Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İki öne eğilme vardır ve ikisinde de kalça bükülür; ayrım omurganın katılıp katılmamasıdır.
Menteşede kalçanın geriye gitmesi bir talimat değil, karşı ağırlık gereğidir; gitmiyorsa menteşelenmiyorsun.
Devir noktası, leğen kemiğinin devrilmesinin durduğu yerdir; bir hata değil, bilinmesi gereken bir sınırdır ve kişiden kişiye değişir.
Üç araçla ayırt edilir: el, duvar ve sopa; sopa en bilgi verenidir çünkü nerede devredildiğini de söyler.
Katlanma yanlış değildir; öğretilen şey bir yasak değil, ikisini ayırt edip seçebilme becerisidir.
Açılış sahnesi
Ayağa kalk ve yerdeki bir şeyi alıyormuş gibi öne eğil. Şimdi doğrul.
Sana bir soru soracağım ve cevabı büyük ihtimalle bilmiyorsun.
Eğilirken kalçan geriye gitti mi?
Çoğu kişi bu soruya "sanırım" diye cevap veriyor. Bilmiyor. Ve bilmemesi dikkatsizlik değil; dışarıdan bakan biri için de kolayca ayırt edilemiyor.
Çünkü iki farklı öne eğilme var ve ikisi de seni aynı yere getiriyor. Eller yere yaklaşıyor, gövde aşağıda, görüntü benzer. Ama iki farklı eklem çalıştı ve yük iki farklı yere gitti.
Yoga alanında en çok karıştırılan ayrım bu. "Kalçadan eğil" cümlesi her derste söyleniyor ve o cümleyi duyan pek çok kişi ne yaptığını bilmeden başını sallıyor.
Bu bölüm baştan sona bu ayrımla ilgili. Bu ders de ayrımın kendisiyle.
Bu derste ne olacak
Önce iki öne eğilme biçimini yan yana koyup hangi eklemlerin çalıştığını göreceğiz. Sonra menteşenin mekaniğini açacağız; kalçanın neden geriye gitmek zorunda olduğunu anlayacaksın. Ardından menteşenin nerede bittiğini ve devri omurgaya nasıl bıraktığını konuşacağız. Sonra kendi menteşeni ayırt etmen için üç araç kuracağız. Ardından en önemli kısma geleceğiz: ikisinden hangisinin doğru olduğu sorusunun neden yanlış bir soru olduğuna. On altı örnekle çalışacağız. Ders bittiğinde öne eğilirken ne yaptığını biliyor ve hangisini yapacağını seçebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bu iki tanımı yan yana tut. Dersin geri kalanı bu ikisinin karşılaştırması.
Elindeki araçlar hazır. Y1.11'den fleksiyonu biliyorsun. Y1.14'ten poz sökümünü biliyorsun; bir pozu içindeki eklem eylemlerine ayırmayı. Y1.23'ten taban okumasını biliyorsun.
Bu üçüyle ayrımı kendin kurabilirsin. Hadi sökelim.
Mekanizma
İki eğilme, aynı görüntü
Kalça menteşesinde ne oluyor? Kalça fleksiyonda, omurga nötre yakın.
Segmental katlanmada ne oluyor? Kalça yine fleksiyonda, omurga da fleksiyonda.
Dikkat et, burada ince bir nokta var ve sık atlanıyor. Ayrım "kalça mı omurga mı" değil. İkisinde de kalça bükülüyor. Ayrım şu: omurga da katılıyor mu, katılmıyor mu.
Yani segmental katlanma, menteşenin karşıtı değil; menteşenin üstüne bir şey eklenmiş hâli.
Bunu bilmek pratikte işe yarıyor. Çünkü "kalçadan eğil" diye bir talimat aldığında yapman gereken şey yeni bir hareket bulmak değil; zaten yaptığın hareketten omurga katkısını çıkarmak.
Kalça neden geriye gidiyor
Şimdi menteşenin mekaniğine bakalım.
Kalça ekleminde uyluk kemiğinin başı yuvasında dönüyor ve leğen kemiği uyluk kemiklerinin üzerinde öne devriliyor. Gövde bu devrilmeyle birlikte gidiyor.
Peki neden kalça geriye kayıyor?
Y1.24'ten hatırla: ayakta dururken ağırlık merkezin ayaklarının üzerindeki destek alanının içinde kalmak zorunda. Gövdeni öne gönderdiğinde o merkez de öne kayıyor.
