Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Tanım cümlesi citta, vṛtti ve nirodha sözcüklerinden kuruluyor.
Johnston "birlik" diyor; klasik yorum sözcüğü yoğunlaşmaya bağlıyor.
Vyāsa'ya göre "hepsi" sözcüğünün yokluğu tanımı genişletiyor.
Yorum zihnin beş evresinden yalnızca son ikisini yoga sayıyor.
Tanım, üçüncü ve dördüncü sūtralarla birlikte tamamlanıyor.
Açılış sahnesi
Bir stüdyonun giriş duvarında büyük harflerle bir cümle yazıyor: "Yoga birliktir." Altında küçük harflerle bir kaynak notu var: Yoga Sūtra, birinci bölüm, ikinci sūtra.
Kayıt olalı iki hafta olmuş bir öğrenci bu cümleyi merak edip aynı sūtrayı internette arıyor. Karşısına iki farklı İngilizce cümle çıkıyor. Birinde gerçekten "union", yani "birlik" sözcüğü var. Ötekinde bu sözcük hiç yok; onun yerine "zihin-maddesinin dalgalanmalarının dizginlenmesi" gibi, ilk bakışta hiç de duvara yazılacak kadar çekici olmayan bir ifade duruyor.
Öğrenci ertesi hafta öğretmenine soruyor: "Duvardaki cümle yanlış mı?" Öğretmen bir süre düşünüyor ve "Yanlış değil ama tek başına eksik," diyor. "Hangi eksik, onu birlikte bulalım."
Bu ders o eksikliği arıyor.
Bu derste ne olacak
Samādhi Pāda'ya, Yoga Sūtra'nın birinci bölümüne giriyoruz. İlk olarak tanım cümlesinin Sanskritçe sözcüklerine ve bunların Bryant'ın maddesindeki karşılıklarına bakacağız. Sonra aynı cümleyi kursun iki tam çevirisiyle karşılaştıracağız. Ardından klasik yorumun bu cümle hakkında söylediği iki önemli şeyi okuyacağız: "yoga" sözcüğünün hangi kökten geldiği ve sūtrada bulunmayan bir sözcüğün anlamı. En sonda tanım cümlesinin, onu izleyen iki sūtrayla birlikte nasıl bir bütün oluşturduğunu göreceğiz.
Sıfır noktası
Bu sūtraya kurs boyunca birkaç kez dokunduk. Y3.68'de kaynak paketinin aynı cümle için verdiği farklı Türkçe karşılıkları gördük; Y3.69'da Johnston'ın çevirisinin "birlik" ve "ruhsal bilinç" sözcüklerini bu karşılıklarda olmayan bir vurgu olarak okuduk. Y4.43'te citta'yı, Y4.45'te ise Woods'un çevirisini ve köşeli ayraçlarını tanıdık.
Bu ders o parçaları bir araya getiriyor ve ilk kez klasik yorumun, yani Vyāsa'nın ve Vācaspati Miśra'nın, bu cümle hakkında ne söylediğini okuyor. Yorumları Woods'un İngilizcesinden aktarıyoruz.
Mekanizma
Dört sözcüklük bir tanım
Bryant'ın maddesi tanım cümlesini Sanskritçe çekirdeğiyle veriyor: citta vṛtti nirodha. Madde bunu İngilizceye citta'nın bütün hâllerinin durdurulması diye aktarıyor. Cümlenin başında bir de "yoga" sözcüğü var; tanım, yoganın ne olduğunu bu üç sözcükle söylüyor.
Üç sözcüğün ilkini Y4.43'te tanımıştık: üç bilişsel işlevi tek bir zihinde toplayan terim. İkincisi olan vṛtti'yi Bryant, Yoga Sūtra'da sık geçen ve esasen herhangi bir duyusal izlenimi, düşünceyi, fikri, bilişi, zihinsel etkinliği ya da bilinçli zihin hâlini anlatan bir terim olarak tanımlıyor. Vṛtti türlerini bir sonraki derste ayrıca ele alacağız.
Üçüncü sözcük tanımın ağırlığını taşıyor.
