Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Dördüncü bölümün bazı sūtraları bir karşı görüşe cevap veriyor.
Metin muhatabın adını vermiyor; kimliği bir akademik çıkarım.
Akademisyenler muhatabı çoğunlukla Vasubandhu'nun Vijñānavāda okuluyla ilişkilendiriyor.
İki gelenek terimleri paylaşıyor ama benliğin varlığında ayrılıyor.
Bu konudaki ayrıntıların çoğu ikincil bir özetten geliyor.
Açılış sahnesi
Bir okuma grubu Yoga Sūtra'nın dördüncü bölümüne geldiğinde havası değişiyor. İlk üç bölümde sūtralar bir öğretmenin sesiyle konuşuyordu: şunu yap, şu olur. Burada ise cümleler başka bir tonda: "Zihin kendini aydınlatan değildir, çünkü bir nesne olarak görülebilir." "Zihin aynı anda hem kendini hem dışındaki şeyleri bilemez."
Grubun en genç üyesi sesli düşünüyor: "Bu cümleler bir şeyi öğretmiyor, bir şeyi reddediyor. Kimin görüşünü reddediyor?"
Sayfada bir isim yok. Karşı görüş sanki odanın içinde oturuyor, ama yüzü görünmüyor.
Grup yürütücüsü not defterine tek bir soru yazıyor: "Adı geçmeyen bir muhatabı nasıl tanırız?" Bu ders o soruyu, Y4.20'de kurduğumuz etkileşim merdiveniyle birlikte ele alıyor.
Bu derste ne olacak
İlk olarak Bryant'ın dördüncü bölüm hakkındaki kısa notunu hatırlayıp dördüncü bölümün tartışmacı sūtralarını Johnston'ın İngilizcesinden okuyacağız. Ardından bu sūtraların hedefinin kim olduğu sorusunu, akademisyenlerin önerdiği cevapla ve o cevabın hangi kanıta dayandığıyla birlikte tartışacağız. Sonra iki gelenek arasındaki benzerlik ve ayrılık noktalarını bir akademisyenin özetinden okuyacağız. En sonda bu tartışmanın tarihleme ve yorum sorularına nasıl bağlandığını göreceğiz.
Bu dersin ayrıntılarının önemli bir kısmı kursun temel kaynaklarından değil, İngilizce Wikipedia'nın Yoga Sūtra maddesinden, yani ikincil bir ansiklopedik özetten geliyor. Hangi bilginin nereden geldiğini her adımda ayrıca belirteceğiz.
Sıfır noktası
Y4.19'da Yoga Sūtra ile Budist metinlerin ortak bir terim havuzundan beslendiğini, Y4.20'de ise gelenekler arası ilişki iddialarını dört basamaklı bir merdivenle tarttığımızı gördük. O merdivenin üçüncü basamağı metin içi tartışma iziydi: bir geleneğin ötekinin görüşünü anması ya da ona cevap vermesi. Y4.20 bu basamağı genel olarak tanımlamıştı. Bu ders onu somut bir metin üzerinde sınıyor.
Y4.16'da anātman'ı, yani Budist düşüncenin değişmez bir benliği reddetmesini de tanımıştık. Bu kavram dersin sonunda belirleyici bir rol oynayacak.
Mekanizma
Bryant'ın notu ve dördüncü bölümün tonu
Bryant'ın bölüm haritasında dördüncü pāda'ya düşülen notu Y4.42'de okumuştuk: özgürleşmeyi anlatan bu bölüm, Budistlerden gelen bir itiraza verilmiş bir cevabı da barındırıyor. Bu not kısa ama bir yön veriyor: dördüncü bölümün bir kısmı bir tartışma metni gibi okunabilir.
Johnston'ın çevirisindeki sūtralar bu tonu açıkça taşıyor. On beşinci sūtra, maddi şeylerin yolları ile bilinç hâllerinin yollarının ayrı olduğunu söylüyor, çünkü aynı nesne farklı zihinlerde farklı izlenimler bırakabilir. On altıncı sūtra bir adım ileri gidiyor: maddi nesneler tek bir zihne de bağlı değil; o zihin onları düşünmeyi bıraktığında nesneler başkaları için nasıl var olmaya devam edebilirdi?
On altıncı sūtradaki cümle bir soru biçiminde kurulmuş ve bir itirazı karşılıyor. Birinin "nesneler zihnin içindedir" demiş olması gerekiyor ki sūtra "o zaman başkaları onları nasıl görmeye devam ediyor?" diye sorsun.
