İçeriğe geç

Y3.67·Pratyāhāra, dhāraṇā, dhyāna, samādhi

Saṃyama kavramı

sıfırdan ileri2.035 kelime15 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Saṃyama, Yoga Sūtra'nın üçüncü bölümünde dhāraṇā, dhyāna ve samādhi'nin bir arada uygulanmasına verilen ad.

Süreklilik okuması, son üç uzvu tek bir pratiğin sürüp derinleşen evreleri olarak görmek.

Güç vaadi, saṃyama'yı olağanüstü yetenekler kazandıran bir yöntem diye pazarlamak.

Saṃyama yeni bir uzuv değil; uzuv sayısı sekiz olarak kalıyor.

Bu kurs saṃyama'yı bir yönerge olarak değil, bir kavram olarak öğretiyor.

Açılış sahnesi

Bir öğrenci son dört dersi dikkatle not etmiş. Defterinde dört ayrı sayfa var: duyuların geri çekilmesi, dikkatin bir alanda tutulması, kesintisiz akış, yoğun emilim hâlleri. Her sayfanın kendi tanımı, kendi yanlışları, kendi örnekleri var.

Sonra Yoga Sūtra'nın üçüncü bölümünü açıyor ve şaşırıyor. Metin bu sayfalardan üçünü alıp tek bir adla anıyor. Defterine bir soru yazıyor: "Dört ayrı raf kurdum; şimdi üçünü tek bir kutuya mı koymam gerekiyor?"

Aynı hafta bir başka kişi bir atölye ilanı görüyor: "Saṃyama ile sezgisel güçlerini uyandır." İlanın altında bir liste var: geleceği görmek, başkasının zihnini okumak, bedenini hafifletmek.

Üçüncü bir kişi, bir öğretmenine yıllardır sorduğu soruyu yeniden soruyor: "Nefesime odaklanırken dhāraṇā ne zaman bitiyor, dhyāna ne zaman başlıyor?" Öğretmen bu kez cevabı saṃyama sözcüğüyle veriyor.

Üç sahne, aynı sözcüğün üç farklı kapısı: bir metin sorusu, bir satış vaadi ve bir sınır sorusu.

Bu derste ne olacak

Bu ders yeni bir uzuv tanıtmıyor; bildiğimiz uzuvlardan üçünün birlikte nasıl adlandırıldığını gösteriyor. Önce Yoga Sūtra'nın üçüncü bölümünün ilk dört sūtrasını okuyacağız ve saṃyama adının nerede, hangi cümleyle geçtiğini göreceğiz. Sonra son üç uzvun ayrı teknikler değil, tek bir pratiğin derinleşmesi olarak okunmasının ne anlama geldiğini konuşacağız. Ardından saṃyama'nın yer aldığı bölümün olağanüstü güçlerle ilgili bağlamına ve bu bağlamın bugün nasıl bir satış diline dönüşebildiğine bakacağız. Son olarak bu kursun saṃyama'yı neden bir yönerge olarak kullanmadığını açıklayacağız. Örnekler çoğunlukla metni ilk kez okuyanlardan ve saṃyama sözcüğüyle bir ilanda ya da bir sohbette karşılaşanlardan geliyor.

Sıfır noktası

Son dört derste her uzvu ayrı bir sayfada ele aldık. Bu ayrım öğrenmeyi kolaylaştırdı: her uzvun tanımını, en sık uğradığı çarpıtmayı ve güvenlik notlarını ayrı ayrı görebildik.

Y3.63'te pratyāhāra için menteşe benzetmesini kurmuştuk: dizinin bedenden ve soluktan dikkate döndüğü eşik. Bu ders o menteşenin öbür tarafında kalan üç uzvun birbirine nasıl bağlandığını gösteriyor.

Y3.66'nın köprüsü de bu sözcüğün ayrımları koruyup korumadığını, uzuvları birleştirip birleştirmediğini soruyordu. Bu dersin cevabı: ikisi birden.

Mekanizma

Metin ne diyor?

Saṃyama sözcüğü bu kursun kaynak paketinde tanımlanmıyor. Bu yüzden tanımı doğrudan metnin kendisinden alıyoruz. Aşağıdaki sūtra satırları, Charles Johnston'ın Project Gutenberg'de açık erişimle yayımlanan İngilizce Yoga Sūtra çevirisinden Türkçeye aktarıldı.

Üçüncü bölümün ilk üç sūtrası, son üç uzvu tek tek tanımlıyor. Algılayan bilincin belirli bir bölgeye bağlanması dhāraṇā; bu bölgede uzun süre tutulması dhyāna; bilincin kendini tümüyle nesnenin özünü aydınlatmaya verip ayrılık duygusundan sıyrılması samādhi. Bu tanımlar, önceki derslerde kaynak paketinden okuduğumuz kısa tanımlarla uyuşuyor.

