İçeriğe geç

Y4.58·Sādhana Pāda

Abhiniveśa

sıfırdan ileri1.982 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Abhiniveśa, kendi doğasının akıntısıyla sürüp giden ve bilgeyi de kapsayan yaşama isteği.

Vyāsa ondan önceki doğumlar için bir argüman çıkarıyor; argüman tartışmaya açık.

Bryant'a göre ölüm korkusu, gizil ölüm anılarına yaslanıyor.

"Attachment" sözcüğü Bryant'ta rāga'yı, Johnston'da abhiniveśa'yı karşılıyor.

Klasik metin, ilerlemiş bir yoginin bile korkabileceğini kabul ediyor.

Açılış sahnesi

Bir yoga öğretmeni yıllardır meditasyon yapıyor, klasik metinleri okuyor, öğrencilerine geçiciliği ve ayrışmayı anlatıyor. Bir sonbahar günü rutin bir sağlık kontrolünde doktoru ona ek tetkikler istediğini söylüyor. Sonuçlar bir hafta sonra çıkacak.

O hafta öğretmen tuhaf bir şey fark ediyor. Bildiği her şey, okuduğu her metin, anlattığı her ders yerinde duruyor. Ama geceleri uyanıp tavana bakarken içinden yükselen bir korkuyu bu bilgilerin hiçbiri yatıştırmıyor. Korku düşünceden önce geliyor; sanki kendi kendine akıyor.

Sonuçlar temiz çıkıyor. Öğretmen bir sonraki derste öğrencilerine bu haftayı anlatıyor ve bir sūtra okuyor: bilgeyi de esirgemeyen bir kleśa. "Bu sūtrayı yıllardır okuyordum," diyor, "ama ilk kez anladım."

Bu ders o sūtrayı ve onun klasik yorumunu okuyor.

Bu derste ne olacak

Önce dokuzuncu sūtranın beşinci kleśayı nasıl tanımladığını ve onu öbür dördünden ayıran iki özelliği göreceğiz. Sonra Vyāsa'nın bu kleśadan yola çıkarak kurduğu bir argümanı, önceki doğumlar için bir çıkarımı, ve Vācaspati'nin bu argümanı nasıl genişlettiğini okuyacağız. Ardından çevirmenlerin bu kleśa için seçtiği sözcüklerin nasıl birbirine karıştığını inceleyeceğiz. En sonda bu kleśanın neden bilgeleri de kapsadığını ve bunun bir öğrenci için ne anlama geldiğini tartışacağız.

Sıfır noktası

Y4.54'ten bu yana beş kleśayı sırayla inceledik: avidyā tarla, asmitā ilk filiz, rāga ve dveṣa bir anıya yaslanan çekim ve itme. Abhiniveśa listenin sonuncusu.

Y4.16'da karma ve yeniden doğuş tartışmalarını ele almış, bu fikirlerin farklı gelenekler arasında nasıl tartışıldığını görmüştük. Bu derste Vyāsa'nın yeniden doğuş için kurduğu bir argümanla karşılaşacağız; o dersteki ihtiyatlı dili burada da koruyacağız.

Mekanizma

Kendiliğinden akan

Harvard çevirisinde dokuzuncu sūtra şöyle: yaşama isteği, kendi doğasının gücüyle akan, bu biçimiyle bilgelerde bile bulunur.

Vyāsa kleśayı bir iç sesle tanımlıyor. Woods'un çevirisiyle bütün canlılarda kendine yönelik şu özlem durmadan yükseliyor: "Yok olmayayım! Yaşayayım!" Vyāsa'ya göre bu, iyi bilinen yaşama isteği kleśası.

Sūtradaki iki ifade bu kleśayı öbürlerinden ayırıyor. Birincisi "kendi doğasının gücüyle akan": Vācaspati'ye göre bu eğilim izler biçiminde, kendi doğasının gücüyle akıyor ve rastlantısal değil. İkincisi "bilgelerde bile": Vyāsa'ya göre bu korku, söylenemeyecek kadar bilgisiz olanda nasıl görülüyorsa, doğum ve ölüm döngüsünü ve onun son sınırını az çok kavramış bilgelerde de öyle görülüyor.

