Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Saṃnyāsa eylemden, tyāga meyveden vazgeçmek.
Vazgeçmenin üç biçimi: yanılgıyla, isteksizlikle ve sadakatle.
Ağrıyı dinlemek bu üç biçimden hiçbiri; bir güvenlik ilkesi.
Eylemin beş etkeni: kimse bir sonucun tek faili değil.
On sekizinci bölümün on yedinci dizesi bir sorumluluk kaçışı değil.
Açılış sahnesi
Bir sınav haftasının arifesinde iki öğrenci aynı yoga dersinden çıkıyor. Öğretmen dersi "sonuca bağlanmayın, yalnızca elinizden geleni yapın" cümlesiyle kapatmış.
Öğrencilerden biri rahatlamış görünüyor: "Güzel. O zaman bu hafta kendimi paralamayacağım. Sonuç önemli değilse, çalışmasam da olur."
Öteki ona itiraz ediyor: "Ben tam tersini anladım. Ama bu cümle beni rahatsız ediyor. Sonuca bağlanmazsam umursamaz biri olmaz mıyım? Sonucu önemsemeyen biri neden özenle çalışsın?"
İkisi de aynı cümleden yola çıkmış, ama biri onu bir tembellik izni, öteki bir umursamazlık tehlikesi olarak okumuş.
Bu ders, Gītā'nın bu iki okumayı da öngördüğünü, hatta vazgeçmenin farklı türlerini birbirinden ayırarak ikisine de bir ad verdiğini gösteriyor.
Bu derste ne olacak
Meyveye değil işin kendisine bakma öğüdünü karma-yoga dersinde zaten tanımıştık; bu ders onu yeniden tanımlamıyor. Onun yerine Gītā'nın son bölümüne, on sekizinci bölüme gidiyoruz; orada Arjuna vazgeçme üzerine yeni bir soru soruyor ve Kṛṣṇa iki tür vazgeçmeyi, sonra da vazgeçmenin üç biçimini birbirinden ayırıyor. Ardından bir eylemin tek bir kişinin eseri olmadığını söyleyen bir listeye bakacağız. Son olarak Gītā'nın en tehlikeli okunabilecek dizelerinden birine ve onun nasıl okunmaması gerektiğine değineceğiz.
Sıfır noktası
Karma-yoga dersi eylemden kaçılamayacağını, meditasyon bölümü üzerine yazdığımız ders ise altıncı bölümün meditasyonu bir eylem tanımıyla başlattığını göstermişti. O dersin sonunda üç ayrı ortamı yan yana koymuştuk: savaş alanı, oturak ve sıradan bir iş günü. Bu ders o üç ortamı Gītā'nın son bölümünün diliyle yeniden okuyor.
Sattva, rajas ve tamas adlarıyla Y4.19'da, Patañjali'nin ilk uzvunu Jain yeminleriyle karşılaştırırken karşılaşmıştık; orada bu nitelikler zihnin meditasyona hazırlanmasıyla ilgiliydi. Bu ders bu üç adı Gītā'nın kendi içinde, vazgeçmenin üç biçimini ayıran bir ölçüt olarak görecek.
Mekanizma
İki sözcük: eylemden ve meyveden vazgeçmek
Son bölümün ilk dizelerinde Arjuna bir kez daha soru soruyor; iki Sanskrit sözcüğün, sannyās ile tyāga'nın, gerçek anlamını ve ikisini neyin ayırdığını öğrenmek istiyor.
Arnold'un İngilizcesinde gelen karşılığa göre şairler sannyās'ı arzudan doğan bütün eylemlerden vazgeçmek olarak öğretiyor; en bilgeleri ise tyāga'nın eylemlerin meyvesinden vazgeçmek olduğunu söylüyor.
Bu ayrım, açılış sahnesindeki iki öğrencinin karışıklığına ilk ipucunu veriyor. Birinci öğrenci eylemin kendisinden vazgeçmeyi, yani çalışmamayı düşünüyordu; oysa Gītā'nın bilgelere dayandırdığı tanım eylemden değil, eylemin meyvesinden vazgeçmeyi anlatıyor.
