İçeriğe geç

Y4.20·Śramaṇa hareketleri, Budizm ve Jainizm

Karşılıklı etkileşim için ihtiyatlı dil

sıfırdan ileri1.994 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Her fiil bir iddiadır.

Etkileşim merdiveni: benzerlik, eşzamanlılık, tartışma izi, aktarım.

Tartışma izi farkındalığı gösterir, aktarımı değil.

İkincil kaynaklar da farklı iddia düzeylerinde konuşur.

İhtiyatlı dil bilineni tam gücüyle, bilinmeyeni açık bırakarak söyler.

Açılış sahnesi

Bir yayınevinde editör, bir yoga tarihi kitabının taslağını okuyor. Bir paragrafın kenarına kırmızı kalemle üç kez aynı işareti koymuş.

Taslakta şu cümleler var: "Budizm yogayı derinden etkiledi." "Patañjali, Jain ahlakını kendi sistemine aktardı." "Śramaṇa hareketleri Vedik dünyaya bir isyan olarak doğdu."

Yazar editörün odasına geldiğinde editör sadece şunu soruyor: "Bu üç cümlenin her birinde bir fiil var: etkiledi, aktardı, doğdu. Her fiil bir yön ve bir kesinlik taşıyor. Kaynakların bu kadarını söylüyor mu?"

Yazar bir an duraksıyor. Kaynaklarında benzerlikler, aynı dönemde yaşayan çevreler ve birkaç açık tartışma izi var. Ama "etkiledi", "aktardı" ve "isyan olarak doğdu" fiillerinin her birinin, kaynaklarının gösterdiğinden bir basamak yukarıda durduğunu fark ediyor.

Bu ders o basamakları ve her basamağa uygun sözcükleri inceliyor.

Bu derste ne olacak

Bu bölümün son dersi. Önceki altı ders śramaṇa çevrelerini, çileyi, karma tartışmalarını, erken Budist meditasyonu, Jain özgürleşme anlayışını ve ortak terminolojiyi ele aldı. Şimdi bu malzemeyi anlatırken kullanacağımız dili ayarlayacağız.

Önce kanıtın farklı güçlerini bir merdiven üzerinde sıralayacağız. Sonra kaynaklarımızın kendisinin bu merdivenin hangi basamaklarında konuştuğuna bakacağız: aynı dönemi anlatan üç ansiklopedi maddesi, etkileşimi çok farklı fiillerle dile getiriyor. Ardından yön taşıyan fiilleri tanıyıp onların yerine konabilecek ihtiyatlı karşılıkları deneyeceğiz. Son olarak ihtiyatın bir çekingenlik değil, bir doğruluk biçimi olduğunu konuşacağız.

Sıfır noktası

Y2'de tanıtılan iddia ayarı, bir cümlenin ne kadar öne sürdüğünü ölçüp gerektiği kadara indirmekti. Y4.03 sessizlikten kanıt üretme sorununu, Y4.06 tarih aralığıyla düşünmeyi öğretmişti.

Śramaṇa dersi tek bir kaynaktan akan etki hikâyelerine itiraz etmiş, bir önceki ders de benzerliği bağdan ayırıp ortak terim havuzunu tanıtmıştı. Buradaki iş, bu iki uyarıyı bir dil alışkanlığına çevirmek: bir etkileşimi anlatırken her fiil bir iddiadır.

Mekanizma

Kanıtın basamakları

İki gelenek arasındaki ilişki hakkında söyleyebileceklerimizi, kanıtın gücüne göre bir merdiven üzerine dizebiliriz.

En alt basamak benzerlik: iki gelenekte benzer terimler, listeler ya da uygulamalar bulunuyor. Y4.19'daki beş yemin ile beş yama bu basamakta.

İkinci basamak eşzamanlılık ve yakınlık: iki gelenek aynı dönemde, aynı bölgede yaşıyor. Y4.14'teki śramaṇa çevreleri ve Y4.15'teki tarihler bu basamakta.

Üçüncü basamak metin içi tartışma izi: bir gelenek, öteki geleneğin bir görüşünü açıkça anıyor, eleştiriyor ya da ona cevap veriyor. Bu, iki geleneğin birbirinin farkında olduğunu gösteren en güçlü türden bir kanıt.

En üst basamak belirli bir aktarım: bir terimin, bir listenin ya da bir uygulamanın belirli bir kaynaktan belirli bir kaynağa geçtiğini gösteren özgül kanıt.

