İçeriğe geç

Y4.19·Śramaṇa hareketleri, Budizm ve Jainizm

Ortak terminoloji ve farklı hedefler

sıfırdan ileri1.974 kelime15 uygulama örneği≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Aynı ad, aynı amaç demek değil.

Ortak terim havuzu, benzerliği tek yönlü bir ödünç almaya başvurmadan açıklayabilir.

Benzerlik bir gözlem, bağın türü ayrı bir iddia.

Bir terimin anlamı, sistem içinde gördüğü işten de gelir.

Sūtranın sesi ile çevirmenin sesi ayrı tutulur.

Açılış sahnesi

Bir öğretmen eğitimi programında iki katılımcı ödev için ortak bir tablo hazırlıyor. Biri Jain keşişlerinin beş yeminini, öteki Yoga Sūtra'daki beş ilkeyi yazmış. Tabloyu yan yana koyduklarında ikisi de heyecanlanıyor: zarar vermeme, doğruluk, çalmama, cinsel denetim, sahiplenmeme. Beşi beşe denk düşüyor.

Birincisi hemen bir sonuç çıkarıyor: "Demek ki Patañjali bunları Jainlerden almış."

İkincisi daha da ileri gidiyor: "Ya da hepsi aynı öğreti. Adlar aynıysa, amaç da aynıdır."

Program yürütücüsü tabloya bakıp tek bir soru soruyor: "Bu beş ilke iki listede de aynı işi mi görüyor?"

İki katılımcı tabloya yeniden bakıyor. Tabloda adlar var; ama adların hangi sistemin içinde, hangi amaca bağlı durduğu yazmıyor.

Bu derste ne olacak

Önce iki listeyi, Jain beş yeminini ve Yoga Sūtra'nın ilk uzvunu, kaynaklarımızın söylediği biçimiyle yan yana koyacağız. Sonra bir ansiklopedi maddesinin bu ortaklığı nasıl açıkladığına bakacağız: tek bir kaynaktan ödünç almak yerine ortak bir terim havuzu. Ardından aynı adların farklı sistemlerde nasıl farklı işler gördüğünü üç örnekle izleyeceğiz: listelerin yeri, tapas sözcüğü ve zarar vermemenin getirisi. Son olarak çevirilerin bu karşılaştırmayı nasıl renklendirdiğine değineceğiz. Kaynaklarımız IEP'nin Yoga Sūtraları ve Jain felsefesi maddeleri ile Johnston'ın Yoga Sūtra çevirisi.

Sıfır noktası

Y3.68 hedef çerçevesini, ortak aracı ve hedef kaymasını tanıtmıştı: farklı çerçevelerde aynı biçimde kullanılan bir uygulama, ortak bir hedef anlamına gelmiyordu. Bu ders o ayrımı uygulamalardan sözcüklere taşıyor.

Y4.14 etkiyi tek bir yöne akıtan anlatıları sorgulamış, Y4.18 ise Jain beş yeminini tanıtmıştı. Y3.69 da çeviri seçimini ve yorum katmanını adlandırmıştı. Bu dört dersin araçları burada aynı tabloda buluşuyor.

Mekanizma

İki liste yan yana

Webb'in Jain maddesinde keşişin üstlendiği beş yemin Sanskrit adlarıyla geçiyor: ahiṃsā ve satya ile başlayan, aparigraha ile biten bir dizi. Madde bu adları zarar vermeme, doğruluk, verilmeyeni almama, iffet ve bağlanmama diye karşılıyor.

IEP'nin Yoga Sūtraları maddesi, sekiz uzvun ilki olan yamaları şöyle sayıyor: şiddetsizlik, doğruluk, çalmaktan kaçınma, cinsel perhiz ve gereksiz sahiplenmeden vazgeçme. Johnston ise ikinci bölümün otuzuncu sūtrasını İngilizceye kendi sözcükleriyle aktarıyor; Türkçeye çevrildiğinde onun listesi zarara, yalana, hırsızlığa, kirliliğe ve açgözlülüğe karşı birer ilke olarak okunuyor.

Tablo gerçekten çarpıcı. Ama bu ders tablonun kendisinden çok, tablonun göstermediği şeylerle ilgili.

Ödünç mü, ortak havuz mu?

Açılış sahnesindeki birinci katılımcının sonucu, "Patañjali bunları Jainlerden almış", bir etki iddiası. IEP'nin Yoga Sūtraları maddesi bu türden bir ortaklığı başka bir biçimde açıklıyor.

