Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Arjuna iki safta da kendi ailesini görüyor.
Metin önce bedeni, sonra gerekçeleri anlatıyor.
Üç gerekçe: zaferin sevinçsizliği, suçluluk, düzenin çözülüşü.
Etik kuram adları yorumcunun merceğidir.
Birinci bölüm bir cevapla değil, bir çöküşle bitiyor.
Açılış sahnesi
Bir okuma grubunda katılımcılar Bhagavad Gītā'nın ilk bölümünü sesli okuyor. Bölüm bitince yürütücü tek bir soru soruyor: "Arjuna neden savaşmak istemiyor?"
İlk cevap hızlı geliyor: "Korkuyor."
İkinci katılımcı itiraz ediyor: "Korkmuyor, üzülüyor. Karşısında akrabalarını görüyor."
Üçüncüsü başka bir şey söylüyor: "Bence ikisi de değil. Arjuna gerekçe sunuyor. Bir savaşın neden yanlış olacağını anlatıyor, hem de birden fazla nedenle."
Yürütücü üç cevabı tahtaya yazıyor ve gruba metne geri dönmelerini söylüyor. Metinde hem bir bedenin sarsıldığı, hem bir kalbin eridiği, hem de sırayla dizilmiş gerekçeler olduğu ortaya çıkıyor. Bu ders o üçünü birbirinden ayırmaya çalışıyor.
Bu derste ne olacak
Önce sahneyi kuracağız: Arjuna arabasını iki ordunun arasına sürdürüyor ve karşısında kimleri görüyor? Sonra metnin Arjuna'nın bedeninde olup biteni nasıl betimlediğine bakacağız. Ardından Arjuna'nın öne sürdüğü gerekçeleri tek tek ayıracağız. Bunun ardından kaynağımızın bu gerekçeleri nasıl sınıfladığını, bu sınıflamanın bir yorum merceği olduğunu da akılda tutarak, inceleyeceğiz. Son olarak ikilemi basit bir "savaşmak ya da savaşmamak" seçiminden daha karmaşık kılan şeye değineceğiz.
Bu derste iki kaynak kullanıyoruz. Birincisi Edwin Arnold'un on dokuzuncu yüzyılın sonunda yaptığı, telif süresi dolmuş şiirsel İngilizce çeviri; ikincisi, geçen dersten tanıdığımız Ranganathan'ın ansiklopedi maddesi.
Sıfır noktası
Bir önceki ders Gītā'yı destanın altıncı kitabına, iki ordunun karşılaştığı ana yerleştirmişti. Aynı ders destanın önceki olaylarını, hileli zar oyununu, sürgünü, reddedilen uzlaşmayı ve karşı safta duran Bhīṣma'yı özetlemişti.
Y4.05 çevirinin bir yorum olduğunu, Y4.20 ise ikincil kaynakların da kendi iddia düzeyleriyle okunması gerektiğini göstermişti. Bu derste bir çeviri ile bir ansiklopedi yazarının yorumunu yan yana okuyacağız.
Mekanizma
Sahne: iki ordunun arası
Arnold'un çevirisinde Arjuna, arabacısı Kṛṣṇa'dan arabayı iki ordunun arasındaki açık alana sürmesini istiyor; savaşacağı kişileri daha yakından görmek istiyor. Kṛṣṇa arabayı Bhīṣma'nın ve Droṇa'nın önderlik ettiği safların karşısına sürüyor.
Çeviride Arjuna iki yanda da kendi ailesinden insanlar görüyor: dedeler ve babalar, amcalar, kardeşler ve oğullar, kuzenler, damatlar, yeğenler, dostlar ve saygı duyulan büyükler. Arnold bu anı Arjuna'nın kalbinin acımayla eridiği bir an olarak çeviriyor.
Bu, Y4.21'deki gömülü okumanın hemen işe yaradığı yer. Destanın önceki olaylarını bilmeyen bir okur için bu liste yalnızca bir akrabalık sayımıdır; bilen bir okur için ise her ad bir ilişkinin, bir borcun, bir sevginin adıdır.
Beden ne yapıyor?
Arnold'un çevirisinde Arjuna'nın ilk sözleri bir gerekçe değil, bir beden betimi. Çeviride Arjuna uzuvlarının gevşediğini, ağzının kuruduğunu, bedeninden bir titreme geçtiğini, tüylerinin dehşetle diken diken olduğunu, yayının elinden kaydığını, derisinin yandığını ve ayakta zor durduğunu söylüyor.
Metin burada ilginç bir sıra izliyor: önce beden sarsılıyor, sonra gerekçeler geliyor. Açılış sahnesindeki ilk iki katılımcının "korkuyor" ve "üzülüyor" cevapları bu betime dayanıyor; üçüncüsünün "gerekçe sunuyor" cevabı ise sonrasına.
