İçeriğe geç

Y2.128·Rotasyon ve yan eğilme

Gebelik ve bazı omurga durumlarında kapsam sınırı

temelden ileri2.500 kelime16 uygulama örneği≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir öğretmenin odada topladığı bilgi ile bir uygulama kararının dayandığı bilgi aynı türden değil; aradaki fark daha dikkatli bakarak kapanmıyor ve kapsam sınırı o farkın adı.

Deneyim birinci listeyi zenginleştiriyor, ikinci listeyi doldurmuyor; bir ders metninin ise birinci listesi bile yok.

Bir poz ailesi ile bir durum arasında kurulan toplu cümle, yasak biçiminde de izin biçiminde de aynı boş masadan çıkıyor; temkinli görünen taraf da bir hüküm veriyor.

Gözlem değersiz değil; kararı verecek kişinin elinde bulunmayan ayrıntıyı üretiyor ve yazılı taşındığında sorulan soruyu keskinleştiriyor.

Sınırın arkasında bir iş var: soruyu kendi ayrıntısıyla yetkili masaya taşımak, gelen cevabın içine program kurmak ve eksik geldiğinde doldurmak yerine geri sormak.

Bir belirti söz konusuysa adres burası değil; durma işaretleri Y0.07'de, bir hareketin ne zaman durduğunu belirtiye bağlayan kural Y2.52'de duruyor.

Açılış sahnesi

Deneyimli bir öğretmen sınıfın içinde dolaşıyor ve gördüklerini sonradan tek tek sayabiliyor.

Bir öğrencide dönüşün ağırlığı göğüs bölgesinde toplanıyor. Bir başkasında nefes pozun ortasında kısalıyor ve uzun sürede geri gelmiyor. Bir üçüncüsünde destek yükseltildiğinde omuz düşeyi yerine oturuyor.

Üçü de o odada kontrol edilebilen gözlemler ve üçü de doğru okunmuş.

Ders bitiyor. Bir öğrenci matını toplarken yaklaşıp tek bir cümle söylüyor.

"Gebeyim, bu dönüşlere devam edebilir miyim?"

Öğretmenin gördüğü her şey hâlâ yerinde duruyor ve hiçbiri bu soruyu cevaplamıyor.

Dikkatte bir eksiklik yok. Soru başka bir masadan soruldu.

Bu derste ne olacak

Bu ders bir uyarlama dersi değil ve bir kısıtlama listesi hiç değil. Burada tek bir şey öğretiliyor: bir eğitim metninin ve bir öğretmenin nerede durduğu, bunun neden bir eksiklik değil bir yapı olduğu ve durduğu yerde ne yaptığı.

İlk iş iki ayrı listeyi yan yana koymak: bir öğretmenin odada gerçekten toplayabildiği bilgi ve bir uygulama kararının dayandığı bilgi. Aradaki farkın neden daha dikkatli bakarak kapanmadığını hemen ardından göstereceğiz; fark miktarda değil türde. Üçüncü adımda bu bölümün en çok toplu cümle çeken yerine bakacağız ve bir yasağın da bir izin kadar karar olduğunu söyleyeceğiz. Bundan sonra öğretmenin gözleminin çöpe gitmediğini, yalnız başka bir işe yaradığını kuracağız. Son bölüm soruyu taşımanın nasıl yapıldığını yazıyor.

On altı sınıf durumu anlatının içine dağılmış durumda. Bu dersten sonra böyle bir cümle duyduğunda elinde hazır bir yasak değil, taşınacak bir soru olacak.

Sıfır noktası

Bu işin parçaları bu kursta zaten yazılı ve bu ders onların hiçbirini yeniden yazmıyor.

Uygulamanın ortasında bir belirti çıktığında ne olacağı Y0.07'nin konusu; orada durma gerektiren işaretler öbeklenmiş ve hangi işaretin hangi aciliyetle nereye gittiği ayrılmış durumda. Bir hareketin ne zaman durduğunu şekle değil belirtiye bağlayan kural Y2.52'de kuruldu ve üç parçası orada. Bir sağlık çalışanının koyduğu sınırın içinde nasıl program kurulduğu Y2.37'de çalışıldı.

