Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İçselleştirme, bir dış uygulamanın anlamının insanın içine taşınarak yeniden okunması; dış uygulamanın sona ermesi değil.
Bandhu, gerçekliğin farklı düzenleri arasında kurulan bağlantılar.
Üç alan eşlemesi, evren, ritüeli yaptıran kişinin bedeni ve ritüel alanı arasında karşılıklar kurmak.
Bağlamsız içe dönüş anlatısı, içselleştirmeyi ritüelin terk edilmesi diye anlatıp dinsel bağlamı silmek.
Esinlenilen modern bir çalışma, metinlerin kendisi değil, bir uyarlama.
Açılış sahnesi
Bir yoga öğretmeni dersini şu cümleyle bitiriyor: "Eski bilgeler dış ritüelleri bıraktı ve tapınağı kendi içlerinde buldu. Biz de bugün aynısını yaptık: dışarıdaki her şeyi bırakıp içimize döndük."
Cümle güzel ve sınıf onu sevdi. Ama bir öğrenci o akşam kütüphaneden ödünç aldığı bir Upaniṣad çevirisini karıştırırken şaşırıyor. Metin ritüeli bırakmamış; ritüelle dolu. Kurbanlardan, ateşlerden, törene katılanlardan söz ediyor. Üstelik bu ritüelleri bir kenara atmak yerine onlara uzun uzun anlam veriyor.
Öğrenci iki şeyi birden fark ediyor. Birincisi, öğretmenin cümlesinde bir doğruluk payı var: bu metinlerde dışarıdaki törenle içerideki insan arasında bir bağ kuruluyor. İkincisi, o bağ öğretmenin anlattığı gibi bir bırakış değil, çok daha karmaşık bir şey.
Bu ders o karmaşık şeye, ritüelin dilinin bir insanın içini anlatmak için nasıl kullanılmaya başladığına bakıyor.
Bu derste ne olacak
Nefes dersinin sonunda, tören dilinin insanın iç dünyasına döndüğü an için bir soru bırakmıştık; bu ders o soruyu açıyor. Önce Upaniṣadların ritüelle ilişkisini doğru yere koyacağız: bırakılmış bir ritüel mi, anlamı sorulan bir ritüel mi? Sonra metinlerin evren, insan bedeni ve tören alanı arasında kurduğu bağlantıları göreceğiz. Ardından bu bağlantılardan bir düşünme yoluna, oradan da bazı bölümlerde ritüelin tümüyle arkada kaldığı bir sorgulamaya geçişi izleyeceğiz. Son olarak bu tarihin bugünkü "içe dönüş" anlatılarında nasıl basitleştirildiğini ve dinsel bağlamın nasıl görünmez kılındığını konuşacağız. Örnekler çoğunlukla ders anlatımlarından ve metin okumalarından geliyor.
Sıfır noktası
Y4.07'de Vedik katmanları ansiklopedi maddesinden okurken son iki katman için tek bir cümle öne çıkmıştı: bu metinler törenden kopmuyor, ama törenin ne demek olduğunu giderek daha çok merak ediyor. Bu ders o merakı açıyor.
Y4.09'da Kaṭha Upaniṣad'dan bir dize okumuştuk: duyuların hepsi, göğsün ortasındaki ātman'ı yüceltiyordu. Bir tapınma diliyle, bir insanın içindeki bir merkez anlatılıyordu. Y3.49 ise bir mantranın dinsel ve ritüel kökeninin görünmez kılınmamasını, buna dinsel-seküler ayrımı demişti.
Mekanizma
Ritüel bırakılmadı, anlamı soruldu
Açılış sahnesindeki öğretmenin cümlesi, "eski bilgeler dış ritüelleri bıraktı", ansiklopedi maddesinin tablosuyla uyuşmuyor.
Madde Upaniṣadların genellikle bir ritüel bağlamını varsaydığını söylüyor. Bu metinlerde ritüel eylemlerin anlamını açıklayan ya da ritüel sırasında söylenen kutsal dizeleri, yani mantraları yorumlayan pek çok pasaj bulunduğunu belirtiyor. Yani metinler ritüelden uzaklaşmıyor; ritüelin ne anlama geldiğini soruyor.