Merdivenin işe yararlığı şurada: bir cümle hangi basamaktaki bir kanıta dayanıyorsa, o basamağın diliyle konuşmalı. Benzerlik kanıtıyla aktarım dili kullanmak, Y4.19'daki benzerlik–bağ ayrımını çiğnemek demek.

Metin içi tartışma izleri

Üçüncü basamak bu bölümün kaynaklarında gerçekten var ve dikkatle bakmaya değer.

Velez'in Buddha maddesinde karma tanımı iki rakip görüşün karşısına yerleştiriliyor; bunlardan biri, maddenin ifadesiyle "Jain iddiası". Aynı madde, benlik-olmayan öğretisini savunan argümanların hem analitik meditasyonda hem de "öteki okulların üyeleriyle polemiklerde" kullanıldığını söylüyor.

Yoga Sūtraları üzerine yazılan IEP maddesi ise sūtraların dördüncü bölümünün, başka şeylerin yanında, "Patañjali'nin Budist meydan okumaya cevabını" içerdiğini söylüyor.

Bu izler önemli, çünkü etkileşimin karşılıklı ve tartışmalı olduğunu gösteriyor: gelenekler birbirini dinliyor, eleştiriyor, cevaplıyor. Ama dikkat: bir tartışma izi, merdivenin en üst basamağına çıkmak için yeterli değil. Patañjali'nin Budist bir itiraza cevap vermesi, onun sistemindeki bir terimi Budistlerden aldığını göstermiyor; yalnızca o itirazın farkında olduğunu gösteriyor.

Yaygın yanlışBir geleneğin öteki geleneği eleştirmesi, ondan terim ya da uygulama aldığını kanıtlar.
Doğrusu

Metin içi bir tartışma izi, iki geleneğin birbirinin farkında olduğunu gösteriyor; belirli bir terimin ya da uygulamanın aktarıldığını göstermek için ayrıca özgül kanıt gerekiyor.

Kaynaklar da farklı basamaklarda konuşuyor

Bu bölümde kullandığımız üç ansiklopedi maddesi, aynı dönemin ilişkilerini çok farklı fiillerle anlatıyor. Bu fark, ihtiyatlı dilin neden bir okuma alışkanlığı da olduğunu gösteriyor.

Yoga Sūtraları maddesi, Patañjali'den önceki meditatif çevrelerin üçü için de, Budistler, Jainler ve Hindular için, "birbirine bağlı" ve "birbirini besleyen" sıfatlarını kullanıyor. Bu, karşılıklı ve yönü belirsiz bir dil.

Buddha maddesi, Buddha'nın zamanının kozmolojisini "önemli ölçüde değiştirdiğini" söylüyor. Bu, bir geleneğin ortak bir çerçeveyi alıp dönüştürdüğünü anlatan, ama kimden ne alındığını belirtmeyen bir dil.

Jain felsefesi maddesi ise daha güçlü bir fiil kullanıyor: Mahāvīra'nın öğretilerinin, Buddha'nınkiler gibi, o sırada biçimlenmekte olan Brahmanizme bir "tepki ve ret" olarak formüle edildiğini söylüyor.

Jain maddesinin cümlesinde bile bir incelik var: Brahmanizmi "o sırada biçimlenmekte olan" diye niteliyor. Yani tepki gösterilen şey de hazır, bitmiş bir yapı değil; o da oluşum hâlinde. Tek yönlü görünen bir cümle, yakından okununca iki tarafın da hareket hâlinde olduğunu kabul ediyor.

Yön taşıyan fiiller

Açılış sahnesindeki editörün işaretlediği şey, dilin en küçük birimindeydi: fiillerde.

"Etkiledi", "aldı", "aktardı", "kopyaladı", "tepki olarak doğdu" gibi fiiller iki şeyi birden söylüyor: bir ilişki olduğunu ve bu ilişkinin hangi yönde aktığını. "Paylaşıyordu", "yan yana yaşıyordu", "tartışıyordu", "benzer terimler kullanıyordu" gibi ifadeler ise ilişkiyi söyleyip yönü açık bırakıyor.

Bu, yönlü fiillerin hiç kullanılmayacağı anlamına gelmiyor. Bir kaynak belirli bir yönü gösteriyorsa, o yönü söylemek doğru. Ama o durumda bile fiilin kimin sesi olduğunu belirtmek iyi bir alışkanlık: "Jain felsefesi maddesine göre, Mahāvīra'nın öğretileri bir tepki olarak formüle edildi" cümlesi, aynı iddiayı kaynaksız söyleyen bir cümleden çok daha dürüst.