Bu derste o üçünden hiçbiri tekrarlanmıyor. Bir belirti sorusu geldiğinde adres Y0.07, bir durma kuralı gerektiğinde adres Y2.52.

Buradaki soru daha önce sorulmadı ve şu: belirti yokken, bir sınır konmamışken ve ortada acil bir şey yokken, bir öğretmen bir kişi hakkında ne biliyor?

Bir önceki ders bir iddianın gösterilip gösterilemediğini sormuştu. Şimdi sorduğumuz şey bir iddia değil, bir karar.

Mekanizma

İki liste yan yana

Bir öğretmenin odada topladığı bilgi gerçekten zengin ve bu bölüm yedi derstir onu topluyor.

Hareketin hangi bölgeden geldiği görülüyor. Nefesin poz içinde ne yaptığı duyuluyor. Hareketin nerede durduğu ve orada duranın ne olduğu okunuyor. Bir kurulum değiştirildiğinde neyin değiştiği ölçülebiliyor. Kişinin o gün ne bildirdiği kayda geçiyor.

Şimdi ikinci liste. Bir uygulama kararının dayandığı şeyler.

Kişinin sağlık öyküsü. O öykünün bugünkü seyri. Bu ikisini değerlendirmeye yetkili birinin vardığı sonuç. Ve o kişinin, o gün, o beden hakkında koyduğu ya da koymadığı sınır.

İki liste yan yana konduğunda tek bir şey görünüyor: birinci listedeki hiçbir satır ikinci listedeki hiçbir satırı üretmiyor.

Açık neden kapanmıyor

Eksik bilgi denince akla önce daha iyi bakmak geliyor ve bu ders tam o refleksin karşısında duruyor.

Kapanmıyor, çünkü iki liste aynı türden değil.

Birinci listedeki her satır bir gözlem: o odada, o anda, bir bedene bakılarak alınıyor. İkinci listedeki her satır bir öykü ya da bir değerlendirme: zamana yayılmış, büyük kısmı görünmüyor ve bir bölümü ancak yetkisi olan birinin ulaşabileceği yollardan geliyor.

Bir gözlemi ne kadar iyileştirirsen iyileştir, bir öykü çıkmıyor. Daha uzun bakmak, daha yakından bakmak ya da başka bir doğrultudan bakmak bir önceki dersin işiydi ve orada işe yarıyordu. Burada işe yaramıyor, çünkü aranan şey bakışın menzilinde değil.

Deneyim de kapatmıyor. Otuz yıllık bir öğretmen de, ilk yılındaki bir öğretmen de aynı iki listeye sahip. Aradaki fark birinci listenin zenginliğinde; ikinci liste ikisinde de boş.

Ve bir metin, bir ders ya da bir video daha da uzakta duruyor: onun birinci listesi bile yok. Karşısında bir beden yok, bir nefes yok, bir o gün yok.

Bu bölümün toplu cümle sorunu

Dönüş ailesi hakkında toplu cümle kurmak yaygın ve bunun bir nedeni var: bu aile tek bir ad altında toplanıyor ve tek bir ad altında toplanan her şey tek bir cümleyle konuşulmaya davet ediyor.

Cümleler iki yönde de kuruluyor. Bir yönde bütün bir aile bir durum için kapatılıyor. Öbür yönde aynı aile bir durum için serbest ilan ediliyor.

Ve şimdi bu dersin asıl cümlesi.

İkisi de aynı yerden veriliyor.

Bir yasak, dışarıdan temkinli görünüyor ve bu görüntü onu denetimden kaçırıyor. Oysa "bu ailede senin için sakınca var" cümlesi de bir kişi hakkında verilmiş bir hüküm ve onu verecek bilgi odada yok.

Bir önceki ders bir mekanizmanın gösterilemediğini söylemişti. Burada gösterilemeyen şey bir işleyiş değil; başkası adına verilmiş bir hüküm.