Bu metinlerin bir özelliği, anlamı sorarken ritüeli bir kenara koymamaları. Bir kurban anlatılırken onun neye karşılık geldiği de anlatılıyor; bir mantra aktarılırken onun ne söylediği de yorumlanıyor. Böylece aynı metinde hem bir törenin tarifi hem de o törenin bir yorumu yan yana durabiliyor.
İçselleştirmeyi bir bırakış olarak değil, bir katman eklenmesi olarak düşünmek daha isabetli. Tören yapılmaya devam ediyor; ama artık yalnızca yapılmıyor, aynı zamanda üzerine düşünülüyor ve bu düşünme, törenin anlamını törene katılan insanın içine de taşıyor.
Yaygın yanlışUpaniṣadlar dış ritüelleri reddeden ve onların yerine yalnızca içsel meditasyonu koyan metinlerdir.
Ansiklopedi maddesine göre Upaniṣadlar genellikle bir ritüel bağlamını varsayıyor ve ritüel eylemlerin anlamını açıklayan pek çok pasaj içeriyor; içselleştirme bir reddediş değil, bir yeniden okuma.
Üç alan arasında bağlantılar
Madde, ritüel metinlerinden Upaniṣadlara devam eden en yaygın eğilimi şöyle anlatıyor: gerçekliğin farklı düzenleri arasındaki temel bağlantıları bulma çabası. Bu bağlantıların adı bandhu.
Madde bu bağlantıların çoğu zaman üç alan arasında kurulduğunu söylüyor: evren, ritüeli yaptıran kişinin, yani yajamāna'nın bedeni ve ritüelin yapıldığı alan. Madde bunu başka sözcüklerle de ifade ediyor: büyük evren, küçük evren ve ritüel arasında.
Bu eşlemenin en açık örneği Bṛhadāraṇyaka Upaniṣad'ın başında yer alıyor. Maddeye göre orada bir kurban atının bedeninin farklı parçaları, evrenin farklı öğeleri, bölgeleri ve zaman aralıklarıyla karşılaştırılıyor. Madde bunun anlamını da açıklıyor: atın ilişkisel yapısı üzerine düşünerek evrenin yapısı anlaşılabilir.
Bu örnek içselleştirmenin nasıl işlediğini gösteriyor. Tören alanındaki bir varlık, evrenin bir haritası oluyor. Ve o harita üzerine düşünmek, bir bilme yolu hâline geliyor. Düşünmenin kendisi, törenin bir parçası gibi değer kazanıyor. Bilmek, yapmanın yanına yerleşiyor.
Bağlantıdan düşünmeye, düşünmeden sorgulamaya
Bu tablonun bir yönü var. Madde, Upaniṣadların bazı bölümlerinin ritüel ortamından tümüyle uzaklaşarak yaşamın ve ölümün süreçleri, bedenin işleyişi ve gerçekliğin doğası üzerine doğal ve felsefi bir sorgulamaya geçtiğini söylüyor.
Yani içselleştirmenin iki basamağı görülebiliyor. İlkinde ritüel yerinde duruyor ve anlamı evrende ve bedende aranıyor. İkincisinde bazı bölümler ritüeli geride bırakıp doğrudan yaşam, ölüm ve gerçeklik hakkında soru soruyor. Y4.09'daki Kaṭha dizesi, duyuların ātman'a tapınması, bu iki basamağın arasında bir yerde duruyor: bir tapınma diliyle, ama bir iç merkezi anlatıyor.
Bu iki basamak bir tarih sırası olarak değil, metinlerde yan yana bulunan iki eğilim olarak okunmalı. Madde bazı bölümlerin ritüelden uzaklaştığını söylüyor; bütün metinlerin ya da bütün dönemin öyle olduğunu değil.
Bugünkü "içe dönüş" anlatısı
Açılış sahnesindeki öğretmenin cümlesi, bu karmaşık tarihin bugünkü en yaygın basitleştirmesi.
Bu anlatının iki sorunu var. Birincisi tarihsel: madde Upaniṣadların genellikle bir ritüel bağlamını varsaydığını söylüyor; anlatı ise bu bağlamı siliyor. İkincisi etik: kaynağın kültürel saygı ilkeleri arasında mantra, tanrı tasviri ve ritüelin dinsel anlamını açıklamak ve sekülerleştirmeyi gizlememek var. Bir dinsel geleneği "aslında hep sekülerdi" diye anlatmak, bu ilkeyle çelişiyor.
