İçeriğe geç

Y4.24·Mahābhārata ve Bhagavad Gītā

Karma-yoga

sıfırdan ileri2.045 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kṛṣṇa'ya göre eylemden kaçılmaz; uzak durmak da bir seçim.

Meyveden bağımsız eylem: güdü doğru iş, kazanç değil.

Arnold'un çevirisinde iyide ve kötüde denge "yoga" diye adlandırılıyor.

Lokasaṃgraha: dünyanın esenliğinin korunması.

"Sonuca bağlanmamak" bedenin uyarılarını susturmak değil.

Açılış sahnesi

Bir yoga merkezinde gönüllüler haftalık temizlik gününe hazırlanıyor. Duyuru panosunda "Karma yoga saati: karşılık beklemeden hizmet et" yazıyor. Gönüllülerden biri paspası eline alırken arkadaşına gülerek soruyor: "Bu yer silmek neden yoga oluyor? Mat yok, nefes yok, poz yok."

Arkadaşı omuz silkiyor: "Karşılık beklemeden yaptığın için herhalde. İyilik yapmak yogadır."

Üçüncü bir gönüllü araya giriyor: "Ben bir yerde okumuştum, karma yoga bir savaş alanında anlatılmış. Bir savaşçıya, savaşmasını söyleyen bir öğüt olarak."

İlk ikisi şaşırıyor. Paspas ile savaş, gönüllü hizmet ile bir savaşçının görevi aynı adla nasıl anılabilir?

Bu ders o sorunun peşine düşüyor: karma-yoga adının Gītā'daki ilk bağlamı ne, orada ne anlatıyor ve bugünkü "karşılık beklemeden hizmet" anlamına nasıl bir yol uzanıyor.

Bu derste ne olacak

Önce Y4.23'ün köprüsünde bıraktığımız soruya döneceğiz: Arjuna üçüncü bölümün başında, düşünce eylemden üstünse neden savaşmak zorunda olduğunu soruyor. Kṛṣṇa'nın ilk cevabını, eylemden kaçılamayacağı fikrini, okuyacağız. Sonra Gītā'nın en ünlü öğütlerinden birine, eylemin meyvesine değil kendisine bakmaya geçeceğiz ve bu tutumun neden "yoga" diye adlandırıldığını Arnold'un çevirisinden izleyeceğiz. Ardından Kṛṣṇa'nın kendi eylemini bir örnek olarak nasıl sunduğuna bakacağız. Son olarak kaynağımızın karma-yogayı hangi mercekle okuduğunu ve bir büyük yorumcunun Gītā'yı nasıl tam ters yönde okuduğunu göreceğiz.

Bu bölümün iki sabit kaynağıyla çalışıyoruz: Victoria döneminden kalma şiirsel İngilizce çeviri ve felsefe ansiklopedisindeki Gītā maddesi.

Sıfır noktası

Bir önceki ders, kişinin kendisine düşen işi kusurlu da olsa yapmasını öven ilkeyi ve maddenin o ilkeye yüklediği ölçütü, yani işin çıktısından çok o kişiye düşüp düşmediğine bakan ölçütü tanıtmıştı. Aynı ders yorumcu ayrışmasını da adlandırmıştı. Y4.22 ise yorum merceğini tanıtmıştı.

Tapas dersinde, çilenin bir "ağrıyı görmezden gelme izni" gibi okunmasına bir ad vermiştik. Bu ders sonunda o uyarıya da dönecek, çünkü "sonuca bağlanmamak" benzer bir yanlış okumaya açık.

Mekanizma

Eylemden kaçılmaz

Üçüncü bölümün ilk dizelerinde söz Arjuna'da. Arnold'un İngilizcesinde soru şöyle kuruluyor: meditasyon eylemden daha soylu bir şeyse, arabacısı onu neden bu dehşet verici çarpışmaya sürüklüyor? Arjuna, Kṛṣṇa'nın sözlerini kuşkulu bulduğunu söylüyor ve hangi yoldan daha iyi bir sona varacağını kesin olarak öğrenmek istiyor.

Kṛṣṇa'nın cevabı Arnold'un çevirisinde şöyle ilerliyor: kimse eylemden kaçarak eylemden kurtulamaz, yalnızca vazgeçmekle kimse kusursuzluğa varamaz. Hiçbir zaman hiç kimse bir an bile eylemsiz kalmaz; doğasının yasası onu, istemese bile, eyleme zorlar. Bedenin duyularını bastırıp oturan ama içinden onları düşünen kişi, çeviride bir ikiyüzlü olarak anılıyor. Buna karşılık, bedeni zihne hizmet ederken kazanç aramadan değerli bir işe veren kişi onurlu sayılıyor. Kṛṣṇa şöyle bitiriyor: iş, tembellikten üstündür; beden de işsiz yaşayamaz.

