İçeriğe geç

Y4.37·Sāṃkhya sistemi

Özgürleşmede ayırt edici bilgi

sıfırdan ileri1.956 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bağ bir zincir değil, bir dalma hâli: büyülenmiş seyirci.

Ayırt edici bilgiyi akıl kazanıyor, ahaṃkāra'nın etkisi gevşedikten sonra.

Olumsuzlama pratiği türeme haritasını aşağıdan yukarıya geri sarıyor.

"Bu ben değilim" cümlesi herkes için güvenli değil.

Özgürleşme haritada bir yer değil; bakışın değişmesi.

Açılış sahnesi

Bir açık hava dans gösterisinde bir seyirci dansçıyı öylesine kendini kaptırarak izliyor ki, dansçı yere eğildiğinde nefesini tutuyor, sıçradığında omuzları farkında olmadan yükseliyor. Gösteri bittiğinde müzik susuyor ve seyirci bir an şaşkınlıkla etrafına bakıyor: bir saattir kendini sahnedeki hareketin içinde sanmış.

Salondan çıkarken yanındaki arkadaşı gülüyor: "Ne kadar kaptırdın kendini! Sanki sen de oradaydın."

Seyirci düşünüyor: "Oradaydım sanki. Ama hep buradaydım, bu basamakta."

Bu küçük an, Sāṅkhya'nın özgürleşme anlayışının merkezindeki bir benzetmeyi hatırlatıyor. Kaynağımıza göre puruṣa, gösteriden gözlerini alamayan büyülenmiş bir seyirci gibi. Özgürleşme ise müzik susup seyircinin kendi yerinde oturduğunu fark ettiği an gibi bir şey: yeni bir şey kazanmak değil, bir ayrımı görmek.

Bu derste ne olacak

Bu ders Sāṃkhya bölümünü kapatıyor. Önce Sāṅkhya'nın bağın nasıl oluştuğunu anlatışına bakacağız: merak, benimseme ve büyülenmiş seyirci. Sonra özgürleşmeye götüren ayırt edici bilginin kim tarafından ve nasıl kazanıldığını göreceğiz. Ardından bu bilgiyi Yoga Sūtra'da, Johnston'ın çevirisinden birkaç sūtrayla izleyeceğiz. Bunun ardından "bu ben değilim" pratiğinin bugünkü bir öğrenci için taşıdığı bir riske değineceğiz. Son olarak bölümün bütün haritasını, özgürleşmenin nerede durduğunu göstererek toparlayacağız.

Sıfır noktası

Bölümün başında Sāṅkhya'nın özgürleşmeyi dansçı benzetmesiyle anlattığını görmüş ve Y3.68'de tanıttığımız kaivalya'nın Sāṅkhya'daki kökünü bulmuştuk. Aklı anlattığımız derste, tanığa en yakın duran bu yapının aynı zamanda tanık ile doğa arasındaki ayrımı da görebilecek tek yer olduğunu öğrenmiştik. Ahaṃkāra dersinde ise benimsemenin, doğanın bir parçasını "benim" diye sahiplenmenin ne demek olduğunu görmüştük.

Bir önceki ders bu okulun gözle görülmeyeni etkilerinden yola çıkarak düşündüğünü göstermişti. Bu ders aynı okulun özgürleşmeyi nasıl bir bilgi olarak tanımladığını soruyor.

Mekanizma

Bağ nasıl oluşuyor?

Macar araştırmacının anlatımında acıyla savaşmanın tek yolu yeniden doğuş döngüsünden sonsuza dek çıkmak; bu, Sāṅkhya'da genellikle kaivalya, yani yalnızlık diye anılan puruṣa'nın özgürleşmesi. Madde bu özgürleşmenin puruṣa ile prakṛti arasındaki bağın gevşemesiyle gerçekleştiğini söylüyor.

Madde bağın kökenini de anlatıyor: bağ başlangıçta ruhun merakıyla doğdu ve son derece güçlü, çünkü benlik bizi deneyimsel durumumuzla, yani bedenle ve maddi zihin de dahil daha ince organlarla özdeşleştiriyor. Ve çarpıcı bir benzetme ekliyor: puruṣa aslında hiçbir dış güç tarafından bağlanmış değil; o, gösteriden gözlerini alamayan büyülenmiş bir seyirci.