Madde, akademisyenlerin uzun zamandır Yoga Sūtra ile Budist metinler arasında ortak bir sözcük dağarcığına ve ortak kavramlara dikkat çektiğini söylüyor. Ardından şu tabloyu çiziyor: Patañjali'den önce Budist, Jain ve Hindu meditatif yoganın birbirine bağlı, birbirini besleyen pek çok türü vardı ve hepsi ortak ama çeşitli bir terimler, uygulamalar ve kavramlar havuzundan besleniyordu.

Bu açıklama iki yanlışı birden önlüyor. Birincisi, etkiyi tek bir yöne akıtan anlatıyı: benzerlik, bir geleneğin ötekinden aldığını tek başına göstermiyor. İkincisi, "hepsi aynı öğreti" sonucunu: aynı havuzdan beslenmek, aynı yere varmak anlamına gelmiyor.

Yaygın yanlışYoga Sūtra'daki beş ilke Jain beş yemininden doğrudan kopyalanmıştır.
Doğrusu

IEP'nin Yoga Sūtraları maddesi bu türden ortaklıkları Patañjali öncesindeki Budist, Jain ve Hindu gelenekleri besleyen ortak bir terim havuzuyla açıklıyor; benzerlik tek başına doğrudan bir ödünç almayı kanıtlamıyor.

Aynı ad, farklı iş: listenin yeri

Y3.68'deki hedef çerçevesi burada sözcüklere uygulanabilir. Bir terimin anlamı yalnızca tanımından değil, bir sistemin içinde hangi işi gördüğünden de gelir.

Jain maddesinde beş yemin keşiş yaşamının kurallarıdır ve bu yaşamın bütün ahlakı tek bir amaca bağlanır: ruhu karma yükünden kurtarmak, yenisini edinmemek.

Yoga Sūtraları maddesine göre ise yamalar sekiz uzvun ilki. Madde bu uzvun işlevini şöyle açıklıyor: yamalar olmadan zihindeki rajas ve tamas niteliklerinin azaltılamayacağını, yoganın yüksek aşamaları için gereken sattva niteliğine de ulaşılamayacağını söylüyor. Yani yamalar burada meditatif bir yolun hazırlayıcı basamağı.

Johnston'ın çevirisinde ikinci bölümün otuz birinci sūtrası da bu ilkelere bir nitelik yüklüyor: soya, yere, zamana ya da duruma göre sınırlanmayan, evrensel, büyük bir yükümlülük. Yoga Sūtraları maddesi de yamaları "büyük yemin" diye anıyor ve sınıfa, yere, zamana ya da koşula göre istisna tanımadıklarını söylüyor.

Aynı ad, farklı iş: tapas

İkinci örnek, bu bölümün sık sık geri döndüğü sözcük: tapas. Y4.08 onu Upaniṣadlardaki izleriyle tanıtmıştı; Y4.18'de ise Jain maddesinde sözcüğün hiç geçmediğini, onun yerine çileciliği ahlakın ideali sayan bir tarif bulunduğunu görmüştük.

Yoga Sūtraları maddesi tapas'ı ikinci uzvun, niyamaların, üçüncüsü olarak sayıyor ve şöyle tanımlıyor: yeme ve içme dürtüsüne, sıcak ve soğuk gibi ikiliklerin zorlamasına katlanabilmek, boş konuşmadan kaçınmak ve oruç tutmak.

Burada tapas, bir sistemin beş gözleminden biri olarak sınırlı ve tanımlı bir yere sahip. Jain çerçevesinde çileci ideal ahlakın merkezinde duruyordu; Yoga Sūtra'da ise tapas, temizlik, hoşnutluk, kutsal metin çalışması ve Tanrı'ya bağlılıkla birlikte bir listenin bir kalemi.

Aynı ad, farklı iş: zarar vermemenin getirisi

Üçüncü örnek ahiṃsā. İki gelenekte de listenin başında duruyor, ama iki gelenek ona farklı getiriler bağlıyor.

Jain maddesinde ahiṃsā canlılarla kurulan bütün ilişkilerin başındaki kuraldır; çünkü zarar, öfke gibi bir tutkudan ya da karşıdakinin de bir can taşıdığını görmemekten doğar. Bu çerçevede zarar vermemek, karma çekmemenin bir yolu.

Johnston'ın çevirisinde ikinci bölümün otuz beşinci sūtrası ise başka bir getiri anlatıyor: zarar vermeme kusursuzlaştığında, ona sahip olanın yanında bütün düşmanlıklar sona eriyor.