IEP maddesi bu cevabı kısaca özetliyor: Kṛṣṇa'ya göre eylem kaçınılmazdır; ne olursa olsun seçiyor ve eyliyoruz, bir savaştan uzak durmayı seçsek bile.

Bu fikir, Arjuna'nın birinci bölümdeki çöküşüne doğrudan bir cevap. Arjuna yayını bırakarak eylemden çekildiğini sanıyordu. Kṛṣṇa'ya göre yayı bırakmak da bir eylem; soru eylemek ya da eylememek değil, nasıl eyleneceği.

Meyveye değil, eyleme bak

Eylem ile meyve arasındaki ayrım aslında bir bölüm önce, ikinci bölümde kurulmuştu. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa şöyle diyor: doğru işlerin kendisi senin güdün olsun, onlardan doğan meyve değil; eylem içinde yaşa, çalış, bütün benliği bir yana bırakarak eylemlerini kendi adanmışlığın kıl, kazancı ve sevabı hor görerek; iyide ve kötüde dengeli ol.

Arnold'un çevirisi bu pasajı şu cümleyle bitiriyor: bu denge yogadır.

Ansiklopedi maddesi bu tutumu ikinci bölümün otuz sekizinci ve kırk yedinci dizelerine, ayrıca Gītā'nın son bölümündeki benzer bir dizeye bağlıyor. Madde, karma-yogada bir eylemi haklı kılanın çıktısı değil, o eylemin o kişiye düşen iş olması olduğunu söylüyor. Madde bunu mecazi olarak "sonuçların ideale kurban edilmesi" diye de betimliyor.

Açılış sahnesindeki ilk gönüllünün sorusuna, "bu neden yoga?", Gītā'nın kendi cevabı burada. Arnold'un çevirisinde yoga, bir poz ya da bir nefes tekniği değil, eylem karşısında bir denge: kazanca ve kayba, iyiye ve kötüye aynı sükûnetle bakabilmek.

Yaygın yanlışGītā'da "yoga" sözcüğü her zaman beden duruşlarını ya da nefes tekniklerini anlatır.
Doğrusu

Arnold'un çevirisinde ikinci bölümde yoga, eylem karşısında iyide ve kötüde korunan bir denge olarak adlandırılıyor; karma-yoga, bir beden pratiği değil, eylemin meyvesine bağlanmadan eyleme tutumu.

Kṛṣṇa da eyliyor

Üçüncü bölümde Kṛṣṇa kendini bir örnek olarak gösteriyor. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa, üç dünyada hiçbir işe bağlı olmadığını, aşacağı bir yükseklik ya da kazanacağı bir armağan kalmadığını söylüyor; yine de eylediğini ekliyor. Eylemeseydi, ona bakanların tembelliğe döneceğini, dünyanın düzenini bozacağını söylüyor.

IEP maddesi bu pasajı üçüncü bölümün yirminci ile yirmi dördüncü dizeleri arasına yerleştiriyor ve Kṛṣṇa'nın temel görevini bir Sanskrit sözcükle adlandırıyor: lokasaṃgraha, maddenin açıklamasıyla dünyanın esenliğinin korunması. Maddeye göre bütün gerçekten etik eylem bu işleve katılmak demek.

Bu, karma-yoganın bireysel bir iç tutum olmanın ötesinde toplumsal bir yanı olduğunu gösteriyor. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa, bilgelerin de, dünyaya bağlı olmasalar bile, dünyanın kurtuluşu ve esenliği için çalışmalarını, sıradan insanların gönlüne umutsuzluk ekmemelerini istiyor.

Karma-yoganın yanlış okunması

"Sonuca bağlanma" öğüdü, bu kursun bağlamında önemli bir yanlış okumaya açık. Bir öğrenci bunu "pratiğin sonucuna bakma, ağrı ya da belirti olsa bile devam et" diye okuyabilir.

Bu, tapas dersinde adını koyduğumuz zorlama okumasının yeni bir kılığı olur. Gītā'daki öğüt, eylemin güdüsünü kazanç ve sevaptan ayırmakla ilgili; bedenden gelen uyarıları görmezden gelmekle değil. Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa sonraki bir bölümde, dengeli bir yoginin yemede, dinlenmede ve eğlencede ölçülü olduğunu, çok oruç tutanın ya da uykusuz kalanın dindarlığa ulaşmadığını söylüyor.

