Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yön terimleri odaya göre değil, bedenin kendi başlangıç konumuna göre söylenir; anatomik konum bir duruş hedefi değil, bir ölçüm sıfırıdır.
Terimler çift olarak öğrenilir: ön ve arka, üst ve alt, iç ve dış, proksimal ve distal, yüzeyel ve derin.
Hiçbir terim mutlak değildir; her biri "neye göre" sorusunu bekler ve diz aynı anda hem proksimal hem distal olabilir.
İyi bir tarif bir yapı adı ve bir yön içerir; ikisinden biri eksikse cümle yoruma açıktır.
Adlandırmak anlamak değildir; terimler haritanın kendisi değil, harita üzerindeki isimlerdir.
Açılış sahnesi
Bir derste öğretmen şunu söylüyor: "Omzunu geriye çek."
Odada on beş kişi var ve en az dört farklı şey oluyor.
Biri kürek kemiklerini birbirine yaklaştırıyor. Biri göğsünü öne itiyor. Biri omzunu aşağı bastırıyor. Biri kolunu geriye götürüyor ve omzu olduğu yerde duruyor.
Dördü de talimatı duydu. Dördü de yerine getirdiğini düşünüyor.
Şimdi aynı talimatın başka bir hâlini duy: "Kürek kemiğini omurgana doğru kaydır."
Bu cümlede tahmin edilecek hiçbir şey kalmadı. Hangi kemik, hangi yöne, neye göre.
Bu ders o farkla ilgili. Bedenin bir haritası var ve o haritanın yön adları var. Adları öğrendiğinde iki şey oluyor: başkasının tarifini doğru anlıyorsun ve kendi gözlemini yazabiliyorsun.
Bu derste ne olacak
Önce neden bir başlangıç konumuna ihtiyaç olduğunu konuşacağız; her yön tarifi bir referans ister. Sonra anatomik konumu kuracağız ve orta hattı tanıyacaksın. Ardından yön terimlerini çiftler hâlinde açacağız, çünkü hiçbiri tek başına anlam taşımıyor. Sonra bu terimlerin göreli olduğunu, yani her zaman bir şeye göre söylendiğini göreceksin. On altı örnekle aynı hareketin belirsiz ve net tariflerini yan yana okuyacağız. Ders bittiğinde bedenindeki herhangi bir hareketi, kimsenin yorumlamasına gerek kalmayacak biçimde tarif edebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
"Yukarı" nerede?
Ayaktayken kolayca cevaplarsın. Peki sırtüstü yattığında yukarı neresi? Tavan mı, başının olduğu yön mü?
Şimdi kolun için sor. Kolunu yana açtın, avucun tavana bakıyor. Kolunu "yukarı" çevir dediğimde ne yapacaksın? Avucu daha da mı çevireceksin, kolu tavana doğru mu kaldıracaksın?
Sorun şu: yön kelimeleri odaya göre söylendiğinde, beden hareket ettikçe anlamları değişiyor.
Bunun çözümü basit ve dahice. Bedeni odadan koparıp kendi kendisinin referansı yapıyoruz. Yönler artık tavana ya da yere göre değil, bedenin kendi başlangıç konumuna göre söyleniyor.
Şimdi tuhaf gelen kısım: avuçların öne dönük olması. Kimse böyle durmaz. Ama bu bir duruş önerisi değil, bir sıfır noktası. Tıpkı bir cetvelin sıfırı gibi; orada durmanı beklemiyoruz, oradan ölçüyoruz.
Bunun pratikteki karşılığı şu: sırtüstü yatarken bile "yukarı" demiyoruz. Anatomik konumda başın olduğu yön neyse, beden nasıl durursa dursun o yön aynı adı taşıyor. Yattığında tavan artık "ön" oluyor, çünkü ayaktayken göğsünün baktığı yön oradaydı.
Bu tek fikir, bütün terim sisteminin taşıyıcısı.