Önceki doğumlar için bir argüman

Vyāsa bu kleśadan yola çıkarak bir argüman kuruyor. Harvard çevirisiyle bu özlem, içinde ölüm deneyimi barındırmayan birinde doğmaz; bu umudun varlığından öbür doğumların deneyimi açıkça anlaşılıyor. Vyāsa'ya göre bu ölüm korkusu, bu yaşamda algıyla, çıkarımla ya da tanıklıkla elde edilemez; bir yok oluş görüntüsü gibi kendi doğasının gücüyle aktığına göre, ölümün acılarının önceki doğumlarda yaşanmış olduğu sonucunu zorunlu kılıyor.

Vācaspati argümanı bir örnekle genişletiyor. Woods'un çevirisiyle yeni doğmuş bir çocuk bile öldürücü bir şeyi görünce titriyor. Bu yaşamda ölümü ne deneyimlemiş ne çıkarmış ne de duymuş olduğuna göre, bu korku ancak önceki bir doğumda bilinmiş acılardan gelebilir; bu da izler olmadan olmaz, izler de deneyim olmadan olmaz ve bu deneyim bu yaşama ait değil.

Vācaspati argümanın kime yöneldiğini de söylüyor: başka bir doğumun varlığını reddeden bir dinsiz, yani nāstika.

Bryant: gizil anılar

Bryant aynı çıkarımı Y4.56 ve Y4.57'deki koşut yapıya oturtuyor. Maddeye göre önceki sūtralar bir şeye duyulan bağlanmanın ya da tiksintinin o şeyin olumlu ya da olumsuz anılarından kaynaklandığını söylemişti; ölüme duyulan tiksinti de, bu yaşamda gizil ya da bilinçaltında kalmış olsalar bile, kişinin belleğinin geçmiş ölümlere dair hoş olmayan anıları taşıdığını gösteriyor.

Bu, abhiniveśa'yı öbür iki kleśanın ailesine yerleştiriyor. Rāga bir haz anısına, dveṣa bir acı anısına, abhiniveśa ise bu yaşamda hiç hatırlanmayan bir ölüm anısına yaslanıyor. Farkı, anının kaynağının bu yaşamın içinde değil, dışında aranması.

Bir sözcük, iki kleśa

Bu kleśa, çevirmenlerin terim seçimleri açısından ilginç bir tuzak barındırıyor. Woods abhiniveśa'yı "will-to-live", yani yaşama isteği diye çeviriyor. Johnston ise aynı kleśaya "attachment" diyor ve onu, kendi enerjisiyle ileri taşınan, bilgeleri de etkileyen bir yaşam isteği olarak betimliyor.

Ama Bryant "attachment" sözcüğünü önceki kleśalardan birine, rāga'ya veriyor. Yani "attachment" sözcüğü Bryant'ta üçüncü kleśanın, Johnston'da beşinci kleśanın adı.

Yaygın yanlış"Attachment" sözcüğü her kaynakta aynı kleśayı anlatır.
Doğrusu

Bryant bu sözcüğü rāga, Johnston abhiniveśa için kullanıyor; bir İngilizce kaynağı okurken hangi Sanskritçe terimin kastedildiğini kontrol etmek gerekiyor.

Johnston'ın seçiminin bir mantığı var. Ona göre burada istenen yaşam psişik yaşam, psişik benliğin yoğun titreşen yaşamı; duyum ve psişik yaşam isteği kendi enerjisi ve ivmesiyle kendini yeniden üretiyor ve ruhsal insanın özgürleşmesi yerine ölüm ve yeniden doğuş döngüsü doğuyor. Johnston abhiniveśa'yı bir yaşama tutunma olarak okuyor; bu yüzden "attachment" diyor.