Yaygın yanlışKarma-yoga, pratiğin sonuçlarına, ağrı ya da belirti de dahil, hiç dikkat etmemeyi öğütler.
Doğrusu

Gītā'daki öğüt eylemin güdüsünü kazanç ve sevaptan ayırmakla ilgili; Arnold'un çevirisinde Kṛṣṇa aşırı oruç ve uykusuzluğu da onaylamıyor ve bu kursta belirtiler güvenlik ilkelerine göre değerlendiriliyor.

Mercekler ve karşı okuma

IEP maddesi karma-yogayı kendi kuramsal merceğiyle okuyor: maddeye göre karma-yoga, Gītā'nın bir ödev etiği sürümü; kişinin doğasına uygun görevini yapması ve bunun çeşitlilik içindeki bir dünyaya katkıda bulunması. Madde, Gandhi'nin bu öğretilerin iyi işlere bile bağlanmamamız gerektiği sonucunu çıkardığını da aktarıyor.

Ama madde bir karşı okumayı da kaydediyor. Maddeye göre Śaṅkara, Gītā'nın asıl amacının angaje eylemi savunmak değil, eylemsizliği, yani vazgeçmeyi savunmak olduğunu ileri sürüyor; Śaṅkara'ya göre bilgi geldiği anda kişi artık eyleme giremez. Madde bu okumayı eleştiriyor ve Gītā'nın temasının bilginin eyleme yardımcı olduğunu söylüyor.

Y4.23'teki yorumcu ayrışması burada daha da keskinleşiyor: aynı metin, bir okumada eylemin savunusu, ötekinde vazgeçmenin savunusu olarak okunabiliyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, üçüncü bölümün başında Arjuna, düşünce eylemden üstünse neden savaşacağını soruyor; Kṛṣṇa'nın ilk cevabı eylemin kaçınılmaz olduğu, eylemden uzak durmanın da bir seçim olduğu.

İkincisi, ikinci bölümdeki öğüde göre eylemin güdüsü meyve değil doğru işin kendisi; Arnold'un çevirisinde iyide ve kötüde korunan bu denge "yoga" diye adlandırılıyor.

Üçüncüsü, Kṛṣṇa hiçbir şeye ihtiyacı olmadığı hâlde eylediğini söylüyor; IEP maddesi bu görevi lokasaṃgraha, dünyanın esenliğinin korunması olarak adlandırıyor.

Dördüncüsü, "sonuca bağlanmamak" bedenden gelen uyarıları görmezden gelmek değil; bu kursun güvenlik ilkeleri hiçbir felsefi öğüdün alanına girmez.

Beşincisi, karma-yoga ödev etiği, iyi işlere bile bağlanmama ve vazgeçme gibi birbirine ters okumalarla yorumlanıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışGītā'da yoga her zaman beden pratiğidir.
Doğrusu

İkinci bölümde yoga, eylem karşısında bir denge olarak adlandırılıyor.

Yaygın yanlışKarma-yoga sonuçlara hiç dikkat etmemektir.
Doğrusu

Öğüt güdüyle ilgili; bedenden gelen uyarılar ayrı bir alan.

Yaygın yanlışKarma-yoga yalnızca gönüllü hizmet demektir.
Doğrusu

Gītā'daki ilk bağlamı bir savaşçının görevi.

Uygulama

Aklında kalsın

Kṛṣṇa'ya göre eylemden kaçılmaz; uzak durmak da bir seçim.

Meyveden bağımsız eylem: güdü doğru iş, kazanç değil.

Arnold'un çevirisinde iyide ve kötüde denge "yoga" diye adlandırılıyor.

Lokasaṃgraha: dünyanın esenliğinin korunması.

"Sonuca bağlanmamak" bedenin uyarılarını susturmak değil.

Sonraki derse köprü

Bu derste Śaṅkara'nın, IEP maddesine göre, bilgi geldiği anda kişinin artık eyleme giremeyeceğini söylediğini gördük; madde ise bilginin eyleme yardımcı olduğunu savunuyordu.

Sıradaki ders jñāna-yoga'yı ele alıyor.

Soru şu: Gītā'da bilgi, eylemin yerini alan bir yol mu, yoksa eylemi aydınlatan bir yardımcı mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.