İçeriğe geç

Y1.02·Başlangıç değerlendirmesi ve kişisel amaç

“Esnek olmak” neden iyi bir kurs hedefi değildir?

sıfırdan ileri2.103 kelime16 uygulama örneği≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Esneklik tek bir şey değil; en az dört ayrı şeyi aynı torbaya koyan gündelik bir kelimedir ve bu yüzden hedef olarak ölçülemez.

Hareketi durduran şey her zaman kas değildir; sinir sistemi, bağ dokusu ve kemik yapısı da sınır koyar ve sonuncusu antrenmanla değişmez.

Ulaşabildiğin aralık ile kontrol edebildiğin aralık farklıdır; bu kursta hedef ikincisidir.

Aynı hedef iki kişide ters yönü gösterebilir; hipermobil bir kişinin ihtiyacı genellikle daha fazla açıklık değil, daha fazla kontroldür.

İyi hedef bir eylem, bir koşul ve bir süre içerir; "esnek olmak" bunların hiçbirini taşımaz.

Açılış sahnesi

İki kişi aynı derse geliyor. İkisi de öne katlanıyor.

Birincinin parmakları yere değiyor. İkincinin parmakları dizlerinin hemen altında duruyor.

Odadaki herkesin kafasında aynı cümle kuruluyor: birinci esnek, ikinci değil.

Şimdi ikisine de tek bir şey sor. "Bu pozdan çıkarken kendini nasıl hissediyorsun?"

Birincisi diyor ki: "Belimde bir çekilme var, birkaç saat sürüyor." İkincisi diyor ki: "Hiçbir şey, sadece bacak arkam çalıştı."

Kim daha iyi durumda?

Cevap görüntüde değil. Ve bu dersin tamamı, o cevabın neden görüntüde olmadığıyla ilgili.

Bu derste ne olacak

Önce "esneklik" kelimesinin içini açacağız; tek bir şeyi değil en az dört farklı şeyi kastettiğini göreceksin. Sonra hareket açıklığının neyle sınırlandığını konuşacağız ve bunun herkeste aynı olmadığını, bazı sınırların çalışmayla değişmediğini öğreneceksin. Ardından esneklik ile kararlılığın neden birlikte düşünülmesi gerektiğini, tek başına açıklığın neden bazı bedenlerde riski artırdığını göreceğiz. Sonra on altı örnekle aynı hedefin farklı kişilerde nasıl farklı sonuç ürettiğini okuyacağız. Ders bittiğinde "esnek olmak" cümlesini, kendi bedenine uyan, ölçülebilir ve güvenli bir hedefe çevirebiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir lastik bant düşün. Çektiğinde uzuyor, bıraktığında geri geliyor. Esneklik dediğimizde çoğumuzun kafasında bu resim var.

Şimdi resmi bozalım.

Bedeninde bir hareketi durduran şey bir lastiğin gerilme sınırı değil. Kolunu yukarı kaldırdığında onu bir yerde durduran şeyler var ve bunlar birbirinden çok farklı türden şeyler.

Bazen bir kas gerilir ve daha fazla uzamaz. Bazen iki kemik birbirine dayanır ve hareket fiziksel olarak biter. Bazen eklemi saran bağ dokusu izin vermez. Ve çok sık olarak, hiçbiri olmadan sinir sistemin "burası yeterli" der ve kasları hafifçe kasar.

Bu sonuncusu şaşırtıcı gelebilir ama en yaygın olanıdır. Hareketin çoğu zaman dokunun uzayabildiği yerde değil, bedeninin güvenli bulduğu yerde durur.

Şimdi buna bir isim verelim.

Sorun tam burada. Bir hedefi tek kelimeyle koyduğunda ve o kelime dört ayrı şeyi kastediyorsa, o hedefe ulaşıp ulaşmadığını hiçbir zaman bilemezsin. Ölçemediğin bir hedef, hedef değil dilektir.

Ama asıl mesele ölçülebilirlik bile değil. Asıl mesele şu: bu dört şeyin bazıları senin bedeninde değişebilir, bazıları değişemez. Ve hangisinin hangisi olduğunu bilmeden çalışmak, kapalı bir kapıyı itmeye devam etmektir.