Mekanizma
Orta hat ve iki taraf
Bedeni tam ortadan, burnundan göbeğine inen bir çizgiyle ikiye böl.
Bir şey orta hatta yaklaşıyorsa içe doğru gidiyordur, uzaklaşıyorsa dışa doğru. Bunun teknik adları var ve onları iki ders sonra öğreneceğiz; şimdilik yön yeterli.
Orta hattın pratik değeri şu: yogadaki hemen her denge hareketi, ağırlığın orta hatta göre nerede olduğuyla ilgili. Ve hemen her simetri tartışması bu çizgiye bakar.
Yön çiftleri
Yön terimleri tek tek ezberlenmez, çift olarak öğrenilir. Çünkü hiçbiri tek başına anlam taşımaz; her biri karşıtıyla birlikte bir eksen kurar.
Birinci çift: ön ve arka. Göğsünün baktığı taraf ön, sırtının baktığı taraf arka. Diz kapağı önde, topuk arkada.
İkinci çift: üst ve alt. Baş üstte, ayak altta. Omuz, dirseğe göre üstte.
Üçüncü çift: iç ve dış. Orta hatta yakın olan içte, uzak olan dışta. Ayak başparmağı içte, serçe parmağı dışta.
Dördüncü çift gövdeye değil, kol ve bacağa özgü.
Bu çift neden ayrı var? Çünkü kolunu kaldırdığında "üst" ve "alt" ters döner ama proksimal ve distal dönmez. Omuz her zaman dirseğe göre proksimaldir; kolun nerede olduğu fark etmez. Uzuvlar hareket ettiği için kendi referanslarını taşımaları gerekiyor.
Beşinci çift derinlikle ilgili: yüzeyel ve derin. Cilde yakın olan yüzeyel, içeride kalan derin. Bu ayrım kas tabakalarından söz ederken işe yarar.
Terimler görelidir
Şimdi en çok atlanan noktaya gelelim.
Hiçbir yön terimi mutlak değildir. Her biri "neye göre" sorusunu bekler.
Diz, kalçaya göre distaldir ama ayak bileğine göre proksimaldir. Aynı diz, aynı anda hem uzak hem yakın. Çelişki yok; sadece iki farklı karşılaştırma var.
Bu yüzden iyi bir tarif her zaman iki şeyi içerir: hangi yapı ve neye göre. "Kürek kemiğini aşağı kaydır" eksik bir tariftir; "kürek kemiğini kaburgalar üzerinde aşağı, yani kalçana doğru kaydır" tamdır.
Neden yogada işe yarar
Bu terimler bir anatomi sınavı için değil, üç somut iş için öğreniliyor.
Birincisi talimat anlamak. Bir yönerge duyduğunda hangi yapının nereye gideceğini tahmin etmiyorsun.
İkincisi kendi gözlemini yazmak. Önceki derste gözlem kaydı tutmayı öğrendin. "Bir şeyler tuhaftı" yazılamaz; "sol kürek kemiğim sağa göre daha dışta duruyor" yazılabilir.
Üçüncüsü profesyonelle konuşmak. Bir hekime ya da fizyoterapiste gittiğinde "burası ağrıyor" demekle "dizimin iç tarafında, kapağın hemen altında" demek arasında büyük fark var.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Şimdi biraz inceltelim.
Anatomik konumu bir sıfır noktası olarak anlattım. İşin aslı, bu sistemin bir bedeli var: bedeni hareketsiz bir referansa bağlayarak tarif ediyoruz ama beden hareket hâlinde. Bir pozun ortasındayken hangi yönün "ön" olduğunu düşünmek zorunda kalmak, dikkati hareketten alır. Bu yüzden terimler hareket sırasında değil, hareketten önce ve sonra kullanılır. Planlarken ve kaydederken terim; yaparken his.