Bilgelerde bile

Bu kleśanın en dikkat çekici özelliği, bilgeleri de kapsaması. Vyāsa bunun nedenini açıkça veriyor: ölüm korkusunun ürünü olan bu iz, talihli olanda da talihsiz olanda da aynı. Johnston da aynı noktayı vurguluyor: bu istek, tam bir vazgeçiş bilgeliğine ulaşmamış oldukça, çok bilgelik kazanmış olanlarda da sürüyor.

Bu, öbür kleśalardan farklı bir durum. Rāga ya da dveṣa, bilgiyle ve uygulamayla fark edilir biçimde inceltilebilir. Abhiniveśa ise en derin katmanda duruyor ve bilgiye rağmen varlığını sürdürüyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Abhiniveśa, kleśa listesinin hem sonu hem de en derin katmanı. Avidyā bir tarla, asmitā bir filiz, rāga ve dveṣa bir anıya yaslanan hareketler; abhiniveśa ise bütün bunların altında, bilginin bile kolayca ulaşamadığı bir yerde duran bir akış. Sūtranın "kendi doğasının gücüyle" ifadesi, bu akışın bir düşünceyle başlamadığını, bu yüzden bir düşünceyle de durdurulamayacağını söylüyor.

Vyāsa'nın önceki doğum çıkarımı ise klasik yorumun bir kleśayı nasıl bir felsefi argümana dönüştürdüğünü gösteriyor. Bir psikolojik gözlem, her canlıdaki ölüm korkusu, bir metafizik sonuca, önceki doğumlara, taşınıyor. Usta bir okur bu taşımanın gücünü de sınırını da görüyor: gözlem güçlü, çıkarım ise ikinci öncülün kabul edilmesine bağlı.

Son olarak "bilgelerde bile" ifadesi, bir öğretmenin hem kendi korkusunu hem öğrencilerinin korkusunu dürüstçe konuşabilmesine alan açıyor. Klasik metin, ilerlemiş bir yoginin bile korkabileceğini açıkça kabul ediyor. Bu kabul, yogayı bir korkusuzluk vaadi olarak satmaya karşı en güçlü klasik cevap.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışİlerlemiş bir yogi ölümden korkmaz.
Doğrusu

Dokuzuncu sūtraya göre abhiniveśa bilgelerde bile bulunuyor.

Yaygın yanlışVyāsa'nın argümanı yeniden doğuşu kanıtlar.
Doğrusu

Argüman, ölüm korkusunun başka bir kaynağı olamayacağını varsayıyor; bu varsayım tartışmaya açık.

Yaygın yanlışBütün İngilizce kaynaklar aynı kleśaya aynı adı verir.
Doğrusu

"Attachment" Bryant'ta rāga'nın, Johnston'da abhiniveśa'nın karşılığı.

Uygulama

Aklında kalsın

Abhiniveśa, kendi doğasının akıntısıyla sürüp giden ve bilgeyi de kapsayan yaşama isteği.

Vyāsa ondan önceki doğumlar için bir argüman çıkarıyor; argüman tartışmaya açık.

Bryant'a göre ölüm korkusu, gizil ölüm anılarına yaslanıyor.

"Attachment" sözcüğü Bryant'ta rāga'yı, Johnston'da abhiniveśa'yı karşılıyor.

Klasik metin, ilerlemiş bir yoginin bile korkabileceğini kabul ediyor.

Sonraki derse köprü

Kleśa listesi tamamlandı. Ama klasik yorum burada durmuyor: kleśaların nasıl eyleme dönüştüğünü ve eylemin nasıl iz bıraktığını soruyor. Harvard çevirisinde on ikinci sūtra karmanın izlerinin kökünün kleśalarda olduğunu, on üçüncü sūtra ise bu kök var oldukça onun meyve vereceğini söylüyor.

Sıradaki ders karma ve saṃskāra'yı ele alıyor.

Soru şu: bir eylemin bıraktığı iz neden "tohum" ya da "kök" diye anılıyor ve bu iz hangi meyveleri veriyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.