Aynı cümle, üç dil
Şimdi üç çeviriyi yan yana koyalım. Bryant'ın aktarımında tanım, citta'nın bütün hâllerinin durdurulması. Woods'un çevirisinde yoga, zihin-maddesinin dalgalanmalarının dizginlenmesi. Johnston'ın cümlesi ise başka bir yerden başlıyor: ona göre ulaşılan şey birlik, ulaştıran şey de sürekli biçim değiştiren psişik doğayı denetim altına almak.
İlk iki çeviri aynı yapıyı koruyor: bir zihin, onun hâlleri ve bu hâllerin durdurulması. Johnston ise cümlenin yapısını değiştiriyor. Onun cümlesinde tanımın öznesi "birlik" oluyor ve denetim bir hedefe ulaşmanın aracına dönüşüyor.
Johnston bu seçimini birinci sūtranın açıklamasında gerekçelendiriyor. Ona göre birlik, burada da Hindistan'ın kutsal metinlerinin her yerinde olduğu gibi, bireysel ruhun Üst Ruh'la birliği anlamına geliyor. Johnston "Union" sözcüğünü bu inançla seçiyor.
Birlik mi, yoğunlaşma mı?
Klasik yorum geleneği bu noktada başka bir yöne gidiyor. Woods'un çevirisinde Vyāsa'nın ilk sūtraya yazdığı yorum, geçici bir tanım olarak yoganın samādhi, yani yoğunlaşma olduğunu söylüyor.
Vācaspati Miśra bunu bir dil bilgisi tartışmasıyla açıyor. Woods'un aktarımıyla Vācaspati'ye göre "yoga" sözcüğü, yuj kökünün yoğunlaşma anlamındaki biçiminden türetiliyor; aynı kökün birleşme anlamındaki biçiminden değil.
Bu, açılış sahnesindeki duvar cümlesi için önemli bir bilgi. "Yoga birliktir" okuması yaygın ve Johnston gibi çevirmenlerce benimsenmiş bir okuma. Ama bu kursun kaynakları arasında, Yoga Sūtra'nın klasik yorum geleneği sözcüğü açıkça yoğunlaşmaya bağlıyor.
Yaygın yanlışYoga sözcüğü her bağlamda "birlik" anlamına gelir.
Woods'un aktardığı Vācaspati açıklamasına göre Yoga Sūtra'nın klasik yorumu sözcüğü birleşme değil yoğunlaşma anlamındaki kökten türetiyor.
Sūtrada olmayan sözcük
Vyāsa'nın ikinci sūtraya yazdığı yorum, kısa ama çok önemli bir gözlemle açılıyor. Woods'un çevirisiyle Vyāsa, dalgalanmalardan önce "hepsi" sözcüğünün kullanılmamasıyla, nesnenin bilincinde olunan yoğunlaşmanın da yoga adı altına alındığını söylüyor.
Bu cümle, bir sözcüğün yokluğunun anlamlı olabileceğini gösteriyor. Sūtra "bütün hâllerin durdurulması" demiyor; yalnızca "hâllerin durdurulması" diyor. Vyāsa'ya göre bu, bazı zihin hâllerinin sürdüğü, ama zihnin bir nesneye yöneldiği yoğunlaşma türlerinin de tanımın içinde kalmasını sağlıyor. Yorum bu nedenle yogayı iki katlı sayıyor: nesnenin bilincinde olunan ve olunmayan yoğunlaşma.
Burada ilginç bir karşılaşma var. Bryant'ın maddesi tanımı İngilizceye aktarırken "bütün" sözcüğünü kullanıyor: citta'nın bütün hâllerinin durdurulması. Bu, Bryant'ın bir hatası olarak değil, metnin nihai hedefini öne çıkaran bir özet olarak okunabilir; Y4.42'de gördüğümüz gibi Bryant birinci bölümün hedefini içeriksiz farkındalık olarak tanımlıyor. Ama klasik yorum, tanımın kendisinin daha geniş olduğunu özellikle vurguluyor.
Zihnin beş hâli
Vyāsa'nın ilk sūtraya yazdığı yorum, tanımın hangi zihin durumlarına uygulandığını da sınırlıyor. Woods'un çevirisiyle Vyāsa zihnin beş evresini sayıyor: huzursuz, sersemlemiş, dağınık, tek bir amaca yönelmiş ve dizginlenmiş.