Yoga Sūtraları maddesi ayrıca Patañjali'nin yorumcularının ahiṃsā'yı öbür yamaların kökü saydığını aktarıyor. Bu yorum geleneğinin ayrıntıları kursun Yoga Sūtra bölümlerinde ele alınıyor.

Yaygın yanlışAynı adı taşıyan ilkeler her gelenekte aynı amaca hizmet eder.
Doğrusu

Jain maddesinde beş yemin karma arındırmaya bağlı bir keşiş ahlakının parçası; Yoga Sūtraları maddesinde yamalar meditatif yolun hazırlayıcı basamağı; ahiṃsā'ya bağlanan getiri bile iki kaynakta farklı.

Çeviriler tabloyu nasıl renklendiriyor?

Son bir katman daha var. Aynı beş ilke üç kaynakta üç farklı sözcük grubuyla karşılanıyor. Dördüncü ilke Jain maddesinde "iffet", Yoga Sūtraları maddesinde "cinsel perhiz", Johnston'da "kirlilikten kaçınma". Beşinci ilke sırasıyla "bağlanmama", "gereksiz sahiplenmeden vazgeçme" ve "açgözlülükten kaçınma".

Y3.69'daki çeviri seçimi tam olarak bu. Tabloyu tek bir çeviriden kurmak, farkları olduğundan küçük ya da büyük gösterebilir.

Johnston'ın otuzuncu sūtranın altına eklediği açıklama bir adım daha ileri gidiyor: bu beş ilkenin Budist öğütlerle neredeyse tamamen aynı olduğunu söylüyor, ardından Hristiyan geleneğinden bir listeyle de karşılaştırıyor. Bu açıklama sūtranın kendisi değil, Y3.69'da adlandırılan yorum katmanı; çevirmenin kendi karşılaştırma çerçevesini metne eklediği yer.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, Jain beş yemini ile Yoga Sūtra'nın yamaları aynı beş adı taşıyor; ama biri keşiş ahlakının, öteki sekiz uzvun ilk basamağının parçası.

İkincisi, IEP'nin Yoga Sūtraları maddesi bu türden ortaklıkları Patañjali öncesi Budist, Jain ve Hindu gelenekleri besleyen ortak bir terim havuzuyla açıklıyor.

Üçüncüsü, benzerlik bir gözlem; bağın türü, örneğin doğrudan ödünç alma, ayrıca kanıt isteyen bir iddia.

Dördüncüsü, aynı ad farklı sistem içi işlevler taşıyabiliyor: yamaların yeri, tapas'ın konumu ve ahiṃsā'nın getirisi üç örnek.

Beşincisi, çeviriler ve çevirmen açıklamaları tabloyu renklendiriyor; sūtranın sesi ile yorumcunun sesi ayrı tutulmalı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışAdlar aynıysa amaç da aynıdır.
Doğrusu

Aynı adlar farklı sistemlerde farklı işler görüyor.

Yaygın yanlışBenzerlik, bir geleneğin ötekinden aldığını kanıtlar.
Doğrusu

Ortak bir terim havuzu da benzerliği açıklayabiliyor.

Yaygın yanlışTapas her gelenekte aynı yeri tutar.
Doğrusu

Yoga Sūtra'da beş gözlemden biri; Jain ahlakında çileci ideal merkezde duruyor.

Yaygın yanlışBir çevirmenin karşılaştırması metnin kendi söylediğidir.
Doğrusu

Çevirmen açıklaması yorum katmanına ait.

Uygulama

Aklında kalsın

Aynı ad, aynı amaç demek değil.

Ortak terim havuzu, benzerliği tek yönlü bir ödünç almaya başvurmadan açıklayabilir.

Benzerlik bir gözlem, bağın türü ayrı bir iddia.

Bir terimin anlamı, sistem içinde gördüğü işten de gelir.

Sūtranın sesi ile çevirmenin sesi ayrı tutulur.

Sonraki derse köprü

Bu derste ortak terim havuzunu ve benzerlik–bağ ayrımını kurduk; açılış sahnesindeki "Patañjali bunları Jainlerden almış" cümlesinin neden kanıtın ötesine geçtiğini gördük.

Sıradaki ders karşılıklı etkileşimi anlatırken kullanılacak ihtiyatlı dili ele alıyor.

Soru şu: iki gelenek arasında bir alışveriş olduğundan söz etmek istediğimizde, hangi sözcükler kanıtın taşıdığı kadarını söyler, hangileri fazlasını?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.