayan büyük bir yemin.
Sıradaki ders bu beş yamayı ele alıyor.
Soru şu: bir etik ilke neden "büyük yemin" diye anılıyor ve istisna tanımaması bugün yoga öğrenen biri açısından nasıl okunabilir?