Bu benzetme, bağın bir zincir değil, bir dikkat hâli olduğunu söylüyor. Kimse puruṣa'yı kilitlememiş; puruṣa gösteriye dalmış. Bu yüzden Sāṅkhya'da özgürleşme bir kapıyı kırmak ya da bir düğümü çözmek gibi değil, bakışı çevirmek gibi anlatılıyor. Kapı hiçbir zaman kilitli değildi; seyirci yalnızca sahneden gözünü ayırmamıştı. Bu, özgürleşmenin kolay olduğu anlamına gelmiyor: bir bakış alışkanlığını değiştirmek, bir kilidi kırmaktan çok daha uzun sürebilir.

Ayırt edici bilgi

Tanık adına bütün bilme işini akıl yürütüyor; bu yüzden tanık ile doğa arasındaki incecik çizgiyi görebilecek olan da o. Ama madde önemli bir ön koşul koyuyor: önce ahaṃkāra'nın etkisinin etkisizleştirilmesi gerekiyor ve bu, özel bir meditatif pratikle yapılıyor.

Madde bu pratiği şöyle anlatıyor: izleyici haritanın dibinden, kaba öğelerden işe başlıyor ve basamak basamak aklın kendisine kadar çıkıyor; her basamakta üç cümleyi içselleştiriyor: bu yapı ben değilim, bana ait değil, ben o değilim. Bu, prakṛti'nin bütün biçimleri için tam olarak içselleştirildiğinde, puruṣa'nın metafizik yalnızlığının mutlak saf bilgisi doğuyor: puruṣa kevala, yani yalnız; ona ait hiçbir dış maddi şey yok.

Bu pratiğin sırası dikkat çekici: haritanın en altından, en kaba öğelerden başlıyor ve yukarı, en ince yapıya, akla doğru çıkıyor. Bölüm boyunca yukarıdan aşağıya çizdiğimiz türeme haritası, özgürleşme pratiğinde aşağıdan yukarıya geri sarılıyor.

Yaygın yanlışSāṅkhya'da özgürleşme yeni bir hâl, bir deneyim ya da bir güç kazanmaktır.
Doğrusu

Ruzsa'nın maddesine göre özgürleşme puruṣa ile prakṛti arasındaki farkın kavranmasıyla gelen bir bilgi; puruṣa aslında hiçbir zaman bağlanmış değildi, yalnızca gösteriye dalmıştı.

Yoga Sūtra'da ayırt etme

Aynı düşünce Yoga Sūtra'da da merkezde duruyor. Johnston'ın İngilizcesinde ikinci bölümün on yedinci sūtrası, kaçınılması gereken şeyin nedenini şöyle koyuyor: görenin görülen şeylere dalması. Yirminci sūtra göreni saf görme olarak tanımlıyor: saf olmasına rağmen zihnin örtüsünden dışarı bakıyor. Yirmi birinci sūtraya göre görülen şeylerin özü, görene hizmet etmeleri.

Özgürleşmeyi anlatan sūtralar da ayırt etmeye dayanıyor. Johnston'ın çevirisinde yirmi beşinci sūtra, bu birlikteliğe bilgisizliğin karanlığına son vererek son vermenin büyük özgürleşme olduğunu, görenin kendi saf varlığına ulaşması olduğunu söylüyor. Yirmi altıncı sūtra ise yolu tek cümleyle veriyor: sarsılmadan sürdürülen bir ayırt etme, özgürleşmenin aracıdır. Yirmi sekizinci sūtraya göre yoganın araçlarını kirlilik aşınana dek kararlılıkla izlemekten, tam ayırt etmeye varan bir düşünce aydınlanması doğuyor.

Bryant bu çerçeveyi kısa bir cümleyle özetliyor: bilgisizlik acının ve yeniden doğuşun nedeni; bu bilgisizlik ayırt etmeyle ortadan kalktığında özgürleşme gerçekleşiyor. Maddeye göre sekiz uzuv, ayırt edici kavrayışa ulaşmanın araçları.