Bunun pratikteki karşılığı şu: kapsam sınırı "her şeyi yasakla" demiyor. "Bu soruda iki yöne de karar verme" diyor.

Gözlem çöpe gitmiyor

Buraya kadar söylenen her şey bir eksiltme gibi duyulabiliyor ve değil.

Öğretmenin birinci listesi kararı vermeye yetmiyor. Ama kararı verecek kişinin elinde de o liste yok.

Bir hekimin ya da bir fizyoterapistin muayenehanesinde bir kişi o pozun içinde durmuyor. Orada anlatılan şey hatırlanan şey oluyor ve hatırlanan şey genellikle "zorlandım" ya da "iyi geldi" boyutunda kalıyor.

Öğretmenin kaydı bundan çok daha ayrıntılı. Hangi harekette, hangi kurulumda, nefes ne yaparken, ne bildirildi. Bu kayıt karşıya geçtiğinde sorulan soru keskinleşiyor.

Yani öğretmenin işi kararı vermemek ve karara malzeme taşımak. İkisi aynı anda doğru.

Soruyu taşımak

Sınırı bilmek dersi bitirmiyor. Sınırın hemen arkasında yapılacak bir iş duruyor ve o iş bu bölümün sonunda yazılıyor.

Aktarım üç şeyden oluşuyor ve hiçbiri bir tavsiye içermiyor.

Taşınan birinci şey sorunun kendisi. "Yoga yapabilir miyim" bir soru değil bir başlık; onun yerine öğrencinin pratiğinde fiilen ne olduğu yazılıyor.

Taşınan ikinci şey öğretmenin kaydı. Gözlem payı burada devreye giriyor ve yazılı gidiyor.

Taşınan üçüncü şey geri dönecek olan şeyin adresi. Gelen cevap öğretmene değil öğrenciye ait ve öğrenci onu paylaşmayı seçerse program o cevabın içine kuruluyor.

Bir de aktarımın dili var. "Sana bir şey olur" cümlesi bir zarar tahmini ve bu kapsamda değil. Kurulacak cümle bir tahmin taşımıyor: bu soruya ben karar veremem, karar verecek olan kişiye götüreceğin şeyi birlikte hazırlayalım.

Usta katmanı

Bu dersin en zor yanı bir eksikliği anlatmak değil, bir eksiklik gibi duyulmasını engellemek. Bilgi açığı bir beceri boşluğu olsaydı kapatılabilirdi ve kapatan kişi daha iyi bir öğretmen olurdu. Öyle değil: açık, öğretmenliğin tanımına ait. Bunu bir kusur olarak anlatan her cümle, öğrencide sınırı aşmaya çalışan bir öğretmen üretiyor.

Yasağın denetimden kaçması bu konunun en sessiz sorunu. Bir izin verildiğinde etrafında tartışma oluyor; bir yasak verildiğinde kimse gerekçe sormuyor, çünkü temkinli görünen taraf zaten haklı sayılıyor. Oysa iki cümle de aynı boş masadan çıkıyor ve yalnız birinin hesabı soruluyor. Bir öğretmen kendi yasaklarını izinleri kadar sıkı denetlemedikçe bu ders uygulanmış olmuyor.

Sınırı söylemenin zamanlaması da içerik kadar belirleyici. Soru geldiği anda kurulan cümle bir bilgi veriyor; aynı cümle bir poz sırasında, sınıfın ortasında ve telaşlı bir yüzle kurulduğunda bir tehlike bildirimine dönüşüyor. Bu bölüm boyunca gözlemin nereden yapıldığının önemli olduğunu ölçtük; burada da söylenen şeyin nerede söylendiği kendi başına bir değişken.