Gerekçeler
Beden betiminin ardından Arjuna konuşmaya başlıyor. IEP maddesi bu konuşmada üç ayrı gerekçe buluyor ve her birini dize numarasıyla gösteriyor.
Birinci gerekçe, maddeye göre birinci bölümün otuz dördüncü ile otuz altıncı dizeleri arasında: savaş iki tarafta da ölüme ve yıkıma, sevilenlerin ölümüne yol açacak; kazanılsa bile, aile büyük ölçüde yok olmuş olacağı için zaferde bir sevinç olmayacak. Arnold'un çevirisinde Arjuna, böyle bir kanla kazanılmış bir zaferin, ganimetin ya da yönetimin ona ne sevinç verebileceğini soruyor ve üç dünyanın yönetimi için bile tek bir darbe vurmayacağını söylüyor.
İkinci gerekçe, maddeye göre otuz sekizinci ve otuz dokuzuncu dizelerde: karşı taraf kötü olsa bile, savaşmak Arjuna'yı rakiplerinden daha iyi biri olmaktan çıkaracak. Arnold'un çevirisinde bu, "onlar suçluysa, onları öldürerek biz de suçlu oluruz" biçiminde geçiyor; Arjuna, karşı taraf hırs ve öfkeyle kör olmuş olsa bile, görenlerin bu suçtan kaçınması gerektiğini söylüyor.
Üçüncü gerekçe, maddeye göre kırk birinci dizede: savaş yasasızlığa yol açacak ve bu, kadınların ve çocukların erdemini ve güvenliğini sarsacak. Arnold'un çevirisinde bu gerekçe daha geniş bir zincir olarak geçiyor: hanelerin yıkılmasıyla ailenin süregelen dindarlığı yok oluyor, ritüeller ihmal ediliyor, kadınlar bozuluyor, kastlar karışıyor, atalar kendilerine sunulan adaklardan yoksun kalıyor.
Sonuç: yay yere düşüyor
Arnold'un çevirisinde Arjuna konuşmasını şöyle bitiriyor: akrabaları ona saldırsa bile, silahsız karşılarına çıkıp göğsünü oklara açmayı, darbeye darbeyle karşılık vermekten daha iyi sayıyor. Ardından arabanın koltuğuna çöküyor ve yayını ve oklarını yere bırakıyor.
Bölüm burada bitiyor. Birinci bölüm bir cevapla değil, bir çöküşle kapanıyor; cevap ikinci bölümde, Kṛṣṇa'nın konuşmasıyla başlayacak.
Arnold'un çevirisi bölümü bir başlıkla kapatıyor: "Arjuna'nın Sıkıntısının Kitabı". Geçen dersteki bilgiye göre on sekiz bölümün hiçbiri ilk hâlinde bir ad taşımıyordu; bu başlık, çevirinin dayandığı geleneğin ya da çevirmenin katmanına ait.
Yaygın yanlışBhagavad Gītā'nın ilk bölümü Kṛṣṇa'nın öğretisiyle başlar.
Birinci bölüm Arjuna'nın sahnesiyle ve konuşmasıyla geçiyor; Arnold'un çevirisinde bölüm, Arjuna'nın yayını bırakıp arabasında çökmesiyle bitiyor ve Kṛṣṇa'nın asıl cevabı ikinci bölümde başlıyor.
Kaynağın merceği
IEP maddesi Arjuna'nın üç gerekçesini üç etik kuramla eşleştiriyor. Maddeye göre birinci gerekçe sonuççu, daha belirgin olarak faydacı bir argüman; ikinci gerekçe bir erdem etiği argümanı; üçüncüsü ise birincinin bir uzantısı olarak ya da bir tür ödev etiği olarak okunabilir.
Madde bir adım daha atıyor: birinci gerekçenin Güney Asya bağlamında klasik bir Budist argümanı andırdığını, ikincisinin ise klasik bir Jain tutumu olduğunu, yani kötü sonuçlara karşı doğru cevabın daha çok eylem değil, erdemlere uygun bir kendini tutma olduğunu söylüyor. Madde, üç argümanın ortak noktasını da adlandırıyor: hepsi bir biçimde "iyi"ye başvuruyor.
Bu sınıflama öğretici, çünkü üç gerekçenin birbirinden gerçekten farklı türde olduğunu görmemizi sağlıyor: biri sonuçlara, biri kişinin karakterine, biri bir düzenin korunmasına bakıyor. Ama Y4.20'nin uyarısı burada da geçerli. Metin bu etik kuramların adlarını kullanmıyor; onlar yorumcunun merceği. Aynı şekilde "bu bir Budist argümanı", "bu bir Jain tutumu" cümleleri, ortak terminoloji dersindeki ayrımla, benzerliğin bir bağ kanıtı olmadığı ilkesiyle okunmalı: madde bir benzerliği adlandırıyor, Gītā'nın yazarlarının bu gelenekleri doğrudan hedef aldığını göstermiyor.
