İçeriğe geç

Y4.26·Mahābhārata ve Bhagavad Gītā

Bhakti-yoga

sıfırdan ileri1.953 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Gītā iki adanmışlık tanıyor: biçimi olana ve biçimi olmayana.

Adanmışlık basamakları karma ve jñāna yollarını bhakti'nin içine alıyor.

Bir yaprak, bir çiçek: sunuşun biçimi, sununun değerinden önemli.

Sevilen adanmış dengeli ve şefkatli bir karakter.

Bhakti'nin teizm olup olmadığı akademik bir tartışma.

Açılış sahnesi

Bir yoga merkezi cuma akşamları "bhakti yoga gecesi" düzenliyor. Katılımcılar yere oturup birlikte ilahi söylüyor, sonra bir süre sessiz kalıyorlar. Programın ardından iki katılımcı çay içerken konuşuyor.

Biri memnun: "Hiç bu kadar rahatlamamıştım. Şarkı söylemek, birlikte olmak çok iyi geldi."

Öteki biraz tedirgin: "Bana tuhaf geldi. Söylediğimiz sözler bir tanrıya yönelikti. Ben bir dine inanmıyorum. Bu bir ibadet miydi, yoksa bir yoga pratiği mi?"

Birincisi omuz silkiyor: "Bence fark etmez, sonuçta iyi hissettiriyor."

Öteki ikna olmuyor. Bu ders onun sorusunu ciddiye alıyor: bhakti-yoga Gītā'da bir tanrıya bağlılığı mı anlatıyor, yoksa bir ideale yönelimi mi; ve bu soruya bilim insanları bile neden farklı cevaplar veriyor?

Bu derste ne olacak

Önce Gītā'nın on ikinci bölümünü Arnold'un çevirisinden okuyacağız: Arjuna'nın adanmışlığın iki biçimini karşılaştıran sorusunu ve Kṛṣṇa'nın basamak basamak inen cevabını. Sonra dokuzuncu bölümdeki ünlü sunu dizelerine bakacağız: bir yaprak, bir çiçek, bir meyve, biraz su. Ardından bhakti'nin eylem ve bilgiyle nasıl birleştiğini göreceğiz. Son olarak iki IEP maddesinin yazarının, bhakti ve tanrıya bağlılık konusunda nasıl farklı okumalar yaptığını ve bu kursun bu konuda nerede durduğunu konuşacağız.

Sıfır noktası

Y4.24 meyveden bağımsız eylemi, Y4.25 ise bilginin eylemin içindeki yerini tanıtmıştı. Bir önceki dersin sonunda, Ranganathan'ın bilgiyi adanmışlığın hizmetinde gördüğünü not etmiştik; bilgi yolu, onun okumasında, adanmışlık yolunu destekleyen bir kavrayıştı.

Y3.49 ise mantra dersinde dinsel-seküler ayrımını tanıtmıştı: bir uygulamanın dinsel kökeninin görünmez kılınmaması, seküler bir araç olarak kullanılıyorsa bunun açıkça söylenmesi gerektiği ilkesi. Açılış sahnesindeki tedirgin katılımcının sorusu tam da bu ilkeyle ilgili.

Mekanizma

İki adanmışlık, bir soru

Arnold'un çevirisinde on ikinci bölüm bir başlıkla kapanıyor: "Bhaktiyog", inancın dininin kitabı. Bölümün ilk sözü yine Arjuna'nın; iki tür seveni karşılaştırıyor: seni görünür bir tanrı olarak, kendini gösterdiğin biçimde içtenlikle sevenler mi, yoksa seni görünmez, bedensiz, uzak olan olarak sevenler mi daha iyi yolu tutuyor?

Arnold'un İngilizcesinde gelen cevaba göre Kṛṣṇa, onu gösterdiği biçimde, sürekli ve tam bir adanmışlıkla sevenleri çok kutsal sayıyor. Görünmez, adsız, düşünülemez olana tapanlar da ona ulaşıyor; ama bedende yaşayan biri için bu görünmez yolun çok zor olduğunu söylüyor.

