İçeriğe geç

Y4.51·Samādhi Pāda

Saṃprajñāta/asaṃprajñāta tartışmaları

sıfırdan ileri2.206 kelime15 uygulama örneği≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Saṃprajñāta bir nesnenin bilincinde olunan, asaṃprajñāta olunmayan yoğunlaşma.

Vyāsa dört niteliği eksiltme sırasıyla, Bryant'ın aktardığı gelenek katmanlar boyunca okuyor.

Son iki basamak konusunda yorumcular uzlaşmıyor.

Patañjali nesnesiz hâli adla değil, "öteki" zamiriyle anıyor.

Nesnesiz yoğunlaşma dünya kaynaklı ya da yöntem kaynaklı olabiliyor.

Açılış sahnesi

İki yorum okuru aynı sūtra üzerinde anlaşamıyor. Sūtra kısa: nesnenin bilincinde olunan yoğunlaşma dört biçimde ortaya çıkıyor; kaba ve ince düşünme, sevinç, benlik duygusu.

Birinci okur bu dördünü bir merdiven gibi okuyor: her basamakta bir şey eksiliyor, en sonda yalnızca benlik duygusu kalıyor. İkinci okur ise aynı dördünü bir yolculuk gibi okuyor: dikkat dış nesneden içe doğru, önce duyu araçlarına, sonra bilen özneye kayıyor.

"İkimiz de aynı dört sözcüğü okuyoruz," diyor birinci okur, "ama farklı şeyler görüyoruz." İkinci okur gülümsüyor: "Belki de bu sözcükler zaten iki şekilde okunmaya açık yazılmış."

Masanın öbür ucundan üçüncü biri söze karışıyor: "Asıl merak ettiğim şey başka. Bu dört basamağın ötesindeki hâlin neden bir adı yok?"

Bu ders bu üç soruyu birlikte ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önce birinci bölümün on yedinci ve on sekizinci sūtralarının iki yoğunlaşmayı nasıl ayırdığını göreceğiz. Sonra dört niteliğin iki farklı okumasını karşılaştıracağız: Vyāsa'nın ve Bryant'ın. Ardından adsız ikinci yoğunlaşmanın neden "öteki" diye anıldığını tartışacağız. En sonda on dokuzuncu ve yirminci sūtraların bu ikinci yoğunlaşmayı iki ayrı yoldan nasıl ayırdığını okuyacağız.

Sıfır noktası

Tanım cümlesinde eksik olan bir sözcük, Y4.46'da, yorumcuyu yogayı iki katlı saymaya götürmüştü. Bir önceki derste ise dayanağı olan her basamağın bir tohum taşıdığını gördük ve bir sonraki adımın tohumsuz hâl olduğunu not ettik.

Bu ders o iki katın adlarını veriyor: saṃprajñāta ve asaṃprajñāta. İlki, bir nesnenin bilincinde olunan yoğunlaşma; ikincisi, olunmayan. Ama bu iki adın arkasında bir değil, birkaç tartışma var.

Mekanizma

İki yoğunlaşma

Woods'un çevirisinde on yedinci sūtra, nesnenin bilincinde olunan yoğunlaşmanın kaba ya da ince düşünme, sevinç veya benlik duygusu biçimlerini alarak ortaya çıktığını söylüyor. On sekizinci sūtra ise öbür yoğunlaşmayı tanımlıyor: yalnızca izlerden oluşan ve dalgalanmaların sona ermesini sağlayan pratiği izleyen yoğunlaşma.

Vyāsa'nın ikinci yoğunlaşma hakkındaki açıklaması, Y4.49'la doğrudan bağlantılı. Woods'un çevirisiyle Vyāsa'ya göre bu yoğunlaşmayı sağlayan araç üst tutkusuzluk, çünkü bir dayanağa yönelen pratik bu yoğunlaşmanın aracı olamaz. Bu hâldeki zihin, Vyāsa'nın ifadesiyle, kendisi yokmuş ve hiçbir dayanağı yokmuş gibi görünüyor.

Birinci okuma: eksiltme

Vyāsa dört niteliği önce tek tek tanımlıyor. Woods'un çevirisiyle kaba düşünme, zihnin dayanağına yöneldiğindeki kaba doğrudan deneyimi; ince düşünme, ince doğrudan deneyim; sevinç, mutluluk; benlik duygusu ise benlik ile kişiliğin bir olduğu, kişinin kendisine ait bir duygu.