Mekanizma

Hareketi durduran dört şey

Hareket açıklığını sınırlayan şeyleri dört başlıkta toplayalım. Sırayla gidiyoruz çünkü ilki en değişken, sonuncusu hiç değişmez.

Birincisi sinir sistemi kaynaklı sınır. Bedenin bir hareketi tanımadığında ya da tehdit olarak okuduğunda, ilgili kasları hafifçe kasar ve seni durdurur. Bu koruma refleksidir. En hızlı değişen sınır budur; bazen tek bir seansta gevşer, çünkü değişen doku değil, bedenin o harekete güveni olur.

İkincisi kas uzunluğu ve tonusu. Kas, alışkın olduğu boyda çalışmaya ayarlanır. Düzenli olarak uzun boyda yüklenen bir kas zamanla o boyda çalışmayı öğrenir. Bu haftalar ve aylar alır.

Üçüncüsü eklemi saran bağ dokusu, yani eklem kapsülü ve bağlar. Bunlar çok yavaş değişir ve bazı bölgelerde neredeyse hiç değişmez. Değişmelerini istemediğimiz durumlar da vardır; onlar eklemi bir arada tutan yapılardır.

Dördüncüsü kemik yapısı. İki kemik yüzeyi birbirine dayandığında hareket biter. Burada esneme diye bir şey yoktur.

Bu son cümleyi bir daha oku. Çünkü yoga alanında en çok zarar veren inançlardan biri, herkesin yeterince çalışırsa aynı şekle ulaşabileceği inancıdır. Ulaşamaz. Ve ulaşmaya çalışmak, kemik sınırına dayanmış bir eklemi zorlamak demektir; o zorlama eklemin kendisine değil, çevresindeki yumuşak dokuya biner.

Neden tek başına açıklık yeterli değil

Şimdi ikinci büyük fikre geçelim.

Hareket açıklığı bir kapasitedir. Ama kapasiteyi kullanabilmek başka bir şeydir.

İkisi arasındaki fark önemlidir. Pasif açıklığın çok, aktif açıklığın az ise, kontrol edemediğin bir aralığa girebiliyorsun demektir. O aralıkta eklemi tutan aktif destek zayıftır.

Bir merdiven düşün. Beş basamak çıkabiliyorsun ama son iki basamakta tırabzana asılıyorsun. O iki basamak senin değil, tırabzanın. Yoga pozlarında tırabzan yer çekimidir; seni aşağı çeker ve sen oraya kendi kontrolünle inmemişsindir.

Hipermobilite: fazlanın az olduğu durum

Bazı insanlarda hareket açıklığı doğuştan yüksektir.

Hipermobil bir kişi ilk derste çoğu pozu "başarır". Görünür ölçüte göre ileri seviyededir. Ama bu kişilerde asıl ihtiyaç genellikle daha fazla açıklık değil, daha fazla kontrol ve dayanıklılıktır.

Bu kişilere "esnek ol" hedefi vermek, zaten fazla olan şeyi artırmaya çalışmaktır. Eksik olanı, yani eklemi aralığın içinde tutabilme becerisini büsbütün ihmal eder.

Buradan çıkan sonuç şu: aynı hedef iki kişide tam ters yönü işaret edebilir. Bu yüzden hedef kişiye göre yazılmalıdır ve bu ders sana onu yazdıracak.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Şimdi az önce söylediklerimi biraz inceltelim.

Hareketi durduran dört sınırı ayrı ayrı anlattım. Gerçekte bunlar tek tek çalışmaz; bir hareketin sınırı genellikle birkaçının birleşimidir ve hangisinin baskın olduğu aralık boyunca değişir. Hareketin başında sinir sistemi, ortasında kas uzunluğu, sonunda kemik uyumu belirleyici olabilir. Bu yüzden "benim sınırım şudur" demek çoğu zaman fazla kesin bir cümledir.

İkinci nüans, hızla ilgili. İlk haftalarda görülen kazanımın büyük kısmı doku değişimi değil, sinir sisteminin harekete alışmasıdır. Bu kötü bir şey değil; gerçek ve kullanışlı bir kazanımdır. Ama kalıcılığı, sürdürüp sürdürmemene bağlıdır ve doku uyumundan daha çabuk geri döner.