Bu, dersin en kullanışlı cümlelerinden biri. Kalçayı geriye götürmek bir talimat değil; menteşe gerçekten oluyorsa kendiliğinden olan bir şey.
Tersi de doğru. Kalçan geriye gitmiyorsa, gerçekte menteşelenmiyorsun. Gövden bir yerden bükülüyor ve o yer omurga.
Menteşe nerede bitiyor
Menteşenin bir sınırı var ve o sınır herkeste farklı yerde.
Bir noktaya kadar leğen kemiği öne devriliyor. Sonra duruyor. Devrilmeye devam edemiyor.
O noktadan sonra ne oluyor? Daha aşağı gitmek istiyorsan omurga devreye giriyor.
Bu, Y1.14'teki zincir etkisinin en temiz örneği. Bir eklem durunca komşusu işi devralıyor.
Ve şu çok önemli: devir noktası bir hata değil. Kaçınılması gereken bir şey de değil. Sadece bilinmesi gereken bir yer.
Neden bilinmesi gerekiyor? Çünkü menteşe çalışmak istiyorsan devir noktasının berisinde kalman gerekiyor. Devir noktasını geçtiğin anda artık menteşe çalışmıyorsun, başka bir şey çalışıyorsun.
Devir noktası nerede? Kişiden kişiye belirgin biçimde değişiyor. Bazı kişilerde gövde neredeyse yatay olana kadar leğen kemiği devriliyor; bazılarında çok daha erken duruyor. Sebep hem kalça yapısı hem arka bacak dokuları.
Kendi menteşeni ayırt etmek
Üç araç var. Kolaydan zora sıralayacağım.
Birinci araç el. Bir elini belinin üzerine, diğerini leğen kemiğinin arkasına koy. Yavaşça öne eğil. Menteşede elinin altındaki yüzey şeklini büyük ölçüde koruyor. Katlanmada o yüzey yuvarlaklaşıyor ve elinin altında değişiyor.
İkinci araç duvar. Duvara sırtın dönük olacak şekilde, bir ayak boyu kadar önünde dur. Kalçanı geriye götürerek öne eğil. Menteşe oluyorsa kalçan duvara değiyor. Sadece öne bükülüyorsan kalçan yerinde kalıyor ve duvara hiç ulaşmıyor.
Üçüncü araç sopa. Bir süpürge sapını sırtına dikey olarak yasla; başının arkasına, sırtının üst kısmına ve leğen kemiğinin arkasına aynı anda değsin. Sopayı bir elinle boynunun arkasından, diğeriyle belinin hizasından tut. Şimdi öne eğil. Üç temas noktası da korunuyorsa menteşedesin. Bir nokta ayrıldığı anda omurga devreye girmiş demektir; ayrılmanın olduğu yer senin devir noktan.
Üçüncü araç en bilgi vereni çünkü sana sadece "oldu ya da olmadı" demiyor, nerede olduğunu da söylüyor.
Hangisi doğru
Şimdi dersin asıl tezine geliyoruz ve muhtemelen beklediğinden farklı.
Menteşe doğru, katlanma yanlış değil.
Omurga fleksiyonu normal bir hareket. Omurgan bunun için de yapılmış ve gün boyunca defalarca yapıyorsun. Ayakkabını bağlarken, arabaya binerken, yataktan kalkarken.
"Sırt asla yuvarlanmamalı" cümlesi fazla iddialı bir cümle.
Peki o zaman neden ayırt ediyoruz?
Üç sebep var.
Birincisi seçim. İki farklı hareketi ayırt edemiyorsan seçemiyorsun. Ayırt edebilen kişi ikisini de kullanabiliyor; edemeyen kişi hep aynısını yapıyor ve hangisi olduğunu bilmiyor.
İkincisi hedefleme. Belirli bir dokuyu çalıştırmak istiyorsan hangi eklemin hareket ettiği önemli. Menteşe ile katlanma farklı yerleri yüklüyor.
Üçüncüsü iletişim. "Kalçadan eğil" talimatı çok yaygın ve bu talimatı gerçekten uygulayamayan pek çok kişi var. Ayrımı bilmek, o talimatı anlaşılır kılıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Şimdi biraz inceltelim.
Birincisi: menteşe ile katlanma keskin iki kutup değil, bir yelpaze. Gerçek hayattaki her öne eğilmede ikisinden bir miktar var. Saf menteşe ve saf katlanma laboratuvar hâlleri; öğrenmek için ayrılıyorlar. Ayırt etme becerisi kazandığında yapacağın şey birini seçmek değil, oranı bilerek ayarlamak.
