İçeriğe geç

Y3.72·Sekiz haftalık kişisel içsel pratik

Uykululuk, huzursuzluk ve sıkılma

sıfırdan ileri2.062 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Engel listesi, Yoga Sūtra'nın iç dikkati dağıtan etkenleri saydığı sūtralar; ilk madde hastalık.

Kaynak sorusu, bir durumun oturumdan mı oturumun dışından mı geldiğini ayırmak.

Ayar sırası, önce beden ve ortam, sonra yöntem, en son süre.

Sıkılma nesnesi, sıkılmanın kendisini gelip giden bir olay olarak gözlemlemek.

Büyüyen bir kaygı olağan huzursuzluk değil, bir yoğunlaşma sinyali.

Açılış sahnesi

Üç kişi sekiz haftalık planlarının üçüncü haftasında. Tepki kayıtlarına bakıyorlar ve her birinin kaydında aynı sözcük tekrar ediyor.

Birincisinin kaydında her akşam aynı not var: "uykulu". Yemekten sonra, kanepede, gözleri kapalı oturduğu on dakikanın yarısında başı öne düşüyor. Kendi kendine soruyor: "Ben meditasyon için fazla mı yorgunum, yoksa yanlış mı yapıyorum?"

İkincisinin kaydında başka bir sözcük tekrar ediyor: "kıpır kıpır". Oturduğu anda bacakları hareket etmek istiyor, saatine bakma isteği geliyor, aklı bir sonraki işe koşuyor. Beş dakika bile ona uzun geliyor.

Üçüncüsünün kaydında ise yalnızca şu var: "sıkıcı". Uyku yok, kıpırdanma yok; sadece her gün aynı nefesi izlemenin tadı kaçmış gibi.

Üç sözcük, üç farklı durum. Üçü de pratiği bırakmanın en sık gerekçeleri arasında. Bu ders onları bırakma nedeni olmaktan çıkarıp okunabilir bilgiye çevirmeyi deniyor.

Bu derste ne olacak

Süre ve sıklık dersi, kayıtta art arda beliren ağırlık ve kıpırtının bir şeyi değiştirme zamanı gelmiş olabileceğini haber verdiğini söylemişti; bu ders o haberleri tek tek açıyor. Önce klasik metnin bu tür engelleri ne kadar erken ve ne kadar açık biçimde saydığını göreceğiz. Sonra her durum için ilk sorulacak soruyu kuracağız: bu durum oturumdan mı geliyor, oturumun dışından mı? Ardından uykululuk, huzursuzluk ve sıkılma için ayrı ayrı hangi ayarların denenebileceğine bakacağız. Son olarak bir durumun ne zaman sıradan bir engel olmaktan çıkıp başka bir dikkat gerektirdiğini konuşacağız. Örnekler çoğunlukla planının ilk haftalarında bu üç durumla karşılaşan kişilerden geliyor.

Sıfır noktası

Y3.57 yatış düzeni için uyanıklık dengesini tanımlamıştı: bedeni rahatsızlıktan koruyacak kadar rahat, dikkati yönergelerde tutacak kadar uyanık bir zemin. Bu ders aynı dengeyi oturuşa ve her yönteme taşıyor.

Y3.42 deneyimi dört türe ayırmıştı: duyum, düşünce, duygu ve dürtü. Huzursuzluğun çoğu bu dördün son ikisinde, sıkılmanın bir kısmı da duygu ile düşüncenin arasında duruyor. Y3.48 ise yoğunlaşma sinyalini adlandırmıştı: fark edilip etiketlendikten sonra da büyümeye devam eden bir his.

Y3.70'teki durum dalı ve Y3.71'deki tek değişken ilkesi de bu dersin araçları.

Mekanizma

Metin bu engelleri baştan sayıyor

Bu üç durum modern bir keşif değil. Yoga Sūtra'nın birinci bölümü, iç dikkati dağıtan engelleri açık bir liste hâlinde sayıyor. Aşağıdaki satırlar, Y3.67 ve Y3.69'da kullandığımız Charles Johnston çevirisinden Türkçeye aktarıldı.

Otuzuncu sūtra zihni oradan oraya sürükleyen engelleri şöyle sayıyor: hastalık (sickness), uyuşukluk (inertia), kuşku, hafiflik ya da dağınıklık (lightmindedness), tembellik (laziness), ölçüsüzlük, yanlış kanılar, bir meditasyon basamağına ulaşamamak ya da ulaşılınca orada kalamamak. Otuz birinci sūtra bunlara keder, umutsuzluk, bedensel huzursuzluk (bodily restlessness) ve nefesin düzensiz alınıp verilmesini ekliyor. Otuz ikinci sūtra ise bir çare öneriyor: bir ilkeye kararlılıkla bağlı kalmak (steady application to a principle).