Yaygın yanlışİhtiyatlı dil, hiçbir şey söylememek demektir.
Doğrusu

İhtiyatlı dil, kanıtın taşıdığı kadarını açıkça söylemek demek; benzerliği, eşzamanlılığı ya da bir tartışma izini tam gücüyle söyleyebilir, yalnızca kanıtın göstermediği yönü ve kesinliği eklemez.

İhtiyat neden bir doğruluk biçimi?

İhtiyatlı dil bazen çekingenlik ya da belirsizlik gibi görünür. Ama bu bölümün malzemesinde tersine bir işlev görüyor.

Birincisi, karşılıklılığı koruyor. Tek yönlü fiiller bir geleneği aktif, ötekini pasif gösteriyor; oysa kaynaklarımız tartışan, cevaplayan, birbirini besleyen çevreler anlatıyor. İkincisi, soruyu açık tutuyor: "bilmiyoruz" diyebilmek, gelecekte yeni bir kanıt bulunduğunda onu yerleştirebileceğimiz bir boşluk bırakıyor. Üçüncüsü, okura karşı dürüst: okur, bir cümlenin hangi basamakta durduğunu bilirse, ona ne kadar güveneceğine kendisi karar verebilir.

Dilin ayarı kişiye göre değişmez

Son bir nokta: ihtiyatlı dil, konuşanın kim olduğuna göre gevşetilmez. Bir akademisyenin, bir öğretmenin ya da bir geleneğin içinden konuşan bir ustanın cümlesi de aynı merdivende durur. Birinin otoritesi, cümlesinin hangi basamakta durduğunu değiştirmez; yalnızca o cümleyi sorgulamayı zorlaştırır. Bu yüzden bir öğretmen olarak kendi derslerimizde kurduğumuz tarih cümleleri de bu merdivenle sınanmalı.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, etkileşim iddiaları dört basamaklı bir merdivende sıralanabilir: benzerlik, eşzamanlılık ve yakınlık, metin içi tartışma izi, belirli bir aktarım.

İkincisi, bu bölümün kaynaklarında tartışma izleri var: Buddha maddesi "Jain iddiasına" karşı bir tanımdan ve öteki okullarla polemiklerden, Yoga Sūtraları maddesi Budist bir meydan okumaya cevaptan söz ediyor. Ama bir tartışma izi, bir aktarımı göstermiyor.

Üçüncüsü, ikincil kaynaklar da farklı basamaklarda konuşuyor: "birbirini besleyen", "değiştirdi" ve "tepki ve ret" üç farklı iddia düzeyi.

Dördüncüsü, yönlü fiiller ancak yönü gösteren kanıtla ve kimin sesi olduğu belirtilerek kullanılmalı.

Beşincisi, ihtiyatlı dil bilgiyi küçültmüyor; bilineni tam gücüyle, bilinmeyeni açık bırakarak söylüyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışİhtiyatlı dil hiçbir şey söylememektir.
Doğrusu

Kanıtın taşıdığı kadarını açıkça söylüyor.

Yaygın yanlışBir tartışma izi aktarımı kanıtlar.
Doğrusu

İki geleneğin birbirinin farkında olduğunu gösteriyor, o kadar.

Yaygın yanlışAnsiklopedi maddeleri etkileşimi hep aynı dille anlatır.
Doğrusu

Bu bölümün üç maddesi üç farklı iddia düzeyinde konuşuyor.

Yaygın yanlışYönlü fiiller hiç kullanılmamalıdır.
Doğrusu

Yönü gösteren kanıt varsa ve kaynak belirtilirse kullanılabilir.

Uygulama

Aklında kalsın

Her fiil bir iddiadır.

Etkileşim merdiveni: benzerlik, eşzamanlılık, tartışma izi, aktarım.

Tartışma izi farkındalığı gösterir, aktarımı değil.

İkincil kaynaklar da farklı iddia düzeylerinde konuşur.

İhtiyatlı dil bilineni tam gücüyle, bilinmeyeni açık bırakarak söyler.

Sonraki derse köprü

Bu bölüm śramaṇa çevrelerini, Budizmi ve Jainizmi, bu çevrelerin ortak terimlerini ve onları anlatırken kullanacağımız dili ele aldı.

Sıradaki bölüm Mahābhārata'ya ve Bhagavad Gītā'ya geçiyor; ilk dersi Gītā'nın Mahābhārata içindeki konumunu ele alıyor.

Soru şu: bir metni tek başına bir kitap olarak okumak ile onu çok daha büyük bir anlatının içindeki bir bölüm olarak okumak arasında ne değişir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.