sıfırdan ileri·1.973 kelime·16 yaratıcı örnek·2 karşı örnek·≈ 13 dk
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İz envanteri, yöntemlerin hafızadan değil son işlerin kayıtlarından çıkarılan dökümüdür; izi bulunamayan yöntem envantere girmez. Raf yöntemi bilinen ama gerçek işlerde izi bulunmayan yöntemdir; rafta durur, kutuda değil. Adsız yöntem kişinin kendi bulduğu ve tekrar tekrar kullandığı çalışma yoludur; envantere girebilmesi için önce bir ad alır. Ödünç yöntem kişinin kayıtlarında görünen ama bir ekibin ya da kurumun alışkanlığından gelen yöntemdir ve kişi o ortamdan ayrıldığında yanında gelmeyebilir. Envanterin ilk okuması bir yargı değil bir tablodur: sıklık, verdiği şey ve son kullanım ayrı sütunlarda durur.
Açılış
Açılış sahnesi
Sergi komitesi dağıldıktan iki ay sonra genç fotoğrafçı yeni bir işe başladı: mahallenin eski esnafını, kapanmadan önce dükkânlarında fotoğraflayıp küçük bir kitap yapmak. İlk akşam masasına oturdu ve kendine bir yol haritası çıkarmak istedi. Önce bildiği yöntemleri yazdı. Liste çabucak uzadı: beyin fırtınası, sessiz yazma turu, zorunlu bağlantı, morfolojik matris, rol değiştirme, benzetme, eskiz dizisi, kâğıt prototip, soğuk okuma. Yirmi üç madde oldu. Liste ona bir şey söylemiyordu. Bu yöntemlerin hepsini bir yerde öğrenmişti, ama sergi boyunca hangilerini gerçekten kullandığını, hangilerinin ona bir şey verdiğini hatırlamaya çalışınca emin olamadı. Masanın kenarında sergi döneminden kalan iki defter, telefonunda yüzlerce not ve ortak belgenin eski sürümleri duruyordu. Listeyi bir kenara koydu ve defterlerden birini açtı.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
Bu seviyenin birinci modülünde on bir üretim yöntemi tek tek görülmüş, yöntem karşılığıyla da her birinin ne verdiği ayrılmıştı. Sonraki modüller araştırmaya, kısıta, prototipe, geri bildirime, tempoya, iş birliğine ve anlatmaya yeni yöntemler ekledi. Bu modül bu yöntemlerin kişide ne olarak kaldığına bakıyor: bir kişinin araç kutusu. İlk ders kutunun içini saymaya ayrılmış. Önce envanterin hafızadan değil kayıttan çıkarılmasına ve bilinen ama kullanılmayan yöntemlere bakacağız. Ardından adı konmamış ama sürekli kullanılan yöntemleri ve kişinin kendi seçmediği, ortamdan gelen yöntemleri ayıracağız. Son bölüm envanterin nasıl okunacağına ayrılıyor.
Aşağıdaki örnekler kurgudur.
Sıfır noktası — iz envanteri ve raf yöntemi
Bir kişiye hangi yöntemleri kullandığı sorulduğunda iki tür liste çıkar. Birincisi bildiği yöntemlerin listesidir: bir kursta, bir kitapta, bir toplantıda öğrendikleri. İkincisi kullandığını sandığı yöntemlerin listesidir: en çok sevdiği, en çok anlattığı, en son denediği. İkisi de kişinin işlerinde gerçekten ne yaptığını göstermez.
Envanteri kayıttan çıkarınca bir şey daha görünür: bilinen yöntemlerin bir kısmının hiçbir izi yoktur. Kişi bu yöntemleri öğrenmiştir, anlatabilir, belki bir alıştırmada denemiştir, ama gerçek bir işte hiç kullanmamıştır.
Mekanizma — adsız yöntem ve ödünç yöntem
İz envanteri, listede olmayan yöntemleri de ortaya çıkarır. Bunların bir kısmının adı yoktur; kişi onları hiçbir kursta öğrenmemiştir, kendi kendine bulmuştur ve bir yöntem olarak düşünmez.