Bu listenin iki dersi var. Birincisi, uyuşukluk ve huzursuzluk pratiğin yanlış yapıldığının kanıtı değil; klasik metin bile onları olağan engeller olarak sayıyor. İkincisi, listenin ilk maddesi hastalık. Yani metin, bir engelin pratiğin dışından, bedenin durumundan gelebileceğini de hesaba katıyor.

İlk soru: nereden geliyor?

Her üç durum için ilk soru aynı: bu durum oturumun kendisinden mi geliyor, yoksa oturumun dışından mı?

Açılış sahnesindeki birinci kişinin kaydı bu soruya kısmen cevap veriyor: uykululuk her akşam, yemekten sonra, kanepede ve gözler kapalıyken geliyor. Bu, saat, beslenme ve duruş gibi oturumun koşullarına işaret ediyor. Ama bir kişi günün her saatinde, her oturumda uykuluysa, cevap büyük olasılıkla oturumun dışında.

Uykululuk

Kaynak sorusu uykululuğu oturumun koşullarına bağladıysa, denenebilecek ayarlar belli bir sırayla ele alınabiliyor.

Uykululuk için beden ve ortam ayarları çoğu zaman ilk ve en etkili adım. Yatmak yerine oturmak, sırtı bir desteğe yaslamak yerine dik tutmak, gözleri Y3.61'de gördüğümüz gibi açık bırakıp bakışı yere bırakmak, odayı biraz aydınlatmak ya da oturumu yemekten önceye almak. Bunlar Y3.57'deki uyanıklık dengesini oturuşa uygulamak demek.

Ortam ayarları yetmezse yöntem değişebilir. Bazı kişiler, kaynağın başlangıç düzeyinde saydığı uzatılmış veriş gibi sayıları ve ritmi olan bir yöntemde ya da gözler açık yapılan bir dış ses çalışmasında, pasif bir gözleme göre daha kolay uyanık kaldıklarını fark ediyor. Bunu kanıtlanmış bir etki gibi değil, tepki kaydıyla sınanacak bir seçenek gibi okumak gerekiyor. Süre en son değişiyor: uykululuk sürenin ikinci yarısında geliyorsa, oturumu kısaltmak bir çözüm olabilir.

Yaygın yanlışOturarak yapılan bir meditasyonda uykuya dalmak derin bir gevşemenin, dolayısıyla başarılı bir oturumun işaretidir.
Doğrusu

Klasik metin uyuşukluğu iç dikkati dağıtan engeller arasında sayıyor; uyku bir başarı işareti değil, çoğu zaman bir ayar ihtiyacının işareti.

Huzursuzluk

Huzursuzluk uykululuğun bir bakıma tersi: beden hareket etmek, zihin başka bir yere gitmek istiyor. Metin de bedensel huzursuzluğu ayrıca sayıyor.

Burada da ayar sırası işe yarıyor, ama yön değişiyor. Beden ve ortam için, oturumdan önce birkaç dakika yürümek ya da birkaç basit hareket yapmak bedenin fazla enerjisini boşaltabiliyor. Yöntem için, belirgin ve sayılabilir bir nesne, örneğin bir mantranın tekrarı ya da uzatılmış verişin sayıları, dağınık bir zihne tutunacak bir yer verebiliyor. Süre için ise huzursuzluk genellikle kısaltmanın en açık işareti: beş dakika uzun geliyorsa, üç dakikayla başlamak.

Huzursuzluğun kendisi de gözlemlenebilir. Y3.42'deki dürtü türü burada öne çıkıyor: "kalk", "saate bak", "şunu hatırla" gibi dürtüler geldiğinde onları hemen izlemeden fark etmek, huzursuzluğu bir engel olmaktan çıkarıp bir izleme nesnesine çeviriyor.

Ama huzursuzluğun bir sınırı var. Kıpırdanma, sabırsızlık ve dağınıklık olağan; fark edilip etiketlendikten sonra da büyüyen bir kaygı ise Y3.48'deki yoğunlaşma sinyali. Bu durumda ayar sırası değil, Y3.46'daki dönüş seçenekleri devreye giriyor.