İkinci nüans: aynı yapı için birden fazla doğru tarif olabilir. "Kürek kemiğini omurgaya doğru kaydır" ile "kürek kemiğini içe doğru kaydır" aynı şeyi söyler. Terim sisteminin amacı tek doğru cümleyi dayatmak değil, belirsizliği kaldırmak. Bir tarif belirsizlik bırakmıyorsa doğrudur.
Üçüncüsü, terimlerin yanlış bir kesinlik hissi üretmesi. Bir hareketi doğru adlandırmak, o hareketi anladığın anlamına gelmez. "Kalça fleksiyonu" diyebilmek, kalçanın o harekette ne yaptığını bilmek değildir. Adlandırma bir başlangıçtır; bir sonraki üç ders bu adların altındaki mekanizmayı açacak.
Dördüncüsü ve en incesi: yön terimleri yogadaki geleneksel beden dilinin yerine geçmez. İnce beden haritalarındaki merkezler ve kanallar bu koordinat sisteminde yer almaz ve almaları da beklenmez; onlar başka türden bir dilin parçası. İkisini aynı cümlede karıştırmak, bu kursun en çok kaçındığı hatadır. Bir kavramın hangi dile ait olduğunu bilmek, o kavramı doğru kullanmanın ön koşulu.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirinci yanlış: anatomik konum ideal duruştur.
Değildir. Avuçları öne dönük ayakta durmak kimseye önerilmiyor; bu bir ölçüm başlangıcı, bir duruş hedefi değil. "Daha anatomik dur" diye bir şey yoktur ve bu cümleyi duyduğunda terimin yanlış kullanıldığını bilirsin.
Yaygın yanlışİkinci yanlış: yön terimleri odaya göredir.
Beden hareket ettikçe oda referansı bozulur. Sırtüstü yatan biri için tavan "yukarı" değildir; anatomik konumda göğsün baktığı yön neresiyse orası hep "ön" kalır. Bu ayrım özellikle yatarak yapılan çalışmalarda tarifleri kurtarır.
Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: yeterince terim bilirsem hareketi anlarım.
Adlandırma ile anlama farklı şeylerdir. Bir hareketin adını bilmek onu tarif etmeni sağlar; nasıl çalıştığını, hangi yapıların katkı verdiğini ve senin bedeninde neden farklı çıktığını sonraki dersler açacak. Terim listesi ezberleyip orada durmak, haritayı okuyup yola çıkmamaktır.
Yaygın yanlışDördüncü yanlış: sağ ve sol her zaman açıktır.
Yoga derslerinde sağ ve sol, öğrencinin kendi sağı ve soludur; öğretmenin ya da ekranın değil. Karşıdan gösteren bir video izlerken bu ters döner ve pek çok kişi farkında olmadan hep aynı tarafı çalışır. Kayıt tutarken hangi tarafın hangisi olduğunu bir kez netleştirmek, haftalarca sürecek bir karışıklığı önler.
Uygulama
Aklında kalsın
Yön terimleri odaya göre değil, bedenin kendi başlangıç konumuna göre söylenir; anatomik konum bir duruş hedefi değil, bir ölçüm sıfırıdır.
Terimler çift olarak öğrenilir: ön ve arka, üst ve alt, iç ve dış, proksimal ve distal, yüzeyel ve derin.
Hiçbir terim mutlak değildir; her biri "neye göre" sorusunu bekler ve diz aynı anda hem proksimal hem distal olabilir.
İyi bir tarif bir yapı adı ve bir yön içerir; ikisinden biri eksikse cümle yoruma açıktır.
Adlandırmak anlamak değildir; terimler haritanın kendisi değil, harita üzerindeki isimlerdir.
Sonraki derse köprü
Artık yönleri adlandırabiliyorsun. Ama hareket bir yönde değil, bir düzlemde olur. Sonraki üç derste bedenin hareket ettiği üç düzlemi tek tek açacağız. İlki, yoganın en çok zaman geçirdiği ve tam da bu yüzden en çok dengesizleştiği düzlem: sagittal.