Vyāsa'ya göre ilk ikisinin yogayla ilgisi yok; dağınık zihindeki yoğunlaşma ise zaman zaman karşıt dağınıklıkların etkisine yenildiği için gerçek anlamda yoga sayılamaz. Yoga, zihin tek bir amaca yöneldiğinde ve dizginlendiğinde söz konusu oluyor. Vācaspati bu sınırlamayı bir benzetmeyle açıklıyor: ateşe düşüp birkaç an orada kalmış bir tohum, sonra ekilse bile filizlenemez.
Tanım üç sūtralık bir bütün
Tanım cümlesi tek başına durmuyor. Woods'un çevirisinde üçüncü sūtra, o zaman görenin, yani benliğin, kendinde kaldığını söylüyor. Dördüncü sūtra ise başka zamanlarda benliğin dalgalanmalarla aynı biçimi aldığını ekliyor. Johnston aynı iki sūtrayı, görenin kendi doğasında bilince gelmesi ve daha önce psişik doğanın etkinliklerine dolanmış olması diye veriyor.
Üçlü, Sāṃkhya bölümünden tanıdık bir resmi yogaya taşıyor. Y4.37'de gördüğümüz görenin görülene dalması, dördüncü sūtrada kendi adıyla karşımıza çıkıyor; ayırt edici bilgi ise üçüncü sūtradaki görenin kendinde kalmasıyla yankılanıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir tanım cümlesi, bir metnin bütün okumasını yönlendiriyor. "Yoga birliktir" diye başlayan bir okur, metnin geri kalanında bir birleşme arıyor; "yoga zihin hâllerinin dizginlenmesidir" diye başlayan bir okur ise bir disiplin, bir yöntem arıyor. Aynı dört sözcük, iki farklı yolculuğun kapısını açabiliyor.
Klasik yorum geleneği bu kapıyı belirli bir yönde açıyor: sözcüğü yoğunlaşmaya bağlıyor, tanımı iki katlı sayıyor ve yalnızca belirli zihin durumlarını yoga olarak tanıyor. Bu bir sonuç değil, bir okuma; ama Y4.41'de gördüğümüz gibi, bin beş yüz yıllık bir geleneğin ortak okuması.
Usta bir okur tanım cümlesini bu yüzden her zaman iki soruyla okuyor: bu çeviri hangi sözcükleri eklemiş ya da çıkarmış, ve bu cümle hangi sūtralarla birlikte okunmalı? Tek başına alıntılanan bir tanım, tek başına okunan bir sūtra kadar eksik kalıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYoga Sūtra yogayı "birlik" diye tanımlar.
Tanım zihin hâllerinin durdurulmasından söz ediyor; "birlik" bir çevirmenin eklemesi.
Yaygın yanlışTanım bütün düşüncelerin tamamen durmasını ister.
Vyāsa'ya göre "hepsi" sözcüğünün yokluğu, bir nesneye yönelen yoğunlaşmayı da tanımın içinde tutuyor.
Yaygın yanlışTanım cümlesi kendi başına yeterlidir.
Tanım ancak üçüncü ve dördüncü sūtralarla birlikte tamamlanıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Tanım cümlesi citta, vṛtti ve nirodha sözcüklerinden kuruluyor.
Johnston "birlik" diyor; klasik yorum sözcüğü yoğunlaşmaya bağlıyor.
Vyāsa'ya göre "hepsi" sözcüğünün yokluğu tanımı genişletiyor.
Yorum zihnin beş evresinden yalnızca son ikisini yoga sayıyor.
Tanım, üçüncü ve dördüncü sūtralarla birlikte tamamlanıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste tanım cümlesinin üç sözcüğünden ikisini, citta'yı ve nirodha'yı yakından okuduk; ortadaki sözcüğü, vṛtti'yi ise yalnızca genel bir tanımla bıraktık. Bryant'ın maddesi bu sözcüğün kapsadığı hâlleri beş türe ayırıyor ve her birini ayrıca adlandırıyor.
Sıradaki ders bu beş vṛtti'yi ele alıyor.
Soru şu: zihnin hâllerini beş türe ayırmak neden gerekiyor ve bu türlerden hangisi, durdurulması en şaşırtıcı olanı?