İz envanteri bir şeyi daha gösterir: kayıtta izi bulunan her yöntem kişinin kendi seçimi değildir. Bir ekipte çalışan biri, ekibin alışkanlığı olan bir yöntemi her işte kullanmış olabilir; bir kurum her projede aynı şablonu istemiş olabilir. Bu yöntemlerin izi kişinin kayıtlarında görünür, ama kişi yalnız çalışırken onlara hiç uzanmayabilir.
İleri katman
Usta katmanı — envanteri okumak
Bir envanter çıkarıldığında elde bir liste olur. Liste kendiliğinden bir şey söylemez; nasıl okunduğu, ondan neyin çıkacağını belirler. En sık yapılan okuma, yöntemleri iyi ve kötü diye ayırmaktır. Oysa envanterin ilk okuması bir yargı değil, bir tablodur.
Yöntemin bir sınırı var. İz envanteri yalnız iz bırakan yöntemleri görür; kişinin kafasında yaptığı, hiçbir kayda geçmeyen düşünme yolları, örneğin bir sorunu akşam çay içerken aklından geçirmek ya da bir işi yürürken zihninde çevirmek, kayıtlarda görünmez. Bu yöntemler ancak kişi kendine dikkatle baktığında envantere girer ve orada hafızaya dayanırlar. Bir de kayıt tutmayan biri için iz envanteri zayıf kalır; ilk envanter eksik çıkar ve gerçek envanter ancak bundan sonra tutulan kayıtlarla kurulur.
Yanılgılar
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Hangi yöntemleri kullandığımı biliyorum."
Doğrusu
Hafıza, kişinin sevdiği, anlattığı ve en son denediği yöntemleri öne çıkarır. Kayıttan çıkan envanter çoğu zaman hafızadan çıkan listeden farklıdır.
Yaygın yanlış"Bir yöntemi öğrendiysem araç kutumdadır."
Doğrusu
Öğrenilmiş ama gerçek bir işte hiç kullanılmamış bir yöntem raftadır. İhtiyaç anında ona güvenmek, onu ilk kez en zor koşulda denemek demektir.
Yaygın yanlış"Adı olmayan şey bir yöntem değildir, alışkanlıktır."
Doğrusu
Kişinin kendi bulduğu ve tekrar tekrar kullandığı çalışma yolları çoğu zaman en çok iş gören yöntemleridir. Adları olmadığı için listelerde görünmezler.
Yaygın yanlış"En sık kullandığım yöntem en iyi yöntemimdir."
Doğrusu
Sıklık ile bir yöntemin verdiği şey ayrı sütunlardır. Ayrıca sık kullanılan bir yöntem, kişinin seçimi değil ortamın alışkanlığı olabilir.
Özet
Aklında kalsın
İz envanteri, yöntemlerin hafızadan değil son işlerin kayıtlarından çıkarılan dökümüdür; izi bulunamayan yöntem envantere girmez. Raf yöntemi bilinen ama gerçek işlerde izi bulunmayan yöntemdir; rafta durur, kutuda değil. Adsız yöntem kişinin kendi bulduğu ve tekrar tekrar kullandığı çalışma yoludur; envantere girebilmesi için önce bir ad alır. Ödünç yöntem kişinin kayıtlarında görünen ama bir ekibin ya da kurumun alışkanlığından gelen yöntemdir ve kişi o ortamdan ayrıldığında yanında gelmeyebilir. Envanterin ilk okuması bir yargı değil bir tablodur: sıklık, verdiği şey ve son kullanım ayrı sütunlarda durur.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Esnaf kitabının ikinci haftasında genç fotoğrafçı envanterinden bir yöntem seçti: yerden bakış. Sergide dokuz kez işe yaramıştı. Yaşlı bir terzinin dükkânında çektiği kırk fotoğrafı yere dizdi ve sandalyenin üstünden baktı. Bu kez hiçbir şey netleşmedi; fotoğraflar birbirine çok benziyordu ve yukarıdan bakmak aradaki küçük farkları daha da siliyordu. Aynı yöntem bir işte seçimi açmış, ötekinde kapatmıştı. Envanter hangi yöntemlerin elde olduğunu gösteriyordu, ama hangisinin hangi durumda işe yarayacağını göstermiyordu. Bir yöntemi bir duruma ne eşleştirir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.