Bilgelerin tartışması
Aynı pasajda bilgelerin de bu konuda ayrıştığı anlatılıyor: bazıları bütün eylemleri kusurlu sayıp bırakılması gerektiğini, bazıları ise tapınma, kefaret ve sadaka gibi iyi eylemlerin yapılması gerektiğini savunuyor.
Kṛṣṇa kendi hükmünü veriyor: tapınma, kefaret ve sadaka bırakılmamalı, seve seve yapılmalı; çünkü bunlar arındırıcı. Ama bu yüce işler bile bağlanmayı ve meyveyi bırakarak yapılmalı.
Bu, Y4.25'teki Śaṅkara tartışmasının metnin kendi içinde de bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Gītā, eylemin tümden bırakılması gerektiğini savunanları tanıyor ve kendi sesini onlardan ayırıyor. Metnin bir karşı görüşü önce dile getirip sonra kendi hükmünü vermesi, okura iki tarafı da tartma imkânı bırakıyor.
Vazgeçmenin üç biçimi
On sekizinci bölümün bu dersteki en önemli pasajı, vazgeçmenin üç biçimini ayırıyor. Arnold'un çevirisinde bu üç biçim şöyle sıralanıyor.
Birincisi: doğru olarak öngörülmüş bir işten vazgeçmek hiçbir zaman uygun değildir. Çeviriye göre böyle bir vazgeçme karanlıktan doğar ve yanılgı öğretir onu. Bu, tamas'a ait vazgeçme.
İkincisi: bedene zor gelen bir işten "hoşuma gitmiyor" diyerek vazgeçmek boştur. Çeviriye göre böyle biri tutkudan eyler ve vazgeçmesi ona hiçbir şey kazandırmaz. Bu, rajas'a ait vazgeçme.
Üçüncüsü: işe bağlanmaktan ve işteki ödülden vazgeçip, işin kendisini "doğru olan bu" diyerek sadakatle yapmak. Çeviriye göre işi başarısız olduğunda üzülmeyen, başardığında böbürlenmeyen biri, gerçek eylemi ve gerçek vazgeçmeyi yapıyor. Arnold'un çevirisi bu biçimi "gerçek" diye niteliyor; bağlamdan bunun sattva'ya ait biçim olduğu anlaşılıyor.
Açılış sahnesindeki iki okumanın ikisi de bu listede bir yere oturuyor. Birinci öğrencinin "çalışmasam da olur" okuması, öngörülmüş bir işten vazgeçmeye, yani listenin ilk biçimine yakın. İkinci öğrencinin kaygısı ise üçüncü biçimde cevap buluyor: sonuca bağlanmamak umursamazlık değil, işi sadakatle yapmak ve sonucun iniş çıkışına karşı dengeli kalmak.
Yaygın yanlışGītā'ya göre sonuca bağlanmamak, işi yapıp yapmamanın önemli olmadığı anlamına gelir.
Son bölümün Arnold çevirisi, öngörülmüş bir işi bırakmayı karanlıktan ve yanılgıdan doğan bir vazgeçme sayıyor; önerilen biçim işi sadakatle yapıp yalnızca bağlanmayı ve ödülü bırakmak.
Zor olanı bırakmak ile ağrıyı dinlemek
İkinci biçim, bu kursun bağlamında dikkatle okunmalı. Arnold'un çevirisinde bedene zor gelen bir işi "hoşuma gitmiyor" diye bırakmak, tutkudan doğan boş bir vazgeçme sayılıyor. Bu cümle bir yoga pratiğine taşındığında tehlikeli bir sonuca açılabilir: "zorlandığım için bırakırsam rajas'a düşerim, o hâlde ağrıya rağmen devam etmeliyim."
Eylemin beş etkeni
On sekizinci bölüm bir liste daha veriyor. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa, Sāṅkhya'da öğretildiği biçimiyle her eyleme giren beş etkeni sayıyor: birincisi güç ya da dayanak, ikincisi fail, üçüncüsü çeşitli araçlar, dördüncüsü özel çaba, beşincisi tanrı. Çeviriye göre bedenle, zihinle ya da sözle yapılan her iş, iyi ya da kötü, bu beş etkenle yapılır; bu yüzden bilgisizlikten kendini tek fail sanan kişi hiçbir şey bilmiyor ve hiçbir şey görmüyor.
Bu liste, sonuca bağlanmamanın başka bir gerekçesini veriyor. Bir sonuç yalnızca benim çabamın ürünü değilse, onun üzerinde tam bir hak iddia etmem de, onun için kendimi tümüyle suçlamam da bir yanılgı olur. Açılış sahnesindeki öğrenciler için bu şu anlama gelebilir: sınav sonucu yalnızca çalışmalarına değil, soruların seçimine, o günkü sağlıklarına ve başka pek çok etkene bağlı.
Tehlikeli bir dize
Beş etken listesinin hemen ardından Arnold'un çevirisinde şu dize geliyor: benlikten uzak duran, zihni lekesiz biri, öldürmesi emredildiği için karşıdaki bütün orduyu öldürse bile öldürmüş olmaz, bununla bağlanmaz. IEP maddesi bu dizeyi on sekizinci bölümün on yedinci dizesi olarak anıyor.
Bu dize, bağlamından koparıldığında bir sorumluluktan kaçış izni gibi okunabilir: "ben yalnızca bir aracım, yaptıklarımdan sorumlu değilim." IEP maddesinin yazarı ise kendi okumasında başka bir ilkeyi vurguluyor: maddeye göre kişi, eylemlerinin etkilerini niyetine göre ikincil sayarak onlardan elini çekemez; bir göreve bağlılıkla yapılan eylemin bütün etkilerinden sorumludur.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, on sekizinci bölümde saṃnyāsa eylemlerin kendisinden, tyāga eylemlerin meyvesinden vazgeçmek olarak ayrılıyor.
İkincisi, Kṛṣṇa bütün eylemi bırakmak isteyen bilgeleri tanıyor, ama iyi eylemlerin bağlanmadan sürdürülmesinden yana hüküm veriyor.
Üçüncüsü, vazgeçmenin üç biçimi var: yanılgıyla görevi bırakmak, zor diye bırakmak ve işi sadakatle yapıp ödülü bırakmak; bu kursta ağrıyı dinlemek bu biçimlerin hiçbiri değil, bir güvenlik ilkesi.
Dördüncüsü, eylemin beş etkeni kendini tek fail sanmayı bir bilgisizlik olarak gösteriyor.
Beşincisi, on sekizinci bölümün on yedinci dizesi bir sorumluluktan kaçış izni olarak okunmamalı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışSonuca bağlanmamak işi bırakmaktır.
Gītā öngörülmüş işi bırakmayı yanılgıdan doğan bir vazgeçme sayıyor.
Yaygın yanlışZorlandığım için bırakırsam rajas'a düşerim, o hâlde ağrıya rağmen devam etmeliyim.
Ağrıyı dinlemek bu kursta bir güvenlik ilkesi.
Yaygın yanlışNiyet temizse eylemin sonuçlarından sorumlu olunmaz.
Bu dize bu biçimde genellenemez.
Uygulama
Aklında kalsın
Saṃnyāsa eylemden, tyāga meyveden vazgeçmek.
Vazgeçmenin üç biçimi: yanılgıyla, isteksizlikle ve sadakatle.
Ağrıyı dinlemek bu üç biçimden hiçbiri; bir güvenlik ilkesi.
Eylemin beş etkeni: kimse bir sonucun tek faili değil.
On sekizinci bölümün on yedinci dizesi bir sorumluluk kaçışı değil.
Sonraki derse köprü
Bu derste eylemin beş etkeninin Arnold'un çevirisinde "Sāṅkhya'da öğretildiği gibi" sayıldığını, bilginin, eylemin ve failin ise sattva, rajas ve tamas niteliklerine göre ayrıldığını gördük.
Sıradaki bölüm Sāṃkhya sistemine geçiyor; ilk ders puruṣa ve prakṛti'yi ele alıyor.
Soru şu: eylemin tek bir failin eseri olmadığını, niteliklerin bir oyunu olduğunu söyleyen bir düşüncenin arkasında, bilen ile bilinen arasında nasıl bir ayrım duruyor?