Yaygın yanlışArjuna'nın gerekçeleri metinde sonuççuluk, erdem etiği ve ödev etiği olarak adlandırılır.
Bu adlar IEP maddesinin yazarının kullandığı yorum merceğine ait; metin gerekçeleri kendi diliyle, bir karakterin konuşması olarak sunuyor.
Çevirinin sesi
Bu derste Arnold'un çevirisinden yaptığımız her aktarım, iki kez çevrilmiş bir metin: Sanskritçeden on dokuzuncu yüzyıl İngilizcesine, oradan bugünkü Türkçeye. Arnold'un çevirisi şiirsel; dizeleri ölçüye ve ritme göre kuruyor, bazı ifadeleri kendi döneminin diline göre seçiyor. Örneğin Arjuna'nın saydığı akrabalık adları ya da "kastların karışması" ifadesi, Arnold'un İngilizcesinde belirli bir tınıyla geliyor. Başka bir çeviri aynı dizeleri başka bir sırayla, başka sözcüklerle, belki daha sade bir düzyazıyla verebilir. Bu yüzden dersteki aktarımlar metnin kendisi değil, bir çevirinin bir okuması olarak alınmalı.
İkilem neden ikilem?
Açılış sahnesindeki grubun tartışması burada bir sonuca varabilir. Arjuna'nın durumu bir korku ya da bir üzüntü olmaktan fazlası; ama yalnızca bir gerekçe listesi de değil.
Bir ikilemi ikilem yapan şey, iki seçeneğin de bir şeyi kaybettirmesi. Arjuna savaşırsa sevdiklerini öldürecek ve kendi gerekçelerine göre suçlu olacak; savaşmazsa, Y4.21'de izlediğimiz olayların sonunda ailesinin uğradığı haksızlık cevapsız kalacak ve bir savaşçıdan beklenen görev yerine gelmeyecek. Birinci bölüm yalnızca birinci tarafın sesini duyuruyor; öbür tarafın sesi, ikinci bölümde Kṛṣṇa'dan gelecek.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, Arnold'un çevirisinde Arjuna arabayı iki ordunun arasına sürdürüyor ve iki safta da kendi ailesini, öğretmenlerini ve dostlarını görüyor.
İkincisi, metin önce bir beden betimi veriyor, sonra gerekçeleri; bu betim bir tanı değil, bir edebi anlatım.
Üçüncüsü, IEP maddesi üç gerekçeyi dize numaralarıyla ayırıyor: zaferin sevinçsizliği, suçluluk ve toplumsal düzenin çözülüşü.
Dördüncüsü, maddenin bu gerekçeleri etik kuramlarla ve Budist ile Jain tutumlarıyla eşleştirmesi bir yorum merceği; metnin kendi dili değil.
Beşincisi, ikilemin iki tarafı var; birinci bölüm yalnızca birini duyuruyor ve bir çöküşle bitiyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışArjuna yalnızca korktuğu için savaşmak istemez.
Metin bir beden betiminin ardından birden fazla gerekçe sunuyor.
Yaygın yanlışGītā'nın ilk bölümü Kṛṣṇa'nın öğretisidir.
Birinci bölüm Arjuna'nın sahnesi ve çöküşüyle geçiyor.
Yaygın yanlışEtik kuram adları metnin kendisinde geçer.
Onlar yorumcunun merceği.
Yaygın yanlışBir bölüm başlığı metnin özgün parçasıdır.
Arnold'un başlığı çevirinin katmanına ait.
Uygulama
Aklında kalsın
Arjuna iki safta da kendi ailesini görüyor.
Metin önce bedeni, sonra gerekçeleri anlatıyor.
Üç gerekçe: zaferin sevinçsizliği, suçluluk, düzenin çözülüşü.
Etik kuram adları yorumcunun merceğidir.
Birinci bölüm bir cevapla değil, bir çöküşle bitiyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste Arjuna'nın üçüncü gerekçesinin bir düzenin, ailenin süregelen dindarlığının ve toplumsal yerlerin çözülüşünden korktuğunu gördük; ikilemin öbür tarafında ise bir savaşçıdan beklenen görev duruyordu.
Sıradaki ders dharma'yı ve eylemi ele alıyor.
Soru şu: dharma sözcüğü bu ikilemin iki yakasıyla, bir düzeni korumakla ve bir görevi yerine getirmekle, nasıl bir ilişki kuruyor ve eyleme nasıl bağlanıyor?