Zihin kendini aydınlatabilir mi?
Aynı bölümün devamında başka bir tartışma açılıyor. Johnston'ın çevirisinde on dokuzuncu sūtra zihnin kendini aydınlatan olmadığını söylüyor, çünkü bir nesne olarak görülebiliyor. Yirminci sūtra zihnin aynı anda hem kendini hem dış şeyleri bilemeyeceğini ekliyor. Yirmi birinci sūtra ise olası bir çıkış yolunu kapatıyor: zihnin daha içerideki başka bir zihin tarafından görüldüğü düşünülürse, algılayan zihinlerin sonsuz bir dizisi ve anıların karışması ortaya çıkar.
Argümanın vardığı yer Sāṅkhya bölümünden tanıdık: zihin prakṛti'ye ait bir nesne ve onu gören puruṣa. Johnston'ın on sekizinci sūtrası bunu kendi diliyle söylüyor: psişik doğanın hareketleri her zaman algının nesnesi, çünkü onların efendisi olan ruhsal insan değişmeden kalıyor.
Muhatabın adı nerede?
Sūtraların hiçbiri karşısındakinin adını vermiyor. Johnston da açıklamalarında muhatabı bir okul olarak adlandırmıyor; on beşinci sūtrayı, maddi şeylerin zihinden hiçbir biçimde farklı olmadığı yönündeki yanlış bir çıkarımı önleyen bir cümle olarak okuyor.
Bu ayrım Y4.20'deki merdivene yeni bir ayrıntı ekliyor. Orada tartışma izini bir geleneğin ötekinin görüşünü anması ya da ona cevap vermesi olarak tanımlamıştık. Yoga Sūtra'nın dördüncü bölümünde cevap metnin içinde açıkça duruyor; ama muhatabın kimliği metnin içinde değil, metnin dışındaki bir karşılaştırmadan geliyor.
Yaygın yanlışYoga Sūtra'nın dördüncü bölümü Budistleri adıyla eleştirir.
Sūtralar karşı görüşü cevaplıyor ama adını vermiyor; muhatabın Budist bir okul olduğu, akademisyenlerin metni Budist metinlerle karşılaştırarak vardığı bir sonuç.
Akademisyenlerin önerdiği muhatap
Wikipedia'nın Yoga Sūtra maddesi, yirminci yüzyılın başından kalma bir Hint dinsel edebiyatı taramasına dayanarak, metnin, özellikle dördüncü bölümün, yani kaivalya pāda'nın, Budizm'e, özellikle Vasubandhu'nun Vijñānavāda okuluna yönelik birkaç tartışmacı dize içerdiğini aktarıyor. Okulun adı "bilinç öğretisi" diye çevrilebilir; nesnelerin zihin dışında bağımsız bir varlığı olduğunu sorgulayan bir çizgiyle anılıyor. Bu, on altıncı sūtranın sorduğu soruyla örtüşüyor.
Aynı madde tarihleme tartışmasına da bir bağlantı kuruyor. Maddeye göre Philipp Maas, Patañjali'nin eserini, argümanlarıyla Vasubandhu'nun argümanları arasındaki eşzamanlılıklara ve başka kanıtlara dayanarak yaklaşık dört yüz yılına tarihliyor. Bu, Y4.39'da gördüğümüz tarih aralığının geç ucuna yakın bir öneri; Bryant'ın çoğunluk görüşü olarak aktardığı daha erken tarihlerle gerilim içinde.
Yakınlık ve ayrılık
Wikipedia maddesi iki gelenek arasındaki ilişkiyi tek boyutlu anlatmıyor. Maddenin aktardığı bir özette Barbara Miller önce benzerlikleri sıralıyor: Sāṅkhya ve Yoga'da, Budizm ve Jainizm'de olduğu gibi, varoluşun en belirgin özelliği acı; iki sistemde de acının kökü cehalet; iki sistem de sonunda samādhi'ye varan sekiz basamaklı bir yol öneriyor.
Aynı özet ayrılığı da açıkça koyuyor. Miller'a göre yoga meditasyonunun amacı bir Budist'in kabul etmeyeceği biçimde tanımlanıyor: ebedi, bilinçli bir benliğin bilinçsiz maddeden ayrılması. Madde başka bir akademisyenin, Michele Desmarais'nin, benzer bir gözlemini de aktarıyor: Yoga Sūtra işleyen zihnin ardında bir benlik kabul ediyor, Budistler böyle bir benliği kabul etmiyor.