Basamak basamak inen cevap

On ikinci bölümün en dikkat çekici yanı, Kṛṣṇa'nın Arjuna'ya bir dizi seçenek sunması. Arnold'un çevirisinde bu seçenekler bir merdivenden iner gibi sıralanıyor.

Önce: zihnini ve kalbini ona bağla. Bunu yapamıyorsan, kararlı bir iradeyle ona tapınarak ulaşmaya çalış. Bunu da sürekli yapamıyorsan, onun için çalış, onu hoşnut edecek işler yap. Bu da gücünü aşıyorsa, emeğin meyvelerini bırak, başarısızlığını ona getir, ona sığın.

Aynı pasajda bir sıralama daha var: çeviriye göre bilmek çabadan üstün, tapınma bilmekten üstün, vazgeçme ise daha da üstün; vazgeçmenin çok yakınında sonsuz huzur oturuyor.

Bu merdiven Y4.24 ile Y4.25'i bhakti'ye bağlıyor. "Onun için çalışmak" karma-yoganın, "meyveleri bırakmak" meyveden bağımsız eylemin bir biçimi; bhakti burada eylemi ve vazgeçmeyi kendi içine alan bir çerçeve olarak görünüyor.

Bir yaprak, bir çiçek

Dokuzuncu bölümde bhakti'nin belki de en sade anlatımı geçiyor. Arnold'un dizelerinde Kṛṣṇa'nın sözü, inanç ve sevgiyle bir yaprak, bir çiçek, bir meyve ya da biraz su sunan herkesin sunusunu, sevgiyle yapıldığı için kabul edeceği yönünde. Ardından şunu ekliyor: ne yaparsan yap, yemek, kurban sunmak, armağan vermek, dua etmek ya da oruç tutmak, hepsini onun için, ona ait olarak yap; böylece insanları iyi ve kötü sonuçlara bağlayan eylem zincirinden kurtulursun.

IEP maddesi bu pasajı dokuzuncu bölümün yirmi yedinci ile otuz üçüncü dizeleri arasına yerleştiriyor ve bhakti-yoganın özünü buradan tanımlıyor: maddeye göre her şeyi düzenleyici ideale bir adanmışlık aracı olarak yapmak.

Bu pasaj, bhakti'nin büyük ritüellere ya da zenginliğe bağlı olmadığını vurguluyor. Sunulan şeyin değeri değil, sunuşun biçimi önemli. Y4.25'teki bilginin kurbanının zenginliğin armağanlarından üstün sayılmasıyla aynı yönde bir vurgu.

Sevilen adanmışın nitelikleri

On ikinci bölümün ikinci yarısı, Kṛṣṇa'nın "o insanı severim" diye bitirdiği bir dizi betimlemeden oluşuyor. Arnold'un çevirisinde bu kişi hiçbir canlıdan nefret etmiyor, şefkatli, kibirden uzak, iyiye ve kötüye karşı değişmez. Kimseyi rahatsız etmiyor, kimseden rahatsız olmuyor. Dosta ve düşmana eşit bir kalple bakıyor; utancı ve şanı, sıcağı ve soğuğu, hazzı ve acıyı, övgüyü ve iftirayı aynı dinginlikle karşılıyor.

Bu betimleme dikkat çekici, çünkü bhakti'nin sonucunu bir coşku ya da kendinden geçme hâli olarak değil, dengeli ve şefkatli bir karakter olarak çiziyor. Y4.24'teki "iyide ve kötüde denge" burada adanmışın bir niteliği olarak geri dönüyor.

Yaygın yanlışGītā'da bhakti yalnızca coşkulu bir duygu ve kendinden geçme hâlidir.
Doğrusu

Arnold'un çevirisinde on ikinci bölüm sevilen adanmışı hiçbir canlıdan nefret etmeyen, şefkatli, dosta ve düşmana eşit bakan, hazza ve acıya aynı dinginlikle yaklaşan biri olarak betimliyor.