Dördüncü sūtra ise yeni bir ad getiriyor: bu üçü, dhāraṇā, dhyāna ve samādhi, bir arada uygulandığında buna saṃyama deniyor.

Bu sūtranın yapısı dikkat çekici. Metin önce üç ayrı tanım veriyor, sonra bu tanımları silmeden üçüne birlikte bir ad koyuyor. Açılış sahnesindeki öğrencinin sorusuna bu yüzden şöyle cevap verilebilir: rafları yıkmak gerekmiyor; metin yalnızca üç rafın birlikte kullanıldığı durumu adlandırıyor.

Ayrı teknikler mi, tek bir pratik mi?

Kaynak paketimizin Yoga Sūtra için önerdiği dış kaynak, Internet Encyclopedia of Philosophy'nin Yoga Sūtra maddesi, bu ilişkiyi açık bir cümleyle anlatıyor: altıncı, yedinci ve sekizinci uzuvlar, önceki beş uzuv gibi farklı pratikler değil; aynı pratiğin sürmesi ve derinleşmesi.

Bu okuma, son üç dersin ayrımlarını geçersiz kılmıyor; onlara bir yer veriyor. Dhāraṇā'da dikkat bir alana bağlanıyor ve kayınca geri getiriliyor; dhyāna'da aynı alanda akış kesintisizleşiyor; samādhi'de nesneyle ilişki dönüşüyor. Üçü de aynı alanın, aynı nesnenin etrafında gerçekleşiyor. Değişen, alanla kurulan ilişkinin derinliği.

Açılış sahnesindeki üçüncü kişinin sorusu da burada anlam kazanıyor. "Dhāraṇā ne zaman bitiyor, dhyāna ne zaman başlıyor?" sorusu, iki ayrı tekniğin arasında keskin bir çizgi olduğunu varsayıyor. Süreklilik okumasına göre böyle bir çizgi aramak, bir nehrin nerede derinleştiğini tek bir noktada işaretlemeye benziyor.

Yaygın yanlışSaṃyama, dhāraṇā, dhyāna ve samādhi'den sonra öğrenilen dördüncü bir içsel teknik ya da yeni bir uzuvdur.
Doğrusu

Metin saṃyama'yı bu üç uzvun bir arada uygulanmasının adı olarak veriyor; uzuv sayısı değişmiyor.

Yaygın yanlışDhāraṇā ile dhyāna arasındaki sınır, deneyimde kesin bir anda fark edilebilir.
Doğrusu

Kursun dayandığı ansiklopedi maddesi bu uzuvları aynı pratiğin sürüp derinleşmesi olarak anlatıyor; keskin bir sınır aramak bu okumayla uyuşmuyor.

Üçüncü bölümün bağlamı

Saṃyama'nın geçtiği bölümün adı Vibhūti Pāda. Ansiklopedi maddesi bu bölümü, uygulayıcıda zihin aşırı yoğunlaşma hâllerindeyken ortaya çıkabileceği anlatılan olağanüstü güçlerle ilgilenen bölüm olarak tanımlıyor. Aynı madde, bölümün uygulayıcıyı özgürleşme yerine güçlerin peşine düşmeye karşı uyaran bir işlev taşıdığını da belirtiyor.

Bu, Y3.66'da gördüğümüz bir bilgiyle birleşiyor: kaynak paketimiz de metnin siddhi anlatılarına kendi içinde ihtiyatla yaklaştığını söylüyor. Yani saṃyama, metinde güçlerin anlatıldığı bir bölümde yer alıyor, ama metin o güçleri bir hedef olarak değil, bir tuzak ihtimali olarak konumluyor.

Johnston çevirisinde dördüncü sūtrayı izleyen iki satır da ölçülü bir dil kullanıyor: saṃyama'da ustalaşmakla algının aydınlandığını ve bu gücün yükselen derecelerle dağıtıldığını söylüyor. Hangi derecelerden söz edildiği, bu dersin değil, kursun ilerideki Vibhūti Pāda okumasının konusu.

Açılış sahnesindeki atölye ilanı tam olarak bir güç vaadi. Geleceği görmek, zihin okumak, bedeni hafifletmek gibi maddeler, metnin kendi içinde temkinle andığı anlatıları bir ürün listesine çeviriyor.