Bu, dersin başındaki kendini aydınlatmayan zihin argümanına geri dönmemizi sağlıyor. Argüman yalnızca bir zihin felsefesi önermesi değil; Y4.16'daki anātman görüşüne karşı sistemin temel taşını koruyan bir hamle olarak da okunabilir. Bu okuma metnin kendisinden değil, iki geleneğin temel ayrılık noktasından çıkarılıyor.
Yaygın yanlışYoga ile Budizm aynı yolun iki adıdır; sekiz basamaklı yolları bunu gösterir.
Miller'ın aktarılan özetine göre benzerlikler gerçek ama hedef farklı: Yoga bilinçli bir benliği maddeden ayırmayı amaçlıyor, Budist düşünce böyle bir benliği kabul etmiyor.
Azınlık görüşü: yorum metni dönüştürdü mü?
Wikipedia maddesi bir tartışmaya daha dikkat çekiyor. Maddenin aktarımıyla David Gordon White, Yoga Sūtra'nın dilinin çoğu zaman öteki Hindu metinlerinin klasik Sanskritçesinden çok, erken Mahāyāna Budist metinlerinin karma Sanskritçesine yakın olduğunu söylüyor. White ayrıca, azımsanmayacak bir akademisyen azınlığının Vyāsa'nın Patañjali'den birkaç yüzyıl sonra yaşadığını ve onun "Hinduculaştıran" yorumunun metnin özgün "Budist" öğretilerini dönüştürdüğünü düşündüğünü aktarıyor; madde çoğunluk görüşünün buna katılmadığını da ekliyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bu dersin asıl dersi bir yöntem. Bir metnin kimle tartıştığını bulmak için önce metnin içinde tartışmanın izini aramak gerekiyor: soru biçiminde kurulmuş cümleler, bir itirazı karşılayan argümanlar, "değildir" diye başlayan önermeler. Dördüncü bölüm bu izleri bol bol taşıyor.
Ama iz ile iz sahibinin kimliği ayrı sorular. Birincisi metnin kendisinden okunuyor; ikincisi başka metinlerle karşılaştırmayı gerektiriyor ve o karşılaştırma bir akademisyenin işi. Usta bir okur "Patañjali Vasubandhu'ya cevap veriyor" cümlesini duyduğunda, cümlenin iki parçasını ayrı ayrı tartıyor: cevap verdiği açık, kime verdiği bir çıkarım.
Son olarak, benzerlik ile ayrılık birbirini dışlamıyor. Aynı terimleri kullanan, aynı dönemde yaşayan ve birbirine cevap veren iki gelenek, tam da bu yakınlık yüzünden en temel noktada, benliğin varlığında, keskin biçimde ayrılabiliyor. Tartışmanın kendisi, iki tarafın birbirini ciddiye aldığının işareti.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışYoga Sūtra Budizm'in bir kopyasıdır.
Benzerlikler gerçek, ama metin benliğin varlığını savunuyor ve Budist bir görüşe karşı çıkıyor.
Yaygın yanlışDördüncü bölümün muhatabı metinde yazar.
Sūtralar muhatabın adını vermiyor; kimlik bir akademik çıkarım.
Yaygın yanlışTartışma izi etkiyi kanıtlar.
İz yalnızca farkındalığı gösteriyor; etki için daha fazla kanıt gerekiyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Dördüncü bölümün bazı sūtraları bir karşı görüşe cevap veriyor.
Metin muhatabın adını vermiyor; kimliği bir akademik çıkarım.
Akademisyenler muhatabı çoğunlukla Vasubandhu'nun Vijñānavāda okuluyla ilişkilendiriyor.
İki gelenek terimleri paylaşıyor ama benliğin varlığında ayrılıyor.
Bu konudaki ayrıntıların çoğu ikincil bir özetten geliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste dördüncü bölümün sūtralarını Johnston'ın İngilizcesinden okuduk ve Johnston'ın citta için "Mind" ya da "psychic nature", puruṣa için "Spiritual Man" dediğini gördük. Bu seçimler aynı argümanı bir felsefi tartışmadan bir ruhsal gelişim anlatısına taşıyabiliyor.
Sıradaki ders modern çeviri sorunlarını ele alıyor.
Soru şu: bir çevirmenin tek bir terim için yaptığı seçim, bir sūtranın ne söylediğini ne kadar değiştirebilir?