Üçüncüsü: gerilme hissi ile yaklaşan sınır aynı şey değildir. Bazı insanlar erken ve şiddetli gerilme hisseder, bazıları sınıra çok yaklaşana kadar az hisseder. İkinci grup daha "dayanıklı" değildir; yalnızca uyarıyı geç alır ve bu bir avantaj değil, dikkat gerektiren bir durumdur.

Dördüncüsü ve en incesi: esneklik çalışmasının en büyük faydası çoğu zaman esneklik değildir. Düzenli olarak eklemini tam aralığında hareket ettiren biri, o aralığa güven kazanır. Sabah yataktan kalkarken duraksamamak, eğilirken tereddüt etmemek buradan gelir ve hiçbir mesafe ölçümüne yansımaz.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBirinci yanlış: yeterince çalışırsan herkes aynı pozu yapabilir.
Doğrusu

Yapamaz. Kalça ve omuz eklemlerinin kemik yapısı kişiden kişiye belirgin biçimde farklıdır ve bu fark antrenmanla değişmez. Bir pozun "tam hâli" diye gösterilen şekil, o şekli yapan kişinin anatomisiyle uyumlu olduğu için öyle görünür. Hedef şekle ulaşmak değil, o şeklin hizmet ettiği harekete kendi bedeninde ulaşmaktır.

Yaygın yanlışİkinci yanlış: acı ne kadar çoksa kazanım o kadar çok.
Doğrusu

Bu inanç, gerilme hissini bir dozaj göstergesi sanmaktan doğuyor. Oysa his ile doku üzerindeki gerçek yük arasındaki ilişki güvenilir değildir; aynı mesafede aynı kişi farklı günlerde çok farklı şiddette hissedebilir. Hissi kovalamak, ölçüyü kaybetmenin en hızlı yoludur.

Yaygın yanlışÜçüncü yanlış: esneklik sakatlıktan korur.
Doğrusu

Bu cümle sık tekrarlanır ama olduğu gibi doğru değildir. Aşırı açıklık, onu taşıyacak kuvvet ve kontrol olmadan, koruma sağlamaz; bazı bağlamlarda tersini yapabilir. Koruyucu olan şey açıklığın kendisi değil, kullanılabilir ve kontrol edilebilir bir aralıktır.

Yaygın yanlışDördüncü yanlış: hipermobil olmak avantajdır.
Doğrusu

Bir özelliktir. Bazı hareketleri kolaylaştırır, bazı riskleri artırır. Hipermobil bir kişide iyi bir program genellikle daha fazla açıklık değil, daha fazla kuvvet, kontrol ve aralığın içinde kalma çalışması içerir. Bu kişilere standart esneme programı vermek, ihtiyacın tam tersini vermektir.

Uygulama

Aklında kalsın

Esneklik tek bir şey değil; en az dört ayrı şeyi aynı torbaya koyan gündelik bir kelimedir ve bu yüzden hedef olarak ölçülemez.

Hareketi durduran şey her zaman kas değildir; sinir sistemi, bağ dokusu ve kemik yapısı da sınır koyar ve sonuncusu antrenmanla değişmez.

Ulaşabildiğin aralık ile kontrol edebildiğin aralık farklıdır; bu kursta hedef ikincisidir.

Aynı hedef iki kişide ters yönü gösterebilir; hipermobil bir kişinin ihtiyacı genellikle daha fazla açıklık değil, daha fazla kontroldür.

İyi hedef bir eylem, bir koşul ve bir süre içerir; "esnek olmak" bunların hiçbirini taşımaz.

Sonraki derse köprü

Elinde artık ölçülebilir bir hedef cümlesi var. Ama bir hedefin tutması için tek başına ölçülebilir olması yetmiyor; onu her gün ne yapacağına çeviren bir yapı gerekiyor. Sonraki derste hedefi üçe ayıracağız: sonuç hedefi, süreç hedefi ve davranış hedefi. Ve hangisinin gerçekten takvime yazılabildiğini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.