Yaygın yanlışSaṃyama, doğru uygulandığında zihin okuma ya da geleceği görme gibi yetenekler kazandıran bir tekniktir.
Doğrusu

Metnin güçlerden söz ettiği bölüm, kursun dayandığı ansiklopedi maddesine göre, güçlerin peşine düşmeye karşı bir uyarı işlevi de taşıyor; kaynak paketi de metnin bu anlatılara ihtiyatla yaklaştığını söylüyor.

Bu kurs saṃyama'yı neden bir yönerge yapmıyor?

Saṃyama adını ilk kez duyan birinin aklına hemen gelen soru, onun nasıl "yapılacağı". Bu kursun cevabı, saṃyama'nın bir yönerge değil, bir kavram olarak öğretildiği.

Bu tercihin iki nedeni var. Birincisi, Y3.65'teki aşama iddiası: bir deneyime klasik bir basamağın adını vermek dışarıdan sınanamıyor. Saṃyama üç uzvu birden kapsadığı için bu iddianın en geniş biçimi olurdu. İkincisi, güç vaadinin gölgesi: saṃyama'yı bir yönerge olarak kullanmak, sözcüğün bugün taşıdığı satış yükünü de oturuma taşıyabilir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Birincisi, saṃyama bu kursun kaynak paketinde tanımlanmıyor; tanım Yoga Sūtra'nın üçüncü bölümünün dördüncü sūtrasından, Johnston'ın çevirisinden geliyor.

İkincisi, metin önce dhāraṇā, dhyāna ve samādhi'yi ayrı ayrı tanımlıyor, sonra üçünün bir arada uygulanmasına saṃyama adını veriyor; uzuv sayısı değişmiyor.

Üçüncüsü, kursun dayandığı ansiklopedi maddesi son üç uzvu farklı pratikler değil, aynı pratiğin sürmesi ve derinleşmesi olarak anlatıyor; bu süreklilik okuması aralarında keskin bir sınır aramayı anlamsız kılıyor.

Dördüncüsü, pratyāhāra saṃyama'nın dışında kalıyor; menteşe benzetmesi bu yapıyla uyuşuyor.

Beşincisi, saṃyama güçlerin anlatıldığı bir bölümde geçiyor, ama bölüm güçlerin peşine düşmeye karşı bir uyarı da taşıyor; saṃyama'yı güç kazandıran bir teknik diye pazarlamak bir güç vaadi.

Altıncısı, bu kurs saṃyama'yı bir yönerge olarak değil, bir kavram olarak öğretiyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışSaṃyama, sekiz uzuvdan sonra gelen dokuzuncu ya da ayrı bir içsel tekniktir.
Doğrusu

Metin onu dhāraṇā, dhyāna ve samādhi'nin bir arada uygulanmasının adı olarak veriyor.

Yaygın yanlışDhāraṇā ile dhyāna arasındaki geçiş kesin bir anda fark edilebilir.
Doğrusu

Son üç uzuv aynı pratiğin sürüp derinleşmesi olarak okunuyor.

Yaygın yanlışSaṃyama olağanüstü güçler kazandıran bir tekniktir.
Doğrusu

Güçlerin anlatıldığı bölüm aynı zamanda onların peşine düşmeye karşı bir uyarı taşıyor.

Yaygın yanlışBir klasik kavramın tanımı için tek bir çeviri yeterlidir.
Doğrusu

Tek bir çeviriye dayanan okuma, yorum geleneği ve çeviri tartışmalarıyla sınanmalı.

Uygulama

Aklında kalsın

Saṃyama, Yoga Sūtra'nın üçüncü bölümünde dhāraṇā, dhyāna ve samādhi'nin bir arada uygulanmasına verilen ad.

Süreklilik okuması, son üç uzvu tek bir pratiğin sürüp derinleşen evreleri olarak görmek.

Güç vaadi, saṃyama'yı olağanüstü yetenekler kazandıran bir yöntem diye pazarlamak.

Saṃyama yeni bir uzuv değil; uzuv sayısı sekiz olarak kalıyor.

Bu kurs saṃyama'yı bir yönerge olarak değil, bir kavram olarak öğretiyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste saṃyama'nın metinde güçlerin anlatıldığı bir bölümde yer aldığını ve metnin bu güçleri bir hedef olarak konumlamadığını gördük. Kaynak paketimiz Klasik Yoga'nın varış noktasını kaivalya adıyla anıyor.

Bu kurs ise derslerinin çoğunu sağlık, dikkat ve gündelik iyilik hâli üzerinden kuruyor.

Sıradaki ders bu iki hedefi yan yana koyuyor. Soru şu: klasik bir sistemin hedefi ile modern bir kursun sağlık hedefi aynı uygulamayı paylaşırken birbirinden nerede ayrılıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.