Sonra bunları bir eksiltme sırasıyla diziyor. Birincisi dördünü birden taşıyor; ikincisinde kaba düşünme çıkarılmış; üçüncüsünde ince düşünme de çıkarılmış ve yalnızca sevinç ile benlik duygusu kalmış; dördüncüsünde sevinç de çıkarılmış ve yalnızca benlik duygusu kalmış. Vyāsa'ya göre bunların hepsinin üzerinde durduğu bir nesne var.

İkinci okuma: katmanlar

Bryant aynı dört niteliği başka bir çerçeveyle açıklıyor. Y4.50'de tanıdığımız bilginin üç ögesini kullanıyor. Maddeye göre ilk iki basamakta, kaba ve ince düşünmede, zihnin sabitlendiği şey dıştaki bir nesne, yani kavranan. Üçüncü basamakta, sevinçte, yogi farkındalığını duyu nesnelerinden duyu araçlarının kendisine, kavrama aracına kaydırıyor. Dördüncü basamakta ise kavrama aracının da ötesine geçip kavrayana, buddhi'ye, puruṣa'ya en yakın prakṛti örtüsüne ulaşıyor.

Bryant bu okumaya bir gerekçe de ekliyor: sevinç basamağında dayanak zihnin kendisi, ve sattva, ahaṃkāra'da ve buddhi'de baskın olduğu ve sattva mutluluğun kaynağı olduğu için Patañjali bu basamağa sevinçli yoğunlaşma diyor.

Bryant bu okumanın tek okuma olmadığını açıkça söylüyor. Maddeye göre son iki basamağın, sevincin ve benlik duygusunun, tam doğası konusunda yorumcular arasında bir uzlaşı yok; bu, madde açısından, böyle hâllerin deneyimsel olduğunu ve akademik sınıflandırmaya kolayca uymadığını gösteriyor. Bryant'ın verdiği okuma, en sık karşılaşılan okuma.

Yaygın yanlışDört niteliğin tek bir yerleşik yorumu vardır.
Doğrusu

Bryant'a göre son iki basamak konusunda yorumcular uzlaşmıyor; Vyāsa'nın eksiltme okuması ile Bryant'ın aktardığı katman okuması aynı sūtrayı farklı biçimlerde düzenliyor.

Adsız "öteki"

On sekizinci sūtranın başındaki sözcük dikkat çekici. Woods'un çevirisi onu "the other", yani "öteki" diye veriyor. Bryant bu seçimin bir anlamı olduğunu düşünüyor: nesneli yoğunlaşmanın dört hâli zihni çeşitli biçimlerde işin içine katıyordu; asaṃprajñāta ise zihnin ötesinde ve bu yüzden düşüncenin ve sözün de ötesinde. Maddeye göre Patañjali, belki de bunu vurgulamak için, betimleyici bir terim yerine basit bir zamir kullanıyor ve bu hâli bütün betimleyici kategorilerin ve adlandırmaların ötesinde bir hâl olarak işaret ediyor.

"Belki de" ifadesi önemli. Bryant bir niyet iddiasında bulunmuyor, bir okuma öneriyor. Bir zamirin seçilmesi, bir sūtra metninin kısalık alışkanlığından da kaynaklanıyor olabilir; Y4.40'ta sūtraların önceki sūtralara yaslanarak yazıldığını görmüştük.

Bryant'ın aktarımıyla yorumcular bu hâlde puruṣa'nın zihin dahil hiçbir şeyi nesne edinmediğini söylüyor ve hâli Samādhi Pāda'yı kapatan sūtradaki nirbīja, yani tohumsuz yoğunlaşma ile özdeş sayıyor. Madde bu noktada bir sayım da veriyor: nesneli yoğunlaşmanın alt bölümleriyle birlikte altı basamağı ve bunlara eklenen asaṃprajñāta ile birlikte, Patañjali'nin sisteminde açıkça dile getirilen yedi samādhi basamağı.

İki yoldan gelen asaṃprajñāta

On dokuzuncu ve yirminci sūtralar tartışmaya bir katman daha ekliyor. Woods'un çevirisiyle on dokuzuncu sūtra, dünya kaynaklı nesnesiz yoğunlaşmanın bedensizlere ve bedenleri ilk maddeye karışmış olanlara ait olduğunu söylüyor. Vyāsa'ya göre bu varlıklar bir tür yarı özgürleşme yaşıyor, ama izlerinin meyvesi olgunlaşıp tükenince dünyaya geri dönmek zorunda kalıyorlar.