Yaygın yanlışHuzursuzluk, kişinin meditasyona uygun olmadığının kanıtıdır.
Doğrusu

Klasik metin bedensel huzursuzluğu olağan engeller arasında sayıyor; çoğu zaman süreyi kısaltmak, yöntemi değiştirmek ya da oturumdan önce hareket etmek yardımcı olabiliyor.

Sıkılma

Sıkılma ötekilerden farklı. Uykululukta beden ağırlaşıyor, huzursuzlukta hareket etmek istiyor; sıkılmada ise ne ağırlık ne hareket var, yalnızca pratiğin tadının kaçtığı hissi var.

Sıkılmanın bir kaynağı alışkanlık olabilir: aynı yöntem, aynı saat, aynı süre, haftalarca. Bu durumda Y3.70'teki karar ağacına geri dönüp başka bir dalı denemek, örneğin nefes gözleminden bir dış ses çalışmasına ya da açık izlemeye geçmek, bir çözüm olabilir. Ama sıkılmanın bir başka yüzü daha var.

Sıkılma genellikle bir düşünceyle birlikte geliyor: "bu bir işe yaramıyor", "zaten biliyorum", "başka bir şey yapsam daha iyi olur". Y3.43'teki etiketleme burada doğrudan uygulanabiliyor: "sıkılma", "düşünme". Sıkılma etiketlendiğinde çoğu zaman sabit bir duvar değil, gelip giden bir dalga olduğu görülüyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, Yoga Sūtra'nın birinci bölümü iç dikkati dağıtan engelleri sayıyor; uyuşukluk, tembellik ve bedensel huzursuzluk bu listede, ilk madde ise hastalık.

İkincisi, her durum için ilk soru kaynak sorusu: oturumdan mı, oturumun dışından mı? Günün her saatine yayılan açıklanamayan bir durum bir sağlık değerlendirmesi gerektiriyor.

Üçüncüsü, ayar sırası önce beden ve ortam, sonra yöntem, en son süre; her seferinde tek bir ayar.

Dördüncüsü, uykululukta duruş, gözler, ışık ve saat; huzursuzlukta hareket, belirgin bir nesne ve kısa süre öne çıkıyor.

Beşincisi, sıkılma çoğu zaman bir düşünceyle geliyor ve etiketlendiğinde bir dalga gibi gelip gidiyor; bir hafta boyunca azalmıyorsa karar ağacına dönülüyor.

Altıncısı, huzursuzluk olağan, ama büyüyen bir kaygı bir yoğunlaşma sinyali; o durumda dönüş seçenekleri devreye giriyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışMeditasyonda uykuya dalmak başarılı bir oturumun işaretidir.
Doğrusu

Klasik metin uyuşukluğu bir engel olarak sayıyor.

Yaygın yanlışHuzursuzluk, kişinin meditasyona uygun olmadığının kanıtıdır.
Doğrusu

Bedensel huzursuzluk klasik metnin saydığı olağan engellerden biri.

Yaygın yanlışSıkılma, yöntemin işe yaramadığını gösterir ve hemen bırakılmalıdır.
Doğrusu

Sıkılma çoğu zaman gözlemlenebilen bir olay; bir hafta boyunca azalmıyorsa başka bir yöntem denenebilir.

Yaygın yanlışHer uykululuk ya da huzursuzluk bir meditasyon ayarıyla çözülür.
Doğrusu

Günün her saatine yayılan açıklanamayan bir durum bir sağlık değerlendirmesi gerektiriyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Engel listesi, Yoga Sūtra'nın iç dikkati dağıtan etkenleri saydığı sūtralar; ilk madde hastalık.

Kaynak sorusu, bir durumun oturumdan mı oturumun dışından mı geldiğini ayırmak.

Ayar sırası, önce beden ve ortam, sonra yöntem, en son süre.

Sıkılma nesnesi, sıkılmanın kendisini gelip giden bir olay olarak gözlemlemek.

Büyüyen bir kaygı olağan huzursuzluk değil, bir yoğunlaşma sinyali.

Sonraki derse köprü

Bu derste kıpırtıyı ve tatsızlığı itmeden görmeyi, gerektiğinde de oturumu ona göre ayarlamayı konuştuk.

Sıradaki ders bu farkın daha derin bir biçimine bakıyor: duygu bastırma ile duygu düzenleme arasındaki fark.

Soru şu: zor bir duygu belirdiğinde onu fark edip ayarlamak ile onu görmezden gelip itmek arasındaki çizgi nerede ve pratiğimiz hangisini besliyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.