Tanrıya bağlılık mı?

Açılış sahnesindeki tedirgin katılımcının sorusuna geldik. İlginç olan, bu soruya bu kursun kullandığı iki IEP maddesinin yazarlarının farklı cevaplar vermesi.

Bhagavad Gītā maddesinin yazarı Ranganathan, bhakti-yoganın bir teizm, yani bir tanrıya inanç savunusu olduğu yönündeki yaygın görüşün yanlış olduğunu savunuyor. Ona göre bhakti, yüzeysel olarak teizme benzese de öyle değil: Kṛṣṇa diyalogda bir "düzenleyici ideali" canlandırıyor ve bhakti o ideale adanmışlık. Yazar bu okumayı Yoga Sūtra'daki Īśvara'ya adanmışlığa da uyguluyor.

Yoga Sūtraları maddesinin yazarı Edwin Bryant ise Patañjali için farklı bir tablo çiziyor. Maddeye göre Patañjali, sūtralarının azlığına rağmen altı sūtrayı Īśvara'ya ayırıyor ve Yoga Sūtra'da belli ölçüde teistik bir pratiği kesinlikle öneriyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, Arnold'un çevirisinde on ikinci bölüm biçimi olan bir tanrıya ve biçimi olmayan bir ilkeye yönelen iki adanmışlığı tanıyor; biçimsiz olana giden yolu bedende yaşayan için zor sayıyor.

İkincisi, adanmışlık basamakları zihni bağlamaktan meyveyi bırakmaya kadar iniyor ve karma ile jñāna yollarını bhakti'nin içine alıyor.

Üçüncüsü, dokuzuncu bölümdeki sunu dizeleri, küçük bir sununun ve gündelik her eylemin adanmışlık aracı olabileceğini söylüyor.

Dördüncüsü, sevilen adanmış bir coşku hâliyle değil, dengeli ve şefkatli bir karakterle betimleniyor.

Beşincisi, bhakti'nin ve Īśvara'ya adanmışlığın teizm olup olmadığı konusunda bu kursun iki kaynağının yazarları farklı okumalar yapıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBhakti yalnızca ilahi söylemektir.
Doğrusu

Gītā'da gündelik her eylem bir sunu olabiliyor.

Yaygın yanlışBhakti bir coşku hâlidir.
Doğrusu

On ikinci bölüm adanmışı dengeli ve şefkatli bir karakter olarak betimliyor.

Yaygın yanlışBhakti'nin bir tanrıya inanç olduğu akademik olarak kesindir.
Doğrusu

Kaynaklarımızın yazarları bu konuda ayrışıyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Gītā iki adanmışlık tanıyor: biçimi olana ve biçimi olmayana.

Adanmışlık basamakları karma ve jñāna yollarını bhakti'nin içine alıyor.

Bir yaprak, bir çiçek: sunuşun biçimi, sununun değerinden önemli.

Sevilen adanmış dengeli ve şefkatli bir karakter.

Bhakti'nin teizm olup olmadığı akademik bir tartışma.

Sonraki derse köprü

Bu derste on ikinci bölümün adanmışlığı sevilen adanmışın dengesiyle bitirdiğini gördük. Arnold'un çevirisinde bu dengenin nasıl kurulacağı, dikkatin nasıl toplanacağı ve bir yoginin nasıl oturacağı ise daha önce, altıncı bölümde, "kendini dizginleme yoluyla din" başlığı altında anlatılıyor.

Sıradaki ders Gītā'nın dhyāna bölümünü ele alıyor.

Soru şu: Gītā, meditasyonu ve yoginin oturuşunu nasıl tarif ediyor ve bu tarif Y3'te çalıştığımız dhyāna tanımıyla nasıl karşılaştırılabilir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.