Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bu duruşta kaldıraç bir seçenek değil, tanımın parçası; kolu kaldırdığında elinde bu poz kalmıyor.
Kol ile diz arasındaki itiş üç yerden birine gidiyor: gövdeyi çeviriyor, dizi uzaklaştırıyor ya da leğen kemiğini kaydırıyor. Şiddet aynı olsa bile sonuç aynı değil.
Yere basan ayak hem dayanak hem itme noktası olabiliyor; hangisi olduğu altındaki yükün dönüş boyunca değişip değişmediğinden okunuyor.
Arkadaki elin doğru işi tek değil; uzunluk turunda aşağı itmesi isteniyor, ölçüm turunda gövdeyi çekmesi kaydı bozuyor.
İtişin poz içinde sıfırlanması, aynı oturuştan iki okuma veriyor; ikisi arasındaki açıklık kişinin taşımadığı aralık.
Açılış sahnesi
Bir öğretmen iki öğrencisini aynı duruşta yukarıdan fotoğraflıyor.
İki fotoğrafta da gövde aynı kadar çevrilmiş, omuz çizgisi aynı açıda, bakış aynı yöne düşmüş. Öğretmen ikisinin kaydına da aynı satırı yazıyor.
Sonra ikisinden tek bir şey istiyor: kolunuzu yerinden oynatmayın, yalnız itmeyi bırakın. Temas kalsın, kuvvet bitsin.
Birincinin şekli hemen hemen olduğu gibi kalıyor.
İkincinin gövdesi geri dönüyor; kalan dönüş fotoğraftakinin belirgin biçimde altında.
Fotoğraf ikisini ayırt edememişti, çünkü fotoğraf şekli gösteriyordu.
Ayıran şey şekil değildi; o şekli kimin ürettiğiydi.
Bu derste ne olacak
Bu duruş bir şey ekliyor ve karşılığında bir şeyi bulanıklaştırıyor.
Eklediği şey üçüncü bir temas: üstteki ayak, öbür bacağın dışından dolanarak zemine basıyor. Bulanıklaştırdığı şey ölçüm; o ayak yerleştiği anda kol da bir dize dayanıyor ve dönüşü artık iki kaynak birden üretebiliyor.
Önce kaldıracın ne olduğunu değil, kuvvetinin nereye ulaştığını soracağız; üç varış yeri var ve yalnız biri dönüş üretiyor. Ardından bu duruşta bir değil iki kaldıraç bulunduğunu, ikisinin farklı iş yaptığını ve birinin doğru işinin tek olmadığını göstereceğiz. Sonra pozdan hiç çıkmadan alınabilen bir okuma kuracağız. En sonunda gözlemleri tek tek geçip her birinin ne elediğini yazacağız; aralarında hiçbir şeyi elemeyen biri yine var.
On sekiz sınıf gözlemi bu soruların her birini ayrı ayrı sınıyor.
Bu duruşta yazılan sayının kime ait olduğu, kolun ne yaptığına bakılmadan belirlenemiyor.
Sıfır noktası
Bir dönüşün kol kaldıracıyla mı gövdenin kendi kuvvetiyle mi üretildiği bu kursta ayrı iki sayı; ayrımı Y2.54 koymuş ve aradaki açıklığa taşınmayan aralık demişti.
O ders kaldıracı bir seçenek olarak ele alıyordu: kolu kullanırsın ya da kullanmazsın, iki sayı çıkar.
Burada kaldıraç bir seçenek değil. Kol dize dayanmadığında ortada bu duruş kalmıyor, başka bir oturuş kalıyor.
Bir önceki ders tabanı sormuştu; oturuşun simetrisi ve yüksekliği dönüşün nereden başladığını değiştiriyordu. Zincirin payları da elimizde: Y2.120 en cömert bölgeyi torakal, en darını lomber olarak yazmıştı. Saf sanılan bir dönüşün içinde yan eğilme bulunabileceğini Y2.121, hangi ucun tutulduğunun dönüşü nereye yerleştirdiğini ise Y2.59 göstermişti.
Şimdi bunların hepsi aynı duruşta toplanıyor ve üstüne yeni bir şey geliyor: dönüşü üreten kuvvetin bir bölümü artık gövdenin dışından geliyor.
Mekanizma
Üçüncü temas iki iş yapıyor
Bu duruşta dönüşü taşıyan temas üç tane: iki oturma kemiği ve karşı bacağın dışına basan ayak. Alttaki bacak da zemine değiyor, ama oradaki temas yük taşıyor; kuvvet üretmiyor.
O ayak tek bir iş yapıyor gibi görünüyor ama iki zıt iş yapabiliyor.
Birinci işinde dayanak: leğen kemiğini olduğu yerde tutuyor ve gövdenin çevrilmesine zemin hazırlıyor.
İkinci işinde itme noktası: bacak zemine kuvvet verdiğinde leğen kemiği geriye ya da yana kayıyor.
İkisini ayıran şey ayağın altındaki yükün dönüş boyunca değişip değişmediği.
Bu temasın bir önceki dersten farkı da burada. Orada alt uç yalnız kuvvet alıyordu; oturma kemikleri bir yüzeye oturuyor ve dönüşü taşıyordu. Bu duruşta alt uca kuvvet üretebilen bir nokta ekleniyor ve o nokta istemeden de çalışabiliyor.
Kuvvetin üç varış yeri
Kol dize dayanıp ittiğinde ortaya bir kuvvet çıkıyor ve bu kuvvet üç yerden birine gidiyor.
Birinci varış yeri gövde. İstenen olan bu; itiş omurgaya bir dönüş talebi olarak ulaşıyor.
İkinci varış yeri dizin kendisi. Diz gövdeye göre yerinde tutulmuyorsa itiş onu iterek uzaklaştırıyor, bacak yerleşimi açılıyor ve kuvvet dönüşe hiç ulaşmıyor.
Üçüncü varış yeri taban. Diz yerinde duruyor ama alt uç tutulmuyorsa itiş leğen kemiğini kaydırıyor.
Buradan dersin asıl cümlesi çıkıyor: kaldıraç bir miktar sorusu değil, bir yön sorusu. Aynı şiddetteki itiş üç ayrı sonuç üretiyor.
Üçünün ayırt edilmesini zorlaştıran şey de ortak. Her üçünde de göğüs sonunda bir yöne bakıyor ve bakışa göre poz tamamlanmış görünüyor. Fark göğüste değil, göğsün altında kalan iki yerde duruyor: dizin gövdeye olan uzaklığında ve oturma kemiklerinin yüzeydeki yerinde.
İki kaldıraç, iki ayrı iş
Bu duruşta dize dayanan kol tek kaldıraç değil.
Arkadaki el iki zıt iş yapabiliyor ve ikisi de aynı görüntüyü veriyor.
Aşağı ittiğinde gövdeyi uzatıyor; oturuş uzuyor ve dönüş o uzunluğun üstünde kuruluyor.
Zemine tutunup çektiğinde gövdeyi çeviriyor; bu artık bir destek değil, ikinci bir kaldıraç.
Ve burada tek bir doğru cevap yok. Uzunluk çalışılıyorsa o elin itmesi isteniyor; gövdenin kendi dönüş kuvveti ölçülüyorsa çekmesi kaydı bozuyor. Aynı el, aynı görüntü, iki ayrı iş; hangisinin doğru olduğu o turda ne istendiğine bağlı.
Dışarıdan okunacak iki işaret var: elin zeminde kayıp kaymadığı ve omzun kulağa yaklaşıp yaklaşmadığı.
Hangi gözlem neyi eliyor
Bu işlem kolu kaldırmaktan farklı. Kol kaldırıldığında oturuş da bozuluyor ve ikinci okuma başka bir kurulumdan geliyor; kol yerinde bırakıldığında kurulum aynı kalıyor ve yalnız kuvvet çekiliyor.
Bir gözlem, birilerini dışarıda bıraktığında bilgi taşıyor. Sırayla bakalım.
Kolun dize dayanıp dayanmadığı hiçbir şeyi elemiyor. Dayanmak bu duruşun tanımı; herkes bu gözlemden geçiyor ve gözlem sınıf hakkında hiçbir şey söylemiyor.
İtiş sıfırlandığında kalan şekil, öndeki kolun ürettiği payı eliyor. Kalan dönüş gövdenin taşıdığı dönüş. İki sınırı var: dönüşün hangi bölgeden geldiğini söylemiyor ve arkadaki el çekmeyi sürdürüyorsa onun payı kalan şeklin içinde duruyor. İki kaldıraç ayrı ayrı sıfırlanmadıkça okuma yarım kalıyor.
Ayak altındaki yükün dönüş boyunca değişmesi itilen tabanı eliyor. Yük artıyorsa alt uç sabit değil. Bu gözlem dizin dışa kaçmasını görmüyor.
Dizin gövdeden uzaklaşması kuvvetin bacağa gittiğini eliyor. Diz uzaklaşıyorsa itişin bir bölümü dönüşe hiç ulaşmamış.
Arkadaki elin kayması ve omzun yükselmesi o elin çektiğini eliyor. Bu gözlemin beklenen cevabı tura göre değişiyor; çekiş, ölçüm turunda bir kaçak, uzunluk turunda bir araç.
Nefes ölçütü dönüşün göğüs kafesinden gelip gelmediğini ayırıyor. Y2.54'ten devraldığımız bu ölçüt kaldıraçtan bağımsız çalışıyor; itiş sıfırlansa da sıfırlanmasa da aynı soruyu soruyor.
Usta katmanı
Kaldıraçla derinleşen bir dönüş, gövdenin o dönüşü taşıyabildiğini göstermiyor. Bu cümle Y2.54'ten geliyor ama oradaki çözüm buraya olduğu gibi taşınamıyor, çünkü kaldıraç bu duruşun tanımının içinde. Çözüm kaldıracı kaldırmak değil, kuvvetini pozun içinde sıfırlamak; aynı oturuştan iki okuma almanın yolu bu ve aradaki açıklık kişinin taşımadığı aralık.
Bu duruşta ölçüm dili bir kademe değişiyor. Bölümün başından beri sorduğumuz soru ne kadar döndü biçimindeydi; burada o soru tek başına cevap vermiyor, çünkü aynı görüntü üç ayrı kuvvet yolundan çıkabiliyor. Onun yerine kuvvet nereye gitti sorusu geçiyor ve bu sorunun cevabı bir sayı değil bir cümle. Kayıtta bir sayının yanına yazılan bu cümle, iki seansı karşılaştırılabilir kılan şeyin kendisi oluyor.
Buradan çıkan alışkanlık bu duruşun sınırlarını aşıyor. Bir uzvun başka bir uzva dayandığı her kurulumda aynı üç varış yeri var: gövde çevriliyor, dayanılan uzuv itiliyor ya da taban kayıyor. Bu üçünü ayırt etmeyi öğrenen bir öğretmen, daha önce hiç görmediği bir kurulumda da ilk soruyu sorabiliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışKol dize ne kadar çok iterse dönüş o kadar ilerler.
İlerlemeyi belirleyen şey itişin şiddeti değil ulaştığı yer. Aynı şiddetteki itiş dizi de uzaklaştırabiliyor, leğen kemiğini de kaydırabiliyor ve iki durumda da dönüş yerinde kalıyor.
Yaygın yanlışKolla derinleşen dönüş kişinin dönüş aralığıdır.
Kaldıraçla girilen yer ile kişinin taşıdığı yer ayrı iki okuma. Bu duruşta ikisi ayrı yazılmadığında hiç ayrışmıyor, çünkü kaldıraç pozun kendi parçası ve kayda kendiliğinden giriyor.
Yaygın yanlışArkadaki el yalnızca bir dayanaktır.
O el zemine tutunup gövdeyi çevirebiliyor ve o anda ikinci bir kaldıraç oluyor. Hangi işi yapmasının doğru olduğu tek başına söylenemiyor; uzunluk turunda itmesi isteniyor, ölçüm turunda çekmesi kaydı bozuyor.
Yaygın yanlışAyağın yere basması tabanı kendiliğinden sabitler.
Basan ayak aynı zamanda bir itme noktası. Altındaki yük dönüş boyunca artıyorsa taban tutulmuyor, itiliyor ve ölçüm kayan bir zeminin üstünden alınıyor.
Uygulama
Aklında kalsın
Bu duruşta kaldıraç bir seçenek değil, tanımın parçası; kolu kaldırdığında elinde bu poz kalmıyor.
Kol ile diz arasındaki itiş üç yerden birine gidiyor: gövdeyi çeviriyor, dizi uzaklaştırıyor ya da leğen kemiğini kaydırıyor. Şiddet aynı olsa bile sonuç aynı değil.
Yere basan ayak hem dayanak hem itme noktası olabiliyor; hangisi olduğu altındaki yükün dönüş boyunca değişip değişmediğinden okunuyor.
Arkadaki elin doğru işi tek değil; uzunluk turunda aşağı itmesi isteniyor, ölçüm turunda gövdeyi çekmesi kaydı bozuyor.
İtişin poz içinde sıfırlanması, aynı oturuştan iki okuma veriyor; ikisi arasındaki açıklık kişinin taşımadığı aralık.
Sonraki derse köprü
Bu derste kaldıracı taşıyan şey bir dizdi ve o diz yerinde duruyordu.
Sıradaki hazırlıkta aynı kaldıraç yeniden kuruluyor, ama bu kez ayakta.
Kaynak paketi Pārśvakoṇāsana'yı ayakta duruşlar arasına koyuyor, çalışma alanını bacak kuvveti ve yan beden olarak yazıyor, olağan uyarlamasını da doğrudan önkolun uyluğa konması olarak veriyor.
Yani dayanılan yer yine bir bacak; fark, o bacağın artık bedenin ağırlığını taşıyor olması. Kol bu kez yalnız çevirmiyor, üstüne yaslanılan bir yer de oluyor.
Ve alt uç iki oturma kemiğinden iki ayağa geçtiğinde bu dersin sorusu baştan açılıyor: itiş gövdeye mi gidiyor, yoksa zemini mi itiyor?