Kapanıştaki incelik şu: aktarım tek yönlü değil. Bir cevap geldiğinde öğretmenin işi o cevabı yorumlamak değil, içine program kurmak. Gelen cevap eksikse doldurulmuyor, geri soruluyor. Bu iki cümle arasındaki fark, bu dersin bütün içeriğinin pratikteki sınavı.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışKapsam sınırı, emin olunmayan her şeyi yasaklamak demektir.
Doğrusu

Bir yasak da bir karar ve o kararı verecek bilgi odada yok. Sınırın söylediği şey iki yöne de hüküm vermemek ve soruyu karar verebilecek yere taşımak.

Yaygın yanlışYeterince deneyimli bir öğretmen bu soruyu cevaplayabilir.
Doğrusu

Deneyim odada toplanan gözlemi zenginleştiriyor ve kararın dayandığı öyküyü üretmiyor. İki liste ayrı türden; birini büyütmek ötekini doldurmuyor.

Yaygın yanlışBir durumun adını bilmek o kişi hakkında bir şey bilmek demektir.
Doğrusu

Ad bir başlık ve aynı adı taşıyan iki kişinin öyküsü, seyri ve konmuş sınırı birbirinden bağımsız. Addan çıkarılan her uygulama kararı o kişiye değil ada veriliyor.

Yaygın yanlışSınırı söylemek öğrencinin pratiğini durdurur.
Doğrusu

Kapsam dışında olan şey bir soru, pratiğin tamamı değil. Bu ayrım açıkça söylenmediğinde öğrenci ikisini aynı şey sanıyor ve çoğu zaman sessizce çekiliyor.

Yaygın yanlışBir öğretmenin gözleminin bu konuda hiçbir değeri yok.
Doğrusu

Gözlem kararı üretmiyor ve kararı verecek kişinin elinde bulunmayan ayrıntıyı üretiyor. Taşınmadığında kaybolan şey o ayrıntı oluyor ve soru genel hâliyle soruluyor.

Uygulama

Aklında kalsın

Bir öğretmenin odada topladığı bilgi ile bir uygulama kararının dayandığı bilgi aynı türden değil; aradaki fark daha dikkatli bakarak kapanmıyor ve kapsam sınırı o farkın adı.

Deneyim birinci listeyi zenginleştiriyor, ikinci listeyi doldurmuyor; bir ders metninin ise birinci listesi bile yok.

Bir poz ailesi ile bir durum arasında kurulan toplu cümle, yasak biçiminde de izin biçiminde de aynı boş masadan çıkıyor; temkinli görünen taraf da bir hüküm veriyor.

Gözlem değersiz değil; kararı verecek kişinin elinde bulunmayan ayrıntıyı üretiyor ve yazılı taşındığında sorulan soruyu keskinleştiriyor.

Sınırın arkasında bir iş var: soruyu kendi ayrıntısıyla yetkili masaya taşımak, gelen cevabın içine program kurmak ve eksik geldiğinde doldurmak yerine geri sormak.

Bir belirti söz konusuysa adres burası değil; durma işaretleri Y0.07'de, bir hareketin ne zaman durduğunu belirtiye bağlayan kural Y2.52'de duruyor.

Sonraki derse köprü

Bu bölümde artık her parça tek tek elde. Rotasyonun bölgeler arasında nasıl bölüşüldüğü ölçüldü, yan eğilme ile dönme ayrıldı, dört dönüş tek tek söküldü, bir iddia adımlarına ayrıldı ve bu derste sınırın kendisi çizildi.

Geriye bunları tek bir seansın içine dizmek kalıyor.

Otuz dakikalık rotasyon pratiği bu bölümün pozlarını bir kademe sırasına diziyor ve sıranın kendisi bir karar: hangi talep hangisinden önce geliyor.

Orada bu dersten kalan şeyin bir yeri de var. Arkaya eğilme pratiğinde tanımlanan programlı kontrol, kimse bir şey bildirmeden, seansın baştan işaretlenmiş yerlerinde herkese soru sormaktı. Bir soru taşımayı öğrenen öğretmen için o noktalar yalnızca bir güvenlik kalemi değil; bilginin kendiliğinden toplandığı yerler.

Ve orada şu ortaya çıkıyor: bir sıra kurmak, tek tek doğru pozları yan yana koymaktan başka bir iş.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.