Yaygın yanlışUpaniṣadlardaki içselleştirme, bugünkü seküler meditasyonun aynısıdır; metinler dinsel ritüeli aşıp evrensel bir iç deneyime ulaşmıştır.
Metinler bir ritüel bağlamını varsayıyor ve içselleştirme bu bağlam içinde gerçekleşiyor; onu seküler bir meditasyonla eşitlemek hem tarihsel bağlamı hem dinsel anlamı görünmez kılıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ansiklopedi maddesine göre Upaniṣadlar genellikle bir ritüel bağlamını varsayıyor ve ritüelin anlamını açıklayan pek çok pasaj içeriyor; içselleştirme bir bırakış değil, bir yeniden okuma.
İkincisi, bandhu gerçekliğin farklı düzenleri arasında kurulan bağlantılar; bu bağlantılar çoğu zaman evren, ritüeli yaptıran kişinin bedeni ve ritüel alanı arasında kuruluyor.
Üçüncüsü, Bṛhadāraṇyaka'nın başındaki at örneği, tören alanındaki bir varlığın evrenin bir haritası olabildiğini ve üzerine düşünmenin bir bilme yolu olabildiğini gösteriyor.
Dördüncüsü, madde bazı bölümlerin ritüelden tümüyle uzaklaşıp felsefi bir sorgulamaya geçtiğini söylüyor; bu, bütün metinler için değil, yan yana duran bir eğilim.
Beşincisi, bağlamsız içe dönüş anlatısı ritüel bağlamını ve dinsel anlamı siliyor; kaynak sekülerleştirmenin gizlenmemesini istiyor.
Altıncısı, bu metinlerden esinlenen modern bir çalışma, metinlerin kendisi değil, bir uyarlama olarak tanıtılmalı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışUpaniṣadlar dış ritüelleri reddeder.
Madde onların genellikle bir ritüel bağlamını varsaydığını söylüyor.
Yaygın yanlışUpaniṣadlardaki içselleştirme bugünkü seküler meditasyonun aynısıdır.
Bu eşitleme ritüel bağlamını ve dinsel anlamı siliyor.
Yaygın yanlışEvren, beden ve ritüel arasındaki karşılıklar modern anatomi ya da kozmoloji bilgisidir.
Bunlar metinlerin kendi dünya anlayışının parçası.
Yaygın yanlışUpaniṣadlarda önce ritüel vardı, sonra onun yerini felsefe aldı.
Madde ritüelden uzaklaşmayı bazı bölümler için söylüyor; iki eğilim yan yana duruyor.
Uygulama
Aklında kalsın
İçselleştirme, bir dış uygulamanın anlamının insanın içine taşınarak yeniden okunması; dış uygulamanın sona ermesi değil.
Bandhu, gerçekliğin farklı düzenleri arasında kurulan bağlantılar.
Üç alan eşlemesi, evren, ritüeli yaptıran kişinin bedeni ve ritüel alanı arasında karşılıklar kurmak.
Bağlamsız içe dönüş anlatısı, içselleştirmeyi ritüelin terk edilmesi diye anlatıp dinsel bağlamı silmek.
Esinlenilen modern bir çalışma, metinlerin kendisi değil, bir uyarlama.
Sonraki derse köprü
Bu derste Kaṭha'nın dizesinde duyuların tapındığı iç merkezin adının ātman olduğunu hatırladık ve Bṛhadāraṇyaka'da tören alanındaki bir varlığın evrenin bir haritası olabildiğini gördük: bir yanda insanın içi, öbür yanda evrenin bütünü.
Sıradaki ders bu iki ucun Upaniṣadlardaki adlarını ele alıyor: ātman ve brahman.
Soru şu: insanın en içindeki şeye verilen ad ile evrenin temelindeki şeye verilen ad bu metinlerde nasıl bir ilişki içinde duruyor ve bu ilişki bütün Upaniṣadlarda aynı biçimde mi anlatılıyor?