Bir risk: "Bu ben değilim"

Olumsuzlama pratiği ve Yoga Sūtra'nın görene ilişkin sūtraları, bugünkü bir öğrenciye aktarılırken dikkat istiyor. "Bu beden ben değilim", "bu düşünceler benim değil" gibi cümleler, bazı insanlarda bedenden ya da kendi duygularından kopukluk hissini güçlendirebilir.

Haritanın son sayfası

Bu ders bölümü kapatırken, bölümün baştan beri çizdiği haritaya bir son sayfa ekliyor. Haritada tanık ve doğa, doğanın içinde de kararı veren, sahiplenen, algılayan ve eyleyen yapılarla ince ve kaba öğeler vardı. Satkāryavāda bu gerçeklikleri bir türeme zinciri olarak bir arada tutuyordu; guṇa'lar bu zincirin her halkasında farklı oranlarda bulunuyordu.

Özgürleşme bu haritanın içinde bir yer değil. Ruzsa'nın dansçı benzetmesiyle: prakṛti, puruṣa artık ilgilenmediğinde onun için dansı bırakıyor. Harita yerinde kalıyor; değişen, seyircinin ona bakışı. Dünya ortadan kalkmıyor; yalnızca ona dalmış olan seyirci, dalmış olduğunu görüyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, maddenin anlatımına göre bağ ruhun merakıyla doğdu ve ahaṃkāra'nın özdeşleştirmesiyle güçlendi; puruṣa hiçbir dış güç tarafından bağlanmış değil, büyülenmiş bir seyirci.

İkincisi, ayırt edici bilgiyi akıl kazanıyor, ama önce ahaṃkāra'nın etkisi etkisizleşmeli; olumsuzlama pratiği öğelerden akla doğru ilerliyor ve türeme haritasını geri sarıyor.

Üçüncüsü, Patañjali'nin ikinci bölümünde, Johnston'ın İngilizcesiyle, görenin görülene dalması acının nedeni; sarsılmadan sürdürülen ayırt etme özgürleşmenin aracı.

Dördüncüsü, olumsuzlama pratiği bazı öğrencilerde kopukluk hissini artırabilir; bu kurs onu bir teknik olarak önermiyor.

Beşincisi, özgürleşme haritanın içinde bir yer değil; harita yerinde kalıyor, değişen seyircinin ona bakışı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÖzgürleşme yeni bir hâl kazanmaktır.
Doğrusu

Sāṅkhya'da bir ayrımın kavranması.

Yaygın yanlışPuruṣa bir güç tarafından bağlanmıştır.
Doğrusu

Ruzsa'ya göre büyülenmiş bir seyirci.

Yaygın yanlış"Bu ben değilim" cümlesi herkes için güvenli bir rahatlama tekniğidir.
Doğrusu

Bazı öğrencilerde kopukluk hissini artırabilir.

Uygulama

Aklında kalsın

Bağ bir zincir değil, bir dalma hâli: büyülenmiş seyirci.

Ayırt edici bilgiyi akıl kazanıyor, ahaṃkāra'nın etkisi gevşedikten sonra.

Olumsuzlama pratiği türeme haritasını aşağıdan yukarıya geri sarıyor.

"Bu ben değilim" cümlesi herkes için güvenli değil.

Özgürleşme haritada bir yer değil; bakışın değişmesi.

Sonraki derse köprü

Bu derste Sāṅkhya'nın ayırt etme öğretisinin Yoga Sūtra'da merkezi bir yer tuttuğunu gördük; Bryant'ın maddesine göre Yoga, Sāṅkhya'nın metafiziğini alıp ona bir meditasyon yolu ekliyordu.

Sıradaki bölüm Yoga Sūtra'nın kendisine geçiyor; ilk dersi Patañjali kimdir sorusunun sınırını ele alıyor.

Soru şu: bu kadar merkezi bir metnin yazarı hakkında gerçekten ne biliyoruz ve bilmediklerimizi doldurmak için anlatılan hikâyeleri nasıl okumalıyız?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.