Vācaspati bu "dünya" sözcüğünü cehalet olarak açıklıyor ve bu varlıkların benliği benlik olmayanda, öğelerde, duyu organlarında ya da ilk maddede bulduklarını söylüyor. Y4.49'da bildirilen nesneler arasında sayılan bedensiz hâl ve ilk maddeye karışma burada yeniden karşımıza çıkıyor.

Yirminci sūtra öbür yolu tarif ediyor. Woods'un çevirisiyle yogilerin ulaştığı nesnesiz yoğunlaşma inancı, enerjiyi, dikkatli farkındalığı, yoğunlaşmayı ve içgörüyü izliyor. Vyāsa bu sırayı bir zincir gibi açıyor: inanç iyi bir anne gibi yogiyi koruyor; inanan ve ayırt etmeyi hedef edinen yogiye enerji geliyor; enerjiyle farkındalık, farkındalıkla yoğunlaşma, yoğunlaşmayla da ayırt edici içgörü doğuyor.

Woods bu listeye bir dipnot düşüyor: bu beşli, Pāli metinlerinde Buda'nın öğrettiği beş niteliğin adlarıyla aynı; Woods Majjhima Nikāya'dan bir yere ve Visuddhimagga'daki "güçlerin dengesi" bölümüne gönderme yapıyor. Bu, Y4.44'te tartıştığımız ortak sözcük dağarcığının somut bir örneği; ama Y4.20'deki merdivene göre bir benzerlik, bir aktarım kanıtı değil.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bu dersin asıl dersi, iki tartışmanın farklı türde olması. Dört niteliğin okunması bir yorum tartışması: aynı sūtrayı Vyāsa bir eksiltme sırası, Bryant'ın aktardığı gelenek bir katman yolculuğu olarak düzenliyor. İki okuma birbirini yanlışlamıyor; farklı sorular soruyor. Adsız "öteki" ise bir dil tartışması: bir metnin en yüksek hâli adlandırmaması, bir kısalık alışkanlığı da olabilir, bilinçli bir seçim de.

On dokuzuncu ve yirminci sūtraların ayrımı ise en pratik olanı. Nesnesiz görünen her hâl aynı değil; bir kısmı yalnızca geçici bir çekilme, izler olduğu yerde bekliyor. Bu ayrım, bir öğretmenin öğrencisinin derin bir sessizlik deneyimini hemen "en yüksek hâl" diye etiketlemekten kaçınması için klasik bir gerekçe sunuyor.

Son olarak Woods'un Pāli dipnotu, bu dersin tartışmalarının Yoga Sūtra'nın içinde kapalı kalmadığını hatırlatıyor. Aynı sözcükler başka bir geleneğin metinlerinde de dolaşıyor; bir öğrenci bu sözcükleri okurken, onların hangi çerçevede anlam kazandığını her seferinde yeniden sormalı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışAsaṃprajñāta, derin bir sessizlik ya da boşluk deneyimidir.
Doğrusu

Bryant'a göre bu hâl zihnin ve sözün ötesinde; gündelik bir boşluk deneyimiyle eşitlenemiyor.

Yaygın yanlışNesnesiz görünen her yoğunlaşma özgürleştiricidir.
Doğrusu

On dokuzuncu sūtraya göre dünya kaynaklı bir tür, izler tükenince geri dönüşle bitiyor.

Yaygın yanlışYedi basamak sayımı metnin kendisinde açıkça yazar.
Doğrusu

Bu sayım Bryant'ın aktardığı bir düzenleme; başka yorumcular farklı sayabilir.

Uygulama

Aklında kalsın

Saṃprajñāta bir nesnenin bilincinde olunan, asaṃprajñāta olunmayan yoğunlaşma.

Vyāsa dört niteliği eksiltme sırasıyla, Bryant'ın aktardığı gelenek katmanlar boyunca okuyor.

Son iki basamak konusunda yorumcular uzlaşmıyor.

Patañjali nesnesiz hâli adla değil, "öteki" zamiriyle anıyor.

Nesnesiz yoğunlaşma dünya kaynaklı ya da yöntem kaynaklı olabiliyor.

Sonraki derse köprü

Yirminci sūtra yogilerin yolunu inançla başlayan beş halkalı bir zincir olarak tarif etti. Birkaç sūtra sonra metin bir "ya da" ile başka bir yol açıyor: Īśvara'ya adanmışlık. Ardından Īśvara'yı özel bir benlik olarak tanımlıyor ve onu belirten sesi, praṇava'yı adlandırıyor.

Sıradaki ders Īśvara ve praṇava'yı ele alıyor.

Soru şu: metin bu özel benliği nasıl tanımlıyor ve onu bir sesle anmak neden bir yoğunlaşma yolu sayılıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.