İkincisi: devir noktası sabit bir yer değil. Günden güne, ısındıkça, yük altında ve yük olmadan değişiyor. Bu yüzden sopa testini bir kez yapıp sonucu kalıcı bir bilgi gibi saklamak yanıltıcı. Ölçüm tekrarlanır ve dağılıma bakılır; Y1.01'deki değişkenlik ilkesi burada da geçerli.
Üçüncüsü: "kalçadan eğil" talimatı bazı kişilerde hiç işe yaramıyor ve sebebi ilginç. Talimat bir eylemi tarif ediyor ama o eylemi hiç yapmamış birinin zihninde karşılığı yok. Bu kişilerde işe yarayan şey talimat değil, kısıt: duvarın önünde durmak, sandalyeye oturmak, sopayı yaslamak. Kısıt hareketi kendiliğinden üretiyor ve kişi eylemi tarif duyarak değil yaparak öğreniyor.
Dördüncüsü ve en incesi: bu ders bir yasağı kaldırıyor ve bu, öğrettiği ayrımdan daha zor bir iş. "Sırtını yuvarlama" cümlesi çok yaygın ve pek çok kişi onu bir güvenlik kuralı olarak taşıyor. O cümleyi bırakmak, kişiyi dikkatsizliğe değil, seçime davet ediyor. Ama bir kuralı bırakmak yerine daha ince bir kural koymak insanlara zor geliyor; kural basit olduğu için tutuluyor. Burada yapılacak şey, kuralın yerine bir araç koymak. Sopa testi tam olarak bu.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: menteşe kalçadan, katlanma omurgadan olur.
İkisinde de kalça bükülür. Ayrım kalçanın çalışıp çalışmaması değil, omurganın katılıp katılmamasıdır. Bu yanlış anlaşıldığında kişi menteşe yaparken kalçayı zorlar ve asıl değişkeni, yani omurgayı, hiç kontrol etmez.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: sırt asla yuvarlanmamalı.
Omurga fleksiyonu normal bir eklem eylemidir ve gündelik hayatta kaçınılmazdır. Kanıt durumu bu kesinlikte bir yasağı desteklememektedir; belirleyici olan yük miktarı, tekrar ve hazırlıktır. Uygulanamayacak bir kural, uygulanan bir kural gibi davranmaz; sadece suçluluk üretir.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: menteşede ne kadar aşağı inersen o kadar iyi.
Menteşenin ölçüsü mesafe değil, üç temasın korunduğu aralıktır. Devir noktasını geçerek elleri yere yaklaştıran biri menteşe çalışmıyor, katlanıyor. Y1.27'deki ilkenin aynısı: ölçüt değiştirilemeyen bir şeyi değil, çalışılan şeyi ölçmelidir.
Yaygın yanlışDördüncü yanlış: kalçayı geriye itmek menteşenin talimatıdır.
Kalçanın geriye gitmesi bir denge sonucudur, bir eylem değil. Bilinçli olarak itmeye çalışmak hareketi kasar ve genellikle beli daha çok yükler. Doğru yönerge kalçaya değil gövdeye verilir: gövdenin öne gitmesine izin ver, kalça kendiliğinden gider.
Uygulama
Aklında kalsın
İki öne eğilme vardır ve ikisinde de kalça bükülür; ayrım omurganın katılıp katılmamasıdır.
Menteşede kalçanın geriye gitmesi bir talimat değil, karşı ağırlık gereğidir; gitmiyorsa menteşelenmiyorsun.
Devir noktası, leğen kemiğinin devrilmesinin durduğu yerdir; bir hata değil, bilinmesi gereken bir sınırdır ve kişiden kişiye değişir.
Üç araçla ayırt edilir: el, duvar ve sopa; sopa en bilgi verenidir çünkü nerede devredildiğini de söyler.
Katlanma yanlış değildir; öğretilen şey bir yasak değil, ikisini ayırt edip seçebilme becerisidir.
Sonraki derse köprü
Sopa testini yaparken çoğu kişide aynı şey oluyor. Aralık kısa çıkıyor ve kişi zorlanıyor. Sonra biri diyor ki: dizlerini biraz bük.
Aralık hemen açılıyor. Ve tam o anda kişinin yüzünde bir ifade beliriyor: bu hile mi?
Bir sonraki ders bu sorunun cevabı. Diz bükmenin neden bir taviz olmadığını, hangi mekanizmayla menteşeyi açtığını ve düz bacağın neden bir hedef olmadığını konuşacağız.