Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir çeviri, hangi yorumla birlikte basıldığıyla birlikte okunur.
Woods'a göre puruṣa'yı "soul" diye çevirmek okuru yanıltıyor.
Köşeli ayraç, çevirmenin eklediği sözcükleri görünür kılar.
Rahat okunan bir çeviride rahatlığın kaynağını sor.
Bir sūtrayı numarasıyla birlikte ilk sözcükleriyle an.
Açılış sahnesi
Bir çalışma halkası ikinci bölümün kırkıncı sūtrasını okuyor. Masada iki İngilizce çeviri açık, ikisi de yirminci yüzyılın başından.
Birinci çeviri sūtrayı yumuşak bir dille veriyor: arınmayla insanın kendi bedensel yaşamından bir geri çekilme, başkalarının bedensel yaşamına duyulan tutkunun sona ermesi gelir. İkinci çeviri aynı sūtrayı sert bir dille veriyor: temizliğin sonucu olarak insanın kendi bedenine karşı bir tiksinti ve başkalarıyla temasın kesilmesi.
Halkadaki bir katılımcı ikinci cümleyi okuyunca susuyor. Yıllardır kendi bedeniyle barışmaya çalıştığını, yogaya da bunun için geldiğini söylüyor. "Bu gerçekten metinde mi yazıyor?" diye soruyor.
Masadaki kimse bu soruya hemen cevap veremiyor. İki çevirinin hangisinin metne daha yakın olduğunu bilmek için Sanskritçe bilmek gerekiyor; ama hangisinin bir okuru nasıl etkileyeceğini görmek için yalnızca iki cümleyi yan yana koymak yetiyor.
Bu derste ne olacak
Önce masadaki ikinci çeviriyi, James Haughton Woods'un çevirisini tanıyacağız ve onun çeviri üzerine yazdığı önsözü okuyacağız. Sonra Woods ile Johnston'ı birkaç sūtrada yan yana koyup çeviri sorunlarını dört başlıkta toplayacağız: tanıdık bir ad giydirilen kavramlar, çevirmenin eklediği sözcükler, sertliği törpülenen cümleler ve sūtraların numaralandırılması. En sonda bütün bunların bir Türkçe okur için ne anlama geldiğine bakacağız.
Sıfır noktası
Y3.69'da telif uygun bir çeviri seçmenin ölçütlerini, çeviri seçimi ve yorum katmanı kavramlarını, karşılaştırmalı okumayı tanımıştık. O ders tek bir çeviriyi kaynak paketinin kısa tanımlarıyla karşılaştırıyordu. Y4.42'de ise Johnston'ın bölüm başlıklarının kendi okumasını taşıdığını, Y4.44'te de citta ile puruṣa için seçtiği sözcüklerin bir felsefi argümanı nasıl bir iç yolculuk diline taşıdığına değinmiştik.
Bu ders ilk kez iki tam çeviriyi karşı karşıya getiriyor ve iki çevirmenin kendi seçimleri hakkında ne söylediğini de okuyor.
Mekanizma
İkinci çeviri: Woods
Woods'un çevirisi bin dokuz yüz on dörtte Harvard Oriental Series'in on yedinci cildi olarak yayımlandı; Internet Archive'da serbestçe okunabiliyor. Kitabın başlık sayfası neyi içerdiğini açıkça söylüyor: Patañjali'nin sūtraları, Vyāsa'ya atfedilen yorum ve Vācaspati Miśra'nın Tattva-vaiśāradī adlı açıklaması, üçü birlikte, Sanskritçeden çevrilmiş olarak.
Bu, Johnston'dan temelden farklı bir paket. Johnston sūtraların altına kendi açıklamalarını yazıyor; Woods ise sūtraları Y4.41'de tanıdığımız klasik yorum geleneğiyle birlikte veriyor. İki çeviri aynı metni iki farklı yorum katmanıyla okura ulaştırıyor.
Woods önsözünde çevirinin zorluğunu saklamıyor. Bir düzine okumadan sonra bile bazı paragrafların anlamının tam açık olmadığını yazıyor; tek tek teknik terimlerin, genel anlamları yüzeyde açık olsa da, çok daha inatçı olduğunu ekliyor ve bu çözülemeyen kalıntıyı kaçınılmaz buluyor.
Tanıdık ad giydirilen kavramlar
Woods'un önsözündeki en keskin cümle terimlerin çevirisi hakkında. Ona göre Batı filozoflarınınkine benzemeyen incelikleri olan bir sistem, kendine özgü kavramları bizim dil alışkanlıklarımıza uygun ama sık kullanımdan yıpranmış ödünç adlar altında dolaşmaya zorlandığında ağır biçimde zarar görüyor.
Örneği de açık: Woods'a göre puruṣa her "soul", yani "ruh" diye çevrildiğinde her psikolog ve metafizikçi yanıltılmış oluyor; sözlüğümüzde bir karşılığı yok. Woods "Self", yani "benlik" karşılığının yanlış anlamaya daha az yol açtığını düşünüyor.
Bu cümle Johnston'ın çevirisinin tam kalbine dokunuyor. Johnston'ın bölüm başlıklarında, açıklamalarında ve sūtralarında "Soul" sözcüğü sık sık geçiyor. İki çevirmen aynı dönemde, aynı dilde, aynı kavram için bilinçli olarak farklı yollara gidiyor.
Woods aynı titizliği başka terimlere de uyguluyor. Avidyā'nın biçimce olumsuz olduğunu ama olumsuz değil olumlu bir fikri anlattığını vurguluyor. Guṇa için "constituent" yerine "aspect" karşılığını yeğliyor ve sattva, rajas ve tamas'ı, yarı anlamsız köken eşleştirmeleriyle yetinilmedikçe çevrilemez buluyor.
Yaygın yanlışBir terimin en bilinen karşılığı onun en doğru karşılığıdır.
Woods'a göre puruṣa için yaygın "soul" karşılığı okuru yanıltıyor; kimi terimler için hiçbir tek sözcük yeterli değil.
Aynı sūtra, iki dil
Sorunu somut görmek için iki çeviriyi birkaç sūtrada yan yana koyalım.
İkinci bölümün ilk sūtrasında Johnston'ın üçlüsü bir ateşten, kutsal metinlerin okunmasından ve Usta'ya bütünüyle boyun eğmekten söz ediyor. Woods aynı üç uygulamayı kendini zorlama, çalışma ve Īśvara'ya adanmışlık diye veriyor. Johnston'ın "Usta"sı bir öğretmen figürünü çağırıyor; Woods terimi çevirmeden bırakıyor.
İkinci bölümün otuzuncu sūtrasında Johnston yamaları "Buyruklar" başlığı altında zarar vermeme, doğruluk, çalmamak, kirlilikten ve açgözlülükten kaçınmak olarak sayıyor. Woods ise aynı listeyi "kaçınmalar" diye veriyor: zarar vermekten, yalandan, hırsızlıktan, cinsel taşkınlıktan ve hediye kabul etmekten kaçınma. Dördüncü ve beşinci maddelerde iki çeviri neredeyse başka şeylerden söz ediyor gibi. Johnston'ın açıklaması listeyi Budist öğütlerle ve Pavlus'un buyruklarıyla karşılaştırıyor; Woods'un paketinde ise listeyi klasik yorumcular açıyor.
Çevirmenin eklediği sözcükler
Woods önsözünde bir çeviri alışkanlığını da açıklıyor: cümle biçiminin eksik olduğu her yerde, bildirme cümlesi kurmak için gereken sözcükleri köşeli ayraç içinde eklediğini söylüyor. Sūtralar çoğu zaman yüklemsiz, kısaltılmış cümlelerle yazıldığı için bu ayraçlar çevirinin her yerinde karşımıza çıkıyor.
Birinci bölümün yirmi üçüncü sūtrası buna iyi bir örnek. Woods cümleyi "Ya da [yoğunlaşmaya] Īśvara'ya adanmışlıkla ulaşılır" diye veriyor. Johnston'ın cümlesi de seçenek bildiren bağlaçla başlıyor, ama devamında ruhsal bilincin Usta'ya gönülden hizmet edilerek kazanılabileceğini söylüyor. Bryant'ın aktardığı Sanskritçe sūtra yalnızca iki sözcükten oluşuyor: Īśvara'ya adanmışlıktan ve "ya da". Neye ulaşıldığını söyleyen sözcük sūtrada yok; Woods onu ayraçla ekliyor, Johnston'ın "ruhsal bilinç" sözcükleri ise hiçbir işaretle ayrılmıyor.
Bu küçük işaret büyük bir fark yaratıyor. Ayraçsız bir çeviride okur, çevirmenin tamamladığı yeri metnin kendisi sanabiliyor. Sūtra biçiminin Y4.40'ta gördüğümüz yoğunluğu düşünülünce, her çeviri bir miktar tamamlama yapmak zorunda; soru, bu tamamlamanın okura gösterilip gösterilmediği.
Törpülenen sertlik
Açılış sahnesindeki sūtraya dönelim. Johnston ikinci bölümün kırkıncı sūtrasını, arınmayla kendi bedensel yaşamından bir geri çekilme ve başkalarının bedensel yaşamına duyulan tutkunun sona ermesi olarak veriyor. Woods ise temizliğin sonucu olarak insanın kendi bedenine tiksinti duyması ve başkalarıyla temasın kesilmesi diyor.
Hangisinin Sanskritçeye daha yakın olduğunu bu ders söyleyemiyor; bu kursun kaynakları bu sūtranın sözcük sözcük incelemesini vermiyor. Ama bir ilke söylenebilir: bir çeviri ne kadar rahat okunuyorsa, o rahatlığın metinden mi yoksa çevirmenden mi geldiğini sormak o kadar gerekli.
Kaç sūtra?
Son sorun en sessiz olanı. Y4.42'de Johnston'ın numaralandırmasını sayıp yüz doksan beşe ulaşmıştık ve Bryant da bu sayıyı veriyordu. Bu kez ikincil bir özet, İngilizce Wikipedia maddesi, sayının herkes için aynı olmadığını aktarıyor: Vyāsa'ya ve Krishnamacharya'ya göre yüz doksan beş, aralarında B. K. S. Iyengar'ın da bulunduğu başkalarına göre yüz doksan altı.
Bu fark tek bir sūtra kadar küçük görünse de pratik bir sonucu var. Bir kitapta "üçüncü bölüm, şu numaralı sūtra" diye anılan bir cümle, başka bir baskıda bir numara kaymış olabilir. Bir sūtrayı anarken numarasıyla birlikte ilk birkaç sözcüğünü de vermek bu kaymaya karşı basit bir güvence.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir çeviri tek bir karardan değil, birbirine bağlı bir karar dizisinden oluşuyor: hangi yorumla birlikte basılacağı, hangi terimlerin çevrileceği, hangi sözcüklerin ekleneceği ve bu eklemelerin gösterilip gösterilmeyeceği, sert cümlelerin nasıl karşılanacağı. Woods bu kararların birçoğunu önsözünde açıkça söylüyor; Johnston ise kararlarını açıklamalarının içinde, dolaylı olarak veriyor. Açıkça söylenmiş bir karar, okura itiraz etme imkânı tanıyor.
Usta bir okur bu yüzden bir çeviriyi "iyi" ya da "kötü" diye değil, "ne kadar görünür" diye tartıyor. Kendi seçimlerini gösteren bir çeviri, okuru metne yaklaştırmasa bile metinle çeviri arasındaki mesafeyi görünür kılıyor. Görünür mesafe, görünmez mesafeden daha az yanıltıcı.
Bir Türkçe okur için sorun bir kat daha derin: çoğu zaman bir İngilizce çevirinin Türkçe çevirisini okuyor. Johnston'ın "Soul" sözcüğü Türkçeye "ruh" olarak geçtiğinde, Woods'un uyardığı kılık değiştirme iki dilden geçerek iki kez yaşanıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışİki iyi çeviri aynı cümleyi verir.
Aynı dönemden iki ciddi çeviri, yama listesinde ve ikinci bölümün kırkıncı sūtrasında belirgin biçimde ayrışıyor.
Yaygın yanlışDaha rahat okunan çeviri metne daha sadıktır.
Rahatlığın kaynağı metin de olabilir, çevirmen de.
Yaygın yanlışSūtra numarası her baskıda aynı cümleyi gösterir.
Sayım baskıdan baskıya bir sūtra kadar değişebiliyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Bir çeviri, hangi yorumla birlikte basıldığıyla birlikte okunur.
Woods'a göre puruṣa'yı "soul" diye çevirmek okuru yanıltıyor.
Köşeli ayraç, çevirmenin eklediği sözcükleri görünür kılar.
Rahat okunan bir çeviride rahatlığın kaynağını sor.
Bir sūtrayı numarasıyla birlikte ilk sözcükleriyle an.
Sonraki derse köprü
Bu derste iki çeviriyi yama listesinde, adanmışlık sūtrasında ve bedenle ilgili bir sūtrada karşılaştırdık; en ünlü sūtraya ise hiç dokunmadık. Yoga Sūtra'nın yogayı tanımlayan cümlesi, Johnston'da "birlik" sözcüğüyle açılıyor, Woods'ta ise başka bir yönde ilerliyor.
Sıradaki ders Samādhi Pāda'ya giriyor ve o tanım cümlesini çevirileriyle birlikte ele alıyor.
Soru şu: yoganın tanımını veren tek bir sūtra, farklı çevirilerde ne kadar